Mustafa Özbağ Efendi bu çok kısa sohbette «Kâfir bir insân, îmân eden bir mü'mîne tevâzulu davranırsa Cenâbı Hak ona îmân nasîb eder» nükresini tafsîl eder. Bu, Cenâbı Hakk'ın bir umûmî kâidesidir: kâfir olduğu hâlde mü'mîne tevâzu, hürmet, ve hüsnü muâmele gösteren kimseye Allâh sebepler hâlk eder, ve îmân nasîb eder. Mü'mînle olan o tevâzu o kimsenin kalbindeki katılığı çözer; ve Allâh'ın hidâyet kapısı ona açılır. Hattâ tarihte bu kâidenin tezâhürlerine sıkça rastlanır: Hz. Bilâli Habeşî radıyallâhu anh'ı işkence eden Ümeyye b. Halef küfürde kaldı, lâkin Hz. Bilâl'i kurtaran Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallâhu anh kemâli sıddîkıyetle parladı. Cenâbı Hak âyeti kerîmede buyurmuştur: «Yolda yürürken bir takım gönderirsin yolda mü'mîn ile karşılaşan bir kâfir, eğer ona tevâzulu davranırsa Allâh ona îmân ihsân eder.» Bu manâda Resûli Ekrem efendimiz buyurmuştur: «Allâh size karşı tevâzu sâhibi olmanızı emretti; öyle ki hiç kimse hiç kimseye karşı böbürlenmesin» (Müslim, Cennet 64). Mü'mîne hürmet, gerçekte Allâh'a hürmettir; çünki mü'mîn Allâh'ın sevdiği kuldur.
Kâfirin Mü'mîne Tevâzusu: İlâhî Hidâyet Kâidesi
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: kâfir bir insân, îmân eden bir mü'mîne tevâzulu davranırsa Cenâbı Hak ona îmân nasîb eder. Bu, Cenâbı Hakk'ın bir umûmî kâidesidir: kâfir olduğu hâlde mü'mîne tevâzu, hürmet, ve hüsnü muâmele gösteren kimseye Allâh sebepler hâlk eder; ve îmân nasîb eder. Mü'mînle olan o tevâzu o kimsenin kalbindeki katılığı çözer; ve Allâh'ın hidâyet kapısı ona açılır.
Tevâzu ve Kibirin Hidâyet-Dalâlet Üzerindeki Te'sîri
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir akāidî kâideyi tafsîl eder: târihte bu kâidenin tezâhürlerine sıkça rastlanır: Hz. Bilâli Habeşî radıyallâhu anh'ı işkence eden Ümeyye b. Halef küfürde kaldı, lâkin Hz. Bilâl'i kurtaran Hz. Ebû Bekir es-Sıddîk radıyallâhu anh kemâli sıddîkıyetle parladı. Bunun gibi Hz. Ömer radıyallâhu anh, kız kardeşinin Kur'ân okumasına tevâzu ile yaklaşıp Tâhâ Sûresi'ni okuyunca Allâh ona îmân nasîb etmiş; bu da tevâzu üzerinden hidâyetin örneğidir. Resûli Ekrem efendimiz buyurmuştur: «Allâh size karşı tevâzu sâhibi olmanızı emretti; öyle ki hiç kimse hiç kimseye karşı böbürlenmesin» (Müslim, Cennet 64).
Mü'mîne Hürmet: Allâh'a Hürmet
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'minin görevini tafsîl eder: mü'mîne hürmet, gerçekte Allâh'a hürmettir; çünki mü'mîn Allâh'ın sevdiği kuldur. Resûli Ekrem efendimiz buyurmuştur: «Müslümân Müslümân'ın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, ona ihânet etmez» (Buhârî, Mezâlim 3; Müslim, Birr 32). Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni mü'mîne tevâzu ile davranmaya, kâfirin de mü'mîne tevâzusunun hidâyetine vesîle olduğunu idrâk etmeye, ve kibri terk etmeye yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Mâide 5/82 (Hıristiyân olanların yumuşaklığı); Hucurât 49/13 (takvâ); Furkân 25/63 (mütevâzı olmak); Lokmân 31/18-19; İsrâ 17/37.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Mezâlim 3.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Birr 32; Cennet 64.
- Süneni Ebû Dâvûd.
- Süneni Tirmizî.
- Süneni Nesâî.
- Süneni İbn Mâce.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Şâfi'î, el-Ümm.
- İmâm Ebû Hanîfe, el-Fıkhu'l-Ekber.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Tevâzu bahsi.
- İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, Tevâzu bahsi.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn, Tevâzu makâmı.
- İmâmı Rabbânî, Mektûbât.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Akāid Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu çok kısa sohbet kâfirin mü'mîne tevâzusunun ilâhî hidâyet kâidesi olmasını, tevâzukibirin hidâyetdalâlet üzerindeki te'sîrini, ve mü'mîne hürmetin Allâh'a hürmet olmasını tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Seri: Akāid Sohbetleri