Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Nasihatler ·

(NASİHAT/3) Mustafa Özbağ Efendi Sohbeti – 25.05.2023

Selamünaleyküm. Allah gecenizi hayırlı eylesin. Rabbim gündüzlerinize hayırlı eylesin ayınızı yılınızı ömrünüzü hayırlı eylesin. Rabbim cümlemizi ve cümle ümmeti. Muhammedi. Hakkı hak batıl bilenlerde...


Mustafa Özbağ Efendi 3. Nasîhat Sohbeti'nde Allâh'a yönelme — eskilerin tâbîri ile inâbe — mevzûsunu Zümer 39/54 («Size azâb gelmeden önce Rabbinize yönelin ve O'na teslim olun, sonra yardım olunmazsınız») ve Müzemmil 73/8 («Rabbinin adını zikret ve sadece O'na yönel») âyetleri çerçevesinde tafsîl eder. İnâbe: bir kimsenin Allâh'a isyân etmese bile, günâhı kebâirden kendisini uzak tutsa bile, yine tövbe edip devâmını Allâh'a yönelmesidir. Resûli Ekrem efendimiz: «Ben günde en az yetmiş kez Allâh'a tövbe ederim» (Buhârî, Daavât 3) buyurmuştur; bir rivâyette yüz kez. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem hazretleri ismet sıfatı ile mâsûmmahfûz iken günâh işlemediği hâlde tövbe etmesi, ümmete hâli daimî üzere inâbeyi öğretmek içindir. Sohbet Hz. Peygamber'in ismet sıfatı, Peygamberin günâh işlediğini iddiâ edenlerin ehli sünnete göre küfür ehli oluşu, 73 fırka hadîsi ve fırkai nâciye, günâhı kebâir adedi (7-9-24), 100 sübhânallâhi ve bihamdihî tövbe disipline edici virdi, «Şeyhimin gözümün önünde günâh işlediğini görmedim» tâbîrinin nezâketi, Bayındır'da bir dervîşin Şeyh Efendi hazretlerini rü'yâda sigara içerken gördüğünü iddiâ edip fitne çıkararak gıybeteiftirâya düşmesi misâli, rü'yânın kişinin kendisi tarafından yorulmamasının zarûreti, üç sahâbînin hiç uyumamadevamlı oruçevlenmeme niyetlerine Resûli Ekrem efendimizin «Bizde ruhbânlık yoktur, ben uyurumiftâr ederimevlenirim, sizin gibi olmayanın bizden olmadığını bildirin» cevâbı, entelektüel dervîş profili (tefsîrhadîsfıkıh okuyup günleri boş geçirmemek), «Dervîş câhili şeytânın maskarasıdır», Hz. Mevlânâ'nın «İncin sen de incitme» nasîhatinin eşler için söylenmiş oluşu, Cennet'in eşin helâllığı kapısında oluşu, Zikrullâh'ın dilden kalbekalpten sırrasırdan rûha tecellîsi ve geri dönüşün müşriklik gibi şirk olduğu, sahâbîlerin tekrar müşrik günlerine dönmekten korkmaları, İnşirâh 94/7-8 («İşini bitirince ona yönel ve Rabbine koş»), ve dervîşlik problemlerinde «Üstâda gidersen seni boşarım» tehdîdinin dervîşlikten ayrılma alâmeti oluşu bahisleri ile tafsîl olunur.

Zümer 39/54 ve Müzemmil 73/8: Rabbe Yönelin, O'na Teslim Olun

Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: bu akşam böyle kısacık yine bir nasîhat babında iki tâne âyeti kerîme hazırlamıştır. Birinci âyeti kerîme: Zümer 39/54 — «Size azâb gelmeden önce Rabbinize yönelin ve O'na teslim olun, sonra yardım olunmazsınız.» İkinci âyeti kerîme: Müzemmil 73/8 — «Rabbinin adını zikret ve sadece O'na yönel.» Buna eskiler bu Allâh'a yönelmeyi inâbe demişler. Bu ne demek? Bir kimse Allâh'a isyân etmese bile, Allâh'a isyân etmese bile, günâhı kebâirden kendisini uzak tutsa bile, o kimsenin yine tövbe edip devâmını Allâh'a yönelmesi. Hani Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem hazretleri: «Ben günde en az yetmiş kez Allâh'a tövbe ederim» (Buhârî, Daavât 3) diyordu ya. Yâ'nî hâlbuki Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem hazretlerinin Allâh'a isyân etmesi düşünülebilir mi? Hayır. İşte onun o hâlini yakalamak. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem hazretleri günâh işlememesine rağmen, ve günâhtan uzak olmasına rağmen, ve bu konuda ismet sıfatı ile korunmuşmuhâfaza edilmiş olmasına rağmen, onun günlük yetmiş kez veya bir rivâyette yüz kez Allâh'a tövbe etmesi.

İsmet Sıfatı: Peygamber Günâh İşlediğini Söyleyen Küfür Ehlidir

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir akāidî kâideyi tafsîl eder: tâbî bu son dönemlerde bazı sapkınlar çıktı; bu sapkınlar Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem hazretlerinin de günâh işlediğini, ama o günâhından rücû edip tövbe ettiğini söylüyorlar. Biz o sapkınlardan ve sapıklardan değiliz. Biz Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem hazretlerinin ismet sıfatı ile sıfatlandığını, kendisinin günâh işlemekten uzak olduğunu, korunduğunu, ve hiç günâh işlemediğine inananlardanız. Bir kimse Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem hazretleri de günâh işledi diyorsa, o kimse ehli sünnete göre küfür ehlidir; aslâ onun arkasında namâz kılınmaz, aslâ onun sohbeti dinlenilmez, aslâ onun peşinden gidilmez. Şimdi böyle bir zamanda, âhir zamanda ne yazık ki böyle kimseler çıktı; bunlar kendilerini Profesör olarak, dîn âlimi olarak, ne bileyim işte Şeyh olarak, şu bu olarak tanıtıyorlar; öyle biliniyorlar; ama bunlar bir de çoğalmaya başladılar. Çünki ilâhiyat fakültelerinde ne yazık ki böyle bir eğitim veriliyor, böyle bir öğretim veriliyor; ve ilâhiyat fakültelerindeki o çocuklara peygamberin de sallallâhu aleyhi vesellemin günâh işlediğini ama cânânına tövbe edip Cenâbı Hakk'ın onu affettiğine dâir Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem hazretleri üzerinde günâh kapısını arıyorlar. Biz bunlardan değiliz; ben onlardan değilim; ve onları ehli sünnet küfür ehli olarak nitelendirmiş, küfrüne fetvâ vermiş; bir kimse Hazreti Peygamber sav hazretlerinin günâh işlediğini söylerse o küfür ehlidir demiş.

73 Fırka Hadîsi: Akāid-İbâdet Çizgisinden Uzaklaşma

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir akāidî kâideyi tafsîl eder: o yüzden sonradan karışan ne yazık ki böyle, hani «Ümmetim âhir zamanda 73 fırkaya bölünecek; bunun 72'si halledilir, birisi fırkai nâciyedir» (Ebû Dâvûd, Sünnet 1) denilen zamanı yaşıyoruz. Ne yazık ki insânlar Kur'ân-Sünnetin akāid çizgisinden uzaklaşıyorlar, ibâdet çizgisinden uzaklaşıyorlar; işte ibâdetleri değiştirmeye çalışıyorlar, değiştiriyorlar. Akāid, ya'nî îmân ile alâkalı, îmânın hukûku ile alâkalı konuları saptırıyorlar, değiştirmeye çalışıyorlar. Ne yazık ki bu âhir zamanın son döneminde bu tip sapıklıklar ve sapkınlıklar çoğaldı; hangi birisi ile uğraşalım yâ'nî, o kadar çoğaldılar ki hangi birisi ile uğraşalım. Böyle neredeyse böyle günler günleri kovalarken diyoruz ki: yâ ben kendi adıma söyleyeyim, ümmet bu kadar sapkınlığın ve dalâletin içine düşeceğini hiç kimse tahmîn edemezdi diyorum. Ne yazık ki böyle hiç kimsenin tahmîn edemeyeceği bir sapkınlık, hiç kimsenin tahmîn edemeyeceği bir dalâlete doğru koşuyoruz. Rabbim cümlemizi kurtarsın, cümle Ümmeti Muhammed'i de kurtarsın inşâallâh.

İnâbe Ehli Olmak: Günâhı Kebâirden Uzaktayken de Tövbe Etmek

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: işte normâlde bu kendisini Allâh'a yöneltenler, kendilerini Allâh'a yöneltip o yolda yürüyenler, o yolda koşturanlar, günâhı kebâire dalmasalar bile — şimdi bir, her gün bir günâhı kebâire dalanlar var, bir de her gün dalmayanlar var. Her gün dalanlar meselâ her gün içki içiyor, her gün kumar oynuyor, her gün zinâ yapıyor, her gün fâizin içerisinde, her gün gıybetin içinde, dedikodunun içerisinde, iftirânın içinde — her gün Allâh'ın yasakladığı, Cenâbı Hakk'ın aslâ yapmayın dediği. İşte bazı rivâyetlerde günâhı kebâir yedidir, bazı rivâyetlerde dokuzdur, denilen Mekke'de 24 olarak hani bu konuda şerh etti, hükmetti günâhkârlar. İşte kimisi bu günâhı kebâirlere devâm ediyor, ya'nî o tâ'ate uğratmadan onu devâmlı işliyor; o kimse o günâhı kebâirlerden tövbe etti, kendisini kurtardı, tövbe edip kendisini kurtardı; ama o kimse bir daha geri dönmemek için kendisini sâbitliyor. Sâbitlemesi lâzım. Sâbitlemiş olsa dahî, günâhı kebâire düşmemiş olsa dahî, o kimse tövbe etmeye devâm edecek.

100 Sübhânallâhi ve Bihamdihî: Tövbeyi Disipline Eden Vird

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir sülûk kâidesini tafsîl eder: hani bizde normâlde derslerimizde 100 tâne «Sübhânallâhi ve bihamdihî, sübhânallâhi'lazîm ve bihamdihî, estağfirullâhe'lazîm» tövbesi var ya. Yâ'nî bir kimse ola ki Allâh muhâfaza eylesin, kendi kendisine «Ben günâh işlemedim» boyutuna kibirine, kendi kendisini o bataklığa sürüklerse, bu onun kullandığı küpe olsun. Biz kendimizi aslâ öyle görmeyiz, hiçbir dervîş kardeşimizi de öyle görmeyiz, biz şeyhlerimizi de öyle görmeyiz. Allâh affetsin böyle söylemek istemem ama meşhûr tâbîriniz var ya: «Ben şeyhimin gözümün önünde günâh işlediğini görmedim» bitti. İşlemiş midir, kapanır mı, aralıklı mıdır? Evet, ama benim gözümün önünde, benim duyduğum gördüğüm bir şey olmadı, der mevzûyu kapatırım. Çünki onun da günâh kapısı açık mı açık, benim de açık, herkesin açık. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem hazretleri hâriç, ümmeti için bütün herkes için günâh kapısı açık.

Bayındır Rü'yâ Kıssası: Şeyhi Sigara İçer Gördüm Diye Fitne Çıkarmak

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hâtırâyı tafsîl eder: meselâ Allâh rahmet eylesin, biz daha henüz Bayındır'da iken, bir arkadaş Şeyh Efendi hazretlerini rü'yâsında sigara içerken görmüş; ortalığı bulandırıyor: «Rü'yâmda sigara içerken gördüm, benim rü'yâm sahîh» diye böyle üçbeş kişiye söylemiş, fitne çıkarmış. Ortalıkta hemen fitne çabuk yayılır; Bayındır gibi bir yerde hemen yayılmış. Yâ'nî o böyle sabâhtan sonra söylemiş, öğlen de benim haberim oldu. Ondan sonra öğlenden sonra ben hemen onunla görüştüm; dedim «Anlat» ya'nî, anlattı. Dedim «Çabuk tövbe! Sen günâh işlemişsin» dedim. «O zaman bu fakîrde rü'yâ tevîli var» dedim. «Sen Şeyh Efendi hazretlerini böyle görmüşsün, kendini aynada görüyorsun, onlar birer ayna; o bir ayna» dedim. «O yüzden sen günâhı kebâir işlemişsin» dedim «İşlediğin günâhı da söyleyeyim mi?» «Söyle» dedi. «Ona» dedim «Hemen bunu fitne gibi ortalığa yaydın, gıybet etmişsin» dedim. «Gıybete düştün; işte» dedim «Günâhı kebâirden, bu gördüğün rü'yâyı kendi kendine şerh ettin, kendi kendini te'vîl ettikten sonra bunu dedin: Şeyh Efendi'nin günâh işlediğine hükmedip etrâfa anlatmaya başladın» dedim. «Günâh işlemiştirişlememiştir bu ayrı bir mes'ele; ama sen bununla» dedim «Gıybet ettin. Eğer işlemediyse iftirâ ettin» dedim. «Zâhiren bakacağız: Şeyh Efendi sigara içiyor mu, içmiyor; sen onu sigara içerken gördün; sen dersin ki şimdi millete ‘Ben onu sigara içerken gördüm rü'yâmda’ — ona iftirâ atmış oldun mu?» Durdu: «Şimdi bu, ben ne yapacağım şimdi?» dedi. «Vallâhi geçen helâllik alacaksın, tövbe edeceksin» dedim. «Tövbe edeceksin, fitneyi de toparlayacaksın» dedim. «Başka türlü» dedim «Bunun altından kalkamazsın.» Şimdi o da böyle kendi kendine dervîşim hükmünde bulunuyor, böyle iyidirmiş gibi.

Rü'yâlar Kendi Kendine Yorulmaz: Bedir'de Tersine Görüldü

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: o yüzden bu mes'elelerde iddiâ yoktur; hepimiz için günâh kapısı, büyük günâh kapısı açıktır; işleyelimişlemeyelim, biz günde 100 kez Allâh'a tövbe ederiz. Günâh işlemişizdir, bu günâhlarımızın affınamağfiretine sebep olur. Sakın şöyle düşünülmesin: «Şu dervîş ağabeyimiz, şu dervîş ablamız, şu dervîş filânca, bunlar günâh işlemezler, bunların günâh kapıları kapalıdır» ve'yâhud da zaman zaman bazı dervîşlerden duyarım: «Ben bir hatâ yapsam bana rü'yâmda söylerlerdi; işte ben bir kusur işte sen beni îkaz ederlerdi; ben bu konuda haksız olsam ben rü'yâmda bunu görürdüm ve'yâhud da bana bunu söylerlerdi.» Bunların bakın hepsi de büyük küstâhlıktır, büyük küstâhlıktır; kadınıerkeği, zâkirirâkibi, kapatsın şeyi, herkesi bağlar bu; aslâ böyle bir şey düşünmeyin ve aslâ böyle bir şey telâffuz etmeyin. O yüzden Rabbim kime ne gösterir bilinmez. Hani Bedir Savâşı'nda Müslümânlar ayrı rü'yâ görüyorlardı, tersine görüyorlardı; müşrikler de yine tersine rü'yâ görüyordu. Bakın bunları unutmayın hiç; tersine rü'yâ görebilirsiniz; rü'yâlarınızı da kendi kendinize yormayın.

İbâdet İçin Allâh'tan Yardım İste: Halk Eden O'dur

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir akāidî kâideyi tafsîl eder: bir de şunu unutmayın, şunu hiçbir zaman unutmayın: ibâdetler için, tövbe için, zikir için, hayırlı ameller için Allâh'tan yardım isteyin. Böyle kibirlenip de, kendi kendinizi kibir deryâsına atıp da, sanki böyle «İstediğin zaman tövbe eder misin, istediğin zaman sanki böyle namâz kılar mısın, istediğin zaman ibâdet eder misin» böyle kendi kendinize küstâhlaşmayın. Bu insâna ibâdet ve'yâhud da bu tip hayırlı ameller insânda küstâhlık oluşturmasın. Sana Allâh nasîb ederse, sana Allâh nasîb ederse sen tövbe edersin. Gayret etmek sana âid, çalışmakistemek sana âid; halk etmek halk etmek O'na âid. Eğer O halk etmezse, sen istediğin kadar yırt kendini, sen tövbe edemezsin, sen Zikrullâh edemezsin. Cenâbı Hak senin manevî rızkını keserse sen parmağını dahî oynatamazsın; sen Zikrullâh halakalarından uzak kalırsın farkına varmazsın. Allâh'ın lutfuikrâmıihsânıdır; Allâh'ı zikreden cemâ'atlerin içerisinde bulunmak, tövbe etmek Allâh'ın lutfuikrâmıihsânıdır. Hele son nefese kadar tövbeni sâbit tutup o tövbede durmak ancak Allâh'ın inâyeti ile, lutfu ile, ikrâmı ile, ihsânı ile mümkün olur.

Üç Sahâbî Kıssası: Bizde Ruhbânlık Yoktur

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hadîsî kıssayı tafsîl eder: sakın şunu düşünmeyin: bizim yolumuz ruhbânlık yolu değildir. Hani üç kişi, üç tâne sahâbe kendi kendisine niyet ettiler: birisi dedi ki «Hiç uyumayacağım», birisi dedi ki «Devâmlı oruç tutacağım», birisi dedi ki «Evlenmeyeceğim, ictimâ' etmeyeceğim». Cebrâîl aleyhisselâm Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi vesellem hazretlerine bunu bildirdi. Onlara dedi ki: «Size ne oluyor? Allâh'tan en fazla korkanınız benim, uyurum; Allâh'tan en fazla korkanınız benim, iftâr ederim; Allâh'tan en fazla korkanınız benim, evlenirim, nikâhlanırım. Kim bana bunu yapmazsa — kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir» (Buhârî, Nikâh 1; Müslim, Nikâh 5) dedi. Bizde ruhbânlık yok; biz Allâh'a yöneldik deyip de dünyâyı terk etmek yok; biz Allâh'a yöneldik deyip de işimizigücümüzü bırakmak, işimizigücümüzü terk etmek yok. Sakın sakın böyle bir dervîş profili istemiyorum; sakın hâ! Herkesin işi olacak, herkes işine titizlikle devâm edecek, herkes çalışacak, herkesin dünyâdan da-âhiretten deülkesinden deülkesinin siyâsetinden dezarardanfaydadan her şeyden haberi olacak, entelektüel bir dervîş olacaksınız. Okuyun, kendinizi yetiştirin, genişletin; okuyun, bol bol hadîs okuyun, tefsîr okuyun, boş geçirmeyin günlerinizi, fıkıh okuyun.

Dervîşin Kılığı-Kıyâfeti-Edebi: Câhili Şeytânın Maskarasıdır

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir terbiye kâidesini tafsîl eder: yarın öbür gün birisi sakalına bakıp, sarığına bakıp, dervîşliğine bakıp bir suâl sorduğunda abuk subuk bir şey cevâb vermeyin. Her bir dervîş etrâfındaki insânlara ilim olarak ışık tutmalı, ihlâs olarak ışık tutmalı, samîmiyet olarak ışık tutmalı. Dervîşin câhili şeytânın maskarasıdır. Sakalı bırakmışsın, ağzında küfür, ağzında gıybet, ağzında dedikodu; sakalı bırakmışsın, elinde sigara, ağzında sigara; sakalı bırakmışsın, eşine hakaret ediyorsun, çocuklarına hakaret ediyorsun; «Dervîş'im» diyorsun, ortalığı kırıp geçiriyorsun. Yûnus demiş ya: «Böyle dervîşlik dursun» diye. Evet, böyle dervîşlik dursun! Dervîş dedin, temizdir kıyâfeti, kılıkıyâfeti, saçısakalı derli topludur, bir yere giderken derli topludur, konuşması derli topludur, ahlâkı derli topludur. Eşineçocuklarınaarkadaşlarınadervîş kardeşlerine konuşurken edebli-âdâblı düzgün konuşur. Dervîş'im bir vizyonu olur; ona baktığı zaman insânın aklına Allâh gelmesi lâzım, ona baktığı zaman o kimsenin Allâh'ı sevmesi lâzım. Bakın, Allâh'ı sevmesi lâzım. Palas pandıras dervîş olmaz; dervîşin kılığıkıyâfeti düzgün olur; bu lüks giyinmek değildir, temizdir, derli topludur, konuşması derli toplu olur, haramlardan kendini uzak tutar.

Eşine Hizmet: İncin Sen de İncitme — Mevlânâ Eşler İçin Söyledi

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir terbiye kâidesini tafsîl eder: sen sakalını bırakmışsın bir tutam mikdârında uzatmışsın; sakalına dosdoğru bak, tara, fönle, tertemiz olsun. Sen normâlde bol pantolon giyiyorsun, ütülü olsun; karnınçorman kıpkırışıp pantolonundan dolaşma; gömleğini ütüle, dosdoğru. Eşinden bekleme — erkekler, bunu sizlere söylüyorum — kendiniz ütü yapmasını bilin, kendi yıkamasını bilin, sökünüzü dikmesini bilin; sünnet bunları yapmaktır. Öyle hanım yapacak diye zoraki bir şey yok; hanımınız yapmayabilir, kendiniz yapın, hanımlarınız râhat etsin biraz daha, râhat olsunlar biraz daha. Râhat olsunlar, iyice nefislerine uysunlar — sakın hiçbirisini de üzmeyin. Sakın «Benim pantolonum nerede, benim gömleğim nerede, onu yıkamadın mı, onu ütülemedim mi?» bunlar tehlikeli sorular, tehlikeli sözler, sakın hâ! «Ben filânca renk pantolonu aradım, ne yapacağım» dedin de, «Ütümü yapacağım» de, yumuşak bir şekilde «O ütülendi mi ütülenmedi mi?» Hayır, dervîşlik önce hanımı ile iyi geçinmekte geçiyor. Hanımlarınızı üzmeyin, kırmayın, incitmeyin; onlar — hani Hazreti Mevlânâ demiş ya: «İncin sen de incitme» diye. Bunu kimin için söyledi? Eşler için söyledi. Sakın incinseniz de eşlerinizi incitmeyin, siz onların helâllığını almaya bakın. Cennet onların helâllığının kapısının arasında: dervîşim hiçbirisi de size hakkını helâl etmezse, Cennet bizim kapımızda diye, ne oldu? Efendi söyledi: «Bak ben affetmezsem cenneti göremezsin» derler mi? Eğer cevâb «Derler» ise, o yüzden aman eşlerinizi kırıp incitmeyin.

Zikrullâh'ın Tecellîsi: Dilden Kalbe-Sırra-Rûha

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: bakın, gittiğiniz yerde, yürüdüğünüz yolda, sokakta, girdiğiniz toplumda herkesin gözü sizde olur. O yüzden diş bakımınız, ağız bakımınız, vücud bakımınız, kılıkkıyâfet bakımınız dümdüzgün olmalı; her dört düzgün olmalı. Dervîş öyle olur. Ve o kimse Allâh'ı zikredecek; Allâh'ı zikrettiği için zikir, bu dışı temizlendi düzeldi, Zikrullâh dolu kalbine, Zikrullâh yerleşti. Onu görenin aklına hemen Allâh gelecek — çünki o Zikrullâh onun kalbine yerleşti, onu görenin hemen aklına Allâh gelecek. Artık o kimse Allâh'a yönelmiş denilir; ona baktığında Allâh hâtırına geliyorsa, o kimse Allâh'a yönelmiş her şeyi ile. O her şeyi ile Allâh'a yöneldiği için ona bakan kimsenin aklına Allâh geliyor. Zikrullâh dilden kalbe tecellî edecek; dilden kalbe tecellî edince, dil ile zikir, bu çok ağır ibâre olacaktâbîr olacak ama, onun için artık geri dönüş şirk gibi olur. O geri dönüşe dikkat edecek; sebep, o çünki normâlden yukarı doğru gitti, onun geri dönüşü olmayacak. Hani Allâh affetsin, bu dînden çıkmak gibi değil — böyle değil — ama ona öyle bir, o kimsede tecellî etmesi lâzım, ya'nî o kimse sanki dînden çıkıyormuş gibidînden çıkmış gibi kendi kendisini disipline etmesi lâzım.

Sahâbîlerin Korkusu: Tekrar Müşrik Günlerine Dönmek

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir akāidî kâideyi tafsîl eder: hani sahâbeler korkarlardı ya, ya'nî tekrar müşrik günlerine dönmekten korkarlardı. Bakın, tekrar müşrik günlerine dönmekten, ayaklarının kaymalarından korkarlardı. Peygamber sallallâhu aleyhi vesellem hazretleri başlarında, gözlerinin önlerinde iken onlarda da böyle bir korku hâsıl olurdu. İşte Zikrullâh kalbe tecellî edince, o korku o kimsede olur. O tekrar geriye rücû etmemek için onun kalbinde bir korku olur; bu korkuyu o kimse yaşamalı. Allâh'ı zikrederken dilden kalbe yerleşmeli; kalpten sonra diyelim ki sırra yerleşti — genelde bizde böyle gider — kalpten sırra yerleşti, sırdan tekrar kalbe rücû etmesi onun için müşriklik gibidir. Onun Allâh'a yönelmesinde, Allâh'a koşmasında eksiklik vardır. Allâh'a yönelmesinde, Allâh'a koşmasında eksiklik olduğu için o kimse sırdan kalbe geri dönüş yapar ki, Allâh muhâfaza eylesin şeytân onun üzerinde gâlip geldi o esnada, o şeytânı sevindirdi. Sırdan sonra rûha çıkardı; rûh ile Zikrullâh olur; artık o kimse seyrü sülûkte sona doğru gidiyor. Onun sırra düşmesi onun için müşriklik olur; o Rabbinin adını tam zikretmedi ve Allâh'a koşmadı her şeyi ile, ona yönelmedi her şeyi ile.

İnşirâh 94/7-8: İşini Bitirince Ona Yönel ve Rabbine Koş

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tefsîr kâidesini tafsîl eder: tekrar söylüyorum, onun her şeyi ile O'na yönelmesi haramlarahelâllere dikkat etmesi, yanlışlıklaraeksikliklere dikkat etmesi, ibâdetlerine dikkat etmesi, hayatına dikkat etmesi ile mümkün olur. Bu demek değildir ki o kimse işinigücünü bırakacak; tekrar bunun altını not olarak söylüyorum: İnşirâh sûresi 94/7-8 — «İşini bitirince ona yönel ve Rabbine koş.» İşini bitirince günlük mesâini yap; mesâini yaparken Zikrullâh'ın da yap; günlük işler ne yap, Zikrullâh'ın da yap; bittiği için sen o zaman Rabbine yönel. Vaktine göre, saatine göre yapılması gereken ibâdetlerini bir tamâm yerine getir. Rabbim bizi onlardan eylesin; Rabbim Zikrullâh'ı kalbine yerleştirdiklerinden eylesin; Rabbim Zikrullâh'ı sırrına yerleştirdiklerinden eylesin; Rabbim Zikrullâh'ı rûhuna yerleştirdiklerinden eylesin; Rabbim kalbine inşirâh verdiği kullarından eylesin; Rabbim kalbini kendi muhabbetullâhı ile doldurduğu kullarından eylesin ecmaîn.

Dervîşlik Suâli: «Üstâda Gidersen Seni Boşarım» Devrilmişlik Alâmeti

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir suâli tafsîl eder: dervîş bir erkek eşine aralarındaki bir sorun için: «Üstâda gidip anlatırsan seni boşarım» diyebilir mi? Dervîş ise diyemez; o devrilmiş, o yüzden böyle diyor. Dervîş bunu diyemez, ne kadın ne erkek. Bir problem varsa aralarında, hani «O bir problem olduğunda siz bir hakeme gidiniz» diyor ya (Nisâ 4/35); ya'nî dervîşin gideceği kapı üstâdıdır. Dervîşin gidecek bir kapısı olmaz, ne dervîş kadın ne dervîş erkek; mes'eleyi annelerinebabalarına, âilelere götürmemeye gayret ederler. Sebebi şu: âileler nefsi ile hareket edebilirler, cehâletle hareket edebilirler; âileler kendi çocuklarına taraf tutup tâbîri câizse gazı verebilirler; «Boşa adamı, boşa kadını, böyle kadın olmaz olsun, böyle kadın mı yok sana, böyle adam mı yok sana, şunu şöyle yap, bunu böyle yap» — âileler nefsi ile hareket edip, cehâletle hareket edip, çocuklarının ne yazık ki iyiliğine koşmazlar. O yüzden bu tip mes'elelerde mümkünse dervîş kardeşlerinin gideceği yer üstâdlarıdır; biz öyle öğrendik. Ama bunu söylüyorsa bir kimse, bir dervîş erkek veya bir dervîş kadın, «Üstâda gidersen sen ondan sonra, gider anlatırsan bu kapıdan son çıkışın olur, üstâda duyurmayacaksın, üstâda duyurursan ben seni boşarım, 3 saatte gidersem bir daha seni geri almam» — onun dervîş olmadığını gösteriyor net; nefsine uymuş; nefsine uyduğu için bağı kopmuş, Allâh muhâfaza eylesin. Bunlar ağır sözler, bakın bunlar ağır sözler. Hele evlenenler evlenirlerken birbirlerinin dervîş olduklarını biliyorlar mı? Biliyorlar.

Sabâh Namâzı Vakti Çıktıktan Sonra Niyet ve Hastalık-Kanama Bahisleri

Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir fıkhî kâideyi tafsîl eder: sabâh namâzının vakti çıktıktan sonra kılınmasının niyeti ile alâkalı: tam kazâ olabilmesi için bir vaktin bitip diğer vaktin girmesi gerekir; lâkin burada vakit çıkmış ama öyle vakti girmemiştir — bu yüzden tam anlamıyla kazâ denilmez; vakti çıkmıştır vaktinde kılınmadığı için edâ da denilmez. Şeklinde niyetimizi nasıl yapmalıyız? Ben vallâhi burada bunu niyet ederken diyorum ki: «Niyet ettim yâ Rabbi, bugünkü sabâh namâzını kılmaya» çünki vakti çıkmadı daha. Hastalık nedeniyle ara kanamaları olan kadın, iki kanama arası 15 günden az olunca doktorun: «Öncekini âdet, bunu özür sayalım» demesi ile hareket edip namâzı devâm edebilir mi? Bu konuda Hanefîler demişler ki: en son normâl zamanda âdetini, ne zamandı, birindeydi, kaçında bitiyordu, işte yedisinde bitiyordu — ama bunun düzensizliği var, on gün bekleyecek, biri ile onu arasında işte kendisini âdetli görecek, on bir gün gusülünü alacak namâza başlayacak, en son gördüğü o; ona Hanefîler tâbi olunmasını ister. Ama yok sonra düzene girdi, düzene girdikten sonra günler değişirse o ayrı.

Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye Manevî Terbiyesi

Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni Zümer 39/54 ve Müzemmil 73/8 âyetlerini, inâbe (Allâh'a yönelme), Hz. Peygamber'in günde 70-100 kez tövbe etmesini, ismet sıfatını, peygamberin günâh işlediğini iddiâ edenlerin küfür ehli oluşunu, 73 fırka hadîsifırkai nâciye, günâhı kebâir adedi, 100 sübhânallâhi vebihamdihî tövbe virdini, Bayındır rü'yâ kıssasını, rü'yâ ile fitnegıybetiftirâ üçlüsünü, ibâdet için Allâh'tan yardım istemeyi, üç sahâbî kıssası ile ruhbânlığın reddini, entelektüel dervîş profilini, dervîşin kılığıkıyâfetiedebini, Mevlânâ'nın eşler için söylediği «İncin sen de incitme» nasîhatini, Cennetin helâllığın kapısı arasında oluşunu, Zikrullâh'ın dilden kalbesırrarûha tecellîsi ve geri dönüşün müşriklik benzeri oluşunu, sahâbîlerin tekrar müşrik olma korkusunu, İnşirâh 94/7-8'in mesâi sonrası Rabbe yöneliş kâidesini, ve dervîşlik problemlerinde «Üstâda gidersen seni boşarım» tehdîdinin dervîşlikten ayrılma alâmeti oluşunu idrâk etmeye yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.

  • Kur'ânı Kerîm: Zümer 39/54 (azab gelmeden Rabbe yönelin); Müzemmil 73/8 (Rabbinin adını zikret, sadece O'na yönel); İnşirâh 94/7-8 (işini bitirince Rabbine yönel); Nisâ 4/35 (hakem); Fâtiha 1/5 (iyyâke na'büdü ve iyyâke nesta'în).
  • Sahîhi Buhârî, Kitâbü'd-Da'avât 3 (yetmiş kez tövbe), Kitâbü'n-Nikâh 1 (sünnetimden yüz çeviren benden değildir).
  • Sahîhi Müslim, Kitâbü'n-Nikâh 5; Kitâbü'l-Îmân.
  • Süneni Ebû Dâvûd, Sünnet 1 (73 fırka hadîsi).
  • Süneni Tirmizî, Îmân 18 (fırkai nâciye).
  • Süneni Nesâî.
  • Süneni İbn Mâce.
  • İmâm Mâlik, Muvatta.
  • İmâm Ahmed, Müsned.
  • İmâm Şâfi'î, el-Ümm; İmâm Ebû Hanîfe, el-Fıkhu'l-Ekber (ismet sıfatı).
  • İmâm Mâtüridî, Kitâbü't-Tevhîd.
  • İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Tevbe-Murâkabe-Muhâsebe-Zikir bahisleri.
  • İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, Tevbe-İnâbe-Zikir bahisleri.
  • İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
  • İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
  • İmâmı Rabbânî, Mektûbât.
  • Hazreti Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî-i Şerîf (incin sen de incitme).
  • Yûnus Emre Dîvânı (böyle dervîşlik dursun).
  • el-Kudûrî, Muhtasar (Hanefî fıkhı kazâ-edâ niyetleri); İmâm Mergınânî, el-Hidâye (kanama mes'eleleri).
  • Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Nasîhat Sohbetleri.

Sohbetin Tasnîfi: Bu Nasîhat Sohbeti Zümer 39/54 ve Müzemmil 73/8 âyeti kerîmesinin tefsîrini, inâbe (Allâh'a yönelme) tâbîrini, Hz. Peygamber'in günde 70-100 kez tövbe etmesini, peygamberin ismet sıfatı ile mâsûmmahfûz oluşunu, peygamberin günâh işlediğini iddiâ edenlerin ehli sünnete göre küfür ehli oluşunu, 73 fırkafırkai nâciye hadîsini, akāidibâdet çizgisinden uzaklaşmayı, günâhı kebâirin 7-9-24 sayılarını, 100 sübhânallâhibihamdihî-estağfirullâh tövbe virdinin disipline edici işlevini, «Şeyhimin gözümün önünde günâh işlediğini görmedim» tâbîrinin nezâketini, Bayındır'da bir dervîşin Şeyh Efendi'yi rü'yâda sigara içerken görüp fitnegıybetiftirâ etmesi misâlini, rü'yâların kişi tarafından yorulmaması zarûretini, Bedir Savâşı'nda Müslümânlar ile müşriklerin tersine rü'yâ görmesini, ibâdet için Allâh'tan yardım istemeyi, halk etmenin Hakk'a, gayretin kula âid oluşunu, üç sahâbînin (uyumamadevamlı oruçevlenmeme) niyetlerine Resûli Ekrem efendimizin «Bizde ruhbânlık yoktur» cevâbını, entelektüel dervîş profilini, dervîşin câhili şeytânın maskarası oluşunu, Yûnus'un «Böyle dervîşlik dursun» tezîfîni, dervîşin kılığıkıyâfetiedebini, Hz. Mevlânâ'nın «İncin sen de incitme» sözünün eşler için olduğunu, Cennet'in eşin helâllığı kapısında oluşunu, Zikrullâh'ın dilden kalbesırrarûha tecellîsini ve geri dönüşün müşriklik gibi şirk olduğunu, sahâbîlerin tekrar müşrik günlerine dönmekten korkmalarını, İnşirâh 94/7-8'deki mesâi sonrası Rabbe yöneliş emrini, dervîşlik problemlerinde «Üstâda gidersen seni boşarım» tehdîdinin dervîşlikten ayrılma alâmeti oluşunu, ve sabâh namâzının vakti çıktıktan sonra niyet meselesi ile iki kanama arası 15 günden az olan kadının Hanefî fıkhında en son düzgün âdet ölçüsüne tâbi olmasını tafsîl etmektedir.


Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Nasîhat Sohbetleri