Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
karabasi-sohbetler-2024 ·

2025 Sohbeti #132 — Soru-Cevap: Tebliğ, Sözünü Kesmek ve Zikrullâh ile Nefes Vermek

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2025 Sohbeti #132 — Soru-Cevap: Tebliğ, Sözünü Kesmek ve…. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


İlk Soru: Dergâha Gelmeye Çekinen Memur, Polis ve Eş — Vehim Sorgulaması

Âmîn. Âmîn. Ben dergâha gelmek istiyorum ama memurum, polisim, eşim şöyle memur, bize sıkıntı verebilirler gibilerinden düşünenler de ve gelmeye çekinen vehmeden kişilere karşı nasıl davranmalıyız? Özgür herkes arzu eden gelir, arzu etmeyen gelmez. Bu noktada herhangi bir sıkıntı yok. Çanakkale’den bir arkadaşımın sorusu ve rüyası. Buradan rüya okumuyorum. Ondan sonra o yüzden Allâh razı olsun kardeşler. Yeni gelen birinin buraya anlayabilmesi ve buradaki gördüklerinden dolayı nefsinin aldatmalarına karşı kendini nasıl koruyup buraya sımsıkı bağlanabilir?


Yeni Gelenin Nefsinden Korunması — «Meydanda Hayat» Ölçüsü

Biz meydandayız. Her şeyimiz meydanda. Burada nefsinin aldatmasına mahal verecek. Kur’ân ve sünnetin dışında herhangi bir hâlimiz, ehvalimiz yok. Eğer var ise bu bütün herkese açık bu durum. Eğer Kur’ân ve sünnetin dışında bir şey söyler isek burada böyle bir şey var ise arkadaşlar bize söyleyebilirler. Biz de kendimize çekidüzen veririz. Kendimizi değiştiririz. O yüzden buraya yeni birinin gelip de anlaması bu normalde bir seferde olacak bir şey değil. Eğer rüyası yok ise. Veyahut da soruda var ya buradaki gördüklerinden dolayı diyor nefsin uyuması ne gördü ki nefsine uyusun. Normalde bütün toplulukların içerisinde eksik davrananlar vardır. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin ashabından içki içen vardı.

Zina eden vardı. Hırsızlık yapan vardı. Devlet malını gasp eden vardı. Devlet malını. bunlar olmamış olsaydı zaten İslâm’ın hukuku çıkmazdı meydana. İslâm’ın hukuku meydana çıktı. O yüzden bir topluluk içinde eksik davranan olacak içinde hatalı davranan olacak yanlış iş yapan olacak yanlış konuşan olacak. Bunların hepsi de olacak. Olmaması zaten yok ise orası sıkıntılıdır. Burada birisi birinin ayağına basacak basacak birisi birine sert konuşacak konuşacak. Biz bunları önlemeye çalışıyoruz. Anlatıyoruz söylüyoruz yapmayın etmeyin diye ama sonuçta buraya gelenler melaike değil. İnsan nefis taşıyor bir de yeni gelen bir kimse de asıl nefsi o taşıyor. kendisini bir şey zannediyor bir yere koyuyor.

Hele bu zamanda şimdi herkes her şeyi çok biliyor. Herkes her şeyi anlıyor. Herkesin her şeyden haberdar. bakıyorsun o çok biliyor. O ise dervişlik bildiklerini arkaya atmaktır. Ama o kimse bildikleriyle geliyor. Çok biliyor ya şimdi hep öyle söylerler ya çok araştırdım ben çok okudum. Sen çok araştırdın çok okudun. E sonuç itibariyle ne oldu?


Spontâne Konuşma vs Kitap Derleme — Hâl ile Bilmek

Ne yaptın elinden geçen ne? Araştırdın okudun ama kitaplardaki gibi değil ki. İşin real hayatı ayrı. O kitabı yazan da spontâne yazdıysa eyvallâh o da spontâne yazmadı. Oturdu kitaplardan devşirdi yazdı. Yok spontâne işin doğrusu o. kalbe geleni konuşacak. Öyle mi? Değil. Ya nasıl? O da derlemiş toparlamış yazmış. İyi. Ne zamandan yazmış? Yeni yazmış. Bilmiyorum kim işte. Kaç yıllık diyorum ben bunu yazan. E yeni yazmış daha. Geç diyorum. Okumuyoruz yeni yazanların ölçülerini diyoruz. E şimdi normalde bir herkesin bakış açısı şu. O buraya gelecek. Herkes ona el pençe duracak. Böyle bir yürüyecek o yürüyünce herkes ona temanla edecek. Yok kardeş ya buraya geleceksen sen nefsini terbiye etmeye geleceksin.

Gideceksin neresi boşsa oraya oturacaksın. Ondan sonra Allâh’ı zikredeceksin. Tevbe edeceksin. Burada yapılacak bir iş varsa ki çok fazla yok. Bir şey yapıyorsan yapacaksın. Yapmıyorsan yapmayacaksın. Senin de benim gibi hiçbir özelliğin yok. Ha geleceğim Murtaza’ya takılacaksın. Gene diyeceksin ki bu adam burada 20 yıl sonra da sandalede oturuyor. Hala da orada ise ben bırakıyorum bu dergahı diyeceksin. Bırakacaksın gideceksin bu kadar basit. Şimdi cemaatler, tarikatlar, bakın cemaatler ve tarikatlar insan avlamaya çıkar. Onun parası lazım, pulu lazım, makamı lazım, mevkisi lazım. Onun bir şeyleri lazım. Öyle olunca bu tip insanlara temanla gösteriyorlar, saygı duyuyorlar filan. Onları böyle uçuruyorlar ondan sonra.

Bizde yok öyle bir şey. Bizim öyle bir şeyimiz yok. Bizde herkes geliyor, oturuyor burada sohbeti dinliyor, zikrullâh yapıyor, dua ediyor. Gidiyor bu kadar dersini çekiyor dervişse. Kendini terbiye etmeye çalışıyor. O yüzden böyleyiz bu kadarız. Yeni gelen bir kimse beğenirse beğenecek, beğenmiyorsa istersek küçük kızını vermesin bize. Bu kadar basit. İş yerinde, sokakta, çay bahçesinde, mahallemizde İslâm tebliği nasıl yapılır, örnek verebilir misiniz?


Mahalle ve Köy Bahçesinde İslâm Tebliği Nasıl Yapılır?

Siz dost doğru ahlaklı olun. Siz Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye’ye sımsıkı yapışın. En güzel tebliğ o. Bir kişi başkasıyla konuşurken sözünü kesebilir mi?


Sözünü Kesebilir Mi? — Hz. Peygamber’in Sonuna Kadar Dinleme Edebi

Kesebilir. Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem’e dek kesemezdi. Sonuna kadar dinlerdi. Ama velakin şimdi insanlar böyle bir bakıyorsun, dinlemeye çalışıyorsun. Hevâ hevesine ilah edinmiş, nefsine ilah edinmiş. Çok konuşuyor ve yanlış biliyor. Veya gıybet ediyor veya dedikodu yapıyor. Onu dinlemek zorunda kalıyorsun. Onu dinlemek zorunda kalacağına yeter arkadaş. Konuşma dedikodu yapıyorsun, gıybet ediyorsun de kestir. illaki onun sözünü kesmeyeceğin diye bir kaide yok. Geçmişimde ve gençliğimde ve geçmişimde hatalar yaptım, günahlar işledim. Zikir halakasına günahlar affolur diyorsunuz. Ama ben bir türlü içselleştiremiyorum diye önerebilirsiniz. Hadîs-i Şerîf var bu konuda. Âyet-i kerime de var.

Tevbe edenlerin tövbesini kabul edeceğine, affolunacağı dair. Hadîs-i Şerîf de var. Zikrullâh alakasında oturan Allâh orada Allâh’ı zikredenlerin geçmiş günahlarının affolacağına dair. Hayra çevirileceğine dair. İman ettim ben ona, o yüzden ben geçmişimle alakalı hiçbir sıkıntım yok. Benim bugünümle de alakalı sıkıntım yok. Cenâb-ı Hak nefes verdiği müddetçe, burada Allâh’ı zikretmek için toplandığımız müddetçe, benim bugünümle de alakalı bir sıkıntım yok. Dünle de alakalı bir sıkıntım yok. Geçmişimle de alakalı bir sıkıntım yok. Rabbim cümlemizi zikrullâh alakalarına devam ederken nefesini aldıklarından eylesin. Âmîn.


Zikrullâh ile Nefes Vermek ve Niyet ile Tevhîde Başlama

Daha ilerisi zikrullâh alakasında nefesini verenlerden eylesin. Âmîn. Allâh’ın Cemâline baka baka zikrullahla bu dünyadan geçip gidenlerden eylesin. Âmîn. O yüzden bir saat önce ne yaptıysam yaptım, on dakika önce ne yaptıysam yaptım, bir dakika önce ne yaptıysam yaptım, yaptım. Rabbim cümlemizi affeylesin. Âmîn. Şimdi zikrullâh alakasını kuracağız. Üç tevhid okuyoruz ya, üç tevhid okuduk mu cümle günahlarımız dökülüp Cenâb-ı Hak günahlarının yerine hepsine günahların hayır hasenat yazacak, hasenate çevirecek. Buna îmân ettim 38 yıldır, hayatım öyle yaşıyor. Sonuç itibariyle hem âyet var hem hadîs var. O yüzden hem âyet hem hadîs olduğu için üzerinde de hiç şek şüphe etmiyorum. Hiç ama. O hadîs İmâm Ahmed bin Hanbel Hazretlerinin hadisini okuduktan sonra hiç şüphe etmiyorum.

Öncesinden de şüphe etmedim. Cenâb-ı Hak’a hamdolsun, ilk itikaf yaptıydım ben. O itikafta gördüm, yaşadığım şeyler vardı. Yolumun sağlamlığını, sahihliğini o zaman kendimce benim kendine efsime ait. İdrak ettim, anladım. Onu idrak edip anladım. Dedim ki Elhamdülillah sağlam yoldayım, düzgün yoldayım. O yüzden Cenâb-ı Hak bu yolda hepimizin de nefeslerini alsın inşâallâh. Şek şüphe ben etmiyorum. İnşâallâh sizler de etmezsiniz. Nefis şeytan insanın kalbine vesvese verir. Şeytanın işi kalbe vesvese vermektir. Bunun ilacı ise zikirdir, başka bir şey değildir. Bakın bunun tek ilacı vardır, tek ilacı. Zikir. Gittiğin yolların, arkadaşından, eşinden, dostundan, annenden, babandan, arkadaşından böyle bir şeytan vesvese verince hemen tevhide başlar.

Hemen. Niyet ettim, Yarabbi, gönlümdeki vesveselerin dışarı çıkması için, şeytanın kalbime tecelliyatından muhafaza olmam için, niyet ettim tevhide de başlar. Hiç ama şimdi insanlar yediklerinden, içtiklerinden, hayat standartlarından, eş ve çocuklarının davranış biçimlerinden, anne ve babaların davranış biçimlerinden, sokaktaki davranış biçimlerinden gerçekten de şeytan onlara vesvese veriyor. Şu anda şeytanın vesvesesine kanmayacak insan çok az. Böyle olunca bunun ilacı, bunun bir tek ilacı Allâh’ı zikir. Yolunuzdan, şeyhinizden, arkadaşınızdan, dostunuzdan şeytan vesvese verir. İlacı Allâh’ı zikir, başka bir şey değil. Rabbim bizi çokça zikredenlerden eylesin. Üç İhlâs bi Fâtihâ-i Şerîfe.

Âmîn. Âmîn. Asıl ve hissedar eyle ya Rabbi. Âmîn. Haberdar eyle ya Rabbi. Âmîn. Ve zatlarını, himmetlerini, şefaatlerini, dualarını üzerimizden eksik eyleme ya Rabbi. Âmîn. Üç İhlâs bi Fâtihâ-i Şerîfe. Âmîn.


Kaynakça

  • Mü’minin Tebliğ Mes’ûliyeti — «Halîl-i Lisân» Ölçüsü: «Ud’u ilâ sebîli Rabbike bi’l-hikmeti ve’l-mev’izati’l-haseneti ve câdilhüm bi’lletî hiye ahsen» (Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde mücâdele et) — Nahl 16/125; «Lâ ikrâhe fi’d-dîni kad tebeyyene’r-ruşdu mine’l-ğayy» (Dinde zorlama yoktur) — Bakara 2/256; «en güzel tebliğ — kişinin kendi hayâtı ile örnek olması» — Buhârî, “İlim” 19; klasik tedrîs — Gazzâlî, İhyâ 2. Cilt (“Emr-i Bi’l-Ma’rûf” bölümü); modern okuma — Mahmûd Sâmî Ramazânoğlu, Mü’min’in Vasıfları.
  • Hz. Peygamber’in Dinleme Edebi — «Esma’a-l-Ezâ Min Ekremi’l-Ahlâk»: «Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem yanına gelen kişiyi sözünü bitirinceye kadar dinlerdi, asla sözünü kesmezdi» — Tirmizî, “Birr” 25; Ahmed b. Hanbel, Müsned 6/130; «Sözünü kesmek hayâ ve adâbın zıddıdır» — Buhârî, “Edeb” 80; Müslim, “Edeb” 14; klasik tedrîs — Sülemî, Âdâbü’s-Sohbet; Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif (“Edebü’l-Mecâlis” bâbı); Gazzâlî, İhyâ 3. Cilt (“Âfâtü’l-Lisân”); modern tedrîs — Hayreddin Karaman, İslâm’da Edeb-i Muâşeret.
  • Zikrullâh ile Nefes Vermek — «Hu Hu» ve «Nefes-i Rahmânî»: «Ve men yetevekkel ale’llâhi fe-hüve hasbüh» (Kim Allâh’a tevekkül ederse, Allâh ona yeter) — Talâk 65/3; nefes-i Rahmânî tedrîsi — Halvetiyye usûlünde günlük 5000 tevhîd ve nefes meşgali; klasik kaynaklar — Mustafa Özbağ Efendi, Mîzânü’l-İrfân; Necmüddîn Kübrâ, Fevâ’ihu’l-Cemâl; Necmüddîn Râzî, Mirsâdü’l-İbâd; «kişinin son nefesini zikrullâh ile vermesi en büyük müjde» — Ahmed b. Hanbel, Müsned; modern tedrîs — Mahmûd Sâmî Ramazânoğlu, Esânid-i Hâcegân.
  • Niyet Hadîsi — «İnneme’l-A’mâlü Bi’n-Niyât»: «İnneme’l-a’mâlü bi’n-niyât, ve innemâ li-külli’mri’in mâ neva» (Ameller niyetlere göredir; herkese niyet ettiği şeyin karşılığı verilir) — Buhârî, “Bed’ü’l-Vahy” 1; Müslim, “İmâra” 155; Ebû Dâvûd, “Talâk” 11; Tirmizî, “Fedâ’ilü’l-Cihâd” 16; Nesâî, “Tahâret” 60; «niyet bütün ibâdetlerin temeli» — Nevevî, Erba’ûn Hadîsen Nevevîyye, 1. Hadîs şerhi; modern tedrîs — İmâm Gazzâlî, İhyâ 4. Cilt (“Niyet, İhlâs ve Sıdk”); Hayreddin Karaman, İmân ve İbâdetler.
  • Spontâne Konuşma ve Kalbe Gelen İlhâm — Hz. Mevlânâ Tedrîsi: Sufî kalpten konuşma, tedâî-i hâtır — Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Mesnevî-i Ma’nevî, “Tedâî” makâmı; Şems-i Tebrîzî, Makâlât; klasik tedrîs — Hücvîrî, Keşfü’l-Mahcûb (“Hâl ve Makâm”); Kuşeyrî, er-Risâletü’l-Kuşeyriyye (“Vârid” bâbı); İbn Arabî, Fütûhât-ı Mekkiyye; modern okuma — Mahmud Erol Kılıç, Sûfî ve Şiir.
  • Karabaş Silsilesi ve 2024 Soru-Cevap Tedrîsi: Halvetî-Şa’bânî kolu — Şeyh Şabân-ı Velî (Kastamonu, ö. 976/1568); Mustafa Özbağ Efendi Hazretleri (1611-1685, Üsküdar); Çorumlu Hâcı Mustafâ Anvarî → Nevşehirli Abdullâh Gürbüz Efendi → Hâcı Haydar Baba ve Hâcı Bekir Baba → Mustafâ Özbağ Efendi silsilesi; bu sohbet — soru-cevap formatında dergâha gelmek vehmi, mahalle tebliği, sözünü kesme âdâbı, zikrullâh ile nefes vermek tedrîsi; Karabaş tasavvuf usûlü — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; modern Karabaş tedrîsi — İrşâd Dergisi (irsaddergisi.com).

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Makâm, Zikir, Tevhîd, Nefs, Sünnet, Şeyh, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı