Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette senet vermek veyâ senet almak ile çek kullanımının mevcûd ülkenin ticâret yasalarına uymak demek olduğunu ve bunda bir sıkıntı bulunmadığını tafsîl eder. Çek de aynı şekilde ticârî bir belgedir, ve kullanılmasında şer'î bir mahzur bulunmamaktadır. Mes'ele bu belgelerin fâiz içeren işlemlere âlet edilip edilmediğindedir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Ey îmân edenler! Belirli bir süreye kadar birbirinize borçlandığınızda onu yazın» (Bakara 2/282) buyurmuştur. Senet ve çek bu yazılı kaydın bir biçimidir. Sohbette aynı zamanda Resûli Ekrem efendimizin «el-Emîn» sıfatıyla anılması, ticârette dürüstlüğün ne denli önemli olduğu, ve borçlunun ödemeyi geciktirmesinin zulüm olduğu da tafsîl edilmektedir.
Senet ve Çek Câizdir
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hükmü ortaya koyarak başlar: senet vermek veyâ senet almak, mevcûd ülkenin ticâret yasalarına uymak demektir; ve bunda bir sıkıntı yoktur. Çek de aynı şekilde ticârî bir belgedir; ve kullanılmasında şer'î bir mahzur bulunmamaktadır. Bu hüküm İslâm fıkhının «suftece» (havâle senedi) ve «süftei tâcir» (tâcir senedi) bahislerine dayanmaktadır. İmâmı A'zâm hazretleri ve İmâm Muhammed hazretleri bu nev'î belgelerin câiz olduğunu beyân etmişlerdir. Mes'ele bu belgelerin fâiz içeren işlemlere âlet edilip edilmediğindedir; eğer fâiz yoksa câizdir, varsa haram olur.
Çek ve Senedin Kötüye Kullanılması
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir uyarı yapar: çek ve senetlerin kötüye kullanılması ciddi problemlere yol açabilir. Müşteri çeki verilip bunun bankadan kredi olarak kullanılması, ardından ödeme yapılamaması durumunda çeki veren de mağdûr olmaktadır. Bu hâl ticârî hayâtta sık karşılaşılan bir hâdisedir; ve mü'mîn bu nev'î karşılıklara karşı uyanık olmalıdır. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Borçlunun ödemeyi geciktirmesi zulümdür» (Buhârî, İstikrâz 12; Müslim, Müsâkât 33) buyurmuştur. Borç almak ciddî bir mes'ûliyettir; ve borçlu borcunu zamanında ödemekle mükelleftir.
Ticâretin Temeli: Karşılıklı Güven
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir kâideyi vurgular: İslâm'da ticâret, karşılıklı güven ve emânet üzerine kurulmuştur. Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin «el-Emîn» sıfatıyla anılması, ticârette dürüstlüğün ne denli önemli olduğunu göstermektedir. Resûli Ekrem efendimiz peygamberlikten önce de Mekke'de «el-Emîn» (güvenilir) lakabı ile bilinirdi; ve insanlar onun emânet ehli olmasından dolayı ona mallarını teslîm ederlerdi. Bu üslûp ticârî hayâtın temel rüknünün dürüstlük olduğunu ortaya koyar. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Allâh size emânetleri ehline vermenizi emreder» (Nisâ 4/58) buyurmuştur. Mü'mîn ticâretinde emânet ehli olmakla mükelleftir.
Hakkın Korunması İçin Yazılı Belge
Mustafa Özbağ Efendi senet ve çekin temel manâsını da tafsîl eder: senet ve çek gibi belgeler, taraflar arasındaki hakkı korumak için kullanılır. Borçlu borcunu zamanında ödemekle, alacaklı da borçluyu sıkıştırmamakla yükümlüdür. Bakara Sûresi 282. âyeti borç ilişkilerinin yazılı olarak kayıt altına alınmasını emretmektedir. Bu kayıt iki tarafın da hakkını korur; ve ticârî anlaşmazlıkların önüne geçer. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Ey îmân edenler! Belirli bir süreye kadar birbirinize borçlandığınızda onu yazın. Aranızda doğru bir kâtib yazsın» (Bakara 2/282) buyurmuştur. Bu âyeti kerîme Kur'ânı Kerîm'deki en uzun âyettir; ve ticârî hayâtın tanzîmi için detaylı düstûrlar koyar.
Borçlu Borcunu Zamanında Ödemelidir
Mustafa Özbağ Efendi sohbette muazzam bir kâideyi vurgular: borçlu borcunu zamanında ödemekle mükelleftir. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Borçlunun ödemeyi geciktirmesi zulümdür» (Buhârî, İstikrâz 12; Müslim, Müsâkât 33) buyurmuştur. Bu hadîsi şerîf borcun manevî yönünü de ortaya koyar: borç ödemeyi geciktirmek yalnız hukûkî bir kusur değil, dînî bir zulümdür. Resûli Ekrem efendimiz bir başka hadîsi şerîfte «Şehîdin bütün günâhları affolunur; lâkin borç bundan müstesnâdır» (Müslim, İmâret 119) buyurmuştur. Borç o kadar ciddî bir mes'ele ki şehîdin bile borcu affolunmaz. Mü'mîn borç almakta titiz olmalı, aldığı borcu da zamanında ödemekle mükellef olmalıdır.
Alacaklının Sabrı ve Borçlunun Sebatı
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda alacaklı ve borçlunun karşılıklı vazîfelerini ortaya koyar: borçlu borcunu zamanında ödemekle, alacaklı da borçluyu sıkıştırmamakla yükümlüdür. Bu denge ticârî hayâtın hem hukûkî hem manevî yönünü tanzîm eder. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Eğer borçlu darda ise eli genişleyinceye kadar bekleyin; ve sadaka olarak bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır, eğer bilirseniz» (Bakara 2/280) buyurmuştur. Mü'mîn alacaklı olduğunda darda olan borçluyu sıkıştırmaz; gerekirse borcu sadaka olarak bağışlayabilir. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni ticâretinde sabırlı, hoşgörülü, ve dürüst olmaya yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Bakara 2/280-282; Nisâ 4/58; Mâide 5/1; İsrâ 17/35; Mutaffifîn 83/1-3.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-İstikrâz 12, geciktirme zulümdür hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Müsâkât 33.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-İmâret 119, şehîdin borcu hadîsi.
- Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü'l-Büyû'.
- Süneni Tirmizî, Kitâbü'l-Büyû'.
- Süneni Nesâî, Kitâbü'l-Büyû'.
- Süneni İbn Mâce, Kitâbü't-Ticârât.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm es-Serahsî, el-Mebsût, suftece bahsi.
- İmâm Kâsânî, Bedâiu's-Sanâi'.
- İmâm Merğînânî, el-Hidâye.
- İbn Âbidîn, Reddü'l-Muhtâr.
- Fetâvâyı Hindiyye.
- İmâm Şâfiî, el-Üm.
- İbn Kudâme, el-Muğnî.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, İslâm'a Göre Ticâret Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet senet ve çekin câiz olduğunu, çek ve senedin kötüye kullanılma riskini, ticâretin temeli olan karşılıklı güveni, hakkın korunması için yazılı belgenin gerekliliğini, borçlunun borcunu zamanında ödemekle mükellefiyetini, ve alacaklının sabrı ile borçlunun sebatının ticâretteki dengeyi tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: İslâm'a Göre Ticâret Sohbetleri