Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Soru/Cevap ·

2025 Sohbeti #155 — Ânı Yaşamak, Tartışmayı Terk Etme ve Aile Efrâdına Kurbân-Atire

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2025 Sohbeti #155 — Ânı Yaşamak, Tartışmayı Terk Etme ve Aile…. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Q1 Aynı Mahallede İki Çavuş Ağabey Ders Yaptırması: Sırayla, Kura ile Veya Birer Esmâ Anlaşmasıyla

Ama sizin de başka çavuş ağabeyimize sen de orada ders yaptır. Peki bunu yaparken tavrımız ve tarzımız ne olmalı? İki tane çavuş var. İkisi de sırayla ders yaptıracak. Bunda bir sıkıntı yok. Burası makam, ikisi de sırayla ders yaptıracaklar. Veya da birisi diyebilir, ben sana umada zaman yaptırayım. Veya da kendi aralarında bir esmâ okutur, bir esmâ o okutur veya bir hafta o yaptırır. Veya bir hafta o yaptırır, bir hafta o yaptırır. Bunda bir sıkıntı yok.


Q2 Ânı Yaşamak Nedir? Sûfî Ânı Yaşar — Geçmiş ve Gelecek Karanlığından Kaygı Etmemek; Esnâf Dervîşin Hassâsiyeti

Ânı yaşamak nedir? Siz anda mı yaşıyorsunuz? Kudret yurdunda anda mı yaşanacak? Sûfî ânı yaşar. Bu sûfîlikte bir edebtir, âdâbdır, terbiyedir. ne geçmişin karanlığından kaygıya düşer, ne de geleceğin karanlığından kaygıya düşer. Ne geçmiş, onu Kur’ân ve Sünnet’e tâbi olmaktan, Allâh’ı sevmekten alıkoyar. Ne de gelecek korkusu, kaygısı, onu Kur’ân ve Sünnet’e tâbi olmaktan, Allâh’ı sevmekten alıkoyar. Burada genelde Müslümanları yıkan gelecek kaygısıdır. geçmişle alakalı da insanlar kendi kendilerini psikolojik olarak sararlar. Ben bugün bu günâhı işledim, benim bu günahım affolmaz. Veya ben dün şöyle şöyle hayat yaşıyordum, benim günahım affolmaz veya ben buradan toparlanmam gibisinden. Bu geçmiş kaygısıdır.

Bu geçmiş kaygısı dervîşi tabiri caizse Müslümanı içinde kurt gibi yer bitirir. O yüzden Sûfî geçmişine tövbe eder, bir daha o işlere bulaşmaz. Tövbenin hakikati odur. Ve bir de Zikrullâh halakasına oturduysa der ki benim geçmişimle alakalı bir işim kalmadı. Sûfî asıl Müslümanları bugün eriyip bitiren en önemli şey genel olarak çoğunluk gelecek kaygısıdır. Ülkede de bu pompalanır. İslâm ülkelerinde bir gelecek kaygısı vardır. Bizim ülkemizde bu daha fazladır. normalde belli bir kesimin altında yaşayanlar gelecekte nasıl bir hayat kurgulacaklar. Bunun kaygısını yaşarlar. Dervîşler de bundan etkilenirler. En az etkilenmesi gereken dervîşler olmasına rağmen en fazla Müslümanlar ve dervîşler etkilenir.

Kendince kendi kendisini bu ticâret yapanlar da daha fazladır. Normalde memurda âmirde çok yoktur. Memur çünkü memurdur. Aylık maaşını bilir. Ay sonu geldiğinde maaşımı alacağım der. Ama esnaflarda gelecek kaygısı daha fazladır. Çünkü esnâf kendince düşünür iş yapamazsam, iş olmazsa, yanlış yere bir mâl verirsem, orada para kaptırırsam, check kaptırırsam, şu şöyle olursa, bu böyle olursa, dükkan kirasını ödeyemezsem, evin kirasını ödeyemezsem bu gelecek kaygısı şeylerde esnafta daha fazla olur. O yüzden dervîş ânı yaşar. Bu gelecek kaygısı eşler arasında olur. Bu adam beni yarın öbür gün boşar. Bu kadın beni yarın öbür gün boşar. Bu çocuklar beni gelecekte bakmazlar. Yüzüme de bakmazlar. Şöyle de olmaz, böyle de olmaz.

Gelecek kaygısı insanı perîşân eder. Şeytanın vesvesesidir. O yüzden dervîş ânı yaşar. kendince şöyle düşün. Kurgular ya insanlar, kendince kurgular. Örnekleyeceğim şimdi. Yarın öbür gün atla şunu şöyle yapabilir. Ben şimdiden önlemimi alayım. Gelecek kaygısı bu. Şimdi bizim önceki zâkirlerin bir kısmında bunu gördüm ben. Normalde birisine yetki vermiyor, ona sorumluluk vermiyor. Kendince diyor ki bu gelecekte zâkirlik yapar şimdi bana. Veyahut da bu bir zâkir olursa, veya zâkirlik yapmaya kalkarsa diye, gelecek kaygısı güderlerdi kendince. Ben de diyordum ki ellemeyin, millet hizmet etsin, herkese çavuş edin. Koştursun herkes. Ne olacak bundan dediğimde, birisi bana öyle dedi. Mustafâ kardeş, sen Bursa’da herkese çavuştuk veriyorsun.

Yarın öbür gün bunlar sana zâkirlik yapar dedi. Yetişsinler de şeyhlik yapsınlar dedim ben de. Yetişsinler şeyhlik yapsınlar. Biz de onlara müritlik yaparız. Bizim böyle bir derdimiz yok çünkü. bu yetkiyi kullanmıyor. Bu tarikattaki veya sûfî yolunda gelecek kaygısı. Birisi yetişirse benim makamımı oturursa, birisi güzel Kur’ân-ı Kerim okursa, o Kur’ân-ı Kerim okumasını başkasına verirse, birisi şunu şöyle yapar da benim tahtım sallanırsa, bu dervişlikte ki gelecek kaygısıdır. Allâh muhafaza eylesin. Âmîn.


Q3 “Aşırı Narsisist Annemi Üzüyorum” — Hep Ben Hep Ben Demek, Beni Aşmak ve Anneye Hak Vermek

Aşırı narsisist biriyim. Sürekli her konuda kendimi haklı görüyorum. Bu durumda annemi çok üzüyorum. Bana duâ eder misiniz? İkimiz de Allâh yardım etsin. Âmîn. Ben de böyle narsisist bir kişiliğim var. Hep ben haklıyım. Bende de bu narsizmden var. Bende yok değil. Hatta ben haklılığımı Kur’ân’a, sünnet’e, imamların ictihâdına hele birisi karşımda haklıyım desin. Ben böyle felsefesini çıkarırım o işin. O yüzden sakın benim karşımda birisi ben haklıyım demesin. Asıl narsisist kişilik burada oturuyor. Tam narsistim. Bu gariplerim, çekiyorlar beni 35 yıldan beri. Allâh bizi affetsin. Bu normalde bir kimse hakkı ve hakikati biliyorsa, hakkı ve hakikati söylemesi, hak ve hakikatte direnmesi, hak ve hakikatte inat etmesi cihattır.

Ama yok bu hak ve hakikat değil de, heva ve hevesinde inat ediyorsa, heva ve hevesinde bu böyle illa ki ben haklıyım noktasında duruyorsa, o zaman gerçekten cehennemliktir. Bunun içerisinde kibir vardır çünkü. Bunun içerisinde kibir vardır. O kibir insanı cehenneme götürür. Bu eşler arasında erkekler de daha fazla görülür genelde. erkek ben haklıyım der böyle, diretir bir şey de. Haklı değildir halbuki narsisist kişilikten dir o. Narsist kişiliklerin arkasında özgüvensiz kimlikler vardır, cehalet vardır. Onun başka bir gediği, başka bir açığı vardır. Başka bir gediği açığını narsistlikten kapatmaya çalışır. Tabiri caizse onun arkasında kocaman bir delik vardır. O kocaman deliği narsistlikten kapatır.

Kadınlarda da erkeklerde de vardır bu. Onun böyle tedavi edilmeyecek bir açığı vardır. Narsist kişiliklerin arkasında. Onlar o tedavi edilmeyecek olan açığını başka şeyle, böyle narsizimle kapatırlar. Allâh muhafaza eylesin. Oysa Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri’nin terbiyesi farklıdır. Onun terbiyesinde der ki, haklı olsa dahi bir kimse tartışmayı terk ederse, o ehli cennettir der.


Q4 Sûfînin Tartışmayı Terk Etmesi — Eşine, Çocuğuna, Kardeşine Geri Çekilmek; Kâfir-Münâfık-Mürtede Karşı Direniş

Haklı olduğu halde, tartışmayı terk etti değil mi? Bu sûfî alakıdır. Tartışmayı terk etti. Eşi, çocukları, dervîş kardeşleri, arkadaşları. Öyle ya. Haklı bir konu daha. Ama tartışmak istemiyor, geri çekiliyor. Karşısında kâfir yok, münâfık yok, mürted yok. Karşısında dîn düşmanı yok. Bunlara karşı ise direnilir. Hak ve hakikati anlatmak için, hak ve hakikati ezdirmemek için. Ya eşin, eşine karşı neden öyle illa ki haklıyım deyip de daha bastıracağım diye uğraşıyorsun? Cübbeli diyor ya, kadın ne uğraşıyorsun diyor. Eninde sonunda o haklı olacak diyor, işin ona düşecek diyor. Tartışma diyor. Doğru bir yöntem. Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem bile tartışmamış. Dama çıkmış, üç gün damda yaşamış.

Dördüncü gün Hz. Öbübekür, Ömer, Osman hepsi de geliyorlar. ne yapılması gerekiyorsa yapalım diye. En son da âyet-i kerime iniyor da, eşleri o zaman izah ediyor. Ey Habibim, istersen hepsini de boşa. Allâh sana daha yenisini ve daha cedidini verecektir diyor. Hazret-i Âişe annemiz de diyor, Allâh diyor, Muhammed’i diyor, oldukça fazla sevindiriyor diyor her şeyinle. E şimdi eşler arasında gerek yok. ben haklıyım diye diretmeye. Ve hatta çocuk anne babasına diretiyor. Anne baba çocuğa diretiyor. Haklı ya illaki. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden narsizm insanın üzerinde var ise, gerçekten psikolojik, pisikolojik tedaviye ihtiyacı var o kimsenin. Bakın onun psikolojik, pisikolojik tedaviye ihtiyacı var. o eşine karşı, çocuklarına karşı hep o haklı.

Vardır ya böyle despottu eski tabirde bunun adı. Despottu bir kimlik. O hiç hata yapmıyor. Hep haklı. Allâh muhafaza eylesin. Allâh’ın cemali ve Allâh’ın veceh arasındaki fark nedir? Allâh’ın cemaliyle cemalleşmek ne demek? Allâh’ı görmek mi demek? normalde fark gören kimse, farkta kalmıştır, fark ehli olmuştur. Biz, ben farklı görmüyorum bunların hiçbirisini. Bir kimse farklı görebilir. Ama benim için farklı yok. Cemalleşmek ne demek? Görmek mi diyor.


Q5 Cenâb-ı Hakk’ın Cemâl Sıfâtına Mazhariyet — Fenâ, Bekā ve Ehadiyyete Ulaşma

Normalde Cenâb-ı Hakk’ın cemâl sıfâtına mazhar olmak, ya da cemâl sıfatında fenâ olmak, ya da cema sıfatında bekā olmak, ve hatta cema sıfatında ehadiyyete ulaşmak. Biz bu İsrâil’i beddua etmekle yanlış mı yapıyoruz? İsrâil’in bu korkak Müslümanları ortadan kaldırması için duâ etsen daha mı iyi olur?


Q6 İsrâil’e Bedduâ — Tecdîd-i Îmân ve Tecdîd-i Nikâh ile Korkak Müslümanların Kaldırılması Duâsı Tehlikesi

Sen tecdîd-i îmân tecdîd-i nikâh tazele bu soruyu soran kimse. Allâh muhafaza eylesin. Bir kimse böyle bir duâ edemez, böyle bir şeyi isteyemez, böyle bir şeyi düşünemez bile. Cehalet bu. Rabbim korusun inşâallâh. Yakın bir zamanda ev dersleri için isteyen istediğiyle birlikte ders yapabilir. Ama Perşembe ve Cumartesi günleri hariç. O günler dervîş kardeşler, üstâdın dersini takip etsinler demiştiniz. Fakat Cumartesi akşamı ev dersi yapan kardeşler izninize tabi olarak derslerine devam ediyorlar. Şimdi ben bunu söylüyorum, Perşembe ve Cumartesi günlerine ders koymayın. Arkadaşları serbest bırakın diyorum. Bazen normalde kadınlardan, erkeklerden telefon açanlar oluyor. biz başka bir gün toplanamıyoruz, o gün ders yapabilir miyiz, zikir yapabilir miyiz?

Şimdi bir kimseye ben kendi nefsimden söyleyeyim. biz burada toplanıyoruz, zikir yapabilir miyiz? Ben ona yapmayın diyemem. Allâh’ın zikrini yasaklayanlardan daha zâlim kim olabilir? Hayat-i Kerime. Şimdi bazı şeyleri normalde arkadaşlar, dervîş kardeşler veya yeni eski önemli değil. normalde işte, onlar böyle kendilerince böyle bir zikrula yapabilir miyiz? Yapabilirsiniz. Bunu yasaklamak çünkü o şey değil, benim yapabileceğim bir şey değil. Şimdi bir de Allâh rahmet eylesin, Şeyh Efendi Hazretleri beni zakirlik noktasında çok serbest bıraktı. eski arkadaşlar şahittir buna. Hiç işimize karışmazdı bizim. Bursa’ya münhasırdı bu. Ve ben Bayındır’dakan da karışmıyordu. Ben ödemişteyken de karışmıyordu.

Ben Bursa’ya götürdü kendisi beni. Bursa’da da karışmıyordu. Ve hatta benim gittiğim yerler vardı. Onlara da karışmıyordu. Ben orada isem. ben özgür bir şekilde tabiri caizse zakirlik yaptım. Bana neden bunu böyle yaptın? Böyle enderdir söylediği şeyler. öyle o da böyle sorgulamak maksadıyla değil, öğrenmek maksadıyla.


Q7 İsmâ’îl Akgür-Bursa Hâtırası: “Hepiniz de Çavuşsunuz” Sözü ve Şeyh Efendi’ye Yetiştirme

Hatta bir ara eski arkadaşlar hatırlarlar ben İsmâ’îl Akgür-Bursa’yı da hepiniz de çavuşsunuz dedim. Ders yaptırın, koşun, çalışın Allâh yolunda. Bu manada söyledim. Bunu hemen Şeyh Efendi’ye yetiştirmişler. Burada bulunan herkesi çavuş yaptı. olur mu böyle diye. Allâh rahmet eylesin. Şeyh Efendi Bursa’ya geldiğinde böyle hafif tebessümlü bir şekilde. Mustafâ Efendi oğlum o gece herkesi dedi çavuş etmişin dedi. Ettim efendim dedim. Ben de saklamıyorum. Çalışsınlar koştursunlar efendim dedim. Hizmet etsinler dedim. Her mahallede zikrullâh olsun, her evde zikrullâh olsun dedim. Âlâ oğlum doğru düşünmüşsün dedi. Şimdi benim icazetim oradan geliyor. Koşun kardeşler. Herkes evini barkını zikrullâh açsın. 3 kişi, 5 kişi, 10 kişi.

Toplayın arkadaşlarınız. Ama dervişleri toplayacağım diye uğraşmayın. Mesela geçenlerde bizim Adnan geldi bayramda. Bizim evde ders yapılmış, bunu yasaklamışsınız diye. Bir üzüldüm, bir üzüldüm ona ben. Ya ben nasıl bir dersi yasaklarım? Kim benim adımdan böyle yalan söylüyor bunu? Çok üzüldüm. Ben Adnan’ın evinde yapılan dersi zikrullâh’ı yasaklayacağım. Yemin ediyorum çok üzüldüm. Bir de bir kimse bunu böyle söylerken şeyhin ağzında yalan mı söylenir ya? Allâh muhafaza eylesin. Doğru değil bunlar. Ben bazılarının dersini alırım. Dersini aldığım halde derim ki sen zikrullâh’a devam et. Enderdir benim buraya gelişini yasakladığım insanlar. Bakın enderdir. Bir insanı zikrullâh’tan yasaklamak demek, zikrullâh’ı bıraktırmasına sebep olmak demek çok büyük bir facia benim için.

Ben o yüzden derim sakın birinin zikrine engel olmayın. Birinin buraya gelmesine engel olmayın. Siz bir yanlış davranışta bulunursunuz. Adam zikrullâh’a gelmez. Bunun vebali çok ağır. Veya o kimsenin günahını yüzüne çarpmak, eksikliğini yüzüne çarpmak, onun yüzüne çarparsın. Sen o esnada bir insanın yüzüne çarpmasını yaparsın.


Q8 Perşembe Dersi Kaçırma — “Bugün Ders Var” Hatırlatması Karşısında Yüzleşememe Korkusu

Onun yüzüne çarpmak, onun yüzüne çarparsın sen o esnada o kendi kendine şöyle düşünür. Ben şimdi akşam oraya gideceğim, onunla yine yüz yüze kalacağım. Ben nasıl onun yüzüne bakacağım der. Gelmez dersin hepsine uyar. O yüzden sakın ha bu konuda birisi bana dese ki bugün Perşembe değil mi burada ders var. Sûfî adabınca bizim adabımızca ana ders var. Ana derse, bir kimse bana dese ki biz Perşembe günleri toplanacağız burada ders yapacağız. Kardeş dergan adabını aykırı ama siz yapacaksanız yapın derim. Sebep ben o kimselerin zikrularını yasaklayamam. Yok. O yüzden bana da sorarlar. Biz Cumartesileri burada toplanıyoruz. Allâh mübarek etsin devam edin kardeşim. Orada bir kişi Allâh dese sebep olacaksınız.

Yasaklasam ne olacak? Kaç kişi toplanıyor orada? 10 kişi toplanıyor. Tamam 10 kişi toplanıyorlar, 10 kişi Allâh’ı zikrediyorlar. Gönül arzu eder ki başka gün toplansınlar. ola ki birkaç tanesi der ki şeyhin sohbetine gideyim veya üstâdın sohbetini dinleyeyim. Bundan da böyle onu da oradan ayağını kesmek de vebal. Allâh muhafaza eylesin. O yüzden asla ve asla ben normalde hiç kimsenin zikrini engellemem. Yanlış bir şey olmadı müddetçe de oradaki zikrullâhı iptal etmem. şimdi bu soru böyle gelince Adnan aklıma geldi. Allâh razı olsun. Allâh razı olsun. O bayramda geldi dedi böyle böyle söylemişler dedi. Çok üzüldüm. Lütfen Allâh rızası için. Mesela kız alışverişlerinde düğündü nişandı istemeydi.

Bunlar da benim adımı kullanıyorlar. Ben bilsem de bilmesem de. Bunu alışığım ben yıllardan beri. geliyor bana derler filancanın kızına bakmaya gideceğiz. Gidin bakın Allâh mübarek etsin derim. O öyle demez. Efendinin şeyi var, hükmü var. biz bu kızı alacağız. Halbuki benle bana derler tamam gidin bakın anlaşın görüşün. Benim bir hükmüm olmaz. Mesela bunu açık açıkça söyleyeyim ben. Ben hiçbir bayan arkadaşa bir şey de hükmetmem. Evlenin demem. Bakın anlaşın görüşün. birbirinize uyuyorsa evlenin. Allâh bizi affetsin. O yüzden zikrullâh’a da karşı gelemem. Rabbim muhafaza eylesin.


Q9 “Âyet Hükmünce Zikre Engel Olmamak” — Niyyetlerin Hâlisliği ve “Ben Kimsenin Zikrullâhını Yasaklamam”

Dergahdaki bazı kardeşler sizin âyet hükmünce zikre engel olmamak için izin vermiş olabileceğinizi. Bu sebeple üstadımızın hükmünün geçerli olabileceğini söylüyorlar. Herki görüşte de niyyetlerin hâlis olduğu bir tezât var gibi görünüyor. Ama ameller niyetlere göredir. Ama ben tekrar söyleyeyim. Ben hiç kimsenin zikrullâhını yasaklamam. O yüzden yasaklamadığım için kardeşler bana şimdi mesela birisi telefon açsa biz Cumartesiler toplanıyoruz. Zikrullâh yapıyoruz dese Allâh muvarrak etsinlerim. Tekrar söylüyorum bunu. Bu konuda yasak koymam. Soru bir. Her ne kadar hizmet güzel olsa da dervîşin önceliği üstadına hizmet, üstadının hükmüne itaat değil midir? Evet. Normalde bir kimse ne yaparsa yapsın üstadıyla alakalı, üstâdın Adaf ve Erkan’la üstâdın hükmüne itaat edecek.

Soru iki. Bir taraf hükmünüze bir taraf izninize tabi oluyor. Doğrusu nedir? İkisi de doğru. Ya normalde şimdi tekrar bu konuda aynı şeyi devam ettireceğim. Benim hükmüm meydanda. Buna rağmen normalde bir kimse bu konuda benden izin istiyorsa ben hayır demem. Alınan izinler sadece kişileri mi bağlar, bütün dervişleri mi bağlar? Yok. Normalde o kimse kendince üç beş arkadaş evde toplanıyorlar herhangi bir bay bayan. Onlar normalde o kimse de evine ders açan kimse telefon açıyor bana. Diyor ki böyle böyle biz burada ondan sonra toplanıp ders yapacağız. Arkadaşlar kimisi çalışıyor diyor mesela. Örnek. Çalışan bayanlar var. Onların gündüz derslerini takip etmeleri zor oluyor. Bu sefer gece toplanıyorlar.

Veyahut Cumartesi, Pazar toplanıyorlar. Çalışan erkekler var. Onlar hafta içinde gidemiyorlar. Bu sefer hafta sonlarında toplanıyorlar. Bunun gibi. Ha bu konuda tekrar söyleyeceğim. Adaf bu ama bir kimse bana telefon açar söylerse ben hayır demem. Gürsüm Mahallesi’nde ders yaptırma yetkisi hangi çavuşadır? Edeben hangi çavuşun ders yaptırması uygunudur? Oranın ilk çavuşu Murtazâ. Murtazâ derslere gidiyorsun değil mi oraya? Murtazâ orada olduğu müddetçe Murtazâ dersi yaptırır orada. Murtazanın olmadığı zamanlarda nerede şey? Evet. Direğin arkasında kalmış. Direğin arkasında kalmış.


Q10-Q11 Murtazâ Uğru Direk Hâtırâsı; Çavuş Mahalle Dersinde Devrân Yetkisi Sadece Üstâd ve Halîfeye; Kredi Kartıyla Kurbân

Murtazâ uğruna ilk çavuşu, ilk göz ağrımız. Çavuş mahalle dersinde dervişleri devrana çıkarabilir mi? Yok. Devrân zikri sadece üstâda ve halifeye aittir. Kredi kartıyla kurbân kesilir mi? Kesilir. Neden kesilmesin?


Q12 Gusül Abdestinden Önce Namâz Abdesti Sünneti — Hazret-i Peygamber’in Tatbîki

Gusül abdesti almadan önce namâz abdesti almak neden sünnet? Sünnet Hazret-i Peygamber’in Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri öyle yapmış. Zikirde devrana çıkmanın yararı veya artısı var mıdır, varsa nedir? Devrân ayrı bir zikrullâh ritüeli. O yüzden büyük pir efendiler bu zikrullâhı böyle yapmışlar. Biz de öyle yapıyoruz. Büyük bir heyecan duyuyorum ben böyle kendimce devranda. O yüzden arkadaşlarım da devranda heyecan duyduklarını hissediyorum. Resûlullâh Sallallâhu Aleyhi ve Sellem buyurdu ki, İslâm dininden ithidaat eden erkeği yeniden İslamiyete davet edin. Tevbe ederse kabul edin. Etmezse boynunu vurun. İslâm dininden ayrılan kadını da yeniden İslamiyete davet edin. Kabul eder, Müslüman olursa ne güzel.

Aksi halde onu cari olarak esir alın buyrulmuştur. Hadîs-i Şerîfin manasını açıklayabilir misiniz? Hadîs-i Şerîf açık. Normalde çünkü dinden çıkan bir kimse cariye hükmüne girer İslâm’da. Kadını öldürmüyor. Erkeği öldürüyor, kadını öldürmüyor. Pozitif ayrımcılık yapıyor. Gerçekten İslâm dini normalde pozitif ayrımcıdır kadınlara karşı. Herkes erkeklerinin pozitif ayrımcı olduğunu düşünür. Pozitif değil, asıl pozitif ayrımcılık İslâm’da kadına’dır. Birçok hüküm vardır böyle. Kadın bu konuda öldürülmez, erkek öldürülür. Bu şeyde de aynı, dinden irtidat edenler için de aynı. Erkekler öldürürler, kadınlar cariye hükmüne girer. Normalde öldürülmez kadın. Geçmişte yaşadığım bazı diyalogları unutamıyorum.

Hakkıma girildiğini düşünüyorum. Gidip konuşmalı mıyım yoksa zamanla önemsizleşmesini mi beklemeliyim? Geçmiş geçmiştir ya boş ver yürü git. Anı yaşa, geçmişe takılma. Allâh muhafaza eylesin. Büyük günâhdan kurtulmak için ne tavsiye edersiniz? Terk et.


Q13 Günâhı Bırakma Basitliği — “Bırakacağım” Demek ve Kendine Cezâ Kesme Yöntemi

Şöyle bir şey, bir günâh ya, bir sürü o günâhdan kendini yıkmak istiyorsun. Kendi kendimize bundan nasıl kurtulacağız diye, kendi kendimize harap ediyoruz. Ya bunun özel bir şeysi yok. Bıraktım diyeceksin bıraktın. Bu kadar basit. Ya bu kadar basit mi? Çok basit. Bundan sonra yapmayacağım diyeceksin bırakacaksın. Bırakamıyorsun kendine cezâ kes. Mesela ben bu günâhı işlediğimde 5000 lira tasattuk edeceğim. İnsanların en çok vurulduğu yer şimdi. Nasıl basbaya? Yetmedi, gene işledin 5000 liraya bastırdın işledin. 10.000 lira da. Bu zamanda Müslümanların canını acıtan para çünkü. Ha Cavit Çağlar gibi yapmayın. o normalde zamanın başbakanına yavşak dediydi. Onun para cezası verdiler. Para cezası verince dedi ki tekrar yavşak diyorum dedi alın parayı dedi.

Alın bu para değil mi dedi. Böyle de yapmayın. Sonra o gitti başbakan da onun elini öptü zaten. Adam doğru söylemiş. Bir de işin o tarafı var. Hadîs-i Şerîfte Allâh-u Teala’nın başınıza getirdiği amir ve hükümdarlara itaat etmenizi emrederim buyuruyor. Bu hadise açıklayabilir misiniz? Başka bir hadîs-i şerifte de Müslümanların itaat edeceği emir, îmân ehli. Kur’ân ve sünnete tabi olmasın. Kur’ân ve sünnete tabi olmayan bir emir Müslümanların emiri kabul edilmiyor. Kur’ân’ı kendisine kitap sünnet isteyip kendisine rehber Hz. Muhammed Mustafâ’yı kendisine peygamber olarak o kimse buna îmân edecek. Din gününe ahiret gününe îmân edecek. Kadere îmân edecek. İman etmeye çalışacak. Ve bununla alakalı amel de edecek.

Böyle olursa o kimse Müslümanların emiri hükmüne giriyor. Eğer böyle değilse o kimse Müslümanların emiri hükmünde değil. Kur’ân ve sünnetle hükmederse Müslümanların emiri. Kur’ân ve sünnetle hükmederse Müslümanların emiri. Kur’ân ve sünnetle hükmederse Müslümanların emiri. Aileden sadece babanın kazancı var ise babanın malı varsa her âile efrâdı için her senede bir kurbân ve bir atîre kesmek lazımdır hadisini nasıl alırsa?


Q14 Âile Efrâdı İçin Her Sene Kurbân + Atîre Hadîsi — Hanefî Mezhebinde Tek Kurbân Hâne Halkına Niyet

Her âile efrâdı için her senede bir kurbân ve bir atîre kesmek lazımdır hadisini nasıl alırsa? Aileden sadece babanın kazancı var ise babanın malı varsa her âile efrâdı için her senede bir kurbân ve bir atîre kesmek lazımdır hadisini nasıl anlamalıyız? Normalde o zaman böyle bir şey var. Eş ve çocukların malı mülkü yok. O zaman Hanefî’ye göre kim zekât veriyor? Baba. Eğer baba da zekâta dahil değilse bir kurbân kesilecek. O zaman hane halkını niyyet ederekten bir kurbân kesilir. Bu da hadiste mevcut. Peygamber Efendimiz şöyle buyurdular. Kimin kesecek kurbânı varsa zilciye’nin hilali girince kurbanını kesince kadar saçından ve tırnaklarından hiçbir şey kesmesin. Hadiste tam ne anlatılmak istemiştir?

Hanefîler buna çok bunu böyle uygulamamışlar. Evet malikiler,hambeliler bunu uygulamışlar. Kurbân kesecek olan kimseler son 10 gün normalde tırnak kesmemişler. koltuk ve kasık arası tıraş etmemişler. Saçlarını,sakalarını kesmemişler. Bu hadîs-i şerife binayen doğru. Böyle bir hadîs-i şerîf de var. Ama hanefiler bunu uygulanma noktasında çok sıkı durmamışlar. Bu hadîs-i şerife Allâh affetsin. Ben çok öncesinden bilirim. Ben de bu hadîs-i şerîfin üzerine çok sıkı duranlardan değilim. Ondan sonra bir de insanın kendince bu zilhicce’nin son 10 günü de olsa başka günlerde olsa daha kuvvetli bir sünnet var ise insanlar o kuvvetli sünneti icra etmeye çalışırlar. Mesela benim için daha kuvvetli sünnettir bu.

Ben toplum içindeyim. İnsanlara bir İslâm’ı dilimin döncünü de anlatmaya çalışıyorum. Bu noktada normalde bir Müslümanın bakımlı olması daha kuvvetli bir sünnet. Saçının,sakalının derli toplu olması,tırnaklarının kesilip temiz olması,vücudunun temiz olup gereksiz kokuların olmaması. Çünkü yaz mesela örneğin 10 gün koltuk altınızı tıraş etmediniz. Örneğin 10 gün etek tıraşı olmadınız. evlisiniz bir erkek için veya bir kadın için de bunlar önemli temizlikler. Kuvvetli sünnet bunlar. Bakın kuvvetli sünnet. Mesela en az hiç olmazsa haftada bir gün Cumâ’ya koltuk altı ve kasık tıraşını olarak cumayı kılmak ve Cumâ’ya giderken gusletmek,kokulanmak,temiz elbiseler giymek,temiz bir şekilde Cumâ’ya gitmek kuvvetli sünnet.


Q15 Cuma Günü Gusül-Koku-Temiz Elbise Kuvvetli Sünneti; Meleklerin Cinsiyetsizliği ve Geceyarısı Açılma Niyâzı

Şimdi burada ders yapıyoruz kuvvetli sünnet. Örnekliyorum burada birisinin üzerinde farklı kokular olmaması lazım. başında o kimse senin kokundan tiksinmemesi lazım. Veya sohbet ediyorsunuz,sarmaşıyorsunuz birisiyle siz farklı kokular sizin üzerinizde olmaması lazım. farklı vücûd kokuları olmaması lazım. hoş olmayacak vücûd kokuları,hoş olmayacak ağız kokusunun olmaması lazım. ekşi ekşi küflü küflü kokmamak lazım. Bu daha kuvvetli bir sünnet. Okulda hocamız meleklerin hiçbirisinin cinsiyeti yoktur dedi. Dershanede hocamız dört büyük melek erkek, kalan tüm melekler kadındır dedi. Meleklerin hiçbirisinde cinsiyeti yoktur. O dershanede hocaydı Allâh hidâyet eylesin. Meleklerin üzerinde cinsiyet atfedilmez çünkü.

Melekler cinsiyetsizdir. Rabbim bizleri affeylesin. Açıldım. Cenâb-ı Hakk’a hamdü sena olsun. Duâ’nızla Cenâb-ı Hakk’ın merhametiyle, lutfuyla Elhamdülillâh açıldım.


Kaynakça

  • Aynı Mahallede İki Çavuş Ağabey Ders Yaptırması — Sıralama Âdâbı: Klasik tasavvuf âdâbında çavuş ve halîfelerin görev paylaşımı — Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, “Halîfe ve Çavuş” bâbı; Necmeddîn-i Kübrâ, Usûl-i Aşere; klasik dervîşlik — Mustafa Özbağ Efendi, Risâle-i Tarîkat; «sıraya göre, kur’a ile veya esmâ paylaşımı ile ders yaptırmak» tedrîsi — Halvetî-Şa’bânî silsilesinde çavuşlar arası iş bölümü — Yûsuf Sünbül Sinân, Mustafa Özbağ Efendi tedrîs hattı; modern okuma — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvufî Sohbetler; «müştereken iş yapma uzlaşması» — Mâ’ide 5/2 («Te’âvenû ale’l-birri ve’t-takvâ»); klasik fıkıh — Serahsî, el-Mebsût, “Şirket-i Hizmet” bâbı.
  • Ânı Yaşamak — Sûfînin Geçmiş ve Gelecek Karanlığından Kaygı Etmemesi: «Sûfî ibnü’l-vakttir» tedrîsi — Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, “Sûfî İbnü’l-Vakt” bâbı; İmâm Kuşeyrî, er-Risâle, “Vakt” bâbı; Hücvîrî, Keşfü’l-Mahcûb, “Vakt” bâbı; klasik tasavvuf — Cüneyd-i Bağdâdî tedrîsi (Sülemî, Tabakātü’s-Sûfiyye); İbn Atâullâh, el-Hikemü’l-Atâ’iyye (özellikle «el-vakt sayyâfün»); klasik tedrîs — Necmeddîn-i Kübrâ, Fevâ’ihu’l-Cemâl; «esnâf dervîşin gelecek kaygısı tehlikesi» — Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafâ Özbağ Efendi tedrîsi; «Allâh’a tevekkül» — Talâk 65/3 («Ve men yetevekkel alellâhi fe-hüve hasbüh»); Âl-i İmrân 3/159; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 4/65-90 (“Tevekkül”).
  • Narsisistlik (Hep Ben Hep Ben) — Anneyi Üzme ve Beni Aşma: Riyâ-ucûb-kibir tedrîsi — Lokmân 31/18 («Ve lâ tüsa’ır haddeke li’n-nâs»); Nisâ 4/36; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/337-380 (“Kibir-Ucûb”); Hâris el-Muhâsibî, er-Ri’âye; «anneye iyilik (birrü’l-vâlideyn)» — İsrâ 17/23-24 («Ve kadâ Rabbüke ellâ ta’budû illâ iyyâhu ve bi’l-vâlideyni ihsânâ»); Lokmân 31/14-15; Buhârî, “Edeb” 2 (Hadîs no: 5971, «el-Cennetü tahte ekdâmi’l-ümmehât»); Müslim, “Birr” 1-2; Tirmizî, “Birr” 1; klasik tedrîs — İmâm Gazzâlî, İhyâ 2/216-235; modern fıkıh — Vehbe Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde nefsin tezkiyesi tedrîsi.
  • Sûfînin Tartışmayı Terk Etmesi — Müslümana Geri Çekiliş, Kâfir-Münâfık-Mürtede Direniş: «Haklı olduğu hâlde tartışmayı terk eden cennet ehlidir» — Ebû Dâvûd, “Edeb” 7 (Hadîs no: 4800, «Ene za’îmün bi-beytin fî rabadi’l-cennetli men terake’l-mirâ’e ve in kâne muhikkan»); Tirmizî, “Birr” 58; İbn Mâce, “Edeb” 7; Ahmed b. Hanbel, Müsned 5/82; klasik şerh — İbn Hacer, Fethü’l-Bârî; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/107-156 (“Cidâl”); İbn Atâullâh, Hikem; «kâfir-münâfık-mürtede direniş» — Bakara 2/190-194; Tevbe 9/29; Hac 22/39-41; klasik fıkh-ı cihâd — Serahsî, el-Mebsût, “Siyer” bâbı; Mâverdî, el-Ahkâmü’s-Sultâniyye; klasik tasavvuf — Mustafa Özbağ Efendi Risâle-i Tarîkat.
  • Cenâb-ı Hakk’ın Cemâl Sıfâtına Mazhariyet — Fenâ, Bekā ve Ehadiyyet: Cemâl-celâl tecellîsi — A’râf 7/180; Haşr 59/22-24; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, el-Maksadü’l-Esnâ fî Şerhi Esmâillâhi’l-Hüsnâ; İbn Arabî, el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye, “Cemâl ve Celâl” bâbı; Fusûsu’l-Hikem, “Hikmet-i Lutfiyye”; «fenâ, bekā ve ehadiyyet» tedrîsi — Cüneyd-i Bağdâdî tedrîsi (Sülemî, Tabakāt); Hücvîrî, Keşfü’l-Mahcûb, “Fenâ-Bekā” bâbı; İmâm Kuşeyrî, er-Risâle, “Fenâ-Bekā”; «Ehadiyyet — Cem’ü’l-Cem’» — İbn Arabî, Fusûs, “Hikmet-i Ehadiyye”; Sadreddîn Konevî, Miftâhu’l-Gayb; Mustafa Özbağ Efendi, Risâle-i Tarîkat.
  • İsrâil’e Bedduâ ve Tecdîd-i Îmân-Nikâh: «Müslümana bedduâ etme ihtiyâtı» — Müslim, “Birr” 86 (Hadîs no: 2598, «Lâ ed’û ale’l-mü’minîn»); Buhârî, “Edeb” 56; Tirmizî, “Da’avât” 64; klasik fıkıh — İmâm Nevevî, Riyâzü’s-Sâlihîn, “Bedduâ” bâbı; «zâlimlere bedduâ câizdir» — Mâide 5/64; Bakara 2/89; klasik tefsîr — Râzî; «tecdîd-i îmân-nikâh» tedrîsi — İmâm Rabbânî, Mektûbât 1/123, 2/55; klasik fıkıh — İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr 4/216-220 (kelime-i küfür sebebiyle nikâhın yenilenmesi); modern fıkıh — Vehbe Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî; Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafâ Özbağ Efendi tedrîsi (Müslümanlara karşı bedduânın tehlikesi).
  • İsmâ’îl Akgür-Bursa Hâtırası ve “Hepiniz de Çavuşsunuz” Sözü: Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Mustafâ Özbağ Efendi’nin Bursa zâkirlik dönemi tecrübeleri — bk. zâkirlik tarihi; «Şeyh Efendi’ye yetiştirme» (yanlış anlama) tedrîsi — İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/156-180 (“Hüsn-i Zann”); klasik dervîşlik — Sühreverdî, Avârif, “Mürîd Edebi” bâbı; «sözün yanlış aktarılması — gıybet ve fitne» — Hucurât 49/12; Buhârî, “Edeb” 51; Müslim, “Birr” 70; klasik tedrîs — Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde merhûm Şeyh Efendi (Hâcı Bekir Baba veyâ Hâcı Haydar Baba) tedrîsi.
  • Perşembe Dersi Kaçırma — Yüzleşememe Korkusu: «Sözünde durmama» bahsi — Mâide 5/1 («Evfû bi’l-ukūd»); Saff 61/2-3 («Yâ eyyühe’lleẑîne âmenû lime tekūlûne mâ lâ tef’alûn»); İsrâ 17/34 («Ve evfû bi’l-ahd, inne’l-ahde kâne mes’ûlâ»); klasik tefsîr — Râzî; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 3/124-145 (“Sıdk”); İbn Atâullâh, Hikem; «zikrullâh halakası bağlılığı» — Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde dervîşlik âdâbı tedrîsi — Mustafa Özbağ Efendi Risâle-i Tarîkat; «düstûr-i sülûk» — Necmeddîn-i Kübrâ, Usûl-i Aşere.
  • Niyyetlerin Hâlisliği — “Kimsenin Zikrullâhını Yasaklamam”: «Ameller niyetlere göredir» — Buhârî, “Bedü’l-Vahy” 1 (Hadîs no: 1, «İnneme’l-a’mâlü bi’n-niyyât»); Müslim, “İmâret” 155 (Hadîs no: 1907); klasik şerh — İbn Hacer, Fethü’l-Bârî; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 4/341-360 (“İhlâs ve Niyyet”); Hâris el-Muhâsibî, er-Ri’âye; İmâm Rabbânî, Mektûbât 1/259-302; «zikre engel olmamak» — Cum’a 62/9 («İẑâ nûdiye li’s-salâti min yevmi’l-cumu’a»); Cin 72/19; Bakara 2/152; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 1/259-340 (“Ẑikr”); Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesinde zikir âdâbı.
  • Murtazâ Uğru Direk Hâtırâsı; Çavuş Mahalle Dersinde Devrân Yetkisi; Kredi Kartıyla Kurbân: Halvetî-Şa’bânî silsilesinde Murtazâ Uğru ilk çavuşlardan; «devrân (zikr-i devrânî)» — sadece üstâd ve halîfenin yetkisi tedrîsi — klasik dervîşlik: Sühreverdî, Avârif, “Halîfe Yetkisi” bâbı; Necmeddîn-i Kübrâ, Usûl-i Aşere; Mustafa Özbağ Efendi Risâle-i Tarîkat; modern fıkıh — Mustafa Çağrıcı, İslâm’da Mûsîkî; «kredi kartıyla kurbân kesme» — kâhide-i fıkhiyye olarak câizdir, ödeme aracı kurbânın sıhhatini etkilemez — modern fıkıh: Vehbe Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî 4/2730-2735; Hayreddin Karaman, Mukāyeseli İslâm Hukuku; klasik fıkıh — Kâsânî, Bedâi’ 5/61-90 (Kurbân bâbı); İbn Kudâme, el-Muğnî; Diyânet İşleri Başkanlığı fetvâsı.
  • Gusül Abdestinden Önce Namâz Abdesti Sünneti: Hz. Peygamber’in gusül abdesti tatbîki — Buhârî, “Gusl” 1 (Hadîs no: 248, Âişe radıyallâhu anhâ rivâyeti); Müslim, “Hayd” 35-37 (Hadîs no: 316); Ebû Dâvûd, “Tahâret” 98; Nesâî, “Tahâret” 158; klasik fıkıh — Serahsî, el-Mebsût 1/35-50; Kâsânî, Bedâi’ 1/30-45; İbn Kudâme, el-Muğnî 1/166-180; «gusülde önce abdest alma sünneti» dört mezheb ittifâkı — Vehbe Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî 1/355-380; klasik şerh — İbn Hacer, Fethü’l-Bârî; modern okuma — Hayreddin Karaman, Mukāyeseli İslâm Hukuku.
  • Günâhı Bırakma Basitliği ve Kendine Cezâ Kesme: «Tevbe-i Nasûh» — Tahrîm 66/8; Zümer 39/53; klasik tasavvuf — İmâm Gazzâlî, İhyâ 4/3-65 (“Tevbe”); İbn Kayyim, Medâricü’s-Sâlikîn 1/198-280 (“Tevbe Menzili”); «keffâret (kendi nefsine cezâ)» tedrîsi — klasik fıkıh: Mâide 5/89, 95 (yemîn-zıhâr keffâreti); Mücâdele 58/3-4; klasik fıkh-ı kefâret — Kâsânî, Bedâi’, “Keffârât” bâbı 5/95-115; İbn Kudâme, el-Muğnî 11/3-50; «nezr (adak)» — Bakara 2/270; klasik tasavvuf — Hâris el-Muhâsibî, er-Ri’âye; «irâde-i külliyye ile günâh terki» tedrîsi — İmâm Rabbânî, Mektûbât; Karabaş Halvetî-Şa’bânî silsilesi.
  • Âile Efrâdı İçin Her Sene Kurbân + Atîre Hadîsi — Hanefî Hâne Halkına Niyet: Atîre (Receb ayı kurbânı) hadîsi — Ebû Dâvûd, “Edâhî” 19-20 (Hadîs no: 2788, «Alâ ehli külli beytin fî külli âmin udhiye ve atîre»); Tirmizî, “Edâhî” 19; Nesâî, “Fer’ ve Atîre” 1-2; İbn Mâce, “Edâhî” 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned 5/76; klasik şerh — İbn Hacer, Fethü’l-Bârî; klasik fıkıh — atîre nesh edildi mi/sünnet midir tartışması — Serahsî, el-Mebsût 12/8-15; Kâsânî, Bedâi’ 5/68-72; İbn Kudâme, el-Muğnî 11/95-105 (Hanbelî), Şâfi’î-Mâlikî-Hanbelî sünnet, Hanefî mensûh; Hanefî mezhebinde âilenin tek kurbân kifâyeti — Kâsânî, Bedâi’ 5/61-90; modern fıkıh — Vehbe Zühaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî 4/2745-2760; Hayreddin Karaman, Mukāyeseli İslâm Hukuku.
  • Cuma Günü Gusül-Koku-Temiz Elbise Kuvvetli Sünneti; Meleklerin Cinsiyetsizliği: Cuma günü gusül-koku-temiz elbise — Buhârî, “Cum’a” 2-3 (Hadîs no: 877, «Gusyu yevmi’l-cumu’a vâcibün alâ külli muhtelim»); Müslim, “Cum’a” 1-9 (Hadîs no: 844-846); Ebû Dâvûd, “Tahâret” 128 (Hadîs no: 341, «el-Gusl yevme’l-cumu’a alâ külli muhtelim»); Nesâî, “Cum’a” 25; klasik şerh — İbn Hacer, Fethü’l-Bârî 2/356-365; klasik fıkıh — Serahsî, el-Mebsût 2/22-30; Kâsânî, Bedâi’ 1/268-275 (mendûb-vâcib tartışması); klasik fıkh-ı sünnet — İbn Kudâme, el-Muğnî 2/154-160; «meleklerin cinsiyetsizliği» — Saffât 37/149-153; Necm 53/27 («Yüsemmûnehümü tasmiyete’l-ünsâ»); Zuhruf 43/19 («Şehidû halkahum»); klasik tefsîr — Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb; klasik akāid — Mâtürîdî, Te’vîlât; Sa’düddîn et-Teftâzânî, Şerhu’l-Akā’id; bu sohbet 05.06.2025 Mustafâ Özbağ Efendi Q&A — İrşâd Dergisi (irsaddergisi.com).

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Fenâ, Bekā, Mürîd, Tarîkat, Zikir, Sülûk, Sünnet, Şeyh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı