Biz Allâh’ı Allâh Olduğu İçin Severiz
Biz Allâh’ı, Allâh olduğu için severiz, zikrederiz, ibâdet ederiz. Yâ’nî sevgimiz, zikrimiz, ibâdetimiz herhangi bir karşılık beklemeden olmalıdır. Allâh «cennet versin» diye sevilmez; «cehennemden korusun» diye ibâdet edilmez. Allâh — Allâh olduğu için sevilir. Bu, sufînin en yüksek mertebesidir. Tüccarca olmayan, saf bir ihlâs.
Tüccarca İbâdet — En Düşük Mertebe
Tüccarca ibâdet en düşük mertebedir. «Cennet için ibâdet edersem para kazandığım gibi cennet kazanırım» düşüncesi. Bu, ibâdetin sahih bir niyeti olabilir; ama yüksek değil. Çünkü ibâdet karşılık beklemeden de olmalı. Karşılık beklemek de tabiî, kabûl edilir; ama daha yüksek mertebe karşılıksız ibâdettir.
Hz. Râbiâ’nın Sözü — Klasik
Hz. Râbiâ el-Adeviyye «Yâ Rab, eğer cennet için sana ibâdet ediyorsam, cennetini bana haram kıl; eğer cehennem korkusuyla ibâdet ediyorsam, cehennemine at; sâdece Senin için ibâdet ediyorsam, Cemâlini benden esirgeme» derdi. Bu, en yüksek ihlâsın ifâdesi. Allâh için — sâdece Allâh için — ibâdet.
Allâh’a Allâh Demek — Şuur Belirleyici
Allâh’a «Allâh» demek — başka bir şey için değil, Allâh için olarak demek demektir. Sufî her «Allâh» dediğinde bilinçli: «Ben başka şey için değil; Allâh için Allâh diyorum.» Bu şuur belirleyicidir. Sıradan müslüman da Allâh der; ama bilinçsiz. Sufî bilinçli der; bu fark mertebeyi belirler.
İhlâs — Karşılıksız İbâdet
İhlâs — karşılıksız ibâdettir. «Onlara emrolunan ancak Allâh’a kulluk etmek, dîni yalnız O’na has kılmaktı» (Beyyine 5). «Dîni yalnız O’na has kılmak» — ihlâs demektir. Yâ’nî ibâdetler yalnız O’nun için yapılır; başka kimse için, başka karşılık için değil. Bu en saf niyettir.
Yüksek Mertebe — Sufînin Hedefi
Bu en yüksek mertebe sufînin hedefidir. Cennet umma, cehennem korkma — alt mertebeler. Allâh sevgisi için ibâdet — orta mertebe. Sâdece Allâh için, hiçbir umma korkma karışmadan — en yüksek mertebe. Sufî bu mertebeye doğru yürür. Yıllar boyu ihlâsını saflaştırır.
Karşılık Yine Gelir — Beklenmeden
Karşılık beklenmediği zaman yine gelir; hattâ daha fazla. Sufî karşılık beklemeden ibâdet eder; ama Allâh ona karşılık verir. Allâh adâletsizlik yapmaz; kulunun emeğini boş bırakmaz. Bu yüzden ihlâs sahibi kişi hem dünyâda hem âhirette en çok kazanır. Karşılık aramamak — paradoks olarak — en çok karşılık veren tavırdır.
Niyâz — Saf İhlâs İçin
Niyâz: «Yâ Rab, beni Sana sâdece Sen olduğun için ibâdet eden bir kul eyle. Cennet umma, cehennem korkma karışmasın niyetime. Hz. Râbiâ gibi ‘sâdece Senin için’ diyen bir mü’min yap. Saf ihlâsa ulaşmamı nasîb et. Tüccarca ibâdetten beni koru. En yüksek mertebede Sana yaklaşmamı sağla.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi ihlâs ehli kullardan eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: İhlâs, Allâh, Râbiâ. → Tasavvuf Sözlüğü