Mustafa Özbağ Efendi bu Hâl Sohbeti'nde velîlerin bazı hâllerinin halkın nazarında hatâ görünmesi ama hakîkatte hatâ olmaması mevzûsunu Hızır-Mûsâ kıssası (Kehf 18/65-82) ışığında tafsîl eder. Bu velînin, bu mürşidi kâmilin bazı hâlleri olur; bu hâllere bakarsın zâhirde halkın nazarında hatâlıdır, günâhkârdır; hattâ şerî'at nazarında bile hatâları, kusûrları vardır gibi görünür. Hızır (a.s.) çocuğu öldürdü — şerî'atta hatâ mıydı? Mûsâ (a.s.) itiraz etti: «Sen nasıl günâhsız, mâsûm bir çocuğu öldürürsün!» Gemiyi deldi — hatâ mıydı? «Bize iyilik yaptılar, bizi gemilerine aldılar, sen onların gemisini deldin!». Görünüşte hatâ: mâsûm çocuğun öldürülmesi, geminin delinmesi. Ama hakîkatte bunların arkasında hikmet vardır: çocuk büyüyünce ailesini saptırıp dînden çıkartacaktı; gemi, zâlim kralın eline geçecekti, delinmiş gemiye ihtiyâç duymayacaktı; duvar altında yetimlerin hazînesi vardı, duvar yıkılırsa hazîne kötü ellere geçecekti. İşte bu velîlerin, mürşidi kâmillerin Allâh indinde hatâları, avâmın ibâdetinden hayırlıdır. Bu sohbet velîlerin şathiyyâtı, zâhirî hatâ-bâtınî hikmet, ve avâmın velîler üzerine yargılamada acele etmemesi bahisleri ile tafsîl olunur.
Velîlerin Hâlleri Halkın Nazarında Hatâ Görünür
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: bu velînin, bu mürşidi kâmilin bazı hâlleri olur; bu hâllere bakarsın zâhirde halkın nazarında hatâlıdır, günâhkârdır. Hattâ şerî'at nazarında bile hatâları, kusurları vardır gibi görünür. Lâkin hakîkatte bunların arkasında bir hikmet vardır; halk bu hikmeti göremediğinden velîye hatâ atfeder. Avâm, manevî perdeleri olmayan, sadece zâhire bakan kimsedir; o velînin bâtınında ne olduğunu bilmediği için, ona göre velî hatâlı görünür. Lâkin hakîkatte velînin hatâsı yoktur, bilakis hikmet üzere hareket etmiştir.
Hızır (a.s.) ve Mûsâ (a.s.) Kıssası: Çocuğun Öldürülmesi
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir Kur'ânî kıssayı tafsîl eder: Hızır (aleyhisselâm) çocuğu öldürdü (Kehf 18/74) — şerî'atta hatâ mıydı? Mûsâ (aleyhisselâm) itirâz etti: «Sen nasıl günâhsız, mâsûm bir çocuğu öldürürsün! Andolsun ki sen pek kötü bir iş yaptın!» (Kehf 18/74). Mûsâ aleyhisselâm peygamber olduğu hâlde dahî zâhirde Hızır'ın yaptığını hatâ olarak gördü, çünki şerî'at dilince mâsûm cân alınmaz. Lâkin Cenâbı Hak Hızır'a manevî bir bilgi vermişti: o çocuk büyüyünce mü'mîn ailesini saptırıp dînden çıkartacaktı; ailesi onun yüzünden ızdıraba düşecekti. Hızır'ın yaptığı şerî'atta hatâ görünüyordu, ama hikmette doğruydu.
Geminin Delinmesi: Görünüşte Nankörlük
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir Kur'ânî kıssayı tafsîl eder: Hızır (a.s.) gemiyi deldi (Kehf 18/71) — hatâ mıydı? Mûsâ (a.s.) itirâz etti: «Bize iyilik yaptılar, bizi gemilerine aldılar; sen onların gemisini deldin!» Bu da görünüşte nankörlük gibiydi; bir adam sana iyilik yapmış, sen ona iyilik yapacağın yerde gemisini delmişsin. Lâkin hakîkatte: zâlim bir kral o gemilere el koyuyordu; delinmiş gemiye ihtiyâç duymayacaktı; gemi sâhipleri kralın elinden kurtulacaklar, sonra gemiyi tâmir edip kullanmaya devâm edeceklerdi. Hızır'ın yaptığı görünüşte zarar, hakîkatte fayda idi.
Duvar Misâli: Yetim Hazînesinin Korunması
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir Kur'ânî kıssayı tafsîl eder: Mûsâ (a.s.) ile Hızır'ın yolculuğunda üçüncü vakıa duvardı: bir köyde insânlar onları kabûl etmedikleri hâlde Hızır yıkılmaya yüz tutmuş bir duvarı tâmir etti; Mûsâ «İsteseydin buna karşı bir ücret alırdın» dedi (Kehf 18/77). Hâlbuki duvarın altında yetim iki çocuğun babalarından kalma hazînesi vardı; duvar yıkılırsa hazîne köy halkının eline geçecek, yetimler büyüdüklerinde haklarını alamayacaklardı. Hızır duvarı tâmir ederek hazîneyi muhâfaza etti. Bütün bu üç vâkıa zâhirde hatâ-aceleciliknankörlükfayda etmemek görünüyordu; ama hakîkatte hikmet üzere idi.
Velîlerin Hatâları Avâmın İbâdetinden Hayırlıdır
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: işte bu velîlerin, mürşidi kâmillerin Allâh indinde hatâları, avâmın ibâdetinden hayırlıdır. Çünki velînin görünüşte hatâ olan ameli, hakîkatte yüksek bir hikmete dayanır; avâmın görünüşte ibâdet olan ameli, kalbinde riyâ-ucbkibir karışıyorsa hakîkatte boştur. Bu sebeple sûfî velîleri yargılamada acele etmemelidir; gördüğü her şeyi anlayamaz, bilemez. «Şeyhim böyle bir şey yapmazdı, ben onun yaptığını anlamadım» deyip mevzûyu kapatır; çünki bilemediği bir hikmet vardır.
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye Manevî Terbiyesi
Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni velîlerin hâllerinin halkın nazarında hatâ görünebileceğini, Hızır-Mûsâ kıssası (Kehf 18/65-82) ile zâhirî hatâ-bâtınî hikmet ayrımını, çocuğun öldürülmesiningeminin delinmesininyetim duvarının tâmirinin hikmetlerini, velîlerin hatâlarının avâmın ibâdetinden hayırlı olabileceğini, ve sûfînin velîleri yargılamada acele etmemesini idrâk etmeye yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Kehf 18/65-82 (Mûsâ-Hızır kıssası tâmâmı: gemi, çocuk, duvar); Bakara 2/216 (siz hoşlanmadığınız bir şey hakkınızda hayırdır).
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Enbiyâ (Mûsâ-Hızır); Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Fadâil (Mûsâ-Hızır).
- Süneni Tirmizî; İmâm Mâlik, Muvatta; İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Velâyet-Şathiyye bahisleri.
- İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, Velâyet-Hâlü'l-Velî bahisleri.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- Şeyh Muhyiddîn İbn Arabî, el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye; Fusûsu'l-Hikem.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâmı Rabbânî, Mektûbât.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Hâl Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu Hâl Sohbeti velîlerin hâllerinin halkın nazarında hatâ-günâh görünebileceğini, Hızır-Mûsâ kıssası (Kehf 18/65-82) ile zâhirî hatâ-bâtınî hikmet ayrımını, çocuğun öldürülmesinin (büyüyünce dînden çıkaracaktı), geminin delinmesinin (zâlim kral el koyacaktı), yetim duvarının tâmirinin (hazîne korunması) hikmetlerini, velîlerin Allâh indinde hatâlarının avâmın ibâdetinden hayırlı olabileceğini, ve sûfînin velîleri yargılamada acele etmemesi gerektiğini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Hâl Sohbetleri