Şeyhinin Verdiği Esmâya Tâbî Ol — Nefsine Uyma
Şeyhinin verdiği esmâya tâbî ol; nefsine uyma. Bu, dervîşliğin temel kuralıdır. Mürîd, mürşid tarafından verilen esmâ (zikir, vird) üzerinde sebât etmelidir. Nefis ise sürekli «şu zikre değil, başka birine geç; şunu yap, bunu yap» diye fısıldar. Mürîd bu fısıltıları dinlerse, mâneviyâtında ilerleyemez. Mürşidin verdiği esmâ bir reçetedir; o reçeteyi değiştirmek mürîdin işi değildir.
Mürşidin Verdiği Esmâ — Bir Reçete
Mürşidin verdiği esmâ bir reçetedir. Doktor hastasına ilaç yazdığında, hasta o ilacı değiştiremez. «Ben başka ilaç tercih ederim» diyemez. Çünkü doktor uzmanıdır; hasta değildir. Aynı şekilde mürşid mânevî uzmanıdır; mürîde durumuna göre esmâ verir. Mürîd kendi başına «ben başka esmâ tercih ederim» diyemez. Reçeteye sâdık kalmak gerek.
Nefsin Fısıltısı — Değişiklik İsteği
Nefsin fısıltısı sürekli değişiklik isteğindedir. «Bu esmâ sıkıcı geldi, başka birini dene»; «Bu esmâ etki etmiyor, daha güçlü olanı arayalım»; «Bu esmâyı yıllardır çekiyorum, bir değişiklik yapsam»; «Komşunun şeyhi farklı esmâ veriyor, ona katılalım.» Bu fısıltılar nefsin yorulup vazgeçmek istemesindendir. Mürîd bu fısıltıları dinlememelidir.
Sebât — Mürîdin Anahtarı
Sebât, mürîdin başarısının anahtarıdır. Mürşid verdiği esmâ üzerinde mürîd yıllarca sebât eder; ve yıllar sonra meyveler görür. Vazgeçen mürîd hiçbir şey kazanmaz. Sebât eden ise mâneviyâtta ilerler. Hz. Pîr Mevlânâ «Sabredene tatlı zafer; vazgeçene acı pişmanlık» buyurmuştur. Mürîdin önündeki tercih budur.
Esmâ Çeşitleri — Allâh’ın Güzel İsimleri
Esmâ — Allâh’ın güzel isimleri. 99 ismi vardır; her birinin ayrı bir mânâsı, ayrı bir tesiri vardır. Bâzı isimler: Allâh, Rahmân, Rahîm, Mâlik, Kuddûs, Selâm, Mü’min, Müheymin, Azîz, Cebbâr, Mütekebbir, Hâlik, Bârî, Musavvir… Her isimde bir tecellî vardır. Mürşid mürîde durumuna göre hangi ismi vereceğini bilir. Bu, derin bir ilim isteyen iştir.
«Hû» Esmâsı — En Yüksek Mertebe
«Hû» esmâsı (O) en yüksek mertebede verilen bir esmâdır. Bu zikir sâdece ileri mürîdlere verilir; çünkü yoğun bir tecellî içerir. Mürîd «Hû, Hû, Hû» derken kendinden geçebilir; vecde gelir; Allâh ile bir hâl yaşar. Bu, tehlikeli olabilir; bu yüzden mürşid rehberliği şarttır. Tek başına «Hû» zikrine girmek doğru değildir.
Esmânın Sırrı — Mâneviyâtın Açılması
Esmânın sırrı, mâneviyâtın açılmasıdır. Mürîd yıllarca aynı esmâyı çekince, o esmânın derinliklerine iner; ve mânevî açılışlar yaşar. Bu açılışlar Allâh’ın bir ihsânıdır; mürîdin gayreti olmadan da gelir. Bu yüzden mürîd sabırla devâm etmeli; ve bu açılışları beklemelidir. Sabırsız mürîd açılışları kaybeder.
Niyâz — Esmâ’da Sebât İçin
Niyâz: «Yâ Rab, beni mürşidimin verdiği esmâ üzerinde sebât eden bir mürîd eyle. Nefsin değişiklik fısıltılarına kapılmaktan koru. Esmâ’nın sırrına ermeyi nasîb et. Yıllar süren sebâtın meyvelerini görmeyi nasîb et. Beni mürşidin reçetesine sâdık kalan bir mürîd eyle.» Allâh muhâfaza eylesin; bizi esmâ’da sebât eden dervîşler eylesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Esmâ, Mürşid, Zikir. → Tasavvuf Sözlüğü