Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette dârü'lharpte yaşayan Müslümanın o ülkenin devletine vergi verme yükümlülüğünü, Hanefî mezhebi ölçüsü içinde tafsîl etmektedir. Müslüman bir ülkenin pasaportunu cebine aldığı andan îtibâren o ülkenin kânunlarını, kâidelerini, ve hukûkunu kabûl etmiş sayılır. Bu hukûka riâyet etmek manevî bir borçtur; ve dârü'lharp hukûkunun reddedilmesini iddiâ eden ipe sapa gelmez görüşler Hanefî fıkhında kabûl edilmemiştir. Mü'mîn yaşadığı yerin hukûkunu çiğnemediği müddetçe orada İslâm'ın ahlâkî temsîlcisi olarak bulunabilir.
Pasaport ve Hukûka Bağlılık
Mustafa Özbağ Efendi sohbete pratik bir misâl ile başlar: «Meselâ Almanya'da yaşıyorsunuz; Alman pasaportu cebinizde. Almanya pasaportunu taşıyorsanız, Almanya hükûmetinin bütün kânun ve maddelerini kabûl etmiş sayılıyorsunuz.» Bu beyân fıkhın «eman akdi» ve «tabiiyet» meselelerine işâret eder. Bir ülkenin pasaportunu almak, o ülkenin vatandaşlığını kabûl etmek, ve onun hukûkunun altına girmek demektir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Akidlerinizi yerine getirin» (Mâide 5/1) buyurmuştur. Akid yalnız ticârî bir sözleşme değildir; aynı zamanda vatandaşlık akdi, eman akdi, ve hukûkî bağlılık akdidir. Mü'mîn pasaportunu aldığı ülkenin hukûkuna riâyet etmek mecbûriyetindedir.
Hanefî Mezhebine Göre Hüküm
Mustafa Özbağ Efendi bu meseleyi Hanefî mezhebi ölçüsü içinde değerlendirir: «Alman kimliğiniz oldu mu, oradaki kânun ve maddeleri kabûl ettiniz. Bunları değiştirmek için mücâdele edebilirsiniz, bu ayrı bir mesele. Ama oradaki hukûku kabûl ettiniz. Oranın dârü'lharb hukûkuna göre riâyet etmek, yaşamak zorundasınız. Hanefî mezhebine göre söylüyorum.» es-Serahsî el-Mebsût'ta bu meseleyi açık bir şekilde îzâh etmiştir. İbn Âbidîn Reddü'l-Muhtâr'da Hanefî fıkhının bu konudaki tafsîlâtını naklen vermiştir. Hanefî ulemâsı dârü'lharpte yaşayan Müslümanın o ülkenin hukûkuna mukîd olduğunu, vergi gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini, ve aksinin ahde vefâsızlık olacağını beyân etmişlerdir. Bu hüküm İslâm hukûkunun temel adâletinin bir tezâhürüdür.
Vergi Vermeyenin Hâli
Mustafa Özbağ Efendi bir Müslümanın yaşadığı ülkeye vergi vermemesini büyük bir vebâl olarak görür. Pasaportunu aldığı, vatandaşlık hukûkundan istifâde ettiği, üzerine ihâle alıp ticâret yaptığı bir ülkeye vergi vermemek hem ahde vefâsızlık hem de hırsızlığa benzer bir muâmeledir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Birbirinizin mallarını haksız sebeple yemeyin» (Bakara 2/188) buyurmuştur. Devletin vergi geliri o ülkenin tamâmının ortak hakkıdır; bu haktan kaçmak âyeti kerîmenin yasakladığı haksız mal yemeye girer. Hanefî ulemâsı bilhassa bu noktayı kavramışlar ve dârü'lharpteki Müslümanın oradaki hukûka, kânuna ve vergi yükümlülüğüne tâm bir riâyet göstermesinin lüzûmunu açıkça beyân etmişlerdir.
İpe Sapa Gelmez Görüşler
Mustafa Özbağ Efendi bu meselede zaman zaman çıkan yanlış görüşleri tenkîd eder: «Zaman zaman birileri çıkar, 'dârü'lharpte şu olmaz, bu olmaz' der. Bunlar ipe sapa gelmeyen görüşlerdir. Allâh bizi affetsin.» Bu tip görüşler genellikle Hanefî fıkhının kâidelerini bilmeyen, hukûkun derinliğine vâkıf olmayan, ve kendi kanaatlerini dîn diye sunan kimselerden çıkmaktadır. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Allâh ilmi insanların hâfızalarından silerek almaz; lâkin âlimleri kabz ederek alır. Âlim kalmayınca insanlar câhilleri başlarına geçirir; câhillere fetvâ sorulur, onlar da bilgisizce fetvâ verirler. Hem kendileri saparlar hem de başkalarını saptırırlar» (Buhârî, İlim 34) buyurmuştur. İpe sapa gelmez görüşlerin asıl sebebi bu hadîsi şerîfin işâret ettiği câhillerin fetvâ vermesidir.
Hukûkî Mücâdele Hakkı Bâkîdir
Mustafa Özbağ Efendi mü'minin hukûkî mücâdele hakkını da hatırlatır: dârü'lharpteki bir Müslüman o ülkenin hukûkuna riâyet etmek mecbûriyetinde olduğu gibi, aynı zamanda o hukûku İslâm'ın ahlâkına, evrensel adâlete, ve ümmetin hayrına olacak şekilde değiştirmek için mücâdele etmek hakkına da sâhiptir. Bu mücâdele meşrû yollarla — siyâsî katılım, sivil toplum, akademi, basın, hukûk, sanat, ticâret — yürütülür. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten alıkoyan bir topluluk bulunsun» (Âli İmrân 3/104) buyurmuştur. Bu emir dârü'lharpte bile geçerlidir; mü'mîn iyiliği emretmek, kötülükten alıkoymak, ve toplumda ahlâkın kuvvetlenmesi için mücâdele etmek mecbûriyetindedir. Hukûka riâyet ile hukûku ıslâh için mücâdele etmek arasında çelişki yoktur; her ikisi de mü'minin yükümlülüğüdür.
Ahde Vefâ ve İslâm'ın Adâleti
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda ahde vefânın İslâm'ın temel ahlâkı olduğunu vurgular. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Ahdinizi yerine getirin; çünki verdiğiniz ahidten sorguya çekileceksiniz» (İsrâ 17/34) buyurmuştur. Resûli Ekrem efendimiz Hudeybiye ahidleşmesinde, Necrân hıristiyânlarıyla yapılan mukâvelelerde, ve diğer bütün ahidlerde ahde vefâyı kıyâmete kadar kalkmayacak bir prensip olarak yerleştirmiştir. Mü'mîn dârü'lharpte yaşıyorsa, oranın hukûkuna riâyet edip vergisini ödeyerek, kânunlarına uyarak, ve cemiyetin nizâmına zarar vermeyerek ahde vefâ etmek mecbûriyetindedir. Bu vefâ aynı zamanda İslâm'ın ahlâkî temsîlcisi olmak demektir; ve gayri Müslimlerin İslâm'a olan teveccühüne en güzel davete dönüşür.
- Kur'ânı Kerîm: Mâide 5/1; Bakara 2/188; Âli İmrân 3/104; İsrâ 17/34; Nahl 16/91.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-İlim 34, ilim kaldırılması hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-İmâre, ahde vefâ bahsi.
- Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü'l-Cihâd, eman akdi.
- Süneni Tirmizî, Kitâbü'l-Birr ve's-Sıla.
- İmâm es-Serahsî, el-Mebsût X/92, dârü'lharp ve hukûka riâyet.
- İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr IV/170, dârü'lharp ahkâmı.
- İmâm Kâsânî, Bedâiu's-Sanâi'.
- İmâm Merğînânî, el-Hidâye.
- İmâm Şâfiî, el-Üm, eman akdi bahsi.
- İmâm Mâlik, el-Müdevvene.
- İbn Kudâme, el-Muğnî.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, vefâ bahsi.
- İmâm Şâtıbî, el-Muvâfakât.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr.
- Aziz Mahmûd Hüdâyî, Câmi'u'l-Fadâ'il.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Darü'l Harp Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet dârü'lharpte yaşayan Müslümanın vergi yükümlülüğünü, pasaport ve hukûka bağlılığı, Hanefî mezhebine göre dârü'lharp hukûkunun bağlayıcılığını, vergi vermemenin vebâlini, ipe sapa gelmez görüşlerin tenkîdini, hukûkî mücâdele hakkının bâkîliğini, ve ahde vefâ ile İslâm'ın adâleti arasındaki râbıtayı tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Darü'l Harp Sohbetleri