Q1 Mısır Tantâ’dan Âmir Galip: Uzaktaki Dervîşler Halaka Bereketinden Mahrûm Mu? — Etrafa Halaka Kurma Yöntemi
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz’in geçmiş peygamberlerin, geçmiş şey efendilerinin halakaya geldiğini, bazı dervîşlerin başını okşadanı, bazısına duâ ettiklerini, bazısıyla birlikte zikrettiklerini anlatmıştınız. Biz uzakta yaşayan dergâhdaki zikir halakasına katılamayan dervişleriniz olarak bu ilâhî nîmetlerden mahrum mu kalıyoruz? Biz uzakta olsak da nasıl bu ilâhî nîmetlerden yararlanabiliriz? Bunun bir yolu, usulü var mıdır? Mısır Tantâ’dan Âmir Galip’in sorusu. Evet, bundan faydalanmak isteyenler hemen etraflarında bir zikir halakası kuracaklar ve o zikir halakasına devam edecekler. Çünkü normalde bizde Allâh’ı zikrettirmek için, zikir halakası kurmak için illaki bir makam mevki şart değil.
Bütün kardeşler evlerinde zikir halakası kurabilirler ve zikir halakalarını genişletebilirler. Bu noktada normalde o zaman bu nimetlerden onlar da faydalanırlar.
Q2 Kurbân Et Hesabıyla Kesilmez, İbâdettir — Hanefî’de Vâcib, Diğerlerinde Nâfile
Kurbân bayramlarının klasik sohbet konusu malumunuz kurbân eti. Aile akraba ziyaretinde geçen konu etin kaç kilogram çıktığı. Hayvanın kaç kilo olduğu kemiği, eti vs. Bu muhabbet beni çok sıkıyor. Kurbân Allâh için keserim, ne tartar ne hesabını yaparım. Acaba yanlış mıyım? Yanlış değilsin. Kurbanı hiç kimse et hesabı yaparaktan yapmamalı kurbân bir ibâdet. Hanefilere göre vâcib, diğerlerine göre nafile bir ibâdet. Bu halde geçen Hz.
Q3 Hz. Muhammed Hazretleri’nin Hz. Âişe ile 9 Yaşında Evlenmesi: Çalışmalar Yaşın 18-19 Olduğunu Netleştirdi
Muhammed Hazret-ilerinin Âişe ile 9 yaşında evlenmesi dolu mudur? Bunu nasıl yorumlarsınız? Bununla alakalı çalışmalar var. Bu çalışmalar normalde netleşti sayılır. Hz. Âişe annemiz evlendiğinde yaklaşık 18 yaşında filan. Kurbân Kuranı Kerim’de geçer mi? اِنَّا عَتَٓا اِنَكَ الْكَفْسَرْ فَسَلِّلْ لِرَبِّكَ وَنَارَ Kurbanını kes. Kesilmesi ile ilgili geçen bir şey var mı? Yoksa sadisi hadislere dayanarak mı yapılıyor? Hadislere dayanılsa da bizim için ölçüdür. O yüzden Âdem’den itibaren bütün peygamberler Allâh’a kul olduklarını ve ona karşı saygılarını göstermek için kurbân kesmişler. Bakara 187. ayette oruca başlama zamanı ile Diyânet’in çok farklı. Neden? Diyânet’in imamı azama göre normalde hadislerin ışığında oruç vakti belli olmuş.
O yüzden bunlarla uğraşmak çok özür dilerim ama boş mesela.
İslâmî Hükümlerle Yönetilmemenin Asıl Mes’ele Olması — Fâiz, Fuhuş, Kumâr Yerine “Beyaz İplik-Siyah İplik” Goy Goy’u
Her ramazanda çıkıyorlar birileri Kur’ân’a göre beyaz iplik siyah iplikten ayrılıncaya kadar orucunuzu ona göre başlayın veya yiyin. Birisi dese ki beyaz iplikten siyah iplik ayrılıncaya kadar yiyeceğiz. Siz daha geri kafalı mısınız? Teknoloji bu noktaya geldi derler. Boş boş muhabbet bunlar başka konuşacakları hiçbir şey yok. Allâh’ın hükmüyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir. Bunu konuşmazlar. Allâh’ın hükmüyle hükmetmeyen münafıkların ta kendileridir. Bunu konuşmazlar. Allâh’ın hükmüyle hükmetmeyen fâsıkların ta kendileridir. Bunu konuşmazlar. Fâizli ekonomik nizâm edenler topraktan yerdeki şeytan çarpmışçasına halk olacak. Bunları konuşmazlar. Fuhşu konuşmazlar. Kumârı konuşmazlar.
Allâh’ın hükümlerini konuşmazlar. Otururlar. Ondan sonra çok affedersiniz ama goy goy yaparlar. Yok beyaz iplik-siyah iplik (orucun başlama vakti) sanki oruç tutuyor edebsiz. Çıkıyorlar televizyonlarda bunları konuşuyorlar. Millet orucu terk etmiş. Millet namazı terk etmiş. Camiyi terk etmiş. Millet İslâm’ı terk ediyor. Oturuyor bunlar başka şeylerle konuşuyor. Hüküksüzlük almış götürmüş. Zulüm almış götürmüş. Kan almış götürmüş dünyayı. Bunlar oturacaklar bunları konuşacaklar. Bunlar tabi konuşamazlar ki. O deccalist sistem, o deccalist sistemin uşakları bunları bunları konuşturmaz. Hadi siz çıkın televizyonda hiç gördünüz mü televizyondaki profesörleri Allâh’ın hükmüyle hükmetmeyen kafirin ta kendisidir Âyet-i Kerimesini konu eden.
Siz bir cuma hutbesini dinlediniz mi? Allâh’ın hükmüyle hükmetmeyen kafirin ta kendisidir Âyet-i Kerimesi ile alakalı bir hutbe dinlediniz mi? Yok. Bakın konuşmacılara. Trivr-ü meselelerle uğraşıyorlar. Bu millet de oturuyor kendince. işte beyaz iplik-siyah iplik (orucun başlama vakti) ona bakacak. Oturacak kurbânı âyet var mı? Evet âyet var kardeşim. Hadi âyet var. Sen bu ayeti bir eline al. Ne âyet? Allâh’ın hükmüyle hükmetmeyenler kafirlerin ta kendileridir. Sen evinde hükmetmiyorsan, sen iş yerinde hükmetmiyorsan, sen elinin altındakini Kur’ân’ın hükmüyle hükmetmiyorsan sen de bu Âyet-i kerîme’nin içine giriyorsun.
Kurbân Üzerinden Asıl Konunun Saptırılması — Gazete Her Gün Kan Akarken Nesini Konuşacaksın?
Asıl bunu konuş mesele olarak. Kurbanlı ister kes ister kesme ya. Kesmezsen nâfile ibâdet dersin. Kesersen Hanefî’ye göre dersin ki zekât verenlere vâcib. Hanefiye göre zekât verenlere vâcib zaten. Zekat vermiyorsun ona vâcib değil. Nesini konuşacaksın ki kurbanın? Asıl konuşulması gereken konuşun. Bakın gazete her gün kan akıyor. Yarın biz bayrâm yapacağız. bayrâm bayrâm mı olacak şimdi? Başlarını sokacakları bir tane ev yok. İslâm dünyâsı ve liderleri seyrediyor. Bayram mı şimdi yarın bizim? Bunu konuşmuyor insanlar. Yarın şimdi o hayvanın neresinden ne yapılır, kavurmanın neresinden ne olur? Yiyin kavurmaya hadi bakalım. Günde mi kaçırıyoruz? Günde mi kaçırıyoruz? İnsanlar normalde haberleri dinleyemiyorsun her gün.
Şöyle bir işe düşünün şimdi Gazze’yi düşünün Filistin’i düşünün. Doğu Türkistân’ı düşünün. Haksız yere ceza ünlerinde yatan bir dünyanın neresinde olursa olsun. Müslümanları düşünün. Müslümanları düşünün. Dinleri imanları için sürgün yemiş, kan akılmış, haksız yere hapse girmiş, haksız yere hukuksuz davranmış olan Müslümanları düşünün. Müslümanları düşünün. Faizle, vergiyle inim inim iniyor. Ütülüyor. Ütülüyor. Ne? Biz %80 sonra İslâm ülkesiyiz değil mi? %80 İslâm ülkesi olan ülkede fâiz %80. Bunlar çok özür dilerim. İçim yanıyor benim. Bunlar konuşulacağına bunların konuşulması gerekirken başka şeyler konuşuluyor. Neymiş? Oruç, beyaz iplik, siyah iplikmiş. Kurbân Kuran-ı Kerim’de geçiyormuş mu?
Hiç boş muhabbetler. Neymiş? Etin kaç kilosu çıkacak. Evet evlerde şimdi bayrâm muhabbetlerinde konuşulacak olan bu. Senin tosunun daha büyük olsun. Onu konuşacaklar. onu da bir hava atma haline getirdiler. Senin hayvan kaç kilo geldi? Ha bizimki küçük 15 kilo geldi, seninki 55 kilo. Senin kurbanın daha makbul. Allâh bizi affetsin. Kurbân kesimine iştirak edemeyenler hissesini dergâh içine nasıl değerlendirsin? Kurbân kesimine iştirak edemeyenler. kurbân kesmemiş oluyor değil mi? Yanlış mı anlıyor?
Hüseyîn Ege’nin “Kesemeyenler Etini Nasıl Değerlendirir” Sorusu Anlaşılamadı; Erkeğin Eşin Faturalarına Müdahale Sıkıntısı
Hüseyîn Ege çözemedi. Yanlış mı anlıyor? herhalde şey, kesemeyenler kesenler etini nasıl değerlendirecek? Nereye verebildim falan ya? Bu soru anlaşılamadı. Ben anlayamadım. Hocam sen bir bak. Hocam, bir bak. Hoca olmak da zor ya. Tamam hocam. Soru anlaşılamadı. Bir erkek evin faturalarını ve giderleriyle alakalı yaptığı ödemelerle ilgili sürekli eşini sıkıntıya sokuyorsa bu eşin tutumu ne olmalı? O erkek dışarıdaki insanlara gayet cömert davranıyor ama eşi ve çocuklarına bu konuda sıkıntı çıkarıyorsa nasıl davranmalı? O erkek İslâm hukukunu bilmiyordur, öğrenememiştir. Buna normalde öğrenecek bir yeri de yoktur. Öyle olunca da bu tip davranışlara maruz karılılar. Çünkü evlilikte bir erkek evin bütün ihaşesini ve bütün giderlerini karşılamak zorunda.
Bu böyle Allâh’ın emri. Bunları yapıyorum deyip de eş ve çocuklarını sıkıntıya sokuyanız caiz değil. Veya bir erkeğin cömertlik yapacağı ilk kimse eşi ve çocuklarıdır. Cömertlik önce insanın elinin altındakinden başlar. Önce elinin altındakilere cömert ol. eşine cömert ol. çocuklarına cömert ol. Ondan sonra yakın akrabalarına cömert ol. ilk cömert olacağınız kimse eş ve çocuklarınız. Allâh bizi affetsin inşâallâh. Evet yazılırlar bitti. Acil sözde olan varsa sorsun bir iki soru alayım. Efendim bazı âyet ve hadislerde bazı harâm fiiliyatların işleyenlerin lanetleneceğine dair beyanlar var. Bu lanetlenme nasıl olur kişinin üstünde? Birinci sorun bu. İkincisi de bu tür lânetlik fiiliyatları yapan kişilerle arkadaşlık yapan, aynı evi paylaşan kişilerin de bu lanete duçar olmaları söz konusu mu?
Evet söz konusu. Bir kimse lânetlik fiiliyat işleyen bir kimseye aile efradatındansa ona nasîhat etmeli. Onu normalde uyarmalı. Onu nasîhat ettiği müddetçe, uyardığı müddetçe o lânet ona bulaşmaz. Ama normalde eğer ki ona nasîhat etmiyorsa, onu uyarmıyorsa, onu kabullendi ise o lânet ona da ulaşır. Normalde bir toplumda lânetlik işler var ise ve toplum o lânetlik işlere itiraz etmiyorsa o toplum da o lanetten kendince payını alır.
Toplu Lânetten Bireysel Kurtulma — Nasîhat ve Uyarma Vazîfesi Yerine Getirilirse Hususî Lânet Ulaşmaz
Ancak içlerinden bazı insanlar onların yanlış olduğunu söylüyorsa, bu konuda safını farklılaştırdıysa ona hususi manada lânet ulaşmaz. Ama velakin toplu olarak o lanetten o da payını alır. Mesela bir kuraklık olacaksa o da payını alacak. Veya bir sel felâketi, bir yangın felâketi, bir deprem felâketi olacaksa o da payını alacak. Çünkü örnekliyorum Lut Aleyhisselâm’ın kavmini orada Lut Aleyhisselâm’ın zamanındaki kavim, o kavimden değil Lut Aleyhisselâm. Herkes onu o kavimden olarak biliyor, öyle zannediyor, o kavimden değil. Ondan sonra o normalde o kavmin mesela işlemiş olduğu eşcinsel fiiliyata o kavmin insanları, iyi insanlarda onlara hayır demedi, onlara itiraz etmedi. Onlara itiraz etmediği için o helaktan onlarda nasipleri aldı.
Veya Sâlih Aleyhisselâm’ın kavmi de aynı. Bunlar normalde o lânet uğrayınca orada içeride sen ayrıydın demezler o afata onlar da duçar olurlar. O yüzden ailede yakın dairede lânetlik işler işleyen var ise aile bu noktada ona nasîhat etmeli ve uyarmalı. Peygamberlerin iki vazifesi vardır. Kur’ân’la sabittir. Nasihat etmek tebliğ etmek ve uyarmak. Bizim de bu manada bir mü’min olarak gözümüzle gördüğümüz şeyleri nasîhat etmek ve uyarmaktır bizim vazifemiz. Nasihat eder uyarırız. O kimse senin nasihatini ve uyarını kabul etmese dahi sen ona nasîhat etmeyi ve uyarmaya devam edeceksin. Vazifem bu çünkü. Ta ki o o hali terk edinceye kadar. Mesela bir farz ibadeti farz gibi görmüyor. Veya hatta bir haramın devamını işleyen bir kimse var.
Bazı haramlar var senin dediğin gibi lânetlik işler. Şimdi bunu normalde lânetlik olmasa dahi göz göre göre bir harâm işleniyorsa aile bireyleri o harâma nasîhat etmeli ve uyarmalı. O nasîhat ve uyarı sistemi devam edecek. O Müslümânın üzerine farz. Diğer Müslümânların da o Müslümândan alacağı hak. Bir Müslümân diğer Müslümândan alacaklığı o nasihati ve uyarıyı yapmadığından dolayı. O diyecek ki bu ya Rabbi benim komşumdu veya babamdı veya annemdi veya kardeşimdi. Bildiği halde bize nasîhat etmedi bizi uyarmadı dâvâcıyız ondan diyecek.
Müslümânın Müslümândan Hakkı: “Bana Niye Söylemediniz” Hesâbı — Fuhuş Yaygınlaşan Toplumun Lâneti
O yüzden Müslümânın Müslümândan alacağı haktır bu. Biz bu tip meselelerde nasîhat etme ve uyarma vazifemizi yerine getireceğiz. O şeyden ne o? Bireysel âfetten kurtulmak için ama umûmî âfetten kurtulamaz. Mesela bir ülkede fuhuş yaygınlaştıysa insanlar parayla cinsel ilişkiye giriyorsa bedenini satıyorsa, bedenini satıyor. Bu yaygınlaştıysa ve insanlar buna hayır demiyorsa polisin birisi söyledi bana Görük dedi. Bursa’da Görük dedi. Beş bin tane dedi devlete kaydı düşen burada kadın var dedi fuhuş yapıyor dedi. Normalde bunu devlet önlemiyorsa mesela ki önlemez layıktır çünkü ama sorumlu Müslümânlar bundan. Bir şey olmuş olsa evet bütün Müslümânlar bundan sorumlu. Veyahut da bir ülkede içki içiliyor.
O ülkedeki Müslümânlar ondan sorumlu. Biz sorumlu değiliz diyemezler. Sen de ben de sorumluyuz ondan. Açıktan günâh-i kebâri işleniyor açıktan günâh-i kebâri işlenirken Müslümânlar susuyorsa hepsi de sorumlu bundan. Herkes sorumlu. İslâm sorumluluk getiriyor buna. sen bundan sorumlu değilim diyemezsin. Bir hukuksuzluk var ise bir haksızlık var ise Müslümânlar ondan sorumlu. Bir zulüm var ise Müslümânlar ondan sorumlu. Ama ne yazık ki Müslümânlar bu konuda gün geçtikçe tabiri caizse kısırlaştırılıyor. Gün geçtikçe ne yazık ki bu konuda Müslümânlar pasifleşiyor. Hakkını hukukunu arayamıyor. Kaybetmişiz alanları. Mevzileri kaybetmişiz. Hem de kaybederken bizdenmiş gibi görünenler mevzileri kaybettirmişler.
Ve kaybettirmeye devam ediyorlar. bunun önüne geçilmiyor. Göstermelik, yaldızlama işler var. O göstermelik onlar böyle. İşin hakikatine, işin merkezine inilmiyor. Çünkü mevcut sistem ne yazık ki içine aldığı kimseleri eritiyor kendi içinde.
Kirli Çarkın Solcusu Sağcısı, MHP’lisi, Millî Selâmet Partilisi, Tarîkatçısı: Mücâdele Etmemenin Tehlikesi
O kirli çarkın içerisini alıyor. O kirli çarkın içerisinde vatan, millet, din, îmân diye yola çıkanlar. O kirli çarkın içerisinde daha iyi işlemesi için uğraşıyorlar. Çok acı bir şey. Çok üzgünüm bu konuda. bu böyle ben İslâm’la tanıştığımdan beri o kirli çarkın solcuymuş, sağcıymuş, ülkücüymüş, MHP’liymiş. Ne bileyim Millî Selâmet Partiliymiş eski parti olarak. Tarîkatçıymış, şuymuş, buymuş dinlemiyor. O kirli çarka bulaşan kimse kirli çarkın bir dişisi olup çıkıyor. O yüzden buna Müslümânlar dur diyemiyor. Dur diyecek cesâretleri yok, dur diyecek imanları yok. Bununla mücâdele edecek kallava îmân ve cesâret lazım. O yok Müslümanlarla. Müslümânlar ne yazık ki pısırık, korkak, akşam eve saat kaçta gideceğim diye düşünen, ekmeğini, yemeğini, rahatını düşünen, uykusunu düşünen, parasını, pulunu düşünen, son zamanlarda villasını, yazdığını, lüks arabasını, rahatını düşünen, son zamanlarda tabii o hale geldi.
Normalde lüks otellerde haç ve ömresini düşünen, böylece kendini tatmin eden yeni bir Müslümân tipi oluştu. o Müslümân Amerika’da tatil yapacak, Avrupa’da tatil yapacak, çok lüks bir şekilde hacca gidecek, ümreye gidecek, sonra sonra lüks bir hayat yaşayacak. Böylece kendini de İstanmış gibi vicdanını kendini rahatlatacak. bir kamyon erzak dolduracak, çıkmış olduğu köye gönderecek, filancı kimsenin zekatıdır diye pankartı da yazdıracak. Kamyonlardan böyle zekât atacaklar. Böylece kendilerini tatmin edecekler. O yüzden bu ümitsizlik değil, bir resim, benim gördüğüm resim bu. Öyle olunca da lânetlik işlerle uğraşacak olan kimseler yok. İsterse evinin içinde olsun, isterse bu eş olsun, kadın veya erkek veya çocuğu olsun.
O lânetlik işle uğraşacak kimse yok. Onunla mücâdele edecek bir İslâm düşüncesi, toplumu, düşüncesi demeyeyim, toplumu oluşturmuyorlar, oluşmuyorlar. bir bakıyorsunuz birileri İslâm diye yola çıkmış, ceplerini doldurmuşlar, makam sahibi olmuşlar. İslâm diye yola çıkan kimseler belli bir makama gelince rüşvetçi olup çıkmışlar. Belli bir makama gelince istismarcı olup çıkmışlar. Belli bir makama gelince geldikleri camiaya sırtını dönüp ona ihanet etmişler. normalde bütün ülkelerdeki durum ne yazık ki bu. Zaten belli ülkelerde seçim falan yok. Orada krallıklarla yönetiliyor.
İngilizlerin Krallık Sistemi ve Amerika’dan Trilyon Dolar — Müslümânların Marjinalleştirilmesi
İngilizler öyle bir sistem oluşturmuşlar. Demişler ki bunlardan birer tane kral olsun. O kralları istediğimiz gibi yönetebilir miyiz? Yönetebilir miyiz? Yönetirler. Ondan sonra adam Amerika’dan çıkıyor, geliyor. Üç gün içerisinde 400 milyar dolar mı, trilyon dolar mı ne topluyor, gidiyor. Ondan sonra adamı şaşalı bir şekilde karşılıyorlar. Adam normalde bilmiyorum kaç trilyon dolar aldı götürdü? Üç trilyon dolar mı? Üç trilyon dolar aldı götürdü üç günde. Adamın günlüğü bir trilyon dolara geldi. Müslümanlarda buna ses çıkaramıyorlar. Ses çıkaracak bir Müslümân yok. Sistem de yok. O yüzden Deccalist sistem oturmuş yerleşmiş her tarafa. Herkese de her millete de ona göre bir düzen sistem kurmuş.
O yüzden o düzende o sistem de gidiyor. Sen zaten o düzene karşı da karşı gelemiyorsun. Devleti yıkmaktan anayasaya değiştirmekten içeride kodeslisin. Nerede olursan o. İster Irak, ister Suriye, ister Fas, Tunus, Cezaer, Mısır önemli değil. Mısır’da ne yaptılar? Bütün dünyanın gözünün önünde mahkeme de öldürdüler adamı. Ders veriyorlar. Ne yaptılar? Saddam’ı dünyanın gözünün önünde öldürdüler. Ne yaptılar? Kattafi’yi dünyanın gözünün önünde öldürdüler. Ders veriyor İslâm dünyasına. Seni de öldürürler. Seni de ensende boza pişirirler. Bir anda sen terörist olur çıkarsın. Bir anda tuğ kaka yaparlar. Başına da bir sürü çorap örürler. Sen ayıklayacağım diye uğraşırsın. İlk önce senin arkanda ve yanında duran cemâat satar seni.
Başkası satmaz. Vay ya öylemiş mi ya? Biz öyle bilmiyorduk ya. Bize böyle böyle konuşmuyordun der. İlk önce insanın başında kız satar insanı. Yapar. İslâm dünyâsı böyle. O yüzden biz lânetlik işlere de seslenemeyiz. Düşünebiliyor musunuz? Bu ülke halifeliğin başkentliğini yapmış bir ülke. Bütün dünya Müslümanları bu ülkeye biat etmiş. Bağlı bir şekilde yaşanan bir ülkede. 70 yıl sonra sokaklarda ehl-i şeriflerle birleşmiş. 70 yıl sonra sokaklarda ehl-i şerifler yürüyüş yapıyorlar. Kimse de onlara seslenemiyor.
İki Kap Âşûre Dağıtmaya 700 Polis — Hilâfet Başkenti’nde İslâm’ın Harâm Ettiklerinin Serbestliği
Biz iki kap Âşûreyi dağıtamıyoruz. 700 polis geliyor Âşûreyi dağıtacağımı zaman. Ama yürüyüş yapıyorlar. Düşünebiliyor musunuz? Hilâfetin başkenti olmuş bu topraklarda. İslâm neyi harâm ettiyse hepsi de serbest. İslâm neyi harâm ettiyse hepsi de serbest. Biz tabircası toprakta kumda oynuyoruz biz. İslâm dünyasını kumda oynatıyorlar böyle. Diyorlar siz çocuklar gibi kumda oynayın, kumdan savaş araçları yapın, kumdan evler yapın, kumdan böyle araç gereçler yapın. Sonra bir rüzgar esince veya bir zalimin birisi gelir bir tekme vurur kumdan evler kumdan olan her şey yıkılır gider. Sen vakıflar kurarsın, kuran kursları kurarsın, harika kendince hizmetler ediyorsun dersin, paraları toplarsın. Ondan sonra o paralarla şirketler kurarsın.
Hac Ömre şirketleri, o cemaatın kurduğu çünkü tarikatın kurduğu, Şeyh Efendi Hazretlerinin kurduğu o şirketle Hacca Ömre’ye gidersin. Ağzını dayaçamazsın şu kadar para verdin bu yemek böyle neden diye. Çünkü mübârek topraklardır, imtihan yeridir. Ondan sonra haç sıkıntıdır. Ama sen 5000 dolar vermişsindir, seni 2000 dolarlık yerde yatırırlar. Hac meşakkattır sen bir şey diyemezsin. Bir de Şeyh Efendi’nin bilmem nesi o şirketin sahibi. Sonra ölünce Şeyh Efendi 17-20 trilyon bilinen bir sermaye bırakır, bir şey bırakır, ona da seslenemezsin. Ümmetin malı mıydı, yok onun malı mıydı, yok bunun malı mıydı, günlerce o konuşulur, sıkıntı değil. O yüzden hiç kimse bir şey diyemez. Bu ülke bir yıl boyunca kime rabut edilecek onu tartıştı.
Şimdi bir yıldır 17 trilyon ne olacak onu tartışıyor. Böyle gündemi bunlarla iştigal ederler. öbür tarafta kimse faizi tartışmaz, kimse fuhuşu tartışmaz, kimse içkiyi tartışmaz, kimse kumaru tartışmaz. Bakın hiç kimse tartışmaz, kimse eşcinselliği tartışmaz. eşcinselliği hayır deriz, bir kimse böyle trans olacaksa ameliyat olacaksa devletin hastanesi onları bedavadan ameliyat eder. Parasını da sen ödersin, Müslümân halk ödemiş olduğu vergilerden cinsiyet değiştirenlerin ameliyat parasını öderler, yine seslenmezler.
İstanbul’da Cinsiyet Değiştirme Ameliyâtının SSK Tarafından Müslümân Vergileriyle Ödenmesi — Kararnâme ile Bitmesi
Bak yine seslenmezler. İstanbul’da bir hastâne var, erkekten kadın olmak isteyenler ameliyat ediyor. Ameliyatın parasını da kim veriyor? SSK veriyor, devlet veriyor. Bu para nereden alınıyor? Müslümânların bütün ülkenin vergilerinden alınıyor. Sen sabahtan akşama kadar ben Müslümanım diye bağır. Sen sabahtan akşama kadar eşcinsellik olmasın diye bağır. Çok basit, Cumhurbaşkanı da bağırıyor, ben Twitter’da yazdım. bir tek kararnameye bakar. Öyle değil mi? Her şeye bir kararnâme yazıyor ya. Bundan sonra eşcinsel ameliyatları devlet tarafından ödenmeyecek diye. Bu kadar basit. orada bir hastâne var, çatır çatır eşcinsel ameliyatı yapıyor. Çatır çatır. Devlete bağlı, sosyal güvenlik kurumuna bağlı.
Sen devlet başkanısın. Bunda şikayet edilecek bir şey yok. Bir kararnâme çıkarırsın, ameliyat şeyi biter. Bir kararnâme çıkarırsın, özel resmi hiçbir hastânede cinsiyet değiştirme ameliyatı olmayacak dersin. Biter, bu kadar basit. Bakın bu kadar basit. Bize basit geliyor belki de. Allâh’ın lânetlik diye nitelendirdiği işler aramızda dolaşıyor. Devlet destekli. E görmüyoruz bunları. şeytan saklıyor görmesinler diye.
Kaynakça
- Mısır Tantâ’dan Âmir Galip — Uzaktaki Dervîşlerin Halaka Bereketi: «Zikrullâh halakasına Hz. Peygamber’in ve geçmiş velîlerin teşrîfi» tedrîsi — klasik tasavvuf: İmâm Gazzâlî, İhyâ 1/259-340 (“Ẑikr”); İbn Arabî, el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye, “Ẑikir Halakası” bâbı; Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, “Halaka” bâbı; «meleklerin ẑikir halakasına teşrîfi» — Buhârî, “Daavât” 66 (Hadîs no: 6408, «Lâ yek’udu kavmün yeẑkurûnellâhe illâ haffethümü’l-melâ’iketü ve ğaşiyethümü’r-rahmetü ve nezelet aleyhimü’s-sekîneh»); Müslim, “Ẑikr” 38-39 (Hadîs no: 2700-2702); klasik dervîşlik — Mustafa Özbağ Efendi Risâle-i Tarîkat; klasik şehirde-mahallede halaka kurma — Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi; Mısır’daki Halvetî silsilesi — Yûsuf el-Kūmûlî, Mustafa Özbağ Efendi, Hifnî, Bekrî tedrîs hattı; Tantâ ile Halvetî bağlantısı — Ahmed el-Bedevî (k.s.) silsilesi.
- Kurbân Et Hesâbı Yaparak Kesilmez — İbâdet, Hanefî’de Vâcib: Kurbân ibâdet boyutu — Kevser 108/2 («Fe-salli li-Rabbike ve’nhar»); Hac 22/28, 34, 36-37 (kurbân âyetleri); klasik tefsîr — Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb; klasik fıkıh — Hanefî mezhebinde kurbân vâcibtir (zekât veren her hür-mukim Müslümana) — Kâsânî, Bedâi’ 5/61-90; Serahsî, el-Mebsût 12/8-15; İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr 6/315-340; Şâfi’î-Mâlikî-Hanbelî mezheblerinde sünnet-i müekkede — İbn Kudâme, el-Muğnî 11/95-105; modern fıkıh — Vehbe Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî 4/2702-2730; Hayreddin Karaman, Mukāyeseli İslâm Hukuku; Diyânet İşleri Başkanlığı fetvâsı.
- Hz. Âişe Annemiz’in Evlilik Yaşı: Klasik hadîs metinlerinde Hz. Âişe annemiz radıyallâhu anhâ’nın 6 yaşında nikâhlanıp 9 yaşında zifâfa girdiği rivâyeti — Buhârî, “Menâkıbü’l-Ensâr” 44 (Hadîs no: 3894); Müslim, “Nikâh” 70 (Hadîs no: 1422); Ebû Dâvûd, “Edeb” 55; Nesâî, “Nikâh” 78; modern araştırmalar — yaşının 18-19 olduğu hesâbı: Salih Akdemir, Hz. Aişe’nin Evlilik Yaşı Tartışmalarında Savunmacı Tarihçiliğin Çıkmazı; Mehmet Azimli, Cahiliye’den İslamiyete Kadın; Fazlur Rahman, “Aisha’s Age”; Ekrem Sağıroğlu, Hz. Aişe Annemiz; klasik teyîd — Ebû Bekir Sıddık radıyallâhu anh’ın diğer kızları yaş tabakası — İbn Sa’d, Tabakātü’l-Kübrâ; İbn Asâkir, Târîh-i Medînet-i Dimaşk; modern okuma — Adnan Demircan, Nebevî Direniş Hicret.
- İslâmî Hükümlerle Yönetilmemek — Mâide 5/47 ve Asıl Mes’ele Üzerinden Saptırma: Mâide 5/44, 45, 47 («Ve men lem yahkum bi-mâ enzelallâhu fe-ülâ’ike hümü’l-fâsıkūn / hümü’z-zâlimûn / hümü’l-kâfirûn»); klasik tefsîr — Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb 12/15-30; İbn Kesîr 2/65-72; Kurtubî 6/190-200; klasik fıkıh — Mâverdî, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye; Şâtibî, el-Muvâfakāt; modern okuma — Seyyid Kutub, Fî Zilâli’l-Kur’ân; Mevdûdî, Tefhîmü’l-Kur’ân; Hayreddin Karaman, Mukāyeseli İslâm Hukuku; «fâiz haramı» — Bakara 2/275-279; Âl-i İmrân 3/130; Rûm 30/39; «fuhuş haramı» — İsrâ 17/32; Nûr 24/2-3; «kumâr haramı» — Mâide 5/90-91; «beyaz iplik-siyah iplik (orucun başlama vakti)» — Bakara 2/187 («Hatta yetebeyyene lekümü’l-haytu’l-ebyazu mine’l-haytu’l-esvedi mine’l-fecr»).
- Kurbân Üzerinden Saptırma — Asıl Mes’eleler: Asıl mes’eleleri konuşmaktan kaçınma tedrîsi — klasik tasavvuf: İmâm Gazzâlî, İhyâ 2/3-105 (Adetü’l-Müslim ve Helâl-Harâm); İbn Cevzî, Telbîsü İblîs; «emr-i ma’rûf nehy-i münker» — Âl-i İmrân 3/104, 110; Tevbe 9/71; Mâide 5/78-79; Buhârî, “Fiten” 8; Müslim, “İmân” 78; «zulme karşı sessiz kalmama» — Tirmizî, “Fiten” 7-8; Ebû Dâvûd, “Melâhim” 17; klasik fıkıh — Şâtibî, el-Muvâfakāt; modern okuma — Mahmûd Es’ad Coşan; «Filistin’de her gün Müslümân çocuk-kadın katledilirken kurbân teferruâtıyla meşgūliyet» tenkîdi — Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- Hüseyîn Ege Sorusu Anlaşılamadı; Erkeğin Eşin Faturalarına Müdâhalesi: Aile içi mâlî bağımsızlık — kadının kendi malına müdâhale yasağı — Nisâ 4/32 («Li’r-ricâli nasîbün mimme’ktesebû ve li’n-nisâ’i nasîbün mimme’ktesebne»); Bakara 2/233 (anneye nafaka); klasik fıkıh — Kâsânî, Bedâi’, “Nikâh ve Nafaka” bâbı; Serahsî, el-Mebsût; İbn Kudâme, el-Muğnî; modern fıkıh — Hayreddin Karaman, Mukāyeseli İslâm Hukuku; Vehbe Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî; «kocanın eşin malına müdâhale yasağı» — klasik fıkh-ı âile — modern okuma — Süleyman Uludağ.
- Toplu Lânetten Bireysel Kurtulma — Nasîhat ve Uyarma Vazîfesi: «Tâ tehlüke (toplu helâk)» bahsi — Enfâl 8/25 («Ve’ttekū fitneten lâ tüsîbenne’lleẑîne ẑalemû minküm hâssatâ»); A’râf 7/164-165 (sebt günü kıssası — uyaranların kurtulup uyarmayanların helâki); Hûd 11/116-117 (uyarıcıların kurtulması); klasik tefsîr — Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb; İbn Kesîr; klasik fıkıh — emr-i ma’rûf vazîfesi: İbn Teymiyye, el-Hisbe; Mâverdî, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye; Gazzâlî, İhyâ 2/325-365 (“Emr-i Ma’rûf”); modern okuma — Yûsuf el-Kardâvî, el-Halâl ve’l-Harâm; Halvetî-Şa’bânî silsilesinde toplu lânetten bireysel kurtuluş tedrîsi.
- Müslümânın Müslümândan Hakkı — Bilen Söylemeyen Sorumlu: «Müslümânın Müslümân üzerindeki hakları» — Müslim, “Selâm” 3-4 (Hadîs no: 2162-2163); Buhârî, “Cenâ’iz” 2 («Hakku’l-Müslimi ale’l-Müslimi sittün»); Tirmizî, “Edeb” 1; Ebû Dâvûd, “Edeb” 91; «kıyâmette bilen söylemeyenden dâvâcı olunur» — Ahmed b. Hanbel, Müsned 2/263; Buhârî, “İlim” 39 («Bellığū annî velev âyeh»); klasik fıkıh — Şâtibî; «fuhuş yaygınlaşmasının toplu lâneti» — A’râf 7/80-84 (Lût a.s. kavmi); Furkān 25/68-69; klasik tefsîr — Râzî; klasik fıkıh — İbn Hacer, ez-Zevâcir; modern okuma — Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde toplu helâk-bireysel kurtuluş.
- Kirli Çarkın Sağcısı-Solcusu-Tarîkatçısı — Mücâdele Etmemenin Tehlikesi: «Kirli düzene karşı mücâdele» tedrîsi — Bakara 2/190-194 (cihâd); Hac 22/39-41; Tevbe 9/29-36; klasik fıkh-ı cihâd — Serahsî, el-Mebsût, “Siyer” bâbı; Mâverdî, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ; «modern siyâsî partiler ve cemâatlerin sistem içine entegre olması» tenkîdi — Necmettin Erbakan, Adil Düzen; Abdurrahman Dilipak, Beyaz Türklerin Kara Sicili; modern okuma — Mahmûd Es’ad Coşan; «sistemin dişlisi olma» — Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi; klasik tedrîs — Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde sistem içi-dışı tartışması.
- İngilizlerin Krallık Sistemi ve Amerika’dan Trilyon Dolar — Müslümân Marjinalleştirme: Modern İslâm dünyâsında İngiliz emperyalizminin krallık modelleri (Suûdî, Ürdün, Fas, Bahreyn, Kuveyt) — modern okuma: Bernard Lewis, What Went Wrong? (eleştirel); Kemâl Karpat, Osmanlı’dan Günümüze Kimlik ve İdeoloji; İlber Ortaylı, İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı; «Suûdî-Amerika finansal müttefikliği» — Toby Craig Jones, Desert Kingdom: How Oil and Water Forged Modern Saudi Arabia; «petrodolarların İslâm dünyâsından çekilmesi» — modern iktisat literatürü; klasik İslâmî tenkîd — Mevdûdî, Seyyid Kutub, Necmettin Erbakan; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafa Özbağ Efendi tedrîsi.
- Âşûre Dağıtmaya 700 Polis — Hilâfet Başkenti’nde Harâmların Serbestliği: «Âşûre günü» fazîleti — Buhârî, “Savm” 69 (Hadîs no: 2004); Müslim, “Sıyâm” 116-128 (Hadîs no: 1125-1130); Ebû Dâvûd, “Savm” 64; klasik tedrîs — İmâm Nevevî, el-Mecmû’ 6/427-432; Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Âşûre dağıtım geleneği — Yûsuf Sünbül Sinân, Mustafa Özbağ Efendi tedrîs hattı; «hilâfet/hilâfet-i Osmâniyye’nin İstanbul’a intikāli (1517-1924)» — Halîl İnalcık, Devlet-i Aliyye; Stanford Shaw, History of the Ottoman Empire; modern Türkiye’de İslâmî sembolik faaliyetlere karşı resmî tedbirler — modern okuma; «hilâfet kalktıktan sonra İslâm dünyâsının başsız hâli» — Hâmid Algar, Sufism and the Modernization of the Ottoman Empire; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde tarihsel hassâsiyet.
- Cinsiyet Değiştirme Ameliyâtının SSK Tarafından Müslümân Vergileriyle Ödenmesi: «Cinsiyet değiştirme ameliyâtı (transgender surgery) câizliği» tartışması — klasik fıkıh: Allâh’ın hilkatini değiştirme yasağı — Nisâ 4/119 («Le-âmurannehüm fe-le-yüğayyirunne halkallâh»); klasik tefsîr — Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb; «hadîs: erkeğin kadına, kadının erkeğe benzemesi» — Buhârî, “Libâs” 61 (Hadîs no: 5885, «Le’ane’llâhu’l-müteşebbihîne mine’r-ricâli bi’n-nisâ’i ve’l-müteşebbihâti mine’n-nisâ’i bi’r-ricâl»); Ebû Dâvûd, “Libâs” 28; modern fıkıh — Vehbe Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî; Yûsuf el-Kardâvî, el-Halâl ve’l-Harâm; «hünsâ-i müşkil» istisnâsı — klasik fıkıh: İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr; modern Türkiye’de SSK kapsâmı tartışması — Diyânet İşleri Başkanlığı 2002 fetvâsı; bu sohbet 22.05.2025 (Kurbân Bayrâmı sohbeti) — İrşâd Dergisi (irsaddergisi.com).
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Tarîkat, Zikir, Sünnet, Şeyh, Silsile, Muhabbet, Nûr. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı