Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette «Her hasta, başında sıkıntı musîbet olan Allâh'a dostluk kapısındadır» nükresini tafsîl eder. Başa gelen hastalık, sıkıntı ve musîbet birer belâ değil, Allâh'ın kuluna yönelik lutuf ve ikrâmıdır. Hz. Yûsuf'un hayâtı gibi düşünülmelidir: sen sıkıntı görürsün, o gönlü bahar bahçesi gibi açtıran bir hediyedir. Hasta olan, musîbete uğrayan, derde düşen kimse aslında Allâh'a dostluk kapısının önündedir. Yeter ki isyân etmesin, Allâh'a küsmesin, sırtını dönmesin. Hastalık ne kadar ağırsa sevâbı ve ikrâmı o kadar büyüktür. Baş ağrısı, karın ağrısı dahî hadîste şehîd hükmünde sayılmıştır. Namâzı, zikri, ve orucu bırakmamak esâstır. «Allâh'ın zikrini çekemiyorum» demek değil; abdest alıp secdeye gitmek, Allâh'a yalvarmak gerektir. Bu dünyâ geçicidir; buraya kazık çakılmaz. Hastalık bilinçli farkındalıkla yaşandığında Allâh'a yakınlaştırıcı bir vesîle hâline gelir. Salgın döneminde ibâdeti üzere hastalığa duçar olarak vefât edenler şehîd hükmündedir. Âhir zamân ümmetinin kılıçla cihâd şehâdeti her zaman mümkün olmayabilir; ancak belâya sabreden, Allâh'a yönelen, namâzından zikrinden vazgeçmeyen kul bu manevî mertebeye ulaşır.
Hastalık: Allâh'ın Lutfu
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: başa gelen hastalık, sıkıntı, ve musîbet birer belâ değil, Allâh'ın kuluna yönelik lutuf, ve ikrâmıdır. Hz. Yûsuf'un hayâtı gibi düşünülmelidir: sen sıkıntı görürsün, o gönlü bahar bahçesi gibi açtıran bir hediyedir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Sevdiğiniz bir şey hakkınızda hayır olabilir» (Bakara 2/216) buyurmuştur.
Dostluk Kapısının Eşiği
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: hasta olan, musîbete uğrayan, derde düşen kimse aslında Allâh'a dostluk kapısının önündedir. Yeter ki isyân etmesin, Allâh'a küsmesin, sırtını dönmesin. Bu hâl belâ ile Allâh'a yakınlık arasındaki sırrî bağı ortaya koyar; sabreden kul Allâh'ın dostlarına katılır.
Hastalığın Şiddeti, Sevâbının Büyüklüğü
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hadîsi şerîfi tafsîl eder: hastalık ne kadar ağırsa, sevâbı ve ikrâmı o kadar büyüktür. Resûli Ekrem efendimiz buyurmuştur: «Belânın şiddeti, sevâbın büyüklüğüyle orantılıdır» (Tirmizî, Zühd 57; İbn Mâce, Fiten 23). Yine: «Mü'mînin başına gelen sıkıntı, hastalık, ve hüzün — hattâ bir diken batması bile — günâhlarına kefâret olur» (Buhârî, Merdâ 1; Müslim, Birr 49).
Baş Ağrısı Bile Şehîdlik Hükmünde
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hadîsi şerîfi tafsîl eder: baş ağrısı, karın ağrısı dahî hadîste şehîd hükmünde sayılmıştır (Buhârî, Cihâd 30; Müslim, İmâret 164). Şehîdliğin yedi sebebinden biri karın hastalığı sebebiyle vefât etmektir; bu hâl Allâh'ın hasta kullarına olan büyük lutfunu ortaya koyar.
Namâz, Zikir, Oruç Bırakılmaz
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: namâzı, zikri, ve orucu bırakmamak esâstır. «Allâh'ın zikrini çekemiyorum» demek değil; abdest alıp secdeye gitmek, Allâh'a yalvarmak gerektir. Bu dünyâ geçicidir; buraya kazık çakılmaz. Hastalık bilinçli farkındalıkla yaşandığında Allâh'a yakınlaştırıcı bir vesîle hâline gelir.
Manevî Şehâdet: Belâya Sabreden Kul
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'mînin görevini tafsîl eder: salgın döneminde ibâdeti üzere hastalığa duçar olarak vefât edenler şehîd hükmündedir. Âhir zamân ümmetinin kılıçla cihâd şehâdeti her zaman mümkün olmayabilir; ancak belâya sabreden, Allâh'a yönelen, namâzındanzikrinden vazgeçmeyen kul bu manevî mertebeye ulaşır. Gelen her şeyi — hastalığı, sıkıntıyı, gamı — rahmet ve bereket gözüyle görmek mü'mînin en temel tavrıdır. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni hastalık ile musîbeti Allâh'a dostluk kapısı olarak görmeye, ve sabır ile manevî şehâdete yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Bakara 2/216, 155-156; Yûsuf 12 (tüm sûre); Âli İmrân 3/186; Ankebût 29/2-3.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Merdâ 1, Diken batması hadîsi.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Cihâd 30, Şehîdlik sebepleri.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Birr 49.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-İmâret 164, Şehîdlik sebepleri.
- Süneni Ebû Dâvûd.
- Süneni Tirmizî, Zühd 57, Belânın şiddeti hadîsi.
- Süneni Nesâî.
- Süneni İbn Mâce, Fiten 23.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Sabır ve hastalık bahsi.
- İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, Sabır bahsi.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Velâyet ve Allâh Dostları Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet hastalığın Allâh'ın lutfu olduğunu, dostluk kapısının eşiğini, hastalığın şiddetinin sevâbının büyüklüğünü, baş ağrısının bile şehîdlik hükmünde olduğunu, namâzzikirorucun bırakılmamasını, ve belâya sabreden kulun manevî şehâdete ulaşmasını tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Velâyet ve Allâh Dostları Sohbetleri