Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette dilin insanı ya cennete ya da cehenneme götüren mâhiyetini tafsîl eder. Dil anladığını anlatandır, gördüğünü idrâk edip akıl üzerinden anlattırandır, duyduğunu aktarandır. Dil nihâyetinde ya kalbe ya da akla bağlıdır. Eğer kalpten beslenirse kalpteki ilmi dile döküp anlatır; nefisten beslenirse nefsânî bilgiyi dile döndürüp aktarır. Resûli Ekrem efendimizin «İnsanı yüzüstü cehenneme sürükleyen, dilinin biçtiklerinden başka nedir ki?» (Tirmizî, Îmân 8; İbn Mâce, Fiten 12) hadîsi şerîfi dilin manevî tehlikesinin bir delîlidir. Bir kimse Allâh'tan korkar, Kur'ân ve Sünnet dâiresinde konuşursa doğru sözlü olur; aksine konuşursa onun konuştuğu yangın çıkarır.
Dil Üç Vazîfeyi Yerine Getirir
Mustafa Özbağ Efendi sohbete dilin üç temel vazîfesini ortaya koyarak başlar: dil çok önemlidir; anladığını anlatandır, gördüğünü idrâk edip akıl üzerinden anlattırandır, duyduğunu aktarandır. Bu üç vazîfe insanın ictimâî hayâtının temelidir. İnsanlar birbirleriyle dil aracılığı ile iletişim kurarlar; ve bu iletişim ictimâî yapının harcıdır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Ona iki göz, bir dil, ve iki dudak vermedik mi?» (Beled 90/8-9) buyurmuştur. Dil Cenâbı Hakk'ın insana ihsân ettiği muazzam bir ni'mettir; ve bu ni'metin doğru kullanılması manevî bir vazîfedir.
Dil Ya Kalbe Ya Akla Bağlıdır
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir kâideyi ortaya koyar: dil nihâyetinde ya kalbe ya da akla bağlıdır. Eğer dil kalpten beslenirse kalpteki ilmi dile döküp anlatır; eğer nefisten beslenirse nefsânî bilgiyi dile döndürüp aktarır. Bu hâl dilin manevî mâhiyetini ortaya koyar. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Bedende bir et parçası vardır; o iyileşirse bütün beden iyileşir, o bozulursa bütün beden bozulur. İşte o, kalptir» (Buhârî, Îmân 39; Müslim, Müsâkât 107) buyurmuştur. Kalbi sâlih olan kimsenin dili de sâlih olur; kalbi fâsıd olan kimsenin dili de fâsıd olur. Dilin mâhiyeti kalbin mâhiyetinin tezâhürüdür.
Doğru Sözlü Olmanın Şartları
Mustafa Özbağ Efendi doğru sözlü olmanın şartlarını sıralar: bir kimse Allâh'tan korkar, Allâh'ın hukûku içerisinde durur, Kur'ân ve Sünnet dâiresinde konuşursa doğru sözlü olmuştur. Üç temel şart: takvâ, hudûdi ilâhîye riâyet, ve Kitâb-Sünnet dâiresinde kalmak. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Ey îmân edenler! Allâh'tan korkun ve doğru söz söyleyin» (Ahzâb 33/70) buyurmuştur. Doğru söz takvânın bir tezâhürüdür; ve takvâ olmadan doğru söz olmaz. Mü'mîn dilini Allâh'ın hudûdu içinde kullanır; ve sözünü Kur'ân ve Sünnet ölçüsünde tartar.
Allâh Korkusu Olmayanın Sözü Yangın Çıkarır
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir teşhîs koyar: eğer bir kimse Allâh'tan korkmaz, Kur'ân ve Sünnet dâiresinden çıkarsa, onun konuştuğu yangın çıkarır. Bu hâl tarîhin her döneminde tezâhür etmiştir; sözleri ile fitne çıkartanların sebebi takvâlarının zayıflığı, hudûdi ilâhîyeye riâyetsizliği, ve Kitâb-Sünnet ölçüsünden çıkmalarıdır. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Kişi konuştuğu sözün ne kadar büyük bir hâdiseye sebebiyet vereceğini düşünmeden, Cehennem ateşinin doğusu ile batısı arasında olan bir mesâfeden daha derinlere düşürecek bir söz söyleyebilir» (Buhârî, Rikâk 23; Müslim, Zühd 49) buyurmuştur. Dilin manevî tehlikesi ne kadar büyüktür ki tek bir söz cehennem mesâfesi kadar bir uzaklığa atabilir.
Dilin Biçtiklerinden Cehenneme Sürüklenmek
Mustafa Özbağ Efendi sohbette muazzam bir hadîsi şerîfi de nakleder: Resûli Ekrem efendimiz Hz. Mu'âz radıyallâhu anh'a «Ana sana en üstün ameli, onun direğini ve zirvesini söyleyeyim mi?» demiş; sonra «Bütün bunları sağlayan şeyi sana söyleyeyim mi?» demiş; ardından dilini tutarak «İşte bunu kontrol et» demiştir. Mu'âz «Konuştuklarımızdan hesâba mı çekileceğiz?» deyince Resûli Ekrem efendimiz «Anan seni kaybetsin ey Mu'âz! İnsanları yüzüstü Cehennem'e sürükleyen, dillerinin biçtiklerinden başka nedir ki?» (Tirmizî, Îmân 8; İbn Mâce, Fiten 12) buyurmuştur. Bu hadîsi şerîf dilin manevî tehlikesini ve onun kontrolünün ehemmiyetini ortaya koyar.
Dil ile Sırâtı Müstakîme Sürüklenmek
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda dilin müsbet boyutunu da vurgular: dil insanı ya cennete götürür — sırâtı müstakîme sürükler — ya da cehenneme götürür, Allâh muhâfaza eylesin, hidâyetten uzaklaştırır. Mü'mîn dilini Cenâbı Hakk'ın zikri ile, Kur'ân tilâvetiyle, sünnet öğretimi ile, mü'mîn kardeşine nasîhat ile, hayrı tavsiye ile, ve sabrı tavsiye ile meşgûl ederse, dil onu sırâtı müstakîme sürükler. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Hak söze yöneltildiler; hamde lâyık olan Allâh'ın yoluna iletildiler» (Hac 22/24) buyurmuştur. Hak söz mü'mînin sırâtı müstakîmidir; ve dil bu sırâtın yegâne aletidir. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mînin dilini Cenâbı Hakk'ın zikri ile süslemek üzerine kurulmuştur.
- Kur'ânı Kerîm: Beled 90/8-9; Ahzâb 33/70-71; Hac 22/24; İsrâ 17/53; Kâf 50/18.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Îmân 39, kalp hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Müsâkât 107.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'r-Rikâk 23, cehennem mesâfesi hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'z-Zühd 49.
- Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü'l-Edeb.
- Süneni Tirmizî, Kitâbü'l-Îmân 8, dilin biçtikleri hadîsi.
- Süneni Nesâî, Kitâbü'l-Bey'a.
- Süneni İbn Mâce, Kitâbü'l-Fiten 12.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, dilin âfetleri bahsi.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâm Kuşeyrî, Risâle.
- Aziz Mahmûd Hüdâyî, Câmi'u'l-Fadâ'il.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Cennet Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet dilin üç temel vazîfesini, dilin ya kalbe ya akla bağlı olmasını, doğru sözlü olmanın takvâ-hudûd-Kitâb-Sünnet şartlarını, Allâh korkusu olmayanın sözünün yangın çıkardığını, dilin biçtiklerinden cehenneme sürüklenmenin tehlikesini, ve dil ile sırâtı müstakîme yönelmenin manevî bereketini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Cennet Sohbetleri