Mustafa Özbağ Efendi bu Hâl Sohbeti'nde Atâullâh el-İskenderî hazretlerinin muazzam bir sözünü tafsîl eder: «Allâh katındaki değerini öğrenmek istiyorsan, seni hangi işte ikāme ettiğine, seni hangi hâlde tuttuğuna bak.» Bu söz Mustafa Özbağ Efendi'nin çok hoşuna giden, damarları kopartan sözlerden biridir. Allâh katında değerini öğrenmek istiyorsan, seni tuttuğu işe bak: en büyük işte mi tutuyor, yoksa istikāmet dışı bir işte mi tutuyor? Cenâbı Hak demek ki diyor ki: ben mi gaflete düşmüşüm, yoksa rahmetinden uzaklaşmış mıyım? Sen hangi işte iştigâl ediyorsun, bu çok önemli. Mesela bir kimse kendince âilesininçoluğununçocuğunun geçimi için çalışıyor; harika, helâl rızık peşindedir. Nâfile ibâdet o işliyor, nâfile zikrediyor; bu da büyük bir hayırdır. Lâkin asıl ölçü Cenâbı Hakk'ın seni hangi hâlde, hangi işte tutmasıdır; çünki bu Allâh'ın senin üzerindeki murâdını gösterir. Bu sohbet Atâullâh el-İskenderî'nin muazzam sözü, Allâh katında değer ölçüsü, ve hâl ile iş ile insânın değerinin tartılması bahisleri ile tafsîl olunur.
Atâullâh el-İskenderî'nin Muazzam Sözü
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî hikmeti tafsîl eder: Atâullâh el-İskenderî hazretleri (kuddise sırruh) buyurmuştur: «Allâh katında değerini öğrenmek istiyorsan, seni hangi işte ikāme ettiğine, seni hangi hâlde tuttuğuna bak.» Bu söz Hikemi Atâiyye eserinde geçen meşhûr bir hikemdir; Mustafa Özbağ Efendi'nin nazarında çok hoşa giden, damarları kopartan, muhteşem bir sözdür. Çünki bu söz manevî değer ölçüsünü ortaya koyar: Allâh katındaki değerin, namâzlarınla, oruçlarınla, hac ile değil; Cenâbı Hakk'ın seni nereye yerleştirdiği, hangi işle meşgūl ettiği, hangi hâlde tuttuğu ile ölçülür. Bu ölçü ince bir ölçüdür; sûfî ona göre kendini değerlendirir.
Seni Tuttuğu İşe Bak: En Büyük İş Hangisi?
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir kāideyi tafsîl eder: normalde Mustafa Özbağ Efendi bu söze bakar ve «Seni hangi işte tutuyor?» diye düşünür. Senin tuttuğu işe bak; eğer en büyük işte tutuyorsa, demek ki Allâh katında değerin yüksektir. Yok seni istikāmet dışı, anlamsız, vakti zâyi' eden işlerde tutuyorsa, o zaman kendi kendine sorman gerekir: «Allâh, demek ki diyorum ben mi gaflete düşmüşüm, veya rahmetinden uzaklaşmış mıyım?» Bu söz böyle muhteşem bir şeyler ki, insânı tabîrî câizse damarlarından kopartır; çünki insânın manevî hâlinin aynasıdır.
Sen Hangi İşte İştigâl Ediyorsun?
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir nasîhati tafsîl eder: sen hangi işte iştigâl ediyorsun, bu çok önemli. Mesela bir kimse kendince âilesininçoluğununçocuğunun geçimi için çalışıyor; harika, helâl rızık peşindedir, bu büyük bir cihaddır. Nâfile ibâdet o işliyor, nâfile zikrediyor; çünki âile için helâl rızık temin etmek bizzat ibâdettir. Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi vesellem) buyurmuştur: «Bir Müslümân âilesinin nafakası için çalışırsa, bu onun için sadakadır» (Buhârî, Nafakāt). Demek ki helâl rızık peşinde olmak, çolukçocuk için çalışmak, başlı başına bir ibâdet hâlidir. Ama bunun yanında zikrullâhı, namâzı, sünneti seniyyeyi ihmâl etmemek de şarttır.
Seni Hangi Hâlde Tuttuğuna Bak
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kāideyi tafsîl eder: Atâullâh el-İskenderî sözünün ikinci yüzü «Seni hangi hâlde tuttuğuna bak» cümlesidir. Hâl, sûfî için en mühim ölçüdür. Sen hangi hâldesin: zikir hâlinde mi, gaflet hâlinde mi? Tevbe hâlinde mi, isyân hâlinde mi? Şükür hâlinde mi, nankörlük hâlinde mi? Sabır hâlinde mi, isyân hâlinde mi? Cenâbı Hak seni hangi hâlde tutuyor, ona bak. Eğer zikirtevbeşükürsabır hâllerinde tutuyorsa, demek ki Allâh katında bir değerin var; eğer gafletisyânnankörlük hâllerinde tutuyorsa, demek ki rahmetinden uzaklaşmışsın. Bu hâlin sebebi sensin; nefsindir, hevândır, kötü dostluklarındır. Sûfî hâline bakar, kendini düzeltir.
Allâh Katında Değer: Hâl ve İşin Birlikte Ölçüsü
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir kāideyi tafsîl eder: Allâh katında değer hâl ve işin birlikte ölçüsüdür. Bir kimse helâl rızık peşindedir (iş), ama gaflet hâlindedir — bu eksik bir değerdir. Bir kimse zikir hâlindedir (hâl), ama haram rızık peşindedir — bu da eksik bir değerdir. Allâh katında tam değer, hâlin ve işin Cenâbı Hakk'ın murâdına uygun olmasıdır: helâl iş + zikir hâli, çolukçocuk için çalışmak + nâfile ibâdetler, dünyâ işleri + âhiret azığı. Cenâbı Hak Cumu'a 62/9-10'da buyurur: «Cumu'a günü namâza çağrıldığınızda Allâh'ı zikre koşun, alışverişi bırakın… Namâz kılındığında yeryüzüne dağılın, Allâh'ın fazlından arayın, ve Allâh'ı çok zikredin.» Bu âyet hem işin hem zikrin birlikte yapılması gerektiğini öğretir.
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye Manevî Terbiyesi
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni Atâullâh el-İskenderî'nin «Allâh katında değerini öğrenmek istiyorsan, seni hangi işte ve hangi hâlde tuttuğuna bak» sözünü, manevî değer ölçüsünün hâliş ikilisinde olduğunu, gaflete düşmüş olmanın veya rahmetten uzaklaşmış olmanın hâlinden anlaşılacağını, helâl rızık peşinde olmanın nâfile ibâdet olduğunu, ve hâl + iş ölçüsü ile sûfînin kendi manevî yerini idrâk etmesini öğretir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Cumu'a 62/9-10 (alışverişi bırakın, sonra dağılıp Allâh'ın fazlını arayın); Nûr 24/37 (ticâret ve alışveriş onları Allâh'ın zikrinden alıkoymaz); Talâk 65/2-3 (Allâh'tan korkana çıkış yolu); Tevbe 9/105 (deyiniz ki amellerinizi Allâh, Resûlü ve mü'mînler görecek).
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'n-Nafakāt (âile için çalışmak sadakadır).
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Birr.
- Süneni Tirmizî, Süneni Ebû Dâvûd, Süneni İbn Mâce.
- İmâm Mâlik, Muvatta; İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Hâl-Makām-Niyet bahisleri.
- İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, Hâl-Makām bahisleri.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Atâullâh el-İskenderî, Hikemi Atâiyye, Tâcü'l-Arûs, Letâifü'l-Minen.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâmı Rabbânî, Mektûbât.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Hâl Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu Hâl Sohbeti Atâullâh el-İskenderî hazretlerinin «Allâh katında değerini öğrenmek istiyorsan, seni hangi işte ikāme ettiğine, seni hangi hâlde tuttuğuna bak» muazzam sözünü, manevî değer ölçüsünün hâl ile iş'in birlikte tartılması olduğunu, helâl rızık peşinde olmanın nâfile ibâdet olduğunu, gaflete düşmüş olmanın veya rahmetten uzaklaşmış olmanın hâlin ışığında anlaşıldığını, ve sûfînin hâlineişineniyetine bakarak kendi manevî mevkiini idrâk etmesini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Seri: Hâl Sohbetleri