Hz. Peygamber (s.a.v.) Âyetleri Kendi Nefsinde Düşünürdü
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri âyet-i kerîmeleri kendi nefsinde düşünür ve uygulardı. Bu, Kur’ân okumanın asıl yöntemidir. Hz. Peygamber Kur’ân okurken «bu âyet beni nasıl ilgilendiriyor?» diye düşünürdü. Mü’min de bunu örnek almalıdır. Kur’ân sâdece okunmak için indirilmedi; düşünülmek ve uygulanmak için indirildi. Sâdece okuyup geçen mü’min Kur’ân’ın hakkını vermez.
Kur’ân Okumanın Üç Mertebesi
Kur’ân okumanın üç mertebesi vardır: 1) Tilâvet — Kur’ân’ı okumak, sesini çıkarmak. 2) Tefekkür — okuduğu üzerinde düşünmek, mânâsını anlamak. 3) Tatbîk — okuduğunu hayâta uygulamak. Mü’min üçünü de yapmalıdır. Sâdece tilâvet eden ama tefekkür etmeyen — eksiktir. Tefekkür eden ama tatbîk etmeyen — daha eksiktir. Üçü bir aradadır asıl Kur’ân okuyuş.
«Bu Âyet Beni Nasıl İlgilendiriyor?» — Tefekkür Sorusu
«Bu âyet beni nasıl ilgilendiriyor?» — tefekkür sorusudur. Mü’min Kur’ân’da bir âyet okuduğunda bu soruyu sormalı. Mesela: «Müslümanların ahlâkı şöyledir» âyetini okuyunca «ben bu ahlâka sahip miyim?» diye sormalı. «Münâfıkların alâmetleri şunlardır» okuyunca «bende bu alâmetler var mı?» diye sormalı. Bu sorular tefekkürün başlangıcıdır.
Hz. Peygamber’in Tilâveti — Tefekkürlü
Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in tilâveti tefekkürlü idi. Hz. Âişe radıyallâhu anhâ anlatır: «Hz. Peygamber gece namazlarında bir tek âyet okur; bütün gece o âyet üzerinde düşünür, ağlar, tövbe ederdi.» Bu, derin bir tefekkürdür. Modern müslüman bir saatte bir cüz okur; ama hiç düşünmez. Hz. Peygamber bir gecede bir âyet okur; ve onunla Allâh’a yaklaşır. Hangisi daha verimli?
Tatbîk — Hayâta Uygulamak
Tatbîk — okuduğunu hayâta uygulamaktır. Kur’ân «namazı dosdoğru kılın» der; mü’min namazını düzeltir. Kur’ân «zekâtı verin» der; mü’min zekâtını öder. Kur’ân «yetimleri koruyun» der; mü’min yetimlere yardım eder. Bu uygulamalar olmadan Kur’ân raflarda kalır; ve mü’mini değiştirmez. Asıl olan tatbîktir.
Hz. Âişe’nin Tanımı — «Yürüyen Kur’ân»
Hz. Âişe radıyallâhu anhâ Hz. Peygamber’i şöyle tanımlamıştır: «O’nun ahlâkı Kur’ân idi.» Yâ’nî Hz. Peygamber yürüyen bir Kur’ân idi. Kur’ân’da ne yazıyorsa O’nda görülürdü. Bu, en yüksek tatbîk mertebesidir. Mü’min de bu mertebeye doğru ilerlemelidir. Kur’ân’ı sâdece okumak değil; yaşamak.
Niyâz — Kur’ân’ı Yaşayan Mü’min İçin
Niyâz: «Yâ Rab, beni Kur’ân’ı sâdece tilâvet etmekle yetinmeyen; tefekkür ve tatbîk eden bir kul eyle. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem gibi her âyeti kendi nefsime tatbîk etmemi nasîb et. Hz. Âişe radıyallâhu anhâ’nın söylediği gibi ‘ahlâkı Kur’ân olan’ bir mü’min olmamı nasîb et. Yürüyen Kur’ân olmamı sağla.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi Kur’ân’ı yaşayan kullardan eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Kur’ân, Tefekkür, Peygamber. → Tasavvuf Sözlüğü