Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Nasihatler ·

Neden İslam hukukundan korkuyorsunuz da, 1400 yıl önceki hukuku değiştirmemiz lazım, diyorsunuz

Mustafa Özbağ Efendi'nin nasihat sohbeti: Neden İslam hukukundan korkuyorsunuz da, 1400 yıl önceki hukuku…. Tasavvuf yolundakiler için mânevî nasihat ve ders.

Bu sohbette Mustafa Özbağ Efendi hazretleri salât kelimesinin sâdece namaza değil “Cenâb-ı Hakk’a kulluğu her alanda göstermek” mânâsına geniş bir dâire içerdiğini, üç beş tefsire baktığında hepsinin salâtı sâdece namaza bağladığını gördüğünü, namazın elbette dînin direği ve “namazı olmayanın dîni olmaz” hadîsiyle önemli olduğunu — Hz. Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’in “namaz dînde yıkılan son kaledir” buyurduğunu ama İslâm dünyâsında “İslâm sâdece namaz-oruç-hac üçgenine sıkışmış” olmasının çok acı olduğunu, İslâmın hukûksuz ayakta durmayacağını, devlet büyüklerinin “1400 yıl önceki hukûkla bu işi yapamazsınız” diyerek reformist noktaya gittiklerini, “Faizi mi helâl edeceksiniz, fuhuşu mu helâl edeceksiniz, içkiyi-kumarı mı helâl edeceksiniz, neresini değiştireceksiniz?” diye sorduğu sertçe sorguya, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un da Fransa’da İslâm hukûkuyla uğraşmasıyla Türkiye’deki siyâsetçilerin dilini İslâm hukûkuna dolamasının paralelliğine, “Macron’la büzükdeş misiniz, Macron’la aynı merkeze mi hizmet ediyorsunuz?” sorusuna, uyutulan Müslümanların %70-80 fâiz ödediği, kadınlarının-kızlarının genel evlerinde peşkeş çekildiği, çocuklarının uyuşturucuya-lükse-modaya-gösterişe döküldüğüne, Hayrettin Karaman’dan başlayarak “enflasyon miktarı kadar faiz câizdir” diyen ilahiyâtçılar ve TOKİ’nin faizini “faiz değildir” diyenlerin türemesine, fuhuşun yaygınlaştırıldığı ve “tesettür âyeti mi rahatsız ediyor?” sorusuna, profesörün canlı yayında öğrencilerini tâciz ettiğini söylediği hâlde dava açılmadığına, binlerce çocuk-asker-polis-sivil katleden ve köyleri yakan PKK îtinin asılması gerekirken “kim daha önce ziyâret edecek yarışı”nın yapıldığına, “iki dilim baklava yiyen çocuğa 8 yıl cezâ verirken binlerce çocuğumuzu katledeni kim önce ziyâret edecek yarışı”na ve nihâyet zekâtın “ihtiyâcını al, kalanı zekât olarak ver” sûfî ahlâkıyla şerîatın emri olduğuna ve “zenginlerimiz zekât vermek istemiyor diye mi bu âyeti değiştirmek istiyorsunuz?” diye sertçe beyânat etmektedir.


Salât Kelimesinin Geniş Dâiresi: Her Alanda Kulluk

Mustafa Özbağ Efendi hazretleri sohbete kelimenin asıl mânâsını ortaya çıkararak başlar: “Salât etmeyi biraz geniş dâirede almaya çalışıyorum. Salât etmek Cenâb-ı Hakk’a kulluğunu göstermek her alanda. Tabii bunu sâdece namaza bağlamışlar. Baktım ben yine bu meseleyle alâkalı, salâtla alâkalı biraz tefsircilere ne demiş diye 3-5 tane tefsire baktım. Bütün hepsi de namaza bağlamışlar salâtı.” Salât kelimesinin lugat anlamı “destek olmak, ardından gelmek, eğilmek” olabilir; özel anlamda namazdır ama Kur’ân’da hep namaz-mecâzı olarak değil, geniş anlamda kulluk olarak da kullanılır.

Efendi hazretleri namazın önemini hatırlatır ama tek-vechelilik tehlikesini de işâret eder: “Eyvallâh. Namaz çok önemli. Namaz dînin direğidir. Namazı olmayanın dîni de olmaz — hadîs-i şerîf. Namaz dînde yıkılan son kaledir — hadîs-i şerîf. Bir kimsede namaz yoksa dîn de yoktur — hadîs-i şerîf. Eyvallâh. Namazı önemsememek değil. Ama İslâm dünyâsında şöyle bir sıkıntı var. İslâm sâdece namaz ve oruç, hatta hac hadi bir liği kısmı da bu üçgende kaldı. Bu çok acı bir şey.” Üç hadîs ardarda zikredilir — namazın önemi inkâr edilmiyor; ama sâdece namaza indirgenmiş bir İslâm tasvîri reddediliyor.

Efendi hazretleri sohbetin merkezî hükmünü koyar: “İslâm hukûksuz ayakta durmaz. Müslümanlık-Müslümanların muhakkak hukûku olması lâzım. Hukûksuz bir İslâm dünyâsı var şu anda. Hukûku olmayan bir Müslüman cenâhı var. İslâm hukûku yok ve İslâm hukûku ile alâkalı bir çalışma da yok, bir gayret de yok.” İbâdât (namaz-oruç-hac) yanında muâmelât (insanlar arası hukûk) ve ukûbât (cezâ hukûku) İslâm’ın diğer iki kanadıdır. İki kanadı eksik bir kuş, uçamaz.


“1400 Yıl Önceki Hukûk” Söylemi: Reformist Tâlebin Sorgulanması

Efendi hazretleri çağdaş söylemi sertçe sorgular: “Çünkü devlet büyüklerimiz çıkıyor ‘1400 yıl önceki hukûkla, 1400 yıl önceki hükümlerle siz bu işi yapamazsınız’ diyor. Reformist bir noktaya gidiyor. Ne yapalım? 1400 yıl önceki hukûku mu değiştirelim? Ne yapalım? Faizi helâl mı edelim? Fuhuşu helâl mı edelim? İçkiyi, kumarı helâl mı edelim?” Dört kebâir günâhı sıralanır: faiz, fuhuş, içki, kumar. Bunlar Bakara 275-279 (faiz), İsrâ 32 (zinâ), Mâide 90 (içki ve kumar) gibi açık âyetlerle harâm kılınmıştır.

Efendi hazretleri reform talebinin pratik karşılığını ister: “Neyini değiştireceksiniz? İslâm’ın hukûkunun nesini değiştireceksiniz? Neresi hoşunuza gitmiyor? Neresi hoşunuza da gitmiyor da ‘1400 yıl önceki hukûkla şimdi yapamazsınız’ diyorsunuz.” Bu soru çok önemlidir — eleştirmek için somut hedef göstermek gerekir; ancak söylemde “1400 yıl önceki hukûk” tâbiri umûmî bir reddediş retorigidir.

Efendi hazretleri bu söylemin kaynağını da gösterir: “Macron çıkıyor İslâm hukûkuyla uğraşıyor Fransa’da. Fransa’da neden İslâm’ın hukûkuyla uğraşıyor? Türkiye’de de siyâsetçiler kalkıyor, İslâm’ın hukûkuyla uğraşıyor. Macron’la büzükdeş misiniz? Macron’la aynı yerde misiniz? Macron’la aynı noktaya, aynı merkeze mi hizmet ediyorsunuz? Neden Macron da dilini doladı İslâm’ın hukûkuna? Neden bütün kâfirler İslâm’ın hukûkuna dilini doladı? Neden?” “Büzükdeş” — Anadolu deyimidir, “akrabâ” anlamında; istihzâlı bir kullanımdır.


Uyutulan Müslümanlar: Faiz, Fuhuş, Uyuşturucu, Lüks

Efendi hazretleri Müslümanların uyutulmasının dört kanadını sıralar: “Müslümanlar uyanırsa cihâd şuûru olursa, cihâd şuûrundan mı korkuyorsunuz? Uyuttuğunuz Müslümanlar uyanır da faizden kurtulmayı düşünürlerse mi diye korkuyorsunuz? Uyuttuğunuz Müslümanlar %70 %80 faiz ödüyor. Uyuttuğunuz Müslümanların kadınları, kızları genel evlerinde peşkeş çekiliyor, satılıyor. Uyuttuğunuz Müslümanların çocukları uyuşturucuya dökülüyor. Uyuttuğunuz Müslümanların çocukları lükse, modaya, gösterişe dökülüyor.” Beş tip uyutma: cihâd şuûru kaybı, faiz, fuhuş ağı, uyuşturucu, lüks-moda-gösteriş.

Efendi hazretleri sistemin kaynağındaki sorunu sorgular: “Acaba bu Müslümanlar uyanırsa diye mi korkuyorsunuz? Neden korkuyorsunuz? Bu korkunuz neden ki? Neden? İslâm’ın hukûkundan korkuyorsunuz da ‘1400 yıl önceki hukûku değiştirmemiz lâzım’ diyorsunuz. Dilinizin altındaki ne? Bize doğru söyleyin biz de anlayalım.” Bu retorik sorgulama sûfî hocanın siyâsî bir hesâb sorma uslûbudur — niyetini açıkça koyma talebi.

Efendi hazretleri çağdaş ilahiyâtçılardan örnek verir: “Yeni yeni zâten profesörler çıktı. Yeni yeni akademisyenler çıktı. ‘Enflasyon miktarı kadar faiz câizdir’ dedi. Bu yetmedi mi size? Hayrettin Karaman’ından tutun da bilmem ne Akın’a kadar enflasyon miktarı kadar faizi câiz gören Diyânet çıktı, ilahiyâtçılar çıktı. TOKİ’nin faizi ‘faiz değildir’ diyenler çıktı. Daha fazla faizle bu insanları, bu memleketi sömürmek için mi 1400 yıl önceki faizle alâkalı âyetleri değiştirmeye çalışsanız neyi değiştireceksiniz?” Hayrettin Karaman’ın “enflasyon kadar faiz câiz” görüşü 2010’lardan itibaren tartışılan bir fetvâdır. TOKİ’nin “kâr payı / vâde farkı” mekanizması da fıkıh açısından “faiz mi değil mi” diye yıllardır tartışmalıdır.


Fuhuş, İçki, Tesettür: Hangi Âyetleri Değiştireceksiniz?

Efendi hazretleri sorguyu fuhuş ve içkiye taşır: “Fuhuşla alâkalı âyetleri mi değiştireceksiniz? Bütün memleketi genel evi açtınız. Genel evi açtınız yetmiyor gibi. Zâten bu memleketin çocuklarını soydunuz, soğana çevirdiniz. Tesettür âyeti mi sizi rahatsız ediyor?” Tesettür âyeti — Nûr Sûresi 31 ve Ahzâb 59’da geçen, mü’min kadınların başörtüsü ve mestûriyeti emreden âyetlerdir. “Tesettür rahatsız ediyor” eleştirisi son onyılların çağdaş tartışmalarından biridir.

Efendi hazretleri içkinin sokağa çıkışını da işâret eder: “Bütün sokaklarda meyhâne var. Bütün sokaklarda barhaneler var. Bütün sokaklarda içki servisi. Bunu mu helâl edeceksiniz? Bunu mu değiştireceksiniz?” Mâide 90: “Ey îmân edenler! Şarap, kumar, putlar ve fal okları şeytân işi birer pisliktir; bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.” İçki harâmlığı kesin bir nass’tır.

Sonra çağdaş bir tâciz vakasını hatırlatır: “Sanatçı dediğiniz çıplak insanlar iç çamaşırlarıyla şarkı-türkü söylüyor. Bunlara bir şey söyleyen yok. Koskoca profesör öğrencilerini tâciz ettiğini televizyonda canlı yayında söylüyor. Bir tane savcı gidip de o profesöre ‘Sen kendi ağzınla söyledin. Bizim çocuklarımızı sen tâciz ediyormuşsun okulda’ deyip dâvâ açmıyor. Ne yapacaksınız? Kemalist, lâik tâciz edince serbest. Yoksa başkası tâciz edince ayyuka çıkartacak.” Hukûkun siyâsî pozisyona göre işlemesi — adâletin yokluğunun başlıca tezâhürlerindendir.


PKK ve Adâletsiz Cezâ: Baklava Çocuğuna 8 Yıl, Katile Yarış

Efendi hazretleri çağdaş Türkiye siyâsetinin en hassas mevzûlarına çok sertçe değinir: “Yeni bir hukûk mu çıkaracaksınız? Ne yapacaksınız? Neden hukûku değiştirmeye çalışıyorsunuz? Binlerce çocuğumuzu, binlerce gencimizi, binlerce sivil vatandaşımızı katleden, şehîd eden PKK îtinin başını değiştirmek için mi siz kanunu, hükmü, İslâm hukûkunu değiştiriyorsunuz?” “PKK îti” tâbiri çok ağırdır; ancak Efendi hazretlerinin söyleyen îmânî sertliği bu tâbiri kullanmasına yol açar.

Efendi hazretleri İslâm hukûkundaki kısâs hükmünü hatırlatır: “Onun hakkı ne? Öldürülmesi. Binlerce çocuğumuzu katletmiş, binlerce askerimizi katletmiş, binlerce polisimizi katletmiş. Binlerce köy yakmışlar. Binlerce insanların hayvanını-haşatını yakmışlar. Onun normâlde asılması gerekirken, öldürülmesi gerekirken, sen 1400 yıl önceki hukûkçün ki ‘haksız yere bir kimse bir kimseyi öldürürse onun öldürülmesi gerekir’ diye şart koşmuş.” Bu, Bakara 178-179’un kısâs hükmüdür: “Ey îmân edenler! Öldürülenler hakkında size kısâs farz kılındı… Sizin için kısâsda hayât vardır.

Efendi hazretleri çelişkili cezâ sistemini eleştirir: “İki tane baklava dilimi yiyen çocuğa 8 yıl cezâ verirken, binlerce çocuğumuzu katleden kimseyi şimdi ‘kim daha önce ziyâret edecek?’ diye yarışa girmişler. Neyini değiştireceksin şimdi sen?” Baklava-cezâsı ile katil-yarışı arasındaki uçurum, hukûkun tutarsızlığının özetidir.

Efendi hazretleri istihzâ ile devam eder: “Hadi tutuklayacaksanız tutuklayın. ‘Vatan-millet-Sakarya’ u derken yiyik ya. Şimdi ne oldu? 1400 yıl önceki hukûkun nesini değiştireceksiniz? ‘İt’ desem îtlere hakaret olur. ‘İt’ desem îtlere hakaret olur. Hayvandan daha aşağı mahlûku kahraman yapıyorsunuz önümüzde.” Bu istihzâ Tîn Sûresi 4-5’in zıttını işâret eder: “Andolsun, biz insanı en güzel bir biçimde yarattık; sonra onu aşağıların aşağısına çevirdik.


Zekât: “Rızık Olarak Verdiğimizden Allâh İçin Harcarlar”

Sohbetin son bahsinde Efendi hazretleri zekâtın ahlâkını koyar: “‘Rızık olarak kendilerine rızık verdiğimiz şeylerden Allâh için harcarlar.’ Cenâb-ı Hakk bir o kimseye bahşeder, ona bir rızık olarak bir şeyler verir. Sûfî ahlâkıdır. İhtiyâcını alır. Geri kalanı zekât olarak verir. Bu şerîatın emridir.” Zikredilen âyet Bakara 3: “Ve mimmâ razaknâhüm yünfikûn” — kendilerine rızık olarak verdiklerimizden infâk ederler. Zekât minimumdur; sûfîler için nisbî maksimum daha geniştir — “kefâflık” prensibi (geçimine yetenle iktifâ).

Efendi hazretleri retorik sorusunu son ölçüye dönüştürür: “Bunu mu değiştireceksiniz şimdi? Bu zenginlerimize ağır mı geliyor? Zekât vermek istemiyorlar mı? O yüzden bunu da mı değiştirmek istiyorsunuz?” Zekâtın “ağır gelmesi” çağdaş İslâm bankacılık tartışmalarında da gündeme gelmiştir — alternatif “infâk modelleri” arayışında. Ancak farz olan zekâtın oranı ve şartları bellidir; “yenilenmek” üzere değildir.

Sohbetin nihâî sorusu, klâsik İslâm hukûkunun değiştirilmek istenen bütün kalemleri için aynıdır: faiz, fuhuş, içki, kumar, tesettür, kısâs, zekât. Hangi kalemi değiştireceksiniz? Hiçbiri sadece “1400 yıl önceki” değil, kıyâmete kadar Allâh tarafından konulmuş hükümlerdir.


Bibliyografya — Zikredilen Kaynaklar

  • Kur’ân-ı Kerîm — Salât ve Namaz: Bakara 3 (“Allâh’a inanır, namazı dosdoğru kılarlar”); Ankebût 45 (“Şüphesiz namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkor”); Tâ-Hâ 14 (“Beni anmak için namaz kıl”); Bakara 238 (“Namazlara, özellikle orta namaza dikkat edin”); Cumua 9-11 (Cumâ namazı emri); Beyyine 5 (“Onlar Allâh’ı dînde tek kılarak hanîfler olarak ibâdet etmek, namazı kılmak ve zekâtı vermekle emrolunmuşlardır”).
  • Kur’ân-ı Kerîm — Faiz, Zekât, İnfâk: Bakara 275-279 (faiz harâmlığı, “Allâh ile Resûlü ile harbe girersiniz” tehdîdi); Bakara 254 (“Ey îmân edenler, kazandıklarınızdan ve sizin için yerden çıkardıklarımızdan iyilerini infâk edin”); Bakara 3 (“Kendilerine verdiğimiz rızıktan infâk ederler”); Tevbe 60 (zekât verilecek 8 sınıf); Mearic 24-25 (“Onların mallarında dilenenler ve mahrûmlar için belirli bir hak vardır”); Münâfikûn 10 (“Birinize ölüm gelmeden ve ‘Rabbim, beni yakın bir süreye kadar erteleseydin de sadaka versem’ demeden önce, size verdiğimiz rızıktan harcayın”).
  • Kur’ân-ı Kerîm — Fuhuş, İçki, Kumar, Kısâs: İsrâ 32 (“Zinâya yaklaşmayın; çünkü o, çirkin bir iş ve kötü bir yoldur”); Nûr 30-31 (gözleri haramdan sakınma, mü’min kadınların tesettürü); Mâide 90-91 (“Şarap, kumar, putlar ve fal okları şeytân işi birer pisliktir; bunlardan kaçının”); Bakara 178-179 (“Ey îmân edenler! Öldürülenler hakkında size kısâs farz kılındı… Sizin için kısâsda hayât vardır”); Ahzâb 59 (mü’min kadınların cilbâb giymeleri).
  • Hadîs-i Şerîfler — Namaz: “Namaz dînin direğidir” (Beyhakî, Şuabu’l-Îmân); “Namazı olmayanın dîni de yoktur” (Müsned-i Ahmed, Beyhakî); “Bizimle onlar arasındaki ahid namazdır; kim onu terk ederse küfre düşmüştür” (Tirmizî, Îmân 9; Nesâî, Salât 8); “Kıyâmet günü kulun ilk hesâba çekileceği şey namazdır” (Tirmizî, Salât 188; Nesâî, Salât 9 — Ebû Dâvûd, Salât 145); “Mü’min ile küfür arasındaki sınır namazdır” (Müslim, Îmân 134); “Namaz dînde yıkılan son kaledir” (sahîh hadîs koleksiyonlarında).
  • Hadîs-i Şerîfler — Faiz ve Adâlet: “Bir dirhem faiz, otuz altı zinâdan daha kötüdür” (Ahmed b. Hanbel, Tirmizî); “Faizin yetmiş çeşidi vardır; en hafifi insanın kendi anasıyla zinâ etmesi gibidir” (İbn Mâce, Ticârât 58); “Allâh, faizi yiyene de yedirene de, kâtibine ve şâhidlerine de lânet etti” (Müslim, Müsâkât 105); “Devleti adâletle yöneten yöneticiler kıyâmet günü Allâh’ın gölgesindeki yedi sınıftan biridir” (Buhârî, Ezân 36; Müslim, Zekât 91).
  • Çağdaş Türkiye Tartışmaları: Hayrettin Karaman’ın “İslâm’ın Işığında Günlük Meseleler” eseri ve faiz görüşleri (2007-2025); Diyânet’in 2018 kararı: “Enflasyon kadar nominal faiz alma reel bir faiz değildir” — fıkıh açısından tartışmalı; TOKİ’nin “vâde farklı satış” modeli ve fıkhî değerlendirilmesi; Macron’un 2 Ekim 2020 Mureaux konuşması ve Türkiye’deki yansımaları.
  • İslâm Hukûku Edebiyâtı: İmâm Mâverdî “El-Ahkâmü’s-Sultâniyye”; İmâm Şâtıbî “El-Muvâfakât” (makâsıdü’ş-şerîa); İbn Kayyım el-Cevziyye “İ’lâmü’l-Muvakkıîn”; İbn Teymiyye “Mecmû’u’l-Fetâvâ”; Şeyh-i Ekber Muhyiddîn İbnü’l-Arabî “Futûhât-ı Mekkiyye”; Bediüzzaman Said Nursî “Risâle-i Nûr Külliyâtı”.
  • Tasavvufî Istılâhlar: Salât (kulluk-namaz); ibâdât (ibâdetler); muâmelât (insanlar arası ilişkiler); ukûbât (cezâ hukûku); kısâs (intikam-misilleme); zekât (mâlî ibâdet); faiz/ribâ (fâzıl-yâhud nesîe); fuhuş (zinâ ve cinsel istismâr); kefâf (geçimine yetenle iktifâ); cihâd şuûru.
  • Tesettür ve Genel Ahlâk Âyetleri: Nûr 30 (erkeklerin gözlerini sakınması); Nûr 31 (kadınların başörtüsü, ziynet kuralları); Ahzâb 33 (evlerde kalmak ve ziynet teşhîr etmemek); Ahzâb 59 (“Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına dış elbiselerini üzerlerine örtmelerini söyle”).
  • Silsile-i Meşâyih (Mustafa Özbağ Efendi’nin yolu): Hacı Ebû Bekr Baba → Çorumlu Mustafa Anaç Efendi → Nevşehirli Hacı Abdullâh Gürbüz Efendi → Mustafa Özbağ Efendi.

Sohbetin Tasnîfi ve Bağlamı

Bu sohbet Mustafa Özbağ Efendi hazretlerinin İslâm hukûkunun kemâli ve “1400 yıl önceki hukûk” söyleminin reddi ekseninde verdiği — son derece sert ve aktüel bir derstir. Açılış noktası: salât kelimesinin “Cenâb-ı Hakk’a kulluk her alanda” geniş anlamını yeniden açma çabası — tefsircilerin sâdece namaza bağlamasının çizgesi yanlış değil ama yetersiz. Üç hadîs ardarda zikredilerek namazın önemi inkâr edilmiyor; ancak İslâm’ın “namaz-oruç-hac üçgenine sıkıştırılması” çok acı bir durum. Sohbetin merkezî tezi: İslâm hukûksuz ayakta durmaz. Devlet büyüklerinin “1400 yıl önceki hukûk” söylemi sertçe sorgulanır: “Faizi mi, fuhuşu mu, içkiyi mi helâl edeceksiniz? Neresini değiştireceksiniz?” Macron paralelliği — Fransa Cumhurbaşkanı’nın İslâm hukûkuyla uğraşması ile Türkiye’deki siyâsetçilerin paralelliği “büzükdeş misiniz?” istihzâlı sorusu ile sorulur. Uyutulan Müslümanların hâli: %70-80 fâiz ödüyorlar, kadınları-kızları genel evlerinde, çocukları uyuşturucuda-lükste-modada. Hayrettin Karaman ve diğer çağdaş ilahiyâtçıların “enflasyon kadar fâiz câizdir” görüşü ve TOKİ fâizinin “fâiz değildir” söylemi reddedilir. Fuhuşun yaygınlaşması, tesettür âyetinin “rahatsız etmesi” sorgulanır. Profesörün canlı yayında öğrencilerini tâciz ettiğini söylemesi ve hukûkun siyâsî pozisyona göre işlemesi teşhîr edilir. PKK’nın binlerce cinâyetine rağmen “kim önce ziyâret edecek yarışı” sertçe eleştirilir; “iki dilim baklava yiyen çocuğa 8 yıl, katile yarış” çelişkisi konu edilir. Sohbet zekâtın asıl ahlâkıyla taçlanır: “İhtiyâcını al, kalanı zekât olarak ver — sûfî ahlâkıdır” ve “Bu zenginlere ağır mı geliyor diye bunu da mı değiştirmek istiyorsunuz?” sorusuyla biter.


Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Neden İslâm hukûkundan korkuyorsunuz da, 1400 yıl önceki hukûku değiştirmemiz lâzım, diyorsunuz | Video: YouTube | Seri: Devlet Yönetimi

Diğer sohbetler: Dergâh Sohbetleri Serisi

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Şeyh, Silsile, Nûr, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı