Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Farzlar ·

Ey iman edenler sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de oruç farz kılındı 23.03.23

Bakara Suresi ayet 183 ve 184 ayet 183 Bakara Suresi ...


Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette Bakara Sûresi 183-184. âyetleri esas alarak orucun yalnız îmân edenlere farz olduğunu, geçmiş ümmetlere de farz kılındığını, ve hasta ile yolcuya tanınan ruhsatı tafsîl eder. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Ey îmân edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de oruç farz kılındı; tâ ki korunasınız» (Bakara 2/183) buyurmuştur. Burada Cenâbı Hak sâdece îmân edenlere hitâb etmekte, «Ey insanlar» dememektedir. Demek ki oruç yalnız îmân edenlere farzdır. Bir kimse îmân etmediyse, «Eşhedü en lâ ilâhe illallâh» demediyse o kimseye oruç farz değildir. Sohbette aynı zamanda hasta ve yolcu için tanınan ruhsat, fidye hükmü, ve gönüllü iyiliğin Cenâbı Hak katındaki kıymeti de tafsîl edilmektedir.

Oruç Yalnız Îmân Edenlere Farzdır

Mustafa Özbağ Efendi sohbete âyeti kerîmenin hitâbına dikkat çekerek başlar: Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Ey îmân edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de oruç farz kılındı» (Bakara 2/183) buyurmuştur. Burada Cenâbı Hak sâdece îmân edenlere hitâb ediyor; «Ey insanlar» demiyor. Demek ki oruç yalnız îmân edenlere farzdır. Bir kimse îmân etmediyse, «Eşhedü en lâ ilâhe illallâh» demediyse o kimseye oruç farz değildir. Bu üslûp dînî hükümlerin tatbîkâtının îmân şartına bağlı olduğunu ortaya koyar; ve îmân olmadan ibâdetin manevî değerinin de olmadığını beyân eder.

Geçmiş Ümmetlere de Oruç Farz Kılınmıştı

Mustafa Özbağ Efendi âyeti kerîmenin tarîhî yönünü tafsîl eder: «Sizden öncekilere farz kılındığı gibi» ifâdesi gösteriyor ki Cenâbı Hak bizden önceki bütün peygamberlere ve onların ümmetlerine orucu farz kılmıştır. Bu konuda çeşitli rivâyetler vardır. Meselâ Hz. Nûh aleyhisselâmın ayda üç gün oruç tuttuğu rivâyet edilmiştir. Hz. Nûh aleyhisselâmdan sonra bâzı kavimlerin peygamberlerine de ayda üç gün oruç farz kılınmıştır. Bâzı rivâyetlerde bir aylık orucun da geçmiş ümmetlere farz kılındığına dâir bilgiler mevcûddur. Bu hâl orucun bütün peygamberlere ve onların ümmetlerine ortak bir ibâdet olduğunu ortaya koyar; ve İslâm ümmetinin de bu silsilenin bir uzantısı olduğunu kat'î kılar.

Hasta ve Yolcu İçin Ruhsat

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir ruhsat hükmünü tafsîl eder: âyeti kerîmede buyurulduğu üzere, hasta veyâ yolculukta olan kimse tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde oruç tutar. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Sizden kim hasta veyâ yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde tutsun» (Bakara 2/184) buyurmuştur. Bu hüküm dînin kolaylık yönünün bir tezâhürüdür. Hasta sıhhatine zarâr verecek durumda ise oruç tutmaz; sıhhati yerine geldiğinde kazâ eder. Yolcu da aynı şekilde sefer hâlinde oruç tutmaz; ikāmetgâhına dönünce kazâ eder. Bu ruhsatlar mü'minin sıhhatini muhâfaza ile farzı yerine getirme arasında bir denge sağlar.

Gücü Yetmeyenler İçin Fidye

Mustafa Özbağ Efendi orucun bir başka istisnâ'sını da tafsîl eder: gücü yetmeyenler bir yoksula fidye verir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Oruca güç yetiremeyenler için bir yoksulun yiyeceği kadar fidye gerekir» (Bakara 2/184) buyurmuştur. Bu fidye yaşlı, devamlı hasta, hâmile, ve emziren gibi oruç tutamayan kimseler için geçerlidir. Fidye bir günlük orucun karşılığında bir yoksula bir günlük yiyecek vermek demektir. Bu hüküm dînin merhamet yönünün bir tezâhürüdür; ve mü'minin oruç tutamadığında bile manevî bereketten mahrûm kalmamasını temin eder. Hanefî mezhebinde fidyenin miktarı sadakâ-i fıtr miktârı kadardır.

Gönüllü İyilik Daha Hayırlıdır

Mustafa Özbağ Efendi âyeti kerîmenin devâmındaki muazzam müjdeyi de tafsîl eder: «Bununla berâber kim gönüllü olarak iyilik yaparsa bu kendisi için daha hayırlıdır» (Bakara 2/184). Bu kısım fidye verirken bir yoksula yetişecek kadarı yerine daha fazlasını vermek, veyâ orucun yanında nâfile oruç tutmak gibi gönüllü iyilikleri kapsar. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi kudsîde Cenâbı Hakk'ın şöyle buyurduğunu nakleder: «Kulum bana farzlarla yaklaşır; nâfile ibâdetlerle de yaklaşmaya devâm eder ki Ben onu severim» (Buhârî, Rikâk 38). Mü'mîn farzlarla yaklaşır, nâfilelerle muhabbete erişir.

Oruç Tutmak Bilirseniz Daha Hayırlıdır

Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda âyeti kerîmenin son kısmını tafsîl eder: «Oruç tutmak, bilirseniz sizin için daha hayırlıdır» (Bakara 2/184). Bu kısım orucun ruhsatlardan tercîh edileceği hallerin de bulunduğunu ortaya koyar. Hasta ve yolcu için tutmamak ruhsattır; lâkin tutmak da câizdir; ve eğer sıhhate zarâr vermiyorsa tutmak daha hayırlıdır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Bilenler ile bilmeyenler bir olur mu?» (Zümer 39/9) buyurmuştur. Mü'mîn orucun manevî bereketini bilirse, ruhsatları kullanmak yerine azîmeti tercîh eder; ve bu tercîh onu daha yüksek manevî mertebelere yükseltir. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de azîmeti tercîh etmek ve nâfile ibâdetlerle Cenâbı Hakk'a yaklaşmak üzerine kuruludur.

  • Kur'ânı Kerîm: Bakara 2/183-184; Bakara 2/185-187; Zümer 39/9; Müzzemmil 73/20; Müddessir 74/4-5.
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü's-Savm.
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü'r-Rikâk 38, kurbi nevâfil hadîsi.
  • Sahîhi Müslim, Kitâbü's-Sıyâm.
  • Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü's-Savm.
  • Süneni Tirmizî, Kitâbü's-Savm.
  • Süneni Nesâî, Kitâbü's-Sıyâm.
  • Süneni İbn Mâce, Kitâbü's-Sıyâm.
  • İmâm Mâlik, Muvatta.
  • İmâm Ahmed, Müsned.
  • İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb, Bakara 183-184 tefsîri.
  • İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
  • İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
  • İmâm es-Serahsî, el-Mebsût, oruç ahkâmı.
  • İmâm Kâsânî, Bedâiu's-Sanâi'.
  • İmâm Merğînânî, el-Hidâye.
  • İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr, fidye bahsi.
  • İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, oruç bahsi.
  • İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
  • Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Farzlar Sohbetleri.

Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet orucun yalnız îmân edenlere farz olduğunu, geçmiş ümmetlere de farz kılındığını, hasta ve yolcuya tanınan ruhsatı, gücü yetmeyenler için fidye hükmünü, gönüllü iyiliğin daha hayırlı olmasını, ve oruç tutmanın azîmeti tercîh etmenin manevî değerini tafsîl etmektedir.


Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Farzlar Sohbetleri