Resûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem Hâriç Bütün Herkes Şeytânın Vesvesesine Açıktır
Hadîsi şerîfte Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuştur: «Her insânla berâber bir karîn (şeytân) ve bir melek vardır.» Sahâbe sordu: «Yâ Resûlallâh, sizinle berâber de var mı?» Buyurdu ki: «Evet, benimle berâber de vardır; ama Allâh bana yardım etti, o şeytân Müslümân oldu; bana ancak hayrı emreder.»
İsmet Sıfâtı Sâdece Peygamberlerdedir
İsmet — yâ’nî günâhtan korunmuşluk sıfâtı — sâdece peygamberlere mahsûstur. Peygamberlerin dışında hiç kimse şeytânın vesvesesinden tam olarak korunmuş değildir. Sahâbei kirâm, tâbiîn, tebei tâbiîn, ne kadar büyük velîler gelmişse, hepsi şeytânın vesvesesine açıktır; hepsi mücâhede ile, riyâzet ile, sohbet ile, zikir ile bu vesveseden korunma yolunu aramışlardır.
Sahâbe Bile Vesveseden Şikâyetçiydi
Sahâbei kirâm bile Hz. Peygamber’e gelip: «Yâ Resûlallâh, kalbimize öyle vesveseler geliyor ki, ağzımıza alıp söyleyemeyiz» dediklerinde, Allâh Resûlü buyurmuştur: «İşte gerçek îmân budur; çünkü şeytân harâbeye değil, ma’mûr olan kalbe musallat olur.» Bu hadîsi şerîf, vesvesenin îmânın bir alâmeti olduğunu gösterir: Şeytân ancak kalbi nûrlu, ma’mûr olan insânlara vesvese verir; bomboş kalbe gelmesinin gereği yok zâten.
«Vesvese Geliyor, Demek ki Îmân Var»
Sûfî, kendisine vesvese geldiğinde bundan korkmasın; bilakis sevinsin. Çünkü vesvesenin gelmesi, kalbinde îmân olduğunun bir alâmetidir. Şeytân, kâfirin kalbine vesvese vermez; çünkü kâfirin kalbi zâten şeytânın bir uzantısıdır. Şeytân, mü’minin kalbine vesvese verir; çünkü oradan nûru söndürmek ister. Vesvesenin geldiği kalp, henüz nûru yanmakta olan bir kalptir; sûfî bu nûru korumak için zikre, istigfâra, salavâta sarılır.
Peygamber’in Karîni Müslümân Olmuş, Bizimkiler Kâfir
Peygamber’in karîni Müslümân olmuş; bizimkiler ise kâfir. Bu yüzden Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri her ân sürekli vahiyle, mâsûm hâlde; ümmeti ise vesveseyle, kuruntuyla, mücâdele ile yaşar. Sûfînin tek silâhı: Sünneti seniyyeye sımsıkı yapışmak; zikre dâim devâm etmek; üstâda bağlı kalmak; sohbeti aksatmamak. Bu silâhlarla şeytânın vesvesesi etkisiz hâle gelir. Allâh muhâfaza eylesin; bizi vesvesenin tuzağına düşürmesin.
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi. İlgili Sözlük Terimleri: Vesvese, İsmet, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü