Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette «Sen o nî'mete nankörlük ettin, kibirlilik ettin, o nî'meti göndereni unuttun» nükresini tafsîl eder. Cenâbı Hak Nahl Sûresi 112. âyette güven, ve huzûr içinde olan bir kasabayı misâl vermektedir. Her taraftan bolca rızık gelen bu beldenin halkı, Allâh'ın nî'metlerine nankörlük etmiştir. Bunun üzerine Allâh, yaptıklarına karşılık onlara açlık, ve korku belâsını tattırmıştır. Bu ilâhî kānun yalnızca geçmiş ümmetlere mahsus değildir; aynı kâide bugünkü ümmet için de geçerlidir. Her yerden bolca rızık gelirken müslümânlar bu nî'metlere nankörlük ederlerse, aynı âkıbetle karşılaşmaları kaçınılmazdır. Buradaki «küfür» kelimesi, inkâr değil nankörlük mânâsındadır. Nî'metin asıl tehlikesi, kişiyi kibre, ve gaflete sürüklemesidir. İnsân, kendisine verilen rızık bollaştığında nî'meti göndereni unutur; kendisini müstağnî görmeye başlar. Hâlbuki her nî'met bir imtihândır. Allâh, kulunu nî'metle de belâ ile de sınar. Cenâbı Hak buyurmuştur: «Eğer şükrederseniz elbette size nî'metimi arttırırım; eğer nankörlük ederseniz, azâbım çok şiddetlidir» (İbrâhîm 14/7).
Nahl 112: Güvenli Kasaba Misâli
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: Cenâbı Hak Nahl Sûresi 112. âyette güven, ve huzûr içinde olan bir kasabayı misâl vermektedir. Her taraftan bolca rızık gelen bu beldenin halkı, Allâh'ın nî'metlerine nankörlük etmiştir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Allâh güven, ve huzûr içinde olan bir kasabayı misâl verir; her tarafından oraya rızkı bolca geliyordu; Allâh'ın nî'metlerine nankörlük etti; Allâh da onlara, yaptıklarına karşılık olarak açlık, ve korku belâsını tattırdı» (Nahl 16/112) buyurmuştur.
İlâhî Kanunun Devâmı
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî kāideyi tafsîl eder: bu ilâhî kānun yalnızca geçmiş ümmetlere mahsus değildir. Aynı kâide bugünkü ümmet için de geçerlidir. Her yerden bolca rızık gelirken müslümânlar bu nî'metlere nankörlük ederlerse, aynı âkıbetle karşılaşmaları kaçınılmazdır. Buradaki «küfür» kelimesi, inkâr değil nankörlük mânâsındadır.
Nî'metin Tehlikesi: Kibir ve Gaflet
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî tahlîli tafsîl eder: nî'metin asıl tehlikesi, kişiyi kibre, ve gaflete sürüklemesidir. İnsân, kendisine verilen rızık bollaştığında nî'meti göndereni unutur, kendisini müstağnî görmeye başlar. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Hayır! İnsân muhakkak azar; kendisini müstağnî gördüğü için» ('Alak 96/6-7) buyurmuştur.
Nî'met İmtihândır
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî hakîkati tafsîl eder: hâlbuki her nî'met bir imtihândır. Allâh kulunu nî'metle de belâ ile de sınar. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «O Süleymân'ın yanına bunu yerleştirdiği vakit, dedi ki: 'Bu Rabbimin lutfundandır; beni denemek için ki, şükür mü ediyorum, yoksa nankörlük mü ediyorum'» (Neml 27/40) buyurmuştur. Hz. Süleymân aleyhisselâm bütün dünyâ saltanatına sâhip iken bile bu nî'meti bir imtihân olarak görmüştür.
Nankörlük: Hamd-Şükür-Zekât İhmâli
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manevî kâideyi tafsîl eder: nî'mete nankörlük etmek; hamd etmemek, şükür vazîfesini ihmâl etmek, fakîrfukarânın hakkını vermemek, ve nî'meti isrâf etmektir. Bunların her biri, ilâhî gazâbı celb eden davranışlardır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Yiyin, için, ama isrâf etmeyin; çünki Allâh isrâf edenleri sevmez» (A'râf 7/31) buyurmuştur.
Şükür: Nî'metin Bereketi
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'mînin görevini tafsîl eder: Cenâbı Hak İbrâhîm Sûresi'nde buyurmuştur: «Eğer şükrederseniz elbette size nî'metimi arttırırım; eğer nankörlük ederseniz azâbım çok şiddetlidir» (İbrâhîm 14/7). Şükür, nî'metin devâmının, ve artmasının yegâne şartıdır. Nî'mete şükredildiğinde bereket artar; nankörlük edildiğinde ise bereket kalkar, yerine darlık, ve sıkıntı gelir. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni nî'metleri tanımaya, ve hamdşükür ile nî'meti göndereni unutmamaya yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Nahl 16/112, 53; İbrâhîm 14/7; 'Alak 96/6-7; Neml 27/40; A'râf 7/31; Tekâsür 102/8; Bakara 2/152.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'r-Rikāk.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'z-Zühd.
- Süneni Ebû Dâvûd.
- Süneni Tirmizî.
- Süneni Nesâî.
- Süneni İbn Mâce.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Şükür ve sabır bahsi.
- İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, Nahl 112 ve İbrâhîm 7 tefsîri.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Kibir ve Tevâzu Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet Nahl 112 güvenli kasaba misâlini, ilâhî kānunun bugün için de geçerli olduğunu, nî'metin tehlikesinin kibir ve gaflet olduğunu, nî'metin imtihân olduğunu, nankörlüğün hamdşükürzekât ihmâli olduğunu, ve şükrün nî'metin bereketi olduğunu tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Kibir ve Tevâzu Sohbetleri