Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Hal ·

Allah’ı zikir, insanın gerçek mânâda kalbinin hâlini ortaya koyan en büyük ibadettir

Zümer ayet 45 Allah tek olarak zikredildiği zaman. Ahirete iman etmeyenlerin kalpleri nefret eder. Allah'tan başkası zikredildiği zaman ise bakarsın yüzleri gülü verir. Allah'ı zikir böyle. İnsanın ge...


Mustafa Özbağ Efendi bu Hâl Sohbeti'nde Zümer 39/45 âyeti kerîmesini tafsîl eder: «Allâh tek olarak zikredildiği zaman âhirete îmân etmeyenlerin kalpleri nefret eder; Allâh'tan başkası zikredildiği zaman ise bakarsın yüzleri gülüverir.» Allâh'ı zikir böyle insânın gerçek manâda kalbinin hâlini ortaya koyan en büyük ibâdetlerden, Cenâbı Hakk'ın tâbîriyle en büyük işlerden birisidir. Bu öyle bir ibâdettir ki, öyle bir hâldir ki, kişinin kâfir mimünâfık mıfâsık mımü'mîn mi olduğunu hemen senin gözünün önünde tecellî ettirir. Sen onu namâz kılanoruç tutancâmî cemâ'atindedînî aktivitenin içinde görüyorsun; ama zikir söz konusu olunca onun kalbî durumu hemen senin gözünün önüne geliverir. Kimisi nefret eder, kimisi «İslâm'da yok böyle bir şey» der, kimisi mesâfe koyar, eşiniçocuğunu göndermek istemez, hakkınızda olumsuz şeyler söyler, oradan o yoldan insânları soğutmaya çalışır. Zikrullâh böyle insânın turnusol kâğıdı gibi insânın ne olduğunun fotokopisini önüne koyar. Mustafa Özbağ Efendi sonunda Zikrullâh'a karşı gelen, zikre düşman olan kimselerin Kur'ân nazarında küfür ehli olduğuna kanaat ettiğini açıklar; çünki Kur'ânı Kerîm âyetinde «Zikrullâh» geçer, kelime namâz değiloruç değilzekât değil-Hac değiliyilik değilhoroz kurban etmek değil. Bu sohbet 1990 sonrası Bayındır cemâ'atlerinin (Risâlei Nurcular, Yeniasyacılar, Süleymâncılar, Fethullâh Gülen Cemâ'ati) Zikrullâh'a karşı tutumu, Bediüzzamân Said Nursî Hazretleri'nin 29. Mektûb 9. Kısım 8. Telvîh'te zikir yolunu beyân etmesi, sahâbenin yüksek sesle Zikrullâh yapması ve «Münâfıklar size deli deyinceye kadar Allâh'ı zikredin» hadîsi bahisleri ile tafsîl olunur.

Zümer 39/45: Allâh Zikrini Sevenler ve Sevmeyenler

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tefsîr kâidesini tafsîl eder: Zümer âyet 45 «Allâh tek olarak zikredildiği zaman âhirete îmân etmeyenlerin kalpleri nefret eder; Allâh'tan başkası zikredildiği zaman ise bakarsın yüzleri gülüverir.» Allâh'ı zikir böyle insânın gerçek manâda kalbini ortaya çıkarankalbinin hâlini ortaya koyan en büyük ibâdetlerden, Cenâbı Hakk'ın tâbîriyle en büyük işlerden birisidir. Bu öyle bir ibâdettir ki, öyle bir hâldir ki, benim İslâm'la tanıştığımdan beri etrâfımdaki, karşımdaki ve'yâhud da bu dînle uzaktan yakından haşır neşir olanların gerçek yüzlerini ortaya çıkaran önemli bir ibâdettir bu.

Zikrullâh Turnusol Kâğıdı: Kâfir-Münâfık-Fâsık-Mü'mîn Hâli

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: bunu böyle, neden önemli ibâdettir? Bir kimsenin kâfir mi, münâfık mı, fâsık mı, mü'mîn mi? Ne oldu, hemen senin gözünün önünde tecellî eder. Ya'nî sen onu namâz kılan bir kimse olarak görüyorsun, oruç tutan bir kimse olarak görüyorsun, câmî cemâ'atinde görüyorsun, ve'yâhud da herhangi böyle bir dînî bir aktivitenin içerisinde, dînî bir cemâ'atin içerisinde dahî görebilirsiniz; zikir söz konusu olunca onun kalbî durumu neyse gözünün önüne geliverir senin. Sen Allâh'ı zikirden bahsettiğinde, hattâ Zikrullâh'ı gördüğünde o kimse: işte kimisi nefret eder, kimisi «İslâm'da yok böyle bir şey» der, dînde zikir yok der; hattâ kimisi mesâfe koyar sizinle aranızda, ya'nî o böyle mesâfeli davranır; hattâ işte eşini göndermek istemez, çocuğunu göndermek istemez, ne bileyim böyle yakının göndermek istemez, sizin hakkınızda olumsuz şeyler söyler oradan, o yoldan insânları soğutmaya çalışır. Zikrullâh böyle insân turnusol kâğıdı gibi insânın ne olduğunun fotokopisini senin önüne koyar.

Zikre Düşman Olanlar Kâfirdir: Kur'ân Nazarında

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir akāidî kâideyi tafsîl eder: şimdi bunların bir kısmı vardır bilmediğinden yapıyordur, ya'nî biz iyi niyetle düşünürüz; böyle ben böyle çok iyi niyetli düşündüm, hep dedim ki «Bilmiyorlar» ama âyetle anlatıyorsun, hadîsle anlatıyorsun, imâmların içtihâdları ile anlatıyorsun — işte âyet söylüyorsun, hadîs söylüyorsun, bir şekilde onlar oradan tâbîri câizse Bayındır tâbîriyle «Kıypık» bir yer arıyorlar, ona karşı cepheleşecek bir şey buluyorlar, ona karşı durdurucak bir şey buluyorlar. Sonradan tâbî böyle insân zaman içerisinde kendini de geliştirmeye başlayınca, kendi iç âleminde Zikrullâh'a karşı olanzikre karşı olanların kâfir olduklarına kendimce kanaat ettim. Âyeti kerîmeler sıralandığı zaman gerçekten Allâh'ın zikrine karşı gelenlerzikre düşman olanlar kâfir — ha bunu ben söylemiyorum, bunu söyleyen Kur'ânı Kerîm. Tâbî o zikre düşman olanlar, zikretmeye de düşman olanlar.

Âyetteki «Zikrullâh»: Kelime Namâz Değil, Oruç Değil, Hac Değil

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tefsîr kâidesini tafsîl eder: şimdi âyeti kerîmeyi dinlediniz, öyle değil mi, âyeti kerîmenin içerisinde iki yerde zikir olarak geçiyor. Ya'nî ilk geçtiği yer ne? Allâhu zikir değil mi? İlk geçtiği yer ne diyor «Allâh», hayır şey olarak Arapçasını söyle: «Zikrullâhu» Allâh'ı zikir; ardından bir de ne diyor? Allâh'tan başkası zikredildiği de bakın, zikir olarak geçiyor. Zikir buradaki kelime — zikir; kelime namâz değil, kelime oruç değil, kelime zekât değil, kelime Hac değil, kelime iyilik değil, kelime horoz kurban etmek değil, kelime işte ne bileyim «Ayakkabıdan da kurban olur» demek değil, kelime kurban da değil. Buradaki kelimenin gerçeği ne? «Allâh'ı zikir.» Zikir, bunu böyle eğipbükecek, bunu böyle değiştirmeye çalışacak bir şey yok; ama o hevâ ve hevesini ilâh edinen kâfirler, şeytâna ruhunu kalbini satan kâfirler, ve'yâhud da münâfıklar bunu değiştirmek için uğraşıyorlar.

Zikrullâh Nuru: Ferâset Nuru ve Doğru-Yanlış Ayırma

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: çünki o kimse Allâh'ı zikrederse kalbinde Zikrullâh nûru olacak; o kalbindeki Zikrullâh nûru ile doğruyuyanlışı ayırd edecek, eksiğifazlasını ayırd edecek. Bakın, ayırd edecek; o doğruyu kendi kalbindeki ferâset nûruyla görecek. O zaman bu dîn satıcılarının, bu dîn istismârcılarının, dîni eğip bükenlerin yolundan gitmeyecek, o dalâlete düşenlerin yolundan gitmeyecek. O Zikrullâh, o kimse de oturdu, Allâh'ı zikretti ise onun kalbinde Zikrullâh nûrundan oluşan bir ferâset nûru olacak; ve o doğruyuyanlışı görecek. Gerçek manâda kim dîni tebliğ ediyor, kim dindar, kim dindar değil — bunu o kendisi görecek. Kim Müslümân görünümünü kâfir, kim Müslümân görünümlü münâfık, kim Müslümân görünümlü fâsık — bunu o kimse tespit edecek Zikrullâh çünki bütün senin içinidışını gösterecek olan bir ibâdet.

Bayındır Cemâ'atleri: Zikrullâh ile Savaş Hâlinde

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hâtırâyı tafsîl eder: örneğin işte biz tâbî tarîkatlarıcemâ'atleri insanlar dolaştırdı beni. Biz eh ehli zikirde, ehli sûfî olmakta, Allâh rahmet eylesin Şeyh Efendi'nin dergâhında kendimizce oturmuştuk. Oturduk orası kalbimizegönlümüze indi. Zikrullâh'dan bahsettiğimiz de bakın o gün için Bayındır'da ve çevrede bulunan bütün cemâ'at ve cemâ'at ehlinin hepsinin tüyleri diken diken oluyordu — Risâlei Nûrcular dâhil buna, Yeniasyacılar dâhil buna, okuyucusuyazıcısı dâhil buna, Fethullâh Gülen'in cemâ'atı dâhil buna, Süleymâncılar dâhil buna; bunu bir «Öcü» gibi görüyorlardı kaçınılması gereken — kaçınılması gereken bir ibâdet sanki, İslâm'da yokmuş, sanki dînde böyle bir şey yokmuş gibi görüyorlardı; ve bütün her şeylerini, taşlarıntarakların toplayıp Allâh'ı zikredenlerle, Allâh'ı zikirle savaş hâlinde idiler. Benim yeni İslâm olduğum zamanı anlatıyorum.

Bediüzzamân'ın 29. Mektûb 9. Kısım 8. Telvîh: «Zaman Tarîkat Zamanı Değil» İtirâzı

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hâtırâyı tafsîl eder: ve ne zaman ki Risâlei Nûr'dan, Mektûbât'tan 29. Mektûb 9. Kısım 8. Telvîh — Cenâbı Hak beni tanıştırdı — ben Risâleci'lerin önüne «Bakın, Bediüzzamân Saîdi Nursî hazretleri böyle bir yol söylüyor; bakın bunu anlatıyor» dediğimizde onların söyledikleri şey şuydu: ya'nî «Zaman tarîkat zamanı değil». Ya zaman ne zaman? Ne zaman gelecek bu tarîkat zamanı belli değil. «Şimdi îmânı kurtarma zamanı» söyledikleri buydu, savundukları buydu. Yâ câ'nım kardeşim, Allâh'ı zikir var; bak, kim Cenâbı Hak diyor ki: «Kim Allâh'ı zikrederse Allâh da onu zikreder» (Bakara 2/152). Direkt burada Allâh kendi zâtını koyuyor ortaya, kendi zâtını zikredeyim söylüyor; ne yazık ki ümmeti Muhammed'i bu Zikrullâh halakalarından ve Zikrullâh'dan uzaklaştırmanın yolunu arıyorlar.

«Münâfıklar Size Deli Diyene Kadar Allâh'ı Zikredin» Hadîsi

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hadîsî kâideyi tafsîl eder: bakın, o gün de sahâbeye Allâh'ı zikreden sahâbeye «Deli» diyen sahâbeler vardı, «Bu riyâ yapıyor» diyen sahâbeler vardı. Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi vesellem hazretleri onları susturdu, onları durdurdu. Ağlayarak Zikrullâh yapan vardı, Allâh onu böyle «Riyâ yapıyor»muş gibi gösterenleri Resûlullâh sallallâhu aleyhi vesellem hazretleri durdurdu; hattâ daha da ileri gitti, dedi ki: «O münâfıklar, o kâfirler, bakın tâbîr, bu size deli deyinceye kadar Allâh'ı zikredin». Ya'nî o münâfıklar sizi görecekler — o kâfir gönüllerikâfir olan gönülleri münâfık olan, ama mü'mîn görünümünde olan kimseler — sizi görecekler «Bunlar deli olmuş» diyecekler. İşte siz o ana kadar Allâh'ı zikredin, diyor.

Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye Manevî Terbiyesi

Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni Zümer 39/45 âyeti kerîmesini, Zikrullâh'ın insânın kalbî hâlini ortaya çıkaran turnusol kâğıdı işlevini, zikre düşman olanların Kur'ân nazarında küfür ehli oluşunu, âyetteki «Zikrullâh» kelimesinin namâzoruç-Hac olarak değiştirilemeyeceğini, Zikrullâh nûrunun ferâset nûruna dönüşmesini, 1990'lı Bayındır cemâ'atlerinin (Risâlei Nûrcular, Yeniasyacılar, Süleymâncılar, Fethullâh Gülen) Zikrullâh ile savaş hâlinde olmasını, Bediüzzamân Saîdi Nursî hazretlerinin 29. Mektûb 9. Kısım 8. Telvîh'te zikir yolunu beyân etmesini, ve «Münâfıklar size deli deyinceye kadar Allâh'ı zikredin» hadîsini idrâk etmeye yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.

  • Kur'ânı Kerîm: Zümer 39/45 (Allâh tek zikredilince âhirete îmân etmeyenlerin kalpleri nefret eder); Bakara 2/152 (Beni zikredin Ben de sizi zikredeyim); Ahzâb 33/41 (Allâh'ı çok zikredin); Cum'a 62/9-10 (zikrullâha koşun); A'râf 7/180 (esmâ-yı hüsnâ).
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü'd-Da'avât, Bâbu'z-Zikr.
  • Sahîhi Müslim, Kitâbü'z-Zikr ve'd-Du'â (deli deyinceye kadar zikredin hadîsi).
  • Süneni Tirmizî, Kitâbü'd-Da'avât.
  • İmâm Mâlik, Muvatta; İmâm Ahmed, Müsned.
  • İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Kitâbü'l-Ezkâr ve'd-Da'avât.
  • İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, Zikir-Ferâset bahisleri.
  • İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
  • İbn Kayyim el-Cevziyye, el-Vâbilü's-Sayyib.
  • İmâmı Rabbânî, Mektûbât.
  • Bediüzzamân Saîdi Nursî, Mektûbât, 29. Mektûb 9. Kısım 8. Telvîh (Tasavvuf-Tarîkat).
  • Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Hâl Sohbetleri.

Sohbetin Tasnîfi: Bu Hâl Sohbeti Zümer 39/45 âyeti kerîmesinin tefsîrini, Zikrullâh'ın insân kalbinin gerçek hâlini ortaya çıkaran turnusol kâğıdı işlevini, zikrullâhdan bahsedildiğinde kâfirmünâfıkfâsıkmü'mîn hâlinin tecellî etmesini, zikre düşman olanların Kur'ân nazarında küfür ehli oluşunu, âyetteki «Zikrullâh» kelimesinin namâzoruç-Haczekât olarak yeniden tanımlanamayacağını, Zikrullâh nûrunun ferâset nûruna dönüşüp dîn satıcılarıistismârcılarını ayırd ettirmesini, 1990'lı yıllar Bayındır cemâ'atlerinin (Risâlei Nûrcular-Yeniasyacılar-Süleymâncılar-Fethullâh Gülen) Zikrullâh ile savaş hâlinde olmasını, Bediüzzamân Saîdi Nursî'nin 29. Mektûb 9. Kısım 8. Telvîh'te zikir yolunu meşrûlaştırmasına rağmen Risâleci'lerin «Zaman tarîkat zamanı değil» itirâzını, ve sahâbeye «Münâfıklar size deli deyinceye kadar Allâh'ı zikredin» hadîsini tafsîl etmektedir.


Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Hâl Sohbetleri