Rûh — Allâh’ı Tanımak, Bilmek, Her Şeyden Fazla Sevmek İçin
Rûh, Allâh’ı tanımak, bilmek ve her şeyden daha fazla sevmek için yaratılmıştır. Bu, rûhun yaratılış gâyesidir. Beden dünyâ için, rûh Allâh için. Beden geçici, rûh kalıcı. Mü’min rûhunu Allâh ile beslemeli; aksi takdirde rûhu açlığa ölür. Modern insan bedeni besler ama rûhu ihmâl eder; çünkü rûhun var olduğunu unutmuş.
Rûh — İlâhî Tarafımız
Rûh insanın ilâhî tarafıdır. «Sonra ona şeklini verip rûhumdan üfledim» (Sâd 72) — Allâh’ın kelâmı. Rûh Allâh’tan; bu yüzden Allâh’a dönüşü vazîfedir. Beden topraktan; topraktan geldi, toprağa gider. Rûh ise yukarıdan; yukarıya dönmek için yaratılmış.
Tanımak — Mârifetullâh
Rûhun birinci vazîfesi Allâh’ı tanımak — mârifetullâh. Sâdece varlığını bilmek değil; sıfâtlarını tanımak; isimlerini öğrenmek; tecellîlerini görmek. Bu tanışma sürekli. Cennet hayâtında bile sürer. Mü’min rûhunu mârifetullâhla beslemeli; bilgiyle, tefekkürle, ibâdetle.
Bilmek — İlim
Rûhun ikinci vazîfesi Allâh’ı bilmektir — ilm. İlim sâdece akıl ile değil; kalp ile de. Kur’ân okumak, sünnet öğrenmek, dînî bilgi edinmek — bunlar ilim. Bu ilim rûhu besler. İlimsiz rûh aç; ilim ile beslenmiş rûh güçlü. Mü’min ömür boyu ilim öğrenmeli.
Sevmek — Her Şeyden Fazla
Rûhun üçüncü ve en yüksek vazîfesi Allâh’ı her şeyden fazla sevmektir. Bu, mârifetullâhın ve ilmin sonucudur. Tanıyıp bilen rûh — sever. Sevmeyen rûh — tam tanımamış demektir. Bu sevgi her şeyden fazla olmalı; sıralamada birinci. Bu, rûhun en yüksek meyvesi.
Beden ve Rûh — İki Vazîfe
Beden ve rûhun iki ayrı vazîfesi var. Beden dünyâda çalışmak, üretmek, aile geçindirmek için. Rûh Allâh’ı tanımak, bilmek, sevmek için. Mü’min her iki vazîfeyi de yerine getirir. Sâdece bedeni besler — rûhu aç. Sâdece rûhu besler — bedeni perişân. İkisini dengeli besler.
Modern İnsan — Rûhu Unutuyor
Modern insan rûhu unutuyor. Sâdece bedeni biliyor; rûh kavramını reddediyor veya ihmâl ediyor. Bu yüzden modern hayât anlamsız; mutsuz; eksik. Çünkü rûh aç. Mü’min bu hataya düşmemeli; rûhunu da beslemeli. Tasavvuf rûhu beslemenin yolu.
Niyâz — Rûhu Beslenmiş Bir Mü’min
Niyâz: «Yâ Rab, rûhumu yaratılış gâyesine uygun yaşamamı nasîb et. Seni tanımak, bilmek, her şeyden fazla sevmek — bu üç vazîfeyi yerine getirmemi nasîb et. Bedenimi beslerken rûhumu da unutturma. Mârifetullâh, ilim ve sevgi ile rûhumu doyur.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi rûhu beslenmiş mü’minler eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Rûh, Mârifet, Sevgi. → Tasavvuf Sözlüğü