Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette dervişlik yolunun bir «ürün pazarlama» mâhiyetinde değil, dînin güzel ahlâk ile yaşanması mâhiyetinde olduğunu tafsîl eder. Bir kimse ürünü ne kadar güzel olursa olsun, dili tatlı olmadıkça, hoşgörülü ve tevâzû'lu olmadıkça etrâfındaki insanları kazanamaz. Tepeden bakan, sivri dilli, eleştirel kimsenin ürünü elinde kalır. Bizim ürettiğimiz şey dînin iyi bir şekilde yaşanmasıdır; ve bu üretim güzel ahlâk ile sergilendikçe insanlar Müslümanlığı örnek alır. Sohbette aynı zamanda hizmet sınıflarının (zâkirlik, çay dağıtmak, temizlik, ders vermek) hepsinin güzel ahlâkla yapılması gereği de îzâh edilmiştir.
Bir Şeyi Üretmek Yetmez: Tatlı Dil Lâzımdır
Mustafa Özbağ Efendi sohbete sosyal mü'essir bir cümle ile başlar: bir şeyi üretmişsin, yetmez. Dilin tatlı olacak; hoşgörülü olacaksın, tevâzû'lu olacaksın, toleranslı davranacaksın, karşındakine değer vereceksin ki insanlar seni tercîh etsin. Katı yürekli, sivri dilli, eleştirel ve tepeden bakan, etrâfına saygısı olmayanın ürünü elinde kalır. Bu hakîkat dînin tebliğinde de aynı şekilde geçerlidir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede Resûlüne hitâben «Allâh'ın rahmeti sebebiyle sen onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalbli olsaydın, etrâfından dağılır giderlerdi» (Âli İmrân 3/159) buyurmuştur. Resûli Ekrem efendimizin tatlı dili, hoşgörüsü, ve tevâzû'u onun davasının yayılmasının en büyük sebeplerinden biriydi.
Biz Ne Pazarlıyoruz: Dînin Güzel Yaşanması
Mustafa Özbağ Efendi geçenlerde gönderilen bir suâli mihver alır: «Biz ne pazarlıyoruz? Bizim ürünümüz nedir?» Sohbette cevâb şöyledir: biz bir şeyi pazarlamıyoruz, biz bir şey üretiyoruz. Ürettiğimiz şey dînin iyi bir şekilde yaşanmasıdır. Bir kimse güzel ahlâk ile dînini, yaşantısını gösterir; o insanlar sizin güzel ahlâkınızı görürler; güzel ahlâkınızı gördükten sonra sizin dînî hayâtınızı örnek alırlar; ve böylece siz dîninizi bir başkasına tebliğ etmiş olursunuz. Dervişlik güzel bir «ürün»dür, lâkin o dervişi güzel ahlâk ile tebliğ etmek lâzımdır. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Ben güzel ahlâkı tamâmlamak için gönderildim» (Mâlik, Muvatta, Hüsnü'l-Hulûk 8) buyurmuştur. Tebliğin yegâne yolu güzel ahlâktır.
Her Hizmet Güzel Ahlâkla Yapılır
Mustafa Özbağ Efendi dergâhın hizmet sınıflarını ele alarak güzel ahlâkın her hizmette geçerli olduğunu vurgular: sen iyi bir çavuşsan güzel ahlâkla güzel çavuşluk yapacaksın; sen güzel ahlâkla zâkirliğini yapacaksın; sen güzel ahlâkla hizmetini yapacaksın. Ne dağıtıyorsun? Çay dağıtıyorsun. Güzel ahlâkla dağıtacaksın. Ne yapıyorsun? Temizlik yapıyorsun. Güzel ahlâkla temizlik yapacaksın. Hocalık yapıyorsam ders veriyorsam, güzel ahlâkla ders vereceğim; dilim sivri olmayacak derviş kardeşlerime karşı; dilim kırıcı olmayacak derviş kardeşlerime karşı. Çünki benim dilim kırıcıysa derviş kardeşlerime, ben ne anlatabilirim ki? Bugün ümmeti Muhammed'in en büyük handikapı budur. Bizim de handikapımız budur.
Sivri Dil Anlamı Yok Eder
Mustafa Özbağ Efendi sivri dilin manevî yıkımını şöyle ifâde eder: «Sen ne yaparsan yap, dilin kırıcıysa senin bir anlamın kalmadı.» Bu kat'î hüküm tasavvuf ehlinin yüzyıllar boyunca beyân ettiği bir hakîkattir. Mevlânâ Celâleddîni Rûmî hazretleri Mesnevî'sinde dilin tesîrini muazzam tarîf eder; ve dilin kırıcılığının manevî bir kılıç olduğunu ortaya koyar. Resûli Ekrem efendimiz hadîsi şerîfte «Müslüman dilinden ve elinden Müslümanların selâmette olduğu kimsedir» (Buhârî, Îmân 4-5; Müslim, Îmân 64) buyurmuştur. Mü'mîn dilinden ve elinden insanların güvende olmasını sağlamak vazîfesindedir; ve sivri dil bu vazîfenin terkidir. Hizmet de etmesin böyle bir kimse, çünki sivri dilli hizmet hizmetkârın değil hizmet alanın hayır almasıdır.
Allâh İçin Hizmet, Allâh İçin Yardım
Mustafa Özbağ Efendi mü'minin hizmetinin niyetini de tâyin eder: Allâh için hizmet edeceksen et; Allâh için yardımda bulunacaksan bulun; Allâh için birisinin elinden tut; Allâh için bir kimseyi sev. Bu üslûp ihlâsın temel düstûrudur. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Onlar yemeği, kendileri arzu ettikleri halde, yoksula, yetîme ve esîre yedirirler. Biz size sırf Allâh rızâsı için yediriyoruz; sizden ne bir karşılık ne de teşekkür bekliyoruz, derler» (İnsân 76/8-9) buyurmuştur. Hizmetin Allâh için olması, onu hem dünyâda hem de âhirette bereketli kılar. Allâh için olmayan hizmet, riyâ ile karışır; ve hizmetkârın ardından bıraktığı kırgınlıkların hesâbını ödemekle mükelleftir.
Kırdıklarını Getir Dergâha
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda muazzam bir nasîhat verir: tepeden bakıp da dergâhtan uzaklaştırdıklarını getir dergâha. Bunu yapamıyorsan, nefsine ağır geliyorsa, icâzetini nasıl rulo yapıp verdiysem, rulo yap geri ver. De ki «Ben sizin bu söylediklerinizi yapamayacağım.» Bu nasîhat herkes için geçerlidir. Manevî vazîfe sâhibi olan bir kimse kendi davranışlarıyla insanları dergâha çekmek mecbûriyetindedir; aksine onları uzaklaştırıyorsa, vazîfesini başaramamış olur. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Allâh ve Resûlü'ne karşı durup duranlar… Allâh onlara muhakkak ki azâb edici bir azâb hazırlamıştır» (Tevbe 9/63) buyurmuştur. Mü'mîn dergâhın hizmetkârıdır; ve onun vazîfesi dergâhı yayılmaktan başka bir şey değildir.
- Kur'ânı Kerîm: Âli İmrân 3/159; İnsân 76/8-9; Mâide 5/2; Tevbe 9/71; Hucurât 49/10.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Îmân 4-5, Müslüman tarîfi hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Îmân 64.
- İmâm Mâlik, Muvatta, Hüsnü'l-Hulûk 8, güzel ahlâk hadîsi.
- Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü'l-Edeb.
- Süneni Tirmizî, Kitâbü'l-Birr ve's-Sıla.
- Süneni Nesâî, Kitâbü'l-Îmân.
- Süneni İbn Mâce, Kitâbü'z-Zühd.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, hüsni hulk bahsi.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâm Kuşeyrî, Risâle.
- İbn Acîbe el-Hasenî, Mi'râcü't-Teşevvüf.
- Aziz Mahmûd Hüdâyî, Câmi'u'l-Fadâ'il.
- Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî-i Ma'nevî.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Güzel Ahlâk Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet bir şeyi üretmenin yetmediği tatlı dilin lâzım olduğunu, biz ne pazarlıyoruz suâlinin cevâbının dînin güzel yaşanması olduğunu, her hizmetin güzel ahlâkla yapılması gereğini, sivri dilin anlamı yok ettiğini, Allâh için hizmet ve yardımın ihlâsını, ve dergâhtan uzaklaştırılanları geri kazanmak vazîfesini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Güzel Ahlâk Sohbetleri