Resûli Ekrem sallallâhu aleyhi ve sellem efendimiz çok meşhûr bir hadîsi şerîfte, «Kulun, yiyip tükettiği, giyip eskittiği, ve Allâh yolunda harcadığından başka mâlı yoktur; geriye kalan ise vârisleri için bıraktığıdır» (Müslim) buyurmuştur. Bu hadîsi şerîf insânın gerçek mâlının nerede olduğunu ortaya koyar. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette mü'minlere bu hadîsi şerîfin derin mânâsını îzâh etmektedir. İnsân ne kadar mâl biriktirirse biriktirsin, ölünce o mâl onun değil, vârislerinin olur. Onun gerçek mâlı sadece üç şeydir: yediği yiyecek (mide ile sindirip vücûduna katıştığı), giydiği elbise (üzerinde yıprattığı), ve Allâh yolunda harcadığı. Bunların ilk ikisi geçici bir hayât için kullanılan, üçüncüsü ise âhirete intikâl eden mâldır. Mü'min bu hakîkati idrâk ettiğinde, mâlının çoğunu Cenâbı Hakk'ın yoluna sarfetmek için gayret eder. Çünkü o gerçek mâlın âhirete intikâl eden olduğunu bilir. Bu sohbet hem hadîsi şerîfin tafsîlini, hem de mü'mini infâka teşvîk eden Halvetiyye terbiyesini îzâh etmektedir.
Hadîsi Şerîfin Tafsîli
Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte mâlın üç çeşit kullanım alanı olduğunu beyân etmiştir: birincisi yiyipiçmek (gıdâ ihtiyâcı); ikincisi giyip kullanmak (giyim ihtiyâcı); üçüncüsü Allâh yolunda harcamak (âhiret yatırımı). Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Bu üç çeşitten ilki ikisi senin değildir; çünkü o midebağırsak vasıtasıyla atılır gider, ve giysiler de yıpranır biter. Sadece Allâh yolunda harcadığın mâl gerçekten senindir; çünkü o âhirete intikâl eder, ve orada amel defterinde kalır» demektedir. Bu öğreti mâlın gerçek mâhiyetini gösterir. Bizler dünyâda «benim» diye sâhiplendiğimiz mâlın aslında bizim olmadığını, sadece Cenâbı Hakk'ın bir emâneti olduğunu öğreniriz. Gerçekte bizim olan, sadece Cenâbı Hak yolunda harcadığımızdır.
Vârislere Bıraktığımız Mâl
İnsân vefât ettiğinde mâlı çoğunlukla vârislerine intikâl eder. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Sen ne kadar uzun yaşarsan yaşa, mâlının çoğu sonunda vârislerine kalır. Sen onu biriktirmek için emek sarfetmişsin; ama vârislerin onu kolayca harcayıp tüketecekler. Bu büyük bir hesâb açığıdır» demektedir. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte, «Sahibim olarak ben, vârisin mâlını bana mı diyorsun? Senin mâlın yiyip tükettiğin, giyip eskittiğin, ve Allâh yolunda öne gönderdiğindir; geri kalan ise vârislerin mâlıdır» (Müslim) buyurmuştur. Bu hadîsi şerîf mü'minleri ciddî bir muhâsebeye da'vet eder. Mâlının çoğunu vârislerine bırakmak için biriktirmek mantıklı bir iş değildir; aksine onu önceden Allâh yoluna gönderip, kıyâmet günü kendi amel defterine yazılmasını sağlamak akıllılıktır.
Yiyecek ve Giyecek Mu'tedil Olarak
İnsân yiyecek ve giyecek konusunda mu'tedil olmalıdır. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Sen yiyeceğin ve giyeceğin senindir diyebilirsin; lâkin onları israf etmemelisin. Çünkü Cenâbı Hak israfı sevmez. Mu'tedil olarak yemekiçmek, mu'tedil olarak giyinmek mü'minin bir alâmetidir» demektedir. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte, «İnsân, midesinden daha kötü hiçbir şey doldurmamıştır. İnsâna belini doğrultacak kadarı yeter; eğer fazlası gerekirse, üçte biri yiyeceğine, üçte biri içeceğine, üçte biri de nefesine olsun» (Tirmizî) buyurmuştur. Bu hadîsi şerîf yiyeceği mu'tedil tutmanın hem dînî hem de sıhhî açıdan ne kadar önemli olduğunu gösterir. Aynı şekilde giyim de mu'tedil olmalıdır; gösteriş ve israf yerine, sade ve temiz olmalıdır.
Allâh Yolunda Harcamanın Bekâsı
Allâh yolunda harcanan mâl, mü'minin gerçek mâlıdır; çünkü o âhirete intikâl eder. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Sen Allâh yoluna bir kuruş bile harcasan, o kıyâmet günü senin terazinde ağırlığa dönüşür. Bu sebeple mâlının çoğunu Allâh yoluna sarfet; çünkü orada her şey kayıb değil, kazançtır» demektedir. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte, «Adam ölünce ameli kesilir; sadece üç ameli devâm eder: sürekli sadaka, faydalı ilim, ve kendisine duâ eden sâlih evlâd» (Müslim) buyurmuştur. Sürekli sadaka (sadakai câriye), bir mü'minin ölmüş olsa bile sevâbı devâm eden hayır işlerdir: bir câmi yapmak, bir çeşme yapmak, bir Kur'ânı Kerîm bağışlamak, bir medrese inşâ etmek vs. Bu işler mü'minin ölümünden sonra da onun amel defterine sevâb yazdırmaya devâm eder.
Mâlın Gerçek Sâhibi
Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Hatırla ki, gökleri ve yeri yaratan, sizi de yaratıp size yer ve gök rızıkları veren O'dur» (Fâtır 35/3) buyurmuştur. Mâlın gerçek sâhibi Cenâbı Hak'tır; bizler sadece emanetçiyiz. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Sen mâlın senindir diye düşünme; o sadece geçici olarak senin elinde bir emânettir. Sen onun emânetçisi, vekîlisin. Vekîl mâlı sâhibinin rızâsına göre kullanır; sen de mâlı Cenâbı Hakk'ın rızâsına göre kullan» demektedir. Bu öğreti mâlın gerçek mâhiyetini gösterir. Mü'min bu hakîkati idrâk ettiğinde, mâla aşırı bağlılık duymaz; gerektiğinde harcamaktan çekinmez; ve mâlının asıl yeri olan Cenâbı Hak yoluna onu rahatça sarfeder. Bu hâl bir mü'minin gerçek hürriyetidir; mâl onu esir almamış, aksine o mâlı kullanmıştır.
Halvetiyye Yolunun Mâl Sırrı
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun büyükleri mâlın gerçek sırrına vâkıf olmuş kişilerdir. Mustafa Özbağ Efendi Şerhi Virdi Settâr'ında, «Bu yolda dervîş mâlın hakîkatini öğrenir: o senin değil, Cenâbı Hakk'ındır; sen sadece bir vekîlsin. Bu hakîkati öğrenen dervîş artık mâla sımsıkı yapışmaz; gerektiğinde rahatça harcar, ve hayır işlerine cömertçe katılır» demektedir. Halvetiyye dervîşi ne pinti, ne müsrif; ikisinin ortasında mu'tedil bir hayât yaşar. Mustafâ Özbağ efendi de sohbetlerinde, «Sen mâlının üç yerini bil: birincisi yiyecek; ikincisi giyecek; üçüncüsü Allâh yolu. Bu üçünden başka yere harcamayı asgariye indir. O zaman mâlın bereketlenir, ve âhirette amel defterin ağırlaşır» demektedir. Bu öğreti Halvetiyye dervîşinin günlük muhâsebesidir; ve onun temel hayât felsefesidir.
- Kur'ânı Kerîm: Hadîd 57/7; Bakara 2/177; Tevbe 9/34-35; Fâtır 35/3.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'z-Zühd, kulun mâlı hadîsi.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'r-Rikâk.
- Süneni Tirmizî, Kitâbü'l-Et'ime.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Cilt 3, Mâl bahsi.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Cilt 4, Zühd bahsi.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr, mâl ve infâk bahsi.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn, zühd makâmı.
- İmâm Beyhakî, Şu'abü'l-Îmân, zühd ve infâk.
- İbn Receb el-Hanbelî, Câmi'u'l-Ulûm ve'l-Hikem.
- İmâm Nevevî, Riyâzu's-Sâlihîn, zühd bahsi.
- Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî-i Ma'nevî, mâl remzleri.
- Sülemî, Tabakâtü's-Sûfiyye, zühd ehli.
- Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, zühd makâmı.
- Hucvirî, Keşfü'l-Mahcûb, zühd bahsi.
- Şâbânı Velî Hazretleri, Hâlvetiyye Virdi Şerîfi.
- Aziz Mahmûd Hüdâyî, Câmi'u'l-Fadâ'il.
- Hüseyin Vassâf, Sefînei Evliyâ, Halvetiyye silsilesi.
- Yûnus Emre Dîvânı, zühd ve cömertlik şi'irleri.
- Mustafa Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Cömertlik ve İnfâk Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet Resûlullâh'ın mâl hadîsini, vârislere bırakılan mâlın hakîkatini, yiyecekgiyecek mu'tedilliğini, Allâh yolunda harcamanın bekâsını, mâlın gerçek sâhibini, ve Halvetiyye yolunun mâl sırrını tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Cömertlik ve İnfâk Sohbetleri