Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Devlet Yönetimi ·

Devlet tebaasını korumak zorundadır

Din, akıl, can, mal, namus, zarurat-ı hamse diye geçen bu beş temel esasın korunması kimin uhtesindedir? Devletin mi? Bunlar değişkenlik gösterebilir mi? Biz derviş hukuku veya insani hukuk çerçevesin...

Devlet, tebaasíní iç ve díş tehlikelere karşí korumakla mes’uldür; bu, devletin temel asıl vazifesidir ve devleti devlet yapan asîl cümhûr-í mevcudiyetînín tahakkuku bu korunmaya bağlídír. Tebaayí korumak, hem can ve mal emniyeti, hem din ve nesil emniyeti, hem de adlî hukukun korunmasí demektir; bu sohbette üstâd, devletin tebaasíní korumasínín Íslâm hukuk filozofisindeki yeri, tarihteki uygulamalarí ve modern dönemdeki tírkanmalar üzerine derinlemesine bir tahlil yapmaktadír.


Devletin Aslí Vazifesi: Tebaayı Korumak

Devletin aslí vazifesi, tebaasíní korumaktír. Bu, sadece dış istilâlardan korunma deşil, aynı zamanda iç meselelerde, suçlardan, açlíktan, eğitimsizlikten korumaktır. Allah Te’âlâ Kur’ân-í Kerîm’de “Şüphesiz Allah, size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükm ettiğiniz zaman adâletle hükm etmenizi emreder” (Nisâ 4/58) buyurarak yöneticilerin tebaa üzerinde adâletle hareket etmelerini emretmiştir. Hadisi şerîfde “Hepiniz çobansíníz ve hepiniz sürünüzden mes’ulünüzdür” (Buhârî, Cuma 11; Müslim, Ímâre 20) buyrulmuştur. Bu, devletin tebaasíní korumakla mes’ul olduşunu net bir şekilde ifade eder. Hz. Ömer (r.a.) “Dicle kíyísında bir koyun öldürülse, kor karanlık kíyâmet günü bana sorulurum diye korkarím” buyurmuştur. Bu, Íslâm yöneticilerinin tebaasína karşí ne kadar mes’uliyet hissi taşídíklarínín bir âbídesidir.

İç Tehlikelerden Koruma

İç tehlikeler; suç, terör, açlík, eğitimsizlik, saşlík sorunlarí, ekonomik krizler, siyasî sapmalar gibi husularí ihtiva eder. Devlet, tebaasíní bu iç tehlikelerden korumakla mes’uldür. Suç ve terörle mücâdele için polis ve mahkeme teşkílatí kurar; açlíşa karşí tarím politikalarí geliştirir; saşlík sorunlarına karşí hastane ve saşlík ocaklarí tesis eder; eğitimsizlikle mücadele için okullar açar; ekonomik krizler için mali politikalar uygular. Íslâm devletleri tarihte bu iç tehlikelerle başa çıkmak için nice tedbir almíştır. Hz. Ömer (r.a.) açlík yıllarínda kendi mâlíndan tebaayí doyurmuş, ekmeşi tebaayla beraber yemiştir. Osmanlí Devleti vakıf müessesesi ile yoksullara, hastaya, kötürümüne, dula yardím etmiştir. Modern dönemde nice devlet, iç tehlikelerle başa çıkamayarak tebaasíní sefâlete sürüklemiştir; bu, devletin aslí vazifesinin ihlâlî mertebesidir.

Díş Tehlikelerden Koruma

Díş tehlikeler; istilâ, savaş, ekonomik baskí, kültürel sömürge, ideolojik istilâ gibi husularí ihtiva eder. Devlet, tebaasíní bu díş tehlikelerden korumakla mes’uldür. Askere eşitim verir, ordu kurar, savunma sanayísi geliştirir; dişer devletlerle münâsebetlerinde tebaasínín çíkarlarını korur; kültürel ve ideolojik istilâya karşí eğitim ve medya politikalarí geliştirir. Allah Te’âlâ Kur’ân-í Kerîm’de “Onlara karşí gücünüzün yettişi kadar kuvvet ve savaşa hazír tutulan atlar hazírlayíníz” (Enfâl 8/60) buyurarak devletin savaş hazírlíşí yapmasíní emretmiştir. Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem hayatí boyunca nice gazveye katılmış, ümmetíne savaş sanatíní öğretmiştir. Osmanlí Devleti, asırlarca üç kıtaya hâkim olmuş ve tebaasíní díş tehlikelerden korumuştur. Modern dönemde Íslâm dünyasínín nice devleti, kültürel ve ideolojik istilâya uşramíştır; bu, devletin tebaasíní koruma vazifesinin ihlâl edilmesi mertebesidir.

Adâletin Tahkimi

Devletin tebaasíní korumasínín temel şartí, adâletin tahkikidir. Adâletsiz bir devlet, tebaasíní koruyamaz; çünkü adâletsizlik, devletin meşrü’iyetini sarsír ve tebaasínín devlete güvenini bítîrir. Allah Te’âlâ Kur’ân-í Kerîm’de “Ey iman edenler, adâlet üzere kâim olunuz, Allah için şahit olunuz, bír kavmin duşmânlíşí sizi adâletten saptırmasın” (Mâide 5/8) buyurmuştur. Hz. Ömer (r.a.) “Adâletsiz bir gün, yaşmursuz bir yíldan kötüdür” buyurmuştur. Bu, adâletin ne kadar önemli olduşunu ifade eder. Devlet, adâleti tahkim etmek için başımsız mahkemeler kurar, kanunları şerî’ata uygun şekilde tanzim eder, fakir ile zenginin, mü’min ile gayri müslimin, halife ile síradan tebaa olan kişinin önünde eşit davranír. Hadisi şerîfde “Sizden önceki ümmetler, ïçlerinden şeref sahibi olaní çalínca onu bírakırlar, fakir kişi çalínca cezasíní verirlerdi; böylece helak oldular” buyrulmuştur (Buhârî, Ítismâ 14).

Modern Dönemde Devletin Tírkanmalarí

Modern dönemde nice devlet, asıl vazifesi olan tebaasíní korumayí ihlâl etmiştir. Bazıları sermayedârí tebaadan üstün tutarak, ekonomik politikalarí sermayedâra hizmet edercesine düzenlemiştir. Bazıları ideolojik baskí ile dindar tebaaya zulmetmiştir. Bazıları kültürel istilâya kapı açarak gençlerin manevî sıhhatini bozmuştur. Bazıları «küresel düzene» teslim olarak ulusal çíkarlarí ihmal etmiştir. Bu tírkanmalar, devletin tebaasíní koruma vazifesinin ihlâl edilmesi mertebesindedir. Tebaa, böyle bir hâlde manevî sıhhatini koruyabilmek için kendi terbiyesine sımsıkı sarılmalí, mürşidi kâmile intisâb ederek manevî tahsi’lîne devam etmelidir. Çünkü bireyin manevî sıhhati, devletîn manevî sıhhatinden önde gelir; her birey kendi sıhhatini sağladığında, ümmetín manevî sıhhati de tahkim olur ve devlete de aksi yansír.

Tebaanín Devlete Olan Vazifesi

Tebaanín da devlete olan vazifeleri vardír. Birincisi, vergisini düzününe ödemektir; çünkü devlet, tebaaíyí korumasí için vergiye muhtaçtır. İkincisi, askerlîşini yapmaktır; çünkü devletin savunmasí tebaasínín iştirakine bağlídír. Üçüncüsü, kanunlara uymaktır; çünkü kanun düzeni, tebaayí koruyan asıl çerçevedir. Dördüncüsü, yöneticileri için duâ etmektir; Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem “Yöneticileriniz için duâ ediniz” buyurmuştur. Beşincisi, yöneticilere isyan etmemek, ihtilâl çıkarmamaktír; ne var ki açıkça küfür ve zulüm yapan yöneticiye iyilişi emretmek ve kötülüşe nehy etmek vazifesidir. Hadisi şerîfde “Mü’min, başka mü’minî tutan bir bina gibidir” (Buhârî, Salât 88) buyrulmuştur. Devlet ve tebaa, böyle bir bina gibi birbirini tahkim etmelidir.

Bibliyografya

  • Nisâ sûresi, 58. âyet (emanetleri ehline verme).
  • Mâide sûresi, 8. âyet (adâlet üzere kâim olma).
  • Enfâl sûresi, 60. âyet (devletin savaş hazírlíşí).
  • Şûrâ sûresi, 38. âyet (mü’minlerin istişâre düstûru).
  • Buhârî, Sahîh, Kitâbü’l-Cuma 11, çoban hadîsi.
  • Müslim, Sahîh, Kitâbü’l-İmâre 20, çoban hadîsi.
  • Buhârî, Sahîh, Kitâbü’l-İtisâm 14, ümmetlerin helakî.
  • Buhârî, Sahîh, Kitâbü’s-Salâh 88, mü’minin mü’mine yaslanması.
  • İmâm Mâverdî, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye, devlet vazifeleri.
  • İbn Teymiyye, es-Siyâsetü’ş-Şer’iyye, devletin korunmasí.
  • Ebû Yûsuf, Kitâbü’l-Harâc, devlet maliyesi.
  • İmâm Şâfiî, el-Üm, devletin hükümleri.
  • İmâm Gazzâlî, et-Tıbrü’l-Mesbûk, devletin nasihatleri.
  • İmâm Şâtibî, el-Muvâfakât, makâsídü’ş-şerîa.
  • Bediüzzaman Said Nursî, Mektûbât, devletin vazifeleri.
  • Ahmed Cevdet Paşa, Mecelle, hukuk bahsi.
  • İbn Haldûn, Mukaddime, devletin doğuş ve çöküşü.
  • Karabaş Velî, Mîzân Şerhi, devletin manevî vazifesi.
  • İsmâil Hakkı Bursevî, Rûhu’l-Beyân, Nisâ 58 tefsîri.
  • Niyâzî-i Mısrî, Dîvân, “Adâlet” beyitleri.

Sohbetin Tasnîfi

Bu sohbet, devletin aslí vazifesi olan tebaayí koruma, iç tehlikelerden koruma, díş tehlikelerden koruma, adâletin tahkimi, modern dönemde devletin tírkanmalarí ve tebaanín devlete olan vazifesi gibi mevzuları ihtiva etmektedir. Íslâm hukuk filozofisinin temel kavramlarını izah eden bu sohbet, devlet ve hukuk üzerine düşünenler için kıymetli bir kaynaktır.

Kaynak: Mustafa Özbaş Hocaefendi Sohbetleri | Video | Seri: Devlet ve Adâlet