Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunda beşinci esmâ olan Hayy ismine ulaşan dervîş, sûfî tarîkatlarında «şeyhlik» veya «mürşidlik» denilen makâma yakındır. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette mü'minlere beşinci esmânın hâllerini, ve bu makâma ulaşan kişinin mürşidlik yapma ehliyetine vâkıf olduğunu îzâh etmektedir. Beşinci esmâya ulaşmak küçük bir hâdise değildir; bu yedi makâmın yarısını aşmak demektir; bu da uzun yıllar süren bir riyâzet, mücâhede, ve ihlâs ile elde edilebilir. Beşinci esmâya ulaşan dervîşin nefsi büyük ölçüde terbiye edilmiş, kalbi tecellîlere açılmış, ve hâli istikâmete kavuşmuş olur. Bu kişi artık başkalarına da yol gösterebilecek seviyededir; mürşidi izin verirse, dervîş yetiştirme vazîfesini üstlenebilir. Lâkin bu makâma ulaşmak hâlâ kemâl değildir; daha üstündeki Kayyûm ve Kahhâr esmâları vardır. Bu sohbet hem beşinci esmânın hâllerini, hem de mürşidlik makâmının ne demek olduğunu, ve bu makâmın ne kadar büyük bir mes'ûliyet taşıdığını tafsîl etmektedir.
Beşinci Esmâ Hayy'ın Hâli
Halvetiyye yolunda beşinci esmâ «Hayy» ismidir. Bu isim Cenâbı Hakk'ın hayât sıfâtının tezâhürüdür. Mustafa Özbağ Efendi Şerhi Virdi Settâr'ında, «Hayy esmâsına ulaşan dervîş, kendi hayâtının Cenâbı Hakk'ın hayâtından bir kıvılcım olduğunu idrâk eder. O zaman kendisini ayrı bir varlık olarak görmeyi terk eder; sadece Cenâbı Hakk'ın bir tezâhürü olarak görür» demektedir. Bu hâl çok yüksek bir mertebedir. Bu makâmda dervîşin nefsi râzıyye seviyesine ulaşmıştır; yâni Cenâbı Hakk'ın takdîrine tamâmen râzı olmuştur. Başına ne gelirse Hak'tan bilmiş, ve hiçbir şeyden şikâyet etmiştir. Bu hâlde olan kişi artık dünyâya, mâsivâya, makâma rağbet etmez; sadece Cenâbı Hakk'a yöneldiği için mahbûb olur. Onun nazarı, kelâmı, hareketi başkalarına da te'sîr eder.
Mürşidlik Makâmının Mânâsı
Mürşid kelimesi Arabça «reşede» kökünden gelir, ve «doğru yola sevk eden, rehberlik eden» demektir. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Mürşid Cenâbı Hakk'ın bir kuluna verdiği büyük bir lütuftur. Bir mü'min sıradan bir kul iken, Cenâbı Hakk'ın izniyle başkalarına da yol gösterecek bir kapasiteye ulaşır» demektedir. Mürşidlik makâmı sıradan bir görev değildir; bu görev hem dünyâda hem de âhirette büyük bir mes'ûliyet getirir. Mürşid sadece bir öğretmen değildir; o aynı zamanda dervîşlerinin mânevî babasıdır, koruyucusudur, ve şefîidir. Bir mürşid dervîşlerini Cenâbı Hakk'a teslîm ederek hayâtlarının her sâhasında onların hayrını ister. Bu büyük bir vazîfedir, ve kemâl ehli olmayan kişilerin omuzlarına yüklenmemesi gereken bir emânettir.
Mürşidliğin Vazîfeleri
Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette mürşidliğin temel vazîfelerini sıralar: birincisi dervîşi Cenâbı Hakk'a yöneltmek; ikincisi onun nefsini terbiye etmek; üçüncüsü ona uygun esmâyı tâlîm etmek; dördüncüsü onun hâlini takip edip uygun zamanda bir sonraki makâma geçirmek; beşincisi ona dînin zâhirî hükümlerini öğretmek; altıncısı onun ahlâkını güzelleştirmek; yedincisi ona âhiret hayâtını hatırlatmak. Bu vazîfeler bir sıradan adamın yapamayacağı işlerdir; bunun için Cenâbı Hakk'ın özel inâyeti gereklidir. Mustafa Özbağ Efendi, «Bir mürşid bu vazîfeleri yerine getirirken kendi nefsî hesâbını gütmez; sadece Cenâbı Hakk'ın rızâsını arar. Eğer kendisi için bir şey istiyorsa, o gerçek mürşid değildir» demektedir.
Sahte Mürşidlerin Tehlikesi
Beşinci esmâya ulaşmadan mürşidlik vazîfesine kalkışan kişiler, hem kendilerine hem de dervîşlerine zarar verirler. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Bir kişi henüz nefsini terbiye edememiş, kalbini temizleyememiş iken kendisini mürşid sıfâtı ile takdîm ediyorsa, bu çok büyük bir tehlikedir. Çünkü o kişi dervîşlerini kendi kötülüğüne ortak edecektir» demektedir. Sahte mürşidler kendi nefsî hesâpları için tarîkat kurar, dervîşlerden para toplar, riyâ ile ibâdet ettirir, ve halkı saptırır. Bunların hesâbı dünyâda da âhirette de çok ağırdır. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Kim bilmediği bir konuda fetvâ verirse, ona uyanlar günâh işler, ve fetvâ veren bu günâhın hesâbını verir» (Ebû Dâvûd) buyurmuştur. Aynı şekilde sahte mürşid de dervîşlerinin günâhlarının hesâbını âhirette verecektir.
Mürşidliğin İzinli Olması
Halvetiyye yolunda mürşidlik makâmı kendi başına alınamaz; mutlakâ bir mürşidin izniyle olur. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Bir dervîş ne kadar yüksek makâma ulaşırsa ulaşsın, kendi başına mürşid olamaz; mutlakâ kendi mürşidinin izniyle bu vazîfeyi üstlenir» demektedir. Bu izin keyfî verilmez; mürşid dervîşi yıllarca takip eder, onun her hâlini gözler, onun ehliyetini kontrol eder, ve nihâyetinde Cenâbı Hakk'ın izniyle ona «halîfelik» verir. Halîfe olan dervîş artık mürşidinin yerine de hizmet edebilir; ona vekîl olarak insânlara yol gösterebilir. Halvetiyye yolunda silsile bu şekilde devâm etmiştir: Pîri Halvet Ömer Halvetî'den Yahyâ Şirvânî'ye, Pîr Şâbânı Velî'ye, ve nihâyet Mustafa Özbağ Efendine kadar. Her halka kendi şeyhinden izin alarak silsileyi devâm ettirmiştir.
Mürşidliğin Mes'ûliyeti
Mürşidlik makâmı çok büyük bir mes'ûliyet taşır. Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette, «Bir mürşid bin dervîş yetiştirirse, kıyâmet günü o bin dervîşin hesâbının bir kısmını da kendisi verecektir. Eğer onları doğru yetiştirmiş ise, hepsi onun şefâ'atına nâil olur; eğer yanlış yetiştirmiş ise, hepsinin günâhı ona da yazılır» demektedir. Bu mes'ûliyet o kadar büyüktür ki, bazı sûfî büyükler mürşidlik makâmından kaçmışlardır. Onlar «Ben kendimi kurtaramazken nasıl başkalarını kurtarayım?» diye düşünmüşlerdir. Bu yüzden gerçek mürşid o kişidir ki, makâma talib olmaz; makâm onu bulur. O Cenâbı Hakk'ın izniyle ve şeyhinin emriyle bu vazîfeyi üstlenmiştir; ve hayâtının her ânını dervîşlerinin hayrı için sarfeder. Mustafâ Özbağ efendi de sohbetlerinde bu mes'ûliyetin ağırlığını sıkça hatırlatır.
- Kur'ânı Kerîm: Mâide 5/35; Kehf 18/65; Tâhâ 20/82; A'râf 7/179.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Cilt 1, Kitâbü'l-İlm.
- İmâm Gazzâlî, Eyyühe'l-Veled, mürşid târîfi.
- İbnü'l-Arabî, el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye, irşâd makâmı.
- İbnü'l-Arabî, Fusûsu'l-Hikem, mürşidlik bahsi.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr, mürşidlik bahsi.
- Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî-i Ma'nevî, mürşid remzleri.
- Sülemî, Tabakâtü's-Sûfiyye, mürşidlik geleneği.
- Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, mürşid sıfâtları.
- Hucvirî, Keşfü'l-Mahcûb, sûfî makâmları.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn, makâm geçişleri.
- Şâbânı Velî Hazretleri, Hâlvetiyye Virdi Şerîfi.
- Aziz Mahmûd Hüdâyî, Câmi'u'l-Fadâ'il.
- Hüseyin Vassâf, Sefînei Evliyâ, Halvetiyye silsilesi.
- Niyâzî-i Mısrî, Dîvânı İlâhiyât, mürşid şi'irleri.
- Yûnus Emre Dîvânı, mürşid edebi şi'irleri.
- Sefînei Evliyâ, Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye silsilesi.
- Ahmed Avni Konuk, Mesnevî-i Şerîf Şerhi, mürşid remzleri.
- Erzurumlu İbrâhîm Hakkı, Mârifetnâme, mürşid bahsi.
- Mustafa Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Esmâ Tecellîsi Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet beşinci esmâ Hayy'ın hâlini, mürşidlik makâmının mânâsını ve vazîfelerini, sahte mürşidlerin tehlikesini, ve mürşidliğin mes'ûliyetini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Esmâ Tecellîsi Sohbetleri