Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette Cenâbı Hak hazretlerinin cennet halkına tecellî etmesinin keyfiyetini, ve Cenâbı Hakk'ı bu dünyâda tanıyanların onu tecellîde tanıyacaklarını tafsîl eder. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Bu dünyâda kör olanlar âhirette de kör olurlar» (İsrâ 17/72) buyurmuştur. Cennet halkına tecellî iki defâ olur: birincisinde Cenâbı Hak kendi keyfiyetiyle tecellî eder; bu keyfiyet bizim algılarımızın ve aklımızın üstündedir. Bu dünyâda Allâh'ı tanıyanlar onu tanır ve secdeye giderler. İkinci tecellîde ise herkes kendi anlayışına ve idrâkine göre Cenâbı Hakk'ı tanır. Bu hâl insanın manevî terbiyesinin âhiretteki tezâhürünü ortaya koyar.
Bu Dünyâda Kör Olanlar Orada da Kör Olurlar
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel âyeti kerîmeyi mihver alarak başlar: «Bu dünyâda kör olanlar âhirette de kör olurlar; hatta yolca daha da sapıktırlar» (İsrâ 17/72). Bu âyeti kerîmedeki körlük zâhirî değil, manevî körlüktür. Bu dünyâda Cenâbı Hakk'ı tanıyamayan, manevî gözünü açamamış olan kimse âhirette de Cenâbı Hakk'ı tanıyamayacaktır. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Allâh'a, sen O'nu görüyormuş gibi ibâdet etmendir; sen O'nu görmesen de O seni görür» (Buhârî, Îmân 37; Müslim, Îmân 1) buyurmuştur. İhsân makâmı insanın bu dünyâda Cenâbı Hakk'ı tanımasının zirvesidir; ve âhirette tecellîde tanıyabilmenin temel şartıdır.
Birinci Tecellî: Kendi Keyfiyetiyle
Mustafa Özbağ Efendi cennetteki tecellînin keyfiyetini şöyle tafsîl eder: Cenâbı Hak cennet halkına ilk tecellî ettiğinde kendi keyfiyetine göre tecellî edecek. Bu keyfiyet bizim algılarımızın ve aklımızın üstünde bir keyfiyettir. Bu «keyfiyet» tâbîri ile Allâh'ın kendi keyfiyeti kasdedilmektedir; insanın anlayabileceği herhangi bir sûret değildir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Hiçbir şey O'nun benzeri değildir; O işitendir, görendir» (Şûrâ 42/11) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme tenzîhin temel düstûrudur: Cenâbı Hak hiçbir mahlûka benzemez. Cennetteki tecellîsi de kendine has bir keyfiyettir; ve bu keyfiyetin idrâki ancak Cenâbı Hakk'ın husûsî lütfu ile mümkündür.
Tanıyanlar ile Tereddüd Edenler
Mustafa Özbağ Efendi cennetteki tecellîde insanların üç sınıfa ayrılacağını tafsîl eder. Bu dünyâda Allâh'ı tanıyanlar onu — zâtî tecellîyât ister sıfat tecellîyât, ister nasıl tecellî ederse etsin — kendi keyfiyetinde tanıyacaklar ve secdeye gidecekler. «Bu bizim Rabbimiz» diyecekler. Bir kısmı tereddüde girecekler; bunlar bu dünyâda Cenâbı Hakk'ı tâm olarak tanıyamamış cennetlik kullardır. Bir kısmı ise tereddütte de kalmayıp «Bu bizim Rabbimiz değil» diyecekler; onlar bu dünyâda Cenâbı Hakk'ı hiç tanımamış olanlardır. Bu üç sınıfa ayrılma insanın bu dünyâdaki manevî hâlinin doğrudan tezâhürüdür.
İkinci Tecellî: Herkesin Kendi Anlayışına Göre
Mustafa Özbağ Efendi sonra ikinci tecellîyi tafsîl eder: birinci tecellîden sonra Cenâbı Hak bir daha tecellî edecek; bu defâ herkes kendi anlayışına göre Cenâbı Hakk'ı tanıyacak; herkes kendi tanımladığı şekilde Allâh'ı sanacak. Yâni şahısların idrâklerine göre, şahısların tanımlamalarına göre ikinci tecellîyât olacak. Bu tabî o kimsenin algısıyla, anlamasıyla, maneviyatıyla, ve tanımasıyla alâkalıdır. Bu üslûp her insanın Cenâbı Hakk'ı kendi idrâki dâiresinde tanıdığını, ve âhirette de bu tanımanın tecellî edeceğini ortaya koyar.
Bir Allâh Vardır ve Herkesin Rab Anlayışı Vardır
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir teemmül cümlesi kurar: Bir Allâh vardır — bu şeksiz şüphesizdir. Bir de insanların kendilerince îmân ettikleri Rabbleri vardır. Bu tanımlama o kimsenin kendisine âiddir. Cenâbı Hakk'a hüsni zann beslediğimiz hüsni zann bizimdir; ve bu noktada Allâh'ı tanımlamada kendi idrâkimiz dâiresinde tanımladık. O zaman herkesin bir Rab anlayışı çıktı; lâkin herkes bilebildiği, görebildiği, tanıyabildiği kadar bir Rab anlayışı çıkardı. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte Cenâbı Hakk'ın şöyle buyurduğunu nakleder: «Ben kulumun zannına göreyim; o beni zikrettiği zaman ben onunlayım» (Buhârî, Tevhîd 15; Müslim, Tevbe 1). Mü'mîn Cenâbı Hakk'a en güzel zannı beslemekle mükelleftir.
Manevî Terbiye İdrâki Genişletir
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda manevî terbiyenin tecellîye olan tesîrini de vurgular. Bir kimse manevî terbiyeden geçtikçe Cenâbı Hak hakkındaki idrâki genişler; ve cennetteki tecellîde onu daha geniş bir idrâkte tanır. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi mü'mîni esmâ-i ilâhîler ile zikrederek Cenâbı Hakk'ın tecellîlerine âşinâ kılar. Mü'mîn esmâ-i ilâhîlerin manevî mertebelerinden geçtikçe Cenâbı Hakk'ı daha derin bir şekilde tanır; ve bu tanıma onun cennetteki tecellîde Cenâbı Hakk'ı tanımasının temelidir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «O gün öyle yüzler vardır ki taze ve parlaktır; Rablerine bakacaktır» (Kıyâme 75/22-23) buyurmuştur. Cennetteki en büyük ni'met Cenâbı Hakk'ın cemâli bâ-kemâlini müşâhede etmek olacaktır; ve bu müşâhedenin temeli bu dünyâdaki manevî terbiyedir.
- Kur'ânı Kerîm: İsrâ 17/72; Şûrâ 42/11; Kıyâme 75/22-23; A'râf 7/143; Yûnus 10/26.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Îmân 37, ihsân hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Îmân 1.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü't-Tevhîd 15, kulun zannı hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü't-Tevbe 1.
- Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü's-Sünne.
- Süneni Tirmizî, Kitâbü't-Tefsîr.
- Süneni Nesâî, Kitâbü'l-Cenâ'iz.
- Süneni İbn Mâce, Kitâbü'l-Mukaddime.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, mahabbet ve müşâhede bahsi.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâm Kuşeyrî, Risâle.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Cennet Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet bu dünyâda kör olanların orada da kör olacağını, cennette birinci tecellînin Cenâbı Hakk'ın kendi keyfiyetiyle olacağını, tanıyanlartereddüd edenlertanımayanlar üç sınıfını, ikinci tecellînin herkesin kendi anlayışına göre olacağını, bir Allâh vardır lâkin herkesin bir Rab anlayışı vardır kâidesini, ve manevî terbiyenin idrâki genişlettiğini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Cennet Sohbetleri