Mahalle ve Ev Derslerinde Ders Yaptırmanın Âdâbı
Mahalle derslerinde — bir kardeşin evinde, bir komşuda, bir başka yerde ders yapılırken — ilk olarak yeni bir kardeş ilk defa katılıyorsa dersi kısa yapmanız buyurulmuştur. Bu kısa dersi açıklamak gerekir: Normal yaptığımız dersten neleri çıkarabiliriz?
Analiz Eden Dervîş: Cehrî mi, Pestten mi?
Mahalle dersini yaptıracak olan kimse — hâni dervîş, sûfî uyanık olur — orada analiz edecek: «Burada iki–üç tâne yeni bir arkadaş var. Bunlar cehrî zikrullâh yapabilir mi? Hayır. İşte biraz sesli yaparsak ürkebilirler mi? Evet. O zaman biz ne yapalım? — pestten yapacağız.»
«Lâ ilâhe illallâh Muhammeden Resûlullâh; Allâh Celle Celâlühû…» kadar orada nefis yapma! Nasıl olsa halkıyı ele geçirmişsin; senden başka ders yaptıracak yok — «haydi tam teşkîlatlı ders yaptıracağım» deyip yeni gelen insanları kaçırma, onları ürkütme.
Apartman Dâiresinde Cehrî Zikir
Veyahut da gittin adamın apartman binası. Kimin ne olduğunu bilmiyorsun; 20 dâirelik bir apartman. Orada böyle cehrî, son nefese kadar zikrullâh yaptıracağım diye uğraşma — yapma. Sana madalya takmayacaklar öyle yaptın diye. Burada yap veya ana mahalle dersinde tam âdâbı erkânı uygula: Yunus’un evinde ders oluyor, âdâbı erkâna uygula; kaldırımda ders oluyor, âdâbı erkânı uygula — eyvallâh. Ama bir evde ders oluyor — canım kardeşim, böyle kısa bir ev zikri tatlı–yumuşak.
«Haydi orada ilâhîler, ondan sonra bendîrler, neyler — yapma canım kardeşim, gerek yok!» Veyâhûd da üç kişi zikrullâh yapıyor, cehrî yaptıracağım diye uğraşıyor. Üç kişisin zâten, beş kişisin; hepsi de yeni, daha taze — gerek yok. Bir de içlerinden bir tânesi çok asıl dervîş, böyle takvâdır: «Abi neden kısa yaptırdın?» — «Yâ sana ne abi, daha uzun yaptırsın?» — «Yâ efendim, kısacık ders yaptınız ha?» — «Gel, sen yaptır o zaman daha uzun.»
Yabancı Olduğun Yerde Ölçüyü Kaçırmamak
Bir de bilmediğin bir yer: Iğdır’da Fâtih’in evine gittin; bilmiyorsun. Iğdır’ı bilmiyorsun, Fâtih’in evini de bilmiyorsun. Orada ders yaptıracaksın — ölçülü ol, ölçüyü kaçırma. Bak, ölçüyü kaçırma; sâkin ol; yabancısın oranın. Yapma!
Hattâ orada bir ders yaptıran varsa, sen zâkir olabilirsin; sen eski olabilirsin. Ama oranın usûlünü, kāidesini, âdâbını bilmiyorsun. Ona de ki: «Hadi kardeşim, sen dersimizi yaptır» — sebep, o çevreyi biliyordur. Bunlar tecrübe; hep yaşanmış şeyler.
Ben hiç o yüzden dersi bırakmazdım kimseye: «Sebep kardeşim, burayı bilen benim; ben neden dersi bırakayım sana?» Orada birisinin evine gitmişiz; ben biliyorum bir karşısında başka birisi vardır, sıkıntılı birisi vardır, evinde hasta vardır. Orada hemen kısa bir zikrullâh yapıp kalkılacak — öyle bir yerdir; oranın zâkiri, oranın çavuşu bunu bilmeli. Ama ağzını da yummalı.
Misâl: Fâtih’in Eşi Rahatsız, Gürkân Nöbette
Misâl: Fâtih’in eşi rahatsız; bunu bil. Fâtih’in evine gittiğinde — Fâtih işte öyle tevâfuk etmiş, orada ders var — onu bilecek; orada sıkıntıyı bildiğinden dolayı o sıkıntıya uygun ders yapacak; içtihâd edecek.
İçtihâd edecek: «Orada işte birisi var, onun evine ders verilmemesi lâzım — sebep…» Örnek: «Diyor şimdi Gürkân’ın evine misâfir vereceksin; sabahleyin herkes işe gidiyor. Gürkân bâzen nöbete gidiyor, doğru mu Gürkân?» Gürkân’ın evine misâfir veren bir zâkirin kafası çalışmıyordur; zâkir değildir. Onun evini analiz etmemiştir; analiz etmiş olsaydı oraya yatılı misâfir vermezdi.
«Adnan’ın evine yatılı misâfir ver — sebep: Dükkânı oğlanlar açsın; bir gün onlar açıyorlardı zâten. Bitti — bak, Adnan’ın evine ver yatılı misâfir; oğlanlar gitsin dükkânı açsın, ne yapıyorsa yapsın. Saat sonra gitsin, üç saat sonra gitsin — hiçbir sıkıntı yok.» Bunlar analiz; ders yaptıran insanlar bunları analiz edecekler. Ama kimseye de bunu uyandırmayacaklar: «Vay Fâtih, ben seni analiz ettim; senin evine misâfir verilmez» böyle konuşmayacak. İçinden bunları yazacak, içinden analiz edecek.
Zâkir ve Çavuşun Ağırlığı
Dersi yaptıran kimseler dikkat edecek; zikrullâh yaptıran insanlar dikkat edecek; hizmet eden insanlar dikkat edecek; çavuşlar, zâkirler dikkat edecekler. «İki kişi şakalaşır, sen çavuşun, şakalaşma; iki kişi güreşir, sen zâkirin, güreşme. Onlar birbirlerine ağır şaka da yaparlar, sen yapma; sen yaparsan yanlış anlaşılır. Sen konuşma; sen ölçünü bil; sen ağırlığını koru.» Zâkirlerin ve çavuşların uyması gereken şeyler bunlardır. Allâh muhâfaza eylesin.
O yüzden evlerde ders yaparken «çok uzun ders yapacağız» diye uğraşmayın; bu doğru değildir. Etrafı rahatsız edecek, etrafı ayaklandırıp galana getirecek şekilde evlerde ders yapmayın; doğru değildir bu; hiç doğru değildir. Allâh muhâfaza eylesin. Âmîn.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Edep, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü