Mustafa Özbağ Efendi bu Hâl Sohbeti'nde «İştiyâk hâlini nasıl koruyabiliriz?» sorusunu tafsîl eder. İştiyâk, sûfî için Cenâbı Hakk'a duyulan derûnî bir özlem, bir aşk, bir manevî vuslat arzusudur. İştiyâk hâli sûfî için zikrullâhın motorudur; iştiyâksız zikir kuru bir adettir, iştiyâklı zikir Cenâbı Hakk'a yükselen bir niyâzdır. İştiyâk hâli geldiğinde sûfî onu korumalı, kaybetmemelidir; çünki bu hâl her zaman gelmez, geldiği anda kıymetini bilmek lâzımdır. İştiyâk hâlini korumanın yolları nelerdir? Birinci olarak: zikrullâh disiplini; ikinci olarak: Sünneti Seniyye'ye sımsıkı sarılmak; üçüncü olarak: kötü dostluklardan uzak durmak; dördüncü olarak: sohbet meclislerine devâm etmek; beşinci olarak: günâhlardan kaçınmak. Bu sohbet iştiyâk hâlinin tarîfi, manevî kıymeti, ve korunma yolları bahisleri ile tafsîl olunur.
İştiyâk Nedir?
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kāideyi tafsîl eder: iştiyâk, sûfî için Cenâbı Hakk'a duyulan derûnî bir özlem, bir aşk, bir manevî vuslat arzusudur. Lugatte iştiyâk «şevk»ten gelir; çok şevkli, çok arzulu olmak demektir. Tasavvufta iştiyâk, dervîşin Cenâbı Hakk'a kavuşma arzusudur; aşkın bir alt mertebesidir. Aşk muvahhidi yakar, iştiyâk ise muvahhidi Allâh'a doğru çekip götürür. İştiyâk hâli olan sûfî namâzlarını şevkle kılar, zikrullâhını coşkuyla yapar, Kur'ân okumayı sevgiyle yapar, sohbet meclislerine seve seve gelir. İştiyâk olmayan sûfî hâleti rûhiyesi yorgun, ibâdetleri kuru, zikri sönüktür.
İştiyâk Hâlinin Manevî Kıymeti
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kāideyi tafsîl eder: iştiyâk hâli sûfî için zikrullâhın motorudur; iştiyâksız zikir kuru bir adettir, iştiyâklı zikir Cenâbı Hakk'a yükselen bir niyâzdır. Cenâbı Hak Mü'minûn 23/60-61'de buyurur: «Verdiklerini, Rablerine döneceklerinden korkmuş kalbleri ile veren kimseler, işte onlar hayırlarda yarışırlar ve onlar hayırlarda öne geçenlerdir.» Bu âyet iştiyâklı kalbin tarîfini yapar: kalbi titreyerek, korkarak, ümidederek Cenâbı Hakk'a yönelen kalb. İştiyâklı sûfî ibâdetlerinde gevşemez, çok az olsa bile düzenli yapar; iştiyâksız sûfî bir gün yapar üç gün yapmaz, gevşek olur. Bu yüzden iştiyâk hâli korunması gereken bir hazînedir.
İştiyâk Hâlini Koruma Yolu 1: Zikrullâh Disiplini
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kāideyi tafsîl eder: iştiyâk hâlini korumanın birinci yolu zikrullâh disiplinidir. Sûfînin günlük virdi vardır: belirli sayıda Lâ ilâhe illallâh, belirli sayıda Allâh-Allâh, belirli sayıda salavâtı şerîfe, belirli sayıda istiğfâr. Bu virdi günlük kılmadan eda etmek, iştiyâk hâlini muhâfaza eder. Çünki kalp zikrullâhla diridir, zikrullâhla canlıdır; kalbin zikre temâsı kesildiği anda iştiyâk söner. Cenâbı Hak Ra'd 13/28'de buyurur: «Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh'ı zikretmekle huzûra erer.» Sûfî disiplinli zikrini bırakırsa, kalbi kasvete tutulur, iştiyâkı kaybolur.
İştiyâk Hâlini Koruma Yolu 2: Sünneti Seniyye
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kāideyi tafsîl eder: iştiyâk hâlini korumanın ikinci yolu Sünneti Seniyye'ye sımsıkı sarılmaktır. Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi vesellem) buyurmuştur: «Size iki şey bıraktım; onlara sımsıkı sarıldığınız müddetçe sapıtmazsınız: Allâh'ın Kitâbı ve Resûlü'nün Sünneti» (Muvatta', Kader 3). Sünneti Seniyye'ye uygun yaşamak, yemek, içmek, uyumak, kalkmak, namâz kılmak, oruc tutmak, abdest almak — bu tâ Cenâbı Hakk'ın Habîbi olan Resûlullâh'ın hâliyle hâllenmektir. Sünneti Seniyye iştiyâk hâlini diri tutar; çünki Sünnet ihyâ olunduğu yerde Resûlullâh'ın rûhâniyeti tecellî eder, ve o tecellî sûfînin iştiyâkını arttırır.
İştiyâk Hâlini Koruma Yolu 3: Kötü Dostluklardan Uzak Durmak
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kāideyi tafsîl eder: iştiyâk hâlini korumanın üçüncü yolu kötü dostluklardan uzak durmaktır. Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi vesellem) buyurmuştur: «Kişi arkadaşının dîni üzeredir; her biriniz kiminle arkadaşlık ettiğine baksın» (Tirmizî, Zühd 45). Sûfî dünyâ-perest, gaflet ehli, lâubâlî kimselerle düşüp kalkarsa, onların hâli kendisine bulaşır; iştiyâkı söner. Cenâbı Hak Kehf 18/28'de buyurur: «Sabahleyin ve akşamleyin Rabblerine, O'nun rızâsını dileyerek duâ edenlerle birlikte sebât göster!» Sûfî zikrullâh ehli ile, takvâ ehli ile, sünnet ehli ile beraber bulunmalı; o zaman iştiyâkı diri kalır.
İştiyâk Hâlini Koruma Yolu 4: Sohbet Meclislerine Devâm
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kāideyi tafsîl eder: iştiyâk hâlini korumanın dördüncü yolu sohbet meclislerine devâm etmektir. Sohbet meclisi sûfînin manevî ekmeğidir; her sohbette kalbe yeni bir tecellî, yeni bir ışık, yeni bir hikmet iner. Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi vesellem) buyurmuştur: «Cennet bahçelerine uğradığınızda otlanın»; sahâbe sordu «Nedir cennet bahçeleri?»; buyurdu: «Zikir halkalarıdır» (Tirmizî, Da'avât 82). Sohbet meclisi zikir halkasıdır; sûfî onlardan gıdâ alır, iştiyâkı tâzelenir.
İştiyâk Hâlini Koruma Yolu 5: Günâhlardan Kaçınmak
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kāideyi tafsîl eder: iştiyâk hâlini korumanın beşinci yolu günâhlardan kaçınmaktır. Günâh kalbe siyah bir nokta atar; her günâh kalbi karartır. Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi vesellem) buyurmuştur: «Kul bir günâh işlediği zaman kalbinde siyah bir nokta peydâ olur; istiğfâr ederse o nokta silinir; günâhları artarsa kalbi tamâmen karartılır» (Tirmizî, Tefsîr 83). Kalbi kararmış sûfînin iştiyâkı sönmüştür; tövbe etmedikçe, istiğfâra sığınmadıkça iştiyâk geri gelmez. Sûfî mümkün olduğu kadar günâhlardan kaçar, helâle yapışır, harâmdan uzak durur; o zaman iştiyâk hâli muhâfaza olunur.
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye Manevî Terbiyesi
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni iştiyâk hâlinin Cenâbı Hakk'a duyulan derûnî bir özlem olduğunu, iştiyâkın zikrullâhın motoru olduğunu, iştiyâkı korumak için zikrullâh disiplini-Sünneti Seniyye'ye bağlılıkkötü dostluklardan uzak durmasohbet meclislerine devâmgünâhlardan kaçınma yollarına başvurmasını idrâk etmeye yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Mü'minûn 23/60-61 (kalpleri titreyerek veren kimseler hayırda öne geçer); Ra'd 13/28 (kalpler ancak zikrullâhla huzûra erer); Kehf 18/28 (zikrullâh ehli ile berâber sebât göster); Âli İmrân 3/191 (Allâh'ı zikrederler ayaktaoturarakyan yatarken).
- Sahîhi Buhârî; Sahîhi Müslim.
- Süneni Tirmizî, Da'avât 82 (zikir halkaları cennet bahçeleridir); Zühd 45 (kişi arkadaşının dîni üzeredir).
- Süneni Ebû Dâvûd, Süneni İbn Mâce.
- İmâm Mâlik, Muvatta', Kader 3 (Allâh'ın Kitâbı ve Resûlünün Sünneti).
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Mahabbet-Şevk-İştiyâk bahisleri.
- İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, Şevk-Mahabbet bahisleri.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn (Şevk bahsi).
- İmâmı Rabbânî, Mektûbât.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Hâl Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu Hâl Sohbeti iştiyâk hâlinin Cenâbı Hakk'a duyulan derûnî bir özlemaşkvuslat arzusu olduğunu, iştiyâkın zikrullâhın motoru olduğunu, iştiyâklı zikir Allâh'a yükselirken iştiyâksız zikrin kuru âdet olduğunu, iştiyâk hâlinin korunması için zikrullâh disiplini-Sünneti Seniyye'ye sımsıkı sarılmakötü dostluklardan uzak durmasohbet meclislerine devâmgünâhlardan kaçınma yollarını, ve sûfînin iştiyâkı korumasının manevî terakkîsinin esâsı olduğunu tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Seri: Hâl Sohbetleri