Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Fıkıh ·

r HByVVQE Müslümanlar tefsir,akaid,hadis, fıkıh okumadıkları için bozukluk devam ediyor

r HByVVQE Müslümanlar tefsir,akaid,hadis, fıkıh okumadıkları için bozukluk devam ediyor. Mustafa Özbağ Efendi sohbetlerinden — Fıkıh.


Mustafa Özbağ Efendi bu uzun sohbette Müslümanların tefsîr, akâid, hadîs, ve fıkıh okumamalarının yol açtığı manevî tahrîbâtı tafsîlen tetkîk eder. Taberî tefsîri selefin sözlerine ağırlık verir, hadîse ağırlık verir, kelâma değil; bu uslûb mü'mîni hatâya, yanlışa, ve boşluğa düşürmez. Bir kimse fıkhını sağlam tutar, akâidini de fıkhın içinde sağlam tutar, hadîs ve tefsîri de eklerse, dört direk de sağlam olur. Lâkin günümüzün yeni Müslüman nesli böyle durmuyor: fıkıh okumuyorlar, akâid okumuyorlar, hadîs okumuyorlar, tefsîr okumuyorlar. Ortalıkta dolaşan internet bilgisi, TikTok, ve kısa video nesli her şeyi iki dakikada tüketiyor. 60-70 yaşına gelen kişiler dahî sosyal medyada dolaşıyor, âilelerini ifsâd ediyor. Anneanne ve dede âilenin direği olması gerekirken âileyi dağıtan bir noktada hevâ-hevesine uymuş. Bu deccâlî sistem böyle bir dejenerâsyonu beklemekte. Mustafa Özbağ Efendi bu manzaraya rağmen Cenâbı Hak'tan sağlık-âfiyet ile son nefese kadar mücâdele etmeyi diler.

Taberî Tefsîri ve Selefin Sözleri

Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel mes'eleyi ortaya koyarak başlar: Taberî tefsîrcisi normâlde kendine seleften şu deyişti, ve ondan sonra varsa o konuda hadîs — hadîsi koyar oraya. Biraz dahâ hadîs ağırlıklı tefsîr yapar, kelâm ağırlıklı yapmaz. Bu seni hatâya düşürmez, senin yanlışa düşürmez, boşluğa düşürmez; bu seni sâbit kılar. Meselâ bir kimse fıkhını sağlam tutmuş olsa, bu onun dînî yönden ayaklarını yere sağlam bastırır. Fıkıhla berâber — ben akâidi fıkhın içerisine alıyorum — fıkıhla berâber akâidi de o kimse sağlam ise, onun dînî anlama, dînî öz noktasında o sıkıntıya düşmez.

Dört Direğin Sağlam Olması

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tahlîlle dört direğin sağlamlığını tafsîl eder: bunun üzerine o kimse hadîs ve tefsîri de eklerse, o dört direk dördü de sağlam olmuş olur; o çok ehemmiyetlidir. Onun gönlü, ayağı kaymaz. Lâkin şimdiki yeni Müslüman nesil ne yazık ki böyle durmuyor: meselâ fıkıh okumuyorlar, akâid okumuyorlar, hadîs okumuyorlar, tefsîr okumuyorlar. Bu üslûp İslâmî ilim hayâtının dört direği üzerine inşâ edildiğini, ve bu dört direğin biri eksik olursa mü'mînin ayağının kayacağını ortaya koyar. Mü'mînin görevi bu dört disiplinde temel bilgi sâhibi olmaktır.

İnternet Bilgisi ve Hızlı Tüketim Nesli

Mustafa Özbağ Efendi muâsır manzarayı tafsîl eder: ortalıkta dolaşan internet bilgisi, TikTok, ondan sonra işte böyle kısa video gibi nesil çıktı ortaya. Bunlar her şeyi iki dakikada tüketiyorlar. Ben önceden — bundan 35 yıl önce — «sandviç yiyimi kadar» diyordum. Sandviç yiyimi kadar zamân dahî büyük bir zamândır; bir kimsenin sandviç yemesi 10 dakikadır. Şimdi bu nesil iki dakikada tüketiyor bütün her şeyi. Bir de bunu çok büyük bir işmiş gibi görüyor. Bu nesrin hastalığı bütün insânlara artık sirâyet etti. Bu üslûp internet ve sosyal medya kullanımının ne kadar büyük bir manevî tehdîd hâline geldiğini ortaya koyar.

60-70 Yaş Hâlâ Sosyal Medya Bağımlılığı

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir manzarayı tafsîl eder: evde kadın 60 yaşında internette takılacağım diye uğraşıyor; gözü görmüyor, anlamıyor da, orada dolaşacağım diye uğraşıyor. En azından işte 60-70 yaşına gelen bir adam da aynı; bu sefer hepsi de gayrımeşrû bir hayâta özeniyorlar. 60 yaşına gelmiş kadın oturmalı torunuyla; torunlarına bir öğret, bir yap; çocuklarınla ilgilen, torunlarınla ilgilen — yok. Elinde onun cep telefonu; onunla uğraşıyor. Veyâ 60-70 yaşına gelmiş bir adamın oturmalı «kardeşim, kendince doğru davranışlar içerisinde olalım» — o da öyle yapmıyor. Bir ayağı âhirete dayanmış olan o yaşa gelen insanlar dahî dînlerini âilelerini sağlamlaştıracaklarına âilelerini düzgün toplu bir âile hâline getirmeye çalışacaklarına, ne yazık ki böyle savruluyorlar.

Âilenin Direği Olmak Yerine Dağıtmak

Mustafa Özbağ Efendi sohbette muazzam bir manevî tespitî yapar: bir anneanne, bir babaanne âilenin bir direği olması gerekirken, âileyi dağıtan bir noktada hevâ-hevesine uymuş. Çünki bir dede âileyi berâber tutmâ noktasında durması gerekirken, âileyi dağıtmâ noktasında duruyor; hevâ-hevese uymuş. O yüzden insanlar fıkıhlarını da öğrenmiyorlar, akâid de okumuyorlar, tefsîr yok, hadîs yok. Bu sefer savruluyor gidiyor; karşısındaki bir şeyhin veyâ bir profesörün veyâ ilâhiyât profesörünün veyâ «âlimim» diyen bir kimsenin söylediklerini analiz edemeyecek noktada vardır. Toplum karşıdaki kimsenin söylediğini analiz edemeden, nefsine tatlı geliyor o kimsenin konuşması, peşine yürüyüp gidiyor.

Deccâlî Sistemin Beklediği Manzara

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tespit yapar: birkaç böyle insanların hevâ-hevesine hoş gelecek biriki kelime söylüyor; bütün herkesin hoşuna gidiyor. Bu zâten deccâlî sistemde böyle bir bekliyor. Öyle olunca da insanların akâid bozukluğu, fıkıh bozukluğu devâm ediyor gidiyor. «Adım Müslüman ama» — fıkhen baktığımızda, akâid noktasında baktığımızda kâfir toplumda çok var şu anda. Adım Müslüman ama biz ona «sen kâfirsin» de diyemiyoruz. «Lâ ilâhe illallâh, Muhammeden Resûlullâh» diyen bir kimseye nasıl kâfir diyeceksin? Diyemiyorsun, diyemezsin de. Lâkin o kimse söyledikleriyle küfre düşüyor mu? Evet. Bakın, o esnâda küfür sâhibi mi? Evet. Herkese bulaşıyor.

Hadîs İnkârcı İlâhiyâtçılar

Mustafa Özbağ Efendi muâsır bir tehdîdi de tafsîl eder: bu yeni entellektüel kesim olarak görünen ilâhiyâtçıların bir kısmı, Diyânetçilerin bir kısmı, bildiğiniz hadîsin karşısı zâten. Bunları gördükçe bu sefer bunları dinlemekten de uzaklaşıyorsun. Buraya sorular geliyor — yarın öbür gün böyle bir soru geldiğinde de, «hani olur da cevâb vermek zorunda mısın?» diyorsun ki «yok, millete cevâb vermek için bunlar dinlenilmez.» Kapatıyorsun defteri kitabı; diyorsun ki «yok, hayır, bu alanda dolaşma.» Ya ben kendim o alanda dolaşma diye kendime fetvâ verip içtihâd ediyorsam, düşünün toplum ne hâlde. Bu üslûp muâsır bâzı ilâhiyâtçıların hadîs inkârcılığına vardığını, ve mü'mînin onlardan uzak durması gerektiğini ortaya koyar.

Mustafa Özbağ Efendi'nin Niyâzı: Son Nefese Kadar Mücâdele

Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda muazzam bir niyâz ile bitirir: ama bu böyle tam bir ahir zamân hastalığıdır. Îmân ateşten kor gibi olacak — tutanın eli yanacak, atan dediğinde îmândan olacak. Tutanın eli yanıyor; diyorsun ki «senin de dinleyecek kimse yok» — bu acı. Bir, dinleyecek kimse yok; iki, seni de dinleyecek kimse yok. Konuştuğun zamân seni dinleyenlere de ağır geliyor; o kimse diyor ki «ya bunu nasıl yaşayacağız? Bu mümkün değil; bir ütopik bir şey çıkıyor ortaya.» Bakıyorsun âyetlere, hadîslere, imâmların içtihâdlarına, evvelîlerin sözlerine; diyorsun ki «dîn budur.» Lâkin bugüne baktığında o dîne uyacak olan insân çok az. Mustafa Özbağ Efendi der ki: yok, Cenâbı Hak sağlık-âfiyet versin; son nefese kadar bu mücâdeleyi devâm ettir diyorum kendime. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni hak yolunda azimli, bozulmaya rağmen sebatlı, ve son nefese kadar mücâdeleci olmaya yöneltir.

  • Kur'ânı Kerîm: Asr 103/1-3; Hûd 11/112-113; Furkân 25/27-29; Lokmân 31/15.
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-İlim ve Kitâbü'l-Fiten.
  • Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-İlim ve Kitâbü'l-Fiten.
  • Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü'l-Fiten.
  • Süneni Tirmizî, Kitâbü'l-Fiten.
  • Süneni Nesâî.
  • Süneni İbn Mâce, Kitâbü'l-Fiten.
  • İmâm Mâlik, Muvatta.
  • İmâm Ahmed, Müsned.
  • İmâm Taberî, Câmiu'l-Beyân (Taberî Tefsîri).
  • İmâm es-Serahsî, el-Mebsût.
  • İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn.
  • İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
  • İbn Kayyim el-Cevziyye, el-Cevâbü'l-Kâfî.
  • İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
  • İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
  • Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dîni Kur'ân Dili.
  • Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Fıkıh Sohbetleri.

Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet Taberî tefsîrinin selefin sözlerine ve hadîse dayalı oluşunu, dört direğin (fıkıhakâidhadîstefsîr) sağlamlığının ehemmiyetini, internet bilgisi ve hızlı tüketim neslinin tehdîdini, 60-70 yaşın hâlâ sosyal medya bağımlılığını, âilenin direği olmak yerine dağıtmayı, deccâlî sistemin beklediği manzarayı, hadîs inkârcı ilâhiyâtçıları, ve son nefese kadar mücâdele niyâzını tafsîl etmektedir.


Kaynak: mustafaozbag.com | Seri: Fıkıh Sohbetleri