Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Beni rabbim terbiye etti, ve terbiyemi güzel kıldı» (Süyûtî, el-Câmi'u's-Sağîr) buyurmuştur. Bu hadîsi şerîf edebin Cenâbı Hak'tan geldiğini, ve mârifet kapısının da edebten geçtiğini gösterir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette mârifet kapısında edebin hayâtın bütün alanlarını kapsadığını, edebin sadece dış görünüş değil iç hâl olduğunu, ve dervîşin hayâtının her ânında edebe riâyet etmesi gerektiğini îzâh etmektedir. Edeb, lugatte «güzel ahlâk, terbiye, hürmet» demektir. Tasavvufta ise edeb, dervîşin Cenâbı Hakk'a, peygambere, mürşide, mü'minlere, ve hayâtın bütün varlıklarına karşı tutması gereken hâli ifâde eder. Edebsiz dervîş mârifetten mahrûm kalır; ne kadar zikir çekse, ne kadar halvete girse, edebsizlikle bütün manevî kazançlar zâyî olur.
Edebin Mâhiyeti
Edeb, sûfîlerin tarîfine göre kişinin Cenâbı Hak ile, peygamber ile, mürşid ile, ve halk ile olan münâsebetlerinde gözettiği hürmet ve hassâsiyettir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Edeb sadece dış görünüş değildir; bir kişinin nasıl oturduğu, nasıl konuştuğu, nasıl yediği gibi şeyler edebin sadece bir kısmıdır. Asıl edeb iç hâldir; kalbin Cenâbı Hak indinde nasıl durduğu, nefsin nasıl terbiye edildiği, ve gönlün nasıl alçalttığıdır» demektedir. Cüneydi Bağdâdî hazretleri buyurmuştur ki: «Edeb, kişinin kalbini Cenâbı Hak indinde her zaman küçük tutmasıdır.» Bu söz edebin asıl mâhiyetini açıklar; edeb tevâzunun bir tezâhürüdür. Kişi kalbinde kibir taşıyorsa, dış görünüşü ne kadar edebli olsa da, gerçek edebten mahrûmdur. Lâkin kalbinde tevâzu varsa, dış görünüşünde de bu tevâzu tezâhür eder, ve edeb hâli teşekkül eder.
Mârifet Kapısı
Mârifet, lugatte «tanımak, bilmek» demektir. Tasavvuf ıstılâhında ise mârifet, Cenâbı Hakk'ı bizzât tanımak, esmâ-yı ilâhînin tecellîsine kavuşmak, ve fenâ fillâh mertebesine ermektir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Mârifet bir kapıdır; ve bu kapının anahtarı edebtir. Edebsiz kapıyı çalan açtırılmaz; kapıyı edeble çalan ise içeri buyur edilir. Bu sebeple mârifete erişmek isteyen dervîş, önce edebini terbiye etmelidir» demektedir. Bu mecâz çok güzel bir mecâzdır; mârifet kapısı bir hânenin kapısıdır, ve hânenin sâhibi Cenâbı Hak'tır. Bu hâneye girmek isteyen kişi sâhibe karşı edebli olmalıdır; aksi takdirde sâhib onu içeri kabûl etmez. Edeb, dervîşin hânenin sâhibine karşı gösterdiği hürmettir; ve bu hürmet olmadan kapı açılmaz.
Hayâtın Her Ânında Edeb
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette mühim bir noktayı vurgular: «Edeb hayâtın bir kısmında değil, bütününde olur. Eğer kişi mescidde edebli, evde ise edebsiz ise, onun edebi sahîh değildir; çünki gerçek edeb hayâtın her ânında olur.» Hayâtın her ânı edebin sınandığı bir andır. Sabah uyandığında, abdest alırken, namâz kılarken, yemek yerken, ailesi ile konuşurken, çocuklarına davranırken, alışveriş yaparken, sohbette dinlerken, halvette zikrederken, hattâ uyumadan önce; bütün bu anlarda edebe riâyet edilir. Edebli mü'min hayâtının her ânında Cenâbı Hak'ın huzûrunda olduğunu hatırlar; ve bu hatırlama onu edebsizlikten korur. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «İhsân, Allâh'ı görüyormuş gibi ibâdet etmendir; sen O'nu görmesen de O seni görmektedir» (Müslim, Îmân) buyurmuştur. Bu, edebin temel direği olan ihsân makâmıdır; ve bu makâmda olan kişi her ânını edeble geçirir.
Cenâbı Hak Edebi
Edebin en mühim çeşidi Cenâbı Hak'a karşı edebtir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Cenâbı Hak edebi, kişinin Cenâbı Hak'ın huzûrunda kendisini hissetmesi, ve bu hissi koruyarak hareket etmesidir. Bu edebin alâmetleri şunlardır: namâzda huşû, niyâzda tâzîm, dilde sürekli zikir, kalpte sürekli tevhid, ve hayâtın her ânında Cenâbı Hak'tan haber alması» demektedir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Onu hatırla, Onun yolunda gizliden, açıktan, korkarak ve umarak yalvar» (A'râf 7/55) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme Cenâbı Hak edebinin nasıl olması gerektiğini gösterir; gizliden ve açıktan, korkarak ve umarak. Bu hâl, dervîşin Cenâbı Hak'a karşı yaşadığı edeb hâlidir; ve bu hâl olmadan dervîş manevî olarak ilerleyemez.
Mürşid Edebi
Mürşid edebi, dervîşin manevî terakkîsi için zarûrî bir şarttır. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Dervîş mürşidine karşı edebli olmalıdır; çünki mürşid Cenâbı Hak'ın bir vekîlidir, ve mürşide saygısızlık Cenâbı Hak'a saygısızlıktır. Mürşid edebinin alâmetleri: huzûrunda sessizce oturmak, izinsiz konuşmamak, sözünü dinlemek, sözüne karşı gelmemek, ve onun varlığında kendini küçük hissetmektir» demektedir. Halvetiyye yolunda mürşid edebi çok titiz bir şekilde uygulanır. Dervîş mürşidinin huzûrunda otururken bile dikkatlidir; ne tarafa baktığı, nasıl oturduğu, nasıl konuştuğu, hepsi belli bir âdâb içinde olur. Bu edeb, dervîşin manevî kabûliyetini sağlar. Edebli dervîş mürşidinin kalbine yer alır, ve mürşidin manevî feyzinden istifâde eder. Edebsiz dervîş ise mürşidinin kalbinde yer almaz, ve manevî feyzden mahrûm kalır.
Halvetiyye Yolunun Edeb Mîrâsı
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolu edebe büyük önem verir. Mustafa Özbağ Efendi Şerhi Virdi Settâr'ında, «Bu yolda dervîş edebsizlikle hiçbir mertebe alamaz. Edeb bu yolun temel sermâyesidir; ve bu sermâye olmadan tasavvuf yolunda yürümek imkânsızdır» demektedir. Pîr Şâbânı Velî hazretleri kendi dervîşlerine ilk olarak edebi öğretmiştir; çünki edeb olmadan diğer hiçbir manevî hâl gerçekleşmez. Mustafa Özbağ Efendi de aynı yolu sürdürmüş, ve dervîşlerini edeb üzere terbiye etmiştir. Mustafâ Özbağ efendi de sohbetlerinde, «Sen önce edebini öğren; sonra zikrini öğren, sonra esmânı öğren, sonra halvetini öğren. Çünki edebsiz zikir bir kabuktur, edebsiz esmâ bir gürültüdür, edebsiz halvet bir hapishânedir. Lâkin edebli zikir, edebli esmâ, ve edebli halvet, dervîşi mârifet kapısına götürür» diye nasîhat eder. Bu öğreti Halvetiyye yolunun edeb mîrâsıdır; ve dervîşler bu mîrâsı yaşatmakla mükelleftir.
- Kur'ânı Kerîm: A'râf 7/55, 205; Hucurât 49/1-3; Furkân 25/63; Lokmân 31/18-19; Bakara 2/238.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Îmân, ihsân hadîsi.
- Süyûtî, el-Câmi'u's-Sağîr, terbiye hadîsi.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Edeb.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Cilt 2, edeb bahsi.
- İmâm Gazzâlî, Bidâyetü'l-Hidâye.
- İmâm Kuşeyrî, Risâle, edeb bahsi.
- İbn Acîbe el-Hasenî, Mi'râcü't-Teşevvüf.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr.
- Pîr Şâbânı Velî, Sohbet Mecmûası.
- Aziz Mahmûd Hüdâyî, Câmi'u'l-Fadâ'il.
- Niyâzî-i Mısrî, Dîvânı İlâhiyât.
- Hüseyin Vassâf, Sefînei Evliyâ.
- Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî-i Ma'nevî, edeb bahsi.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Mârifet ve Edeb Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet edebin mâhiyetini, mârifet kapısının ne olduğunu, hayâtın her ânında edebi, Cenâbı Hak edebini, mürşid edebini, ve Halvetiyye yolunun edeb mîrâsını tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Mârifet ve Edeb Sohbetleri