Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
karabasi-sohbetler-2024 ·

2025 Sohbeti #130: Soru-Cevap — Esma, Fahşa Âyeti ve Dervîşin Edebi

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2025 Sohbeti #130: Soru-Cevap — Esma, Fahşa Âyeti ve Dervîşin…. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Açılış: Özdemir Hâdisesi ve Telegram’dan Soruları Almak

Özdemir aslında ağabey normalde kaçtıydın? 59 muydu? 61. Aynı yaşıtmışız. İnteresan ağabeyim 59 ya ben de onu ağabeyimin sınıf arkadaş deyince o da benden büyük zannediyordum. Bak bugüne kadar aynı yaşıtmışız. Tabi Özdemir ile ağabeyim Çorumlu Hacı Mustafâ Efendi Hazretlerinden dersliler. Benim ilk dervîş olarak gördüğüm insanlar onlar. O zaman için Çorumlu’dan ders almışlar. Öyle hayatlarını devam ettirdiler. İkisi de Zonguldak’ta okulda arkadaşlar. Arkadaşlıkları çok uzun senelerden beri devam ediyor. Allâh razı olsun her ikisinden de. Tabi Özdemir bizim böyle aileden Allâh razı olsun. Bizim evimize gelen, giden misafir olan dışımızda bir kimse değil. O yüzden bugün herhalde ağabeyimiz ziyarete geldi.

Oradan da buraya gelmişler. Allâh razı olsun inşâallâh. Tabi bugün Zafer de burada Erzurum’da. En son Erzurum ziyaretine gittiğimizde Allâh razı olsun orada koşuşturdu. Hizmet etti hürmet etti. Evini de dersi açtı bayanların dersi. Orada onların evinde oldu. Hanımı da orada bayanların Zakiri. Allâh razı olsun baya orada koşuşturdu benimle beraber. Allâh razı olsun. Tabi bir de bugün sürpriz var. Bizim Mustafa Mercan mahalledeki komşuları getirdi. Onlar raktar tam kaldılar. Evet komşular burada bizim bugün mahalleden. Onda Mustafa Mercan hepsini toparlamış gelmiş. Allâh razı olsun inşâallâh. Bugün böyle benim sevinçli günüm. Hamdolsun. Allâh hepsinden de razı olsun inşâallâh.


Soru: «Esmâ Verilmediği Hâlde Hâl Yaşanır Mı?» — Hâlin İkâzı

Bir kaç soru var bunlara bakalım ondan sonra derse geçelim. Telegram hesabınız üzerinden yazdığımız hâl ve rüyalara sizden bir cevap gelmediğinde nasıl değerlendirmemiz gerekir? Bu manevi bir ikaz mıdır? Esma vermediğiniz dervîşler yine de birçok hali yaşayabilir mi? Bu hali herkes yaşayabilir bunda bir sıkıntı yok. esması olsa da olmasa da değişik hâller sûfîlik hayatında var. Bu bir ikincisi. Cevap vermediğimiz yazmadığımız rüyaları normalde demek ki yorumlanmasına gerek yok. O yüzden yazmıyorum genelde. bir yoruma ihtiyaç yok ise yazmıyorum ama bir yoruma ihtiyaç ise yazıyorum. Bazen normalde arkadaşlar illaki rüyalarını yordurmak istiyorlar. Rüya üç türlü hadîs-i şerife göre. Birincisi normalde bir kimse şeytani gördüğü bir rüya, kaosik rüyalar.

Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri öyle bir rüya gördüğünüzde sol tarafınıza üç sefer tükürün, eyyüze-i besmele çekin diyor. İkincisi bir şeyin etkisinde kalınarak rüyalar. Bunlar boş rüyadır, bunlarla alakalı bir tevvile ihtiyaç yok. Üçüncüsü de o salih rüya olarak nitelendirilmiş Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri. Bunların rüyaya, bu rüyaların büyük bir kısmı tevil edilir. Bir de ahir zamanda salih rüyalar mübeşşirattandır. Müjdeci rüyadır denmiş, o yüzden mübeşşirattandır. Büyük bir kısmının tevil’e ihtiyacı olur. Biz de onu gücümüz yetince tevil etmeye çalışıyoruz. Yoksa rüyasına cevap yazmadığımız herhangi bir kimse özel bir şekilde bana yazmadı. Yok ben nefsime mi uydum, yok bana bir ikaz mı, yok başka bir şey mi, böyle bir şeye gerek yok. siz de kabul ederseniz yaklaşık kabul edersiniz. dört bine yakın da herhalde en son bakmadım ama Telegram’da şey var, arkadaşlar var.

Büyük bir çoğunluğu yazıyor, ben de büyük bir çoğunluğunu mümkün olduğunca, vaktim olduğunca okuyorum. Hemen hemen diyebilirim ki yüzde 99’unu okuyorum. O yüzden böyle bir sıkıntı yok. Ama mesela benim o mesahim sabah namazından sonra gün içerisinde yazan arkadaşlar oluyor, onlara vaktim kalırsa onlara cevap yazıyorum. Genelde sabah namazından sonra o işimi bitiriyorum. Dergahta veya ev derslerinde halaka kurulduktan sonra aralarında fısıldaşmalar, gülüşenler oluyor. Nasıl yaramalıyız?


Soru: Cemâatte Fısıldaşma — Zikrullâhın Konsantrasyonunu Bozmak

Zikrullâh halakası kuruldu mu, zikrullâh başladı mı, bu tip şeyler uygun değil, adaba uygun değil. Ama bazen evlerde veya böyle küçük derslerde bu tip şey olabilir. Aslında bunu tatlı bir şekilde disiplin etmek lazım. biraz böyle sert konuşulur, ters konuşulursa zaten beş kişisin dörde düşebilirsin. O yüzden onu böyle gayet nazikane bir şekilde uyarılırsa bilhassa böyle dersi yaptıran kimse bu konuda kendini böyle daha disiplini tutarsa, öbür arkadaşlarla disiplin ölüler, sıkıntı olmaz inşâallâh. Nur Sûresi 19. ayette, insanlar arasında hayasızlığın yayılmasını arzu eden kimseler için dünyada da ahirette de elin bir azap vardır. Allâh bilir siz bilmezsiniz. Hayasızlık olarak çevrilen kelime fahşâ.

Hayasızlık nedir?


Soru: Fahşâ Âyeti — Sadece Cinsel Suç Değil, Geniş Hayâsızlık

İnanan nasıl bunun yayılmasını ister? Sufi bunu nasıl anlar, nasıl ayân gelir? Aslında bu fahşâ olarak geçen fuhsiyat, fahşâ. Bu normalde fahşâ olunca, onun karşılığı hayasızlık olarak mealciler öyle söylüyorlar ama fahşâ her konuda. Şimdi her konuda dediğimiz şu, biz sadece cinsel suç değil bu hadise. Bunu sadece cinsel suç olarak bakarsak doğru değil. Mesela bir kimsenin namazı kılmaması da fahşiyattır, orucu tutmaması da fahşiyattır. Veyahut da Kur’ân ve Sünnet ahlakını bütün olarak ona ihtimam göstermemesi de fahşiyattır. Yalan da fahşiyattır, gıybet de fahşiyattır, dedikodu da fahşiyattır. Hırsızlık, içki, kumar bunların hepsi de fahşiyattır. Normalde ama bu sadece bizim toplumumuzda fahşâ deyince cinsel suç anlamında geliyor.

Mesela bir erkeğin tesettürüne riayet etmemesi de fahşiyattır. Kadının tesettürüne dikkat etmemesi de fahşiyattır. O geniş bir çerçeve. O yüzden bunun yayılması, bunun yayılması ne demek? Mesela siz bir kimsenin yanlışlığını ben doğru yapıyorum deyip de sosyal medyada kullansanız dahi ona destek olmuş oluyorsunuz. Yayıyorsunuz. Mesela Müslümanlar birisinin kötülüğünü gösterecek, örneğin birisi kötülük yapmış. Onun kötülüğünü sosyal medyada yayınlarken aslında kötülüğün de reklamını yapıyor. Fahşiyata orada destek veriyor. Normalde kötülükleri, bakın kötülükleri yaymamak için, kötülükleri yaymamak için normalde onların paylaşılmaması lazım. Ama mesela diyelim ki o paylaştığın şey bir kimse var Müslümanların önderi hükmünde.

Ama o Müslümanların önderi hükmünde fakat bu tabirimi hoş görün, sahte önderlerden. Orada Ümmet-i Muhammed’in faydasına bir şey var. Onun normalde anlatılması lazım. diyelim ki bir siyasi parti lideri düşünün. O siyasi parti lideri aslında İslam’la bağım alıntısı yok ama İslam’mış gibi davranıyor. Bunun anlaşılması lazım. Bunu söylenmesi lazım. Bu çünkü toplumu ilgilendiren bir şey ve hatta toplumu İslam ümmetini ilgilendiren bir meseleyse bunun faş edilmesi, bunun anlatılmasında suç yok. Ama normalde ümmeti ilgilendirmeyen bir şey ise o zaman bu farklı bir noktaya giriyor. Şu anda dünya insanlığı ne yazık ki sosyal medya üzerinden çünkü bir şeyin doğru mu yanlış mı olduğunu bilmeden bunları komple yayınlıyorlar.

Fahşiyate hizmet etmiş oluyor. Bilhassa İslami kesim öyle bir hunharca saldırılarda bulunuyor. hak ve hakikat noktasında olan bir kimseye farkında değil. Böyle bindirilmiş kuvvetler gibi normalde hak ve hakikatten yana olduğunu zannediyor. Aslında fahşiyata ve hatta deccâliyete hizmet ediyor. Bu normalde düşünebiliyor musunuz? O sosyal medya dediğiniz alan eğer Kur’ân’a, Sünnet’e, imamların iştahadına uygun bir paylaşım yapmıyorsanız dedikoduya, gıybete, iftiraya veya deccâliyete çalışıyorsa o mesele normalde bütün herkes ondan nasibini alıyor. Ne paylaşıyorsun, ne aktarıyorsun, ne yapıyorsun bu önemli ama insanlar buna dikkat etmiyorlar. O yüzden fahşiyata hizmet ediyor. Burada normalde yardım ederler dediğinde sen normalde o bir bunu tırnak içerisinde söylüyorum.

Birisi Kur’ân ve Sünnet’in dışında fikriyatı var, düşüncesi var. Bu noktada o yolda gidiyor ama insanlar onu destekliyor. İnsanlar onu alkışlıyor, bu sefer ona hizmet etmiş oluyor. Şimdi farkında olsun olmasın, neye hizmet ettiğine bakacaksın. Farkında ol, olma, nereye koştuna bakacaksın, ne konuştuna bakacaksın. Onlara bakınca da insan kendi kendisini analiz ederse doğruyu bulacak. Doğruyu bulacak, analiz edecek akıl lazım. O aklada Kur’ân ve Sünnet lazım. O aklada Kur’ân ve Sünnet yok ise o kimsenin doğruyu bulması da mümkün değil. Bu sefer Allâh muhâfaza eylesin. Müslümanım diyen insanlar ne yazık ki deccâliyete hizmet ediyorlar ama farkındalar ama farkında değiller. Buradan malum rüya okumuyorum hakkınızı helal edin.

O yüzden bir kardeş rüya yazmış. 15 dakikanız var soru sorabilirsiniz. Aslında 2 haftadır zikrullâh ile alakalı âyet-i kerîme hazır sohbete devam edeceğiz ama 2 haftadır olmadı. İnşâallâh önümüzde 2 hafta başlayalım Allâh’ın izniyle inşâallâh. Evet. Sen Ali mikrofona alışkınsın sıkıntı yapma. Selâmün aleyküm. Aleyküm selâm. Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri miraca yükseldiği zaman orada cennetlik ve cehennemlik bazı kimseleri gördü. Onlara anlattı. Oradaki cennetlik ve cehennemdeki kimselerin normalde hesap gününden kıyametten sonra cennete ve cehenneme girileceği için o kimselerin hesabı ve kıyameti ne zaman oldu?


Soru: Cennetlik-Cehennemlik Kıyâmeti, Mi’râc ve Diğer Ümmetlerin Hâli

Buna paralel olarak bir de 18.000 alemin Mustafa’sı buyuruyor. Göbekli tepeden de bilindiğine göre başka galaksilerde başka evrenlerde başka hayatlar başka ümmetlerde var. Efendimiz onlara nasıl peygamberlik yaptı? Onlar nasıl tabi oldu? Aynı anda orada da mı yaşadı? Bu soru bana bir yerden soruldu. Diğer soruyu da ben soruyorum efendim. Bu cennetlik ve cehennemlik kimselerin kıyameti ve hesap günü ne zaman oldu? Bu böyle tekrar devam edecek mi bizden sonra da mesela o kıyametten sonra da devam edeceği anlamına mı geliyor? Bu miraçla alakalı bu meselelerde Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri bir kısım insanların cehennemde azaplarını görüyor. Bu uzun bir hadîs-i şerîf. Cennetliklerin hallerini de görüyor.

Tabi bunlar yaşandı mı yaşanmadı mı yaşanacak mı? Cenâb-ı Hak her şeye kadirdir. Yaşanacak olan şeyleri de peygamberine gösterir. Bu gahibi bir ilimdir. O yüzden Cenâb-ı Hak gelecekte yaşanacak olan bir şeyi de gösterir. Geçmişte yaşanmış olan bir şeyi de gösterir. Onların kıyameti koptu mu kopmadı mı Allâh bu noktada güç ve kudret sahibidir. Yaşanacak olan şeyleri peygamberlerine gösterir. İkincisine gelince bir hadîs-i şerîf var. O hadîs-i şerifte Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri kendisinden önceki peygamberlerin peygamberlik vazifelerini değişik alemlerde devam ettiğini ve orada da sizin gibi ümmetleri var onların da diye bir hadîs-i şerîf var. O yüzden normalde Adem aleyhisselâm’dan Hz.

Muhammed Mustafa’ya kadar bir rivayette 124.000 peygamber denir ama bunu normalde peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin ağzından çıktığı için 124.000 olarak kabul edilebilir ama biz sonuç itibariyle bunun geniş bir çerçevede alsak ne kadar peygamber gelmiş dünyanın kaç sefer yıkılmış kaç sefer kurulmuş onu bilmiyoruz. Ama velakin peygamberlerin peygamberlik vazifelerinin devam ettiğine dair hadîs-i şerîf var ama Arabi penceresinden bakacak olursak bu meseleye peygamberlerin peygamberlikleri bitti der o. Velilik bakidir der, velilik devam eder der. Evet dünya üzerinde bu paralelde bu düzlemde peygamberlik vazifesi bitti son peygamber Muhammed Mustafa’ydı. Ondan sonra gelecek olan bir peygamber yok ama velilik devam eder der Muhyiddin ibni Arabi ki haktır ayetle sabittir velilik o yüzden velilik son bulmaz hadisle de sabittir.

Birkaç haftadır ders yapıyoruz bu konuda hatta açıp okuyabilirsiniz kütübüsünde de Ebtal bahsini. Ebtal bahsinde bir veli vefat ettiğinde yerine yerisinin atanacağı geçeceği onda vefat ederse kırtlardan vefat edince seksenlerden seksenlerden vefat edince 120’lerden böyle velilerin devam edeceği veliliğin de devam edeceği kıyamete kadar eksilmeyeceğine dair Hazret-i Ali efendimizin bir nakli var o yüzden velilik tabiri caizse ebedidir. Sadece dünyaya da bağlı değildir çünkü Allâh’ın el veli ismi şerifi ebedidir öyle olunca velilik de ebedi olur velilik son bulmaz velilik son bulmayacağı için de devam eder. Şimdi diğer peygamberlerle alakalı meselede de evet onlar değişik perdelerde öyle söyleyelim peygamberliklerine devam ediyorlar.

Onların da sizin ümmetiniz gibi onların da ümmetleri vardır diye hadîs-i şerîf sabit. Otur, otur. Selâmün aleyküm. Efendim sizlere anlatılan hallerle alakalı buyurduğunuz ilan edebilirsin açık şekilde herkese söyleyebilirsin gruba yazabilirsin şeklinde anlatılan hallerle alakalı anlatıldıktan sonra bir başka kişi kalbinden haşa minel huzur. Sen kimsin de bu hali görmek kim şeklinde ifade etse biri kalbinden geçirse bu kul hakkı mıdır efendim?


Soru: Kalpten Geçen Kötü Düşünce Kul Hakkı Mı?

O kalbinden geçirdiği için ona bir şey denmez çünkü hadîs-i şerifte Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ayetle sabit bu çünkü kalbinizden geçenleri Allâh hesaba çekmez dedi. Önce bir âyet-i kerîme geldi Allâh sizi kalbinizden geçenlerden de hesaba sorar dedi sonra o sahâbe çok üzüldü sahâbe çok üzülünce o ammi âyet-i kerîme daha geldi. Siz bunu fiiliyata dökmediniz müddetçe Allâh bundan size hesaba sormaz dedi ama dervîşler sûfîler ilk âyet-i kerîme ölçü alırlar kalplerinden bir şey geçirmeme gayret ederler. Bir kimse normalde bu hali sen göremezsin bu rüyayı sen göremezsin diye geçirse küstahlık yapmış olur kendi kalbini karartır. Teşekkür ederim efendim. Efendim selamun aleyküm.

Efendim sorduğumuz sorularda cevaplarda hep zikire çıkıyor ama kapıdan girerken yukarıda sizin bir sözünüz var sûfîlik baştan sona edeptir diye. Bu noktada ben zikrullahla edep arasındaki bu ilişki sormak istiyorum da efendim. Şimdi bir kimse çokça zikrullâh etmiş olsa ama edebi olmamış olsa o kimse zikrullahın yüzünü sürmetine evet kendini kurtarabilir ama eğer edebi yoksa o kimsenin edebi yoksa suyun üstünde suyun taşın üstündeki tozu yıkadığı gibi yıkanır o su içine işler mi işlemez.


Edeb Sûfîliğin Temeli — Dilin Âfetleri ve Zikr-i Kalbî

Bu da onun gibi bir kimsenin edebi düzgün değilse sûfîlik onun içine işlemez. Zikrullâh onun kalbe oturmaz. Zikrullâh kalbe oturacaksa o kimsenin edebi olması gerekir. Edeb de dilden başlar. O dilin afetlerinden uzak duracak. Küfür etmeyecek yalan söylemeyecek yemin etmeyecek gıybet etmeyecek dilin afetleri. Bir de edeb farzları riayet etmek haramlardan uzak durmaktan başlar. Bir kimsenin ağzında küfür varsa onda dervîşlik durmaz. Bir kimse eşine çoluğuna çocuğuna küfür ediyor sakaret ediyorsa onda dervîşlik durmaz. O dervîşlik yüzeyseldir onun. Bir kimse o yüzden normal diline hakim çıkacak. o diline hakim çıkmıyorsa o dervişliği yüzeysellikte kalır. İçine işlemez. Hz. Mevlân Hanım meslemi de buyurdu gibi senin ambarın neden dolmaz biliyor musun diyor.

Senin ambarın delik de o yüzden diyor. O kimse de ambar delik bir taraftan kazanıyor bir taraftan harcıyor. Kazandığını komple. Bu tüccarlar olur böyle iş insanlar olur veya memur amir neyse o kimse kazandığını harcar. O o kazandığını harcıyorsa o müsrif insandır. O normalde kazandığını tutmuyor o. Normalde bir kimseye dersin ki mesela şimdi birkaç kişi onu tanır bizden mal alıyordu. Diyordum ki bak yanlış yapıyorsun. Kazandığını harcıyorsun. Kaç kazanıyorsun? Üç kazanıyorsun. Bu beş harcıyor. Ben ona dedim işinin toparlanmasını istiyorsan üç kazanıyorsan dedim ben bir harcayacaksın. İkisini ayıracaksın kenara dedim ama o ayırma yolunu seçmiyordu. Şimdi aynı şekilde dervîş de normalde beş kazanıyor altı kaybediyor bazen.

Sekiz kaybediyor beş kazanıyor ve hatta beş harcıyor. Ya şu dilini tut. Ona diyorsun ki şunu böyle yapma. Yapıyor gene. Böyle söyleme söylüyor yine. Bu sefer o dervişliği ona yüzeysel kalıyor. E dervişliği yüzeysel kalınca evet zikrullâh yapıyor mu? Evet. Affoluyor mu? Evet. Ama sadece bu değil ki bizim derdimiz. Derdimiz Allâh’a yaklaşmaksa, derdimiz Cenâb-ı Hak’ın cemaline müşerref olmaksa, derdimiz hakikatin hakikatine ulaşmaksa, derdimiz Allâh’ı bilmek Allâh’ı tanımak ise, derdimiz kalbin harekete geçmesi ise, derdimiz kalbin harekete geçerekten kalbi mutmainini hale getirmek ise, o zaman bizim davranış biçimlerimizi değiştirmemiz lazım. O zaman illa edep dememiz lazım. Edebimizi korumamız lazım.

E şimdi dervîş kafasında sarık var dilinde küfür var. Ne yapacağız biz onu? Derviş buraya geldiğinde eşine giderken ben derse gidiyorum diyor. Akşam eve gidince küfür ediyor. Neresi dervîş bunun şimdi? Buraya geldi ne güzel haydarsı, sarığı çok yakışıklı, harika. Çocuğuna küfür ediyor. Neresi dervîş onun? Bir de ben burada söylüyorum değil mi şimdi? Herkes dinliyor. Eşlerinize küfür etmeyin. Çocuklarınızla küfür etmeyin. Sağınıza solunuza küfür etmeyin. Sen küfür edince ne oldu? Dervişlik kaldı mı? Hakaret etme. Hiç kimseye eşine, çoluğuna, çocuğuna, arkadaşına, annene, babana, annesine babasına hakaret ediyor. Nerede dervîşlik kaldı? Âyet-i Kerîme’de öf bile demeyiniz diyor. Nerede kaldı dervîşlik?

Sen annene babana laf söylüyorsun, dinlemiyorsun, alay ediyorsun, kafa yapıyorsun. Ben Şeyh Efendi’den örnek görüyorum. Ben daha yeni derviştim. Daha böyle dizime vurdu Mustafâ Efendi. Ben daha Hacı Annene elimi kaldırmadım dedi. Bir kötü söz bile söylemedim dedi. Ben de içimden söz verdim. Ben de aynısını yapacağım dedim. O ise bizim Bayındır’ın kültüründe adamlar vurur kadınlara. Normal yani. E ben diyorum ki daha benim ağzımdan kötü bir söz çıkmadı. Daha hiç küfür etmedim. Lan bile demedim ben. Ben daha çocuklarıma lan diye hitap etmedim. Bunu kendimi meth etmek için söylemiyorum. Derviş üstadını mı öyle çalacak? Evet buyur kardeş. Benim çocuklarım da meydanda. Saklı gizli değil. Kız erkek.

Buyurun sorun. Lan demişim mi? Hakaret etmişim mi? Bir tokat vurmuşum mu? Küfür etmeyin bırak. Hakaret etmişim mi? Dervişlik dedin. Edeb. Ağabeyim burada. Daha bir sefer tartışmadık. Kavga etmedik biz. Burada yüzü burada kendisi burada. O benden daha sakindir. Ben agresifimdir. Ben bazen derim şunu şöyle yapma bunu böyle yap şöyle böyle ara sıra. Hiç seslenmez. Dervişlik, edep. Sen burada zikrullâh yaptık. Cuhuşu huruşa geçtik. Harika. Eve gittiğimizde ne yaptık?


Dervîşin Eve Gidince Yaptıkları — Eşine Çocuğuna Hakâret Eden Dervîş

Ertesi sabah ne yaptık? Eşimize ne yaptık? Çocuğumuza ne yaptık? Bırakın eşimizi çocuğumuza etrafımıza ne yaptık biz? Müslüman odur ki elinden ve dilinden diğer insanlar bakın diğer insanlar emindirler. Bizim elimizden ve dilimizden bir yakın dairede eşimiz çocuklarımız kardeşlerimiz arkadaşlarımız annemiz babamız emin mi? Basit. Bu senin aynan. Aynaya baktım saç beyaz olmuş. Tamam çok güzel. Kendi kendini gör. Eşine ne söyledin? Çocuğuna ne söyledin? Söyleme dediğim halde ne söyledin? Yapma dediğim halde ne yaptın? Çok basit. Bu dervîşlik normalde şimdi. Üstada Kur’ân Sünnet dairesinde itaattir. Kur’ân Sünnet dairesinde. Sana haram bir şey söylerse yerine getirmezsin ama sana Kur’ân ve Sünnet’i tebliğ ediyorsa sen yerine getireceksin.

Madem yerine getirmeyecektin ne işin var bu meydanda? Kimse seni bal mumunla davet etmedi zorla da getirmedi buraya. Ciddi mi bu konuda? Biz çok insan toplacağız kalabalık olacağız da vay bizim kalabalıklığımızdan dolayı bizim namımız şanımız artacak öyle bir derdimiz yok bizim. Benim öyle bir derdim yok. Hiç olmadı bugüne kadar benim. Dervişlikse ona yazık. Dervişin kendine yazık. Zikrullâh yapacaksın hadîs-i şerifte imam Muhammed hadisinde Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri geçmiş günahlara hayra çevrilmiş olarak kalkınız buyurdu. Harika bir müjde. Hemen hemen her zikir halakasında söz gelince söylemek isterim bunu. İyi cânım kardeşim biz iyi bir sûfîlik bırakacağız. Sen çocuğuna ne bırakacaksın?

Biz çocuklarımıza ne bırakacağız geri? Sen mal bıraksan 3 günde gider o malın. Sen evhan, haman bırakırsın 3 günde biter o. 3 gün bile gitmez. Biz miras olarak sûfîlik bırakacağız çocuklarımıza. Dervişlik bırakacağız. Çünkü o bizim hayır hasenat defterimiz de kapanmayacak. E sen biz şimdi çocuklarımızı sufili miras olarak bırakamıyorsak. Çocuğumuz bizden kaçıyorsa, eşimiz bizden kaçıyorsa. bazen bayanlar diyor o sevdiğiniz dervişleri bir de evde görün diyor. Bir insan için bir yer yarıldıysa da içine girsen. Hepsi de senin kardeşin. Bir insan kardeşinin bu şeyini duymak ister mi? İstemez. İlla edeb. Evet zikulla. Ankobit âyet. Ankobit de en büyük iş demiş. Eyvallâh. Ama edep de zikrin içinde.

Edeb zikrin dışında değil ki. Edebi olmayanın zikrinin onun üzerinde bir tesiri kalmıyor. Edebi yok o kimsenin. Şu dilini tut. Derviş adam küfreder mi? Nerede görülmüş? Derviş adam eşine çoluğuna çocuğuna küfreder hakaret eder mi? Nerede görülmüş bu? E diyorsan buraya gelmişsin dervîş olmuşsun. Ahlakını değiştireceksin kardeş. Ahlakını değiştireceksin. Diyeceksin ki tamam bittin senin bu eski hayatın. İlahi güzel dünden kalma neyin varsa attım sana geliyorum. Küfrü at. Önce küfrü at. Önce hakareti at. Dünden kalma. Küfür sende dünden kalmış. E hakaret dünden kalmış. E etrafına zulmediğin dünden kalmış. Eş ve çocukların senden razı mı değil dünden kalmış. Eee? ne yapacağız şimdi? Nasıl bir dervîşlik olacak?

Kadın erkek değişmiyor bir şey. Kadınlar da kocalarına tabi olmuyor. Onlarda da dil bir kürek gibi. Bir karış. Değil bir kürek gibi. E ne anladık biz bu işten? Oysa o edebiyle, zikrullahıyla, farzlara tabi olmasıyla, haramlardan uzak durmasıyla, şatıattan, şatafattan, gösterişten, israftan bunlardan uzak durmasıyla dervîşlik yapacak. Örnek olacak. Ama önce babaları örnek olacak. Önce babadır. Örnek babadır evde. Evin reisi madem ki Cenâb-ı Hak erkek demiş, erkek evin reisi ise önce babadır. Önce baba kendini değiştirecek. Önce koca kendisini değiştirecek. Ben bazen arkadaşları diyorum, oğlunuz nerede? Oğlun seninle beraber, senin hak olarak gördüğün yere gelmiyorsa sende kusur var. Hata senin.

Anne baba dervîş kız seninle dergâha gelmiyorsa hata senin. Anne babanın. Anne baba dervîş çocuk dergâha gelmiyor, dergâha soğuk veyahut da gelmek istemiyor. o nefsine uyuyor. Sen nasıl tebliğ ettin evde, nasıl konuştun, nasıl söyledin, nasıl anlattın? Sen dikkat ettin mi? Edep. Adem’den itibaren edep. Adem’den itibaren. O geçmiş peygamberlerin sözüdür. Hazret-i Peygamber diyor, utanmıyorsan ne yapacaksan yap diye. Şimdi insanlarda o utanma da yok, sakın birisine söylemeyin. Utanmıyorsan ne işleyeceksen sözünü. Çünkü utanma duygusu yok insanlarda şu anda. Ama dervîşler öyle olmaması lazım. normalde gerçekten dervîşler bu noktada ahlakın numunesi olması lazım. bir evde bir tane dervîş bütün evin dervîş olmasına sebep olur.

Ama dervişse o. Derviş diyoruz ama edeble alakalı sıkıntı var.


Kaynakça

  • Esmâ-i İlâhiyye Telkîni ve Hâl Müşahedesi — Halvetiyye Esâsı: Esmâ-i seb’a (Lâ ilâhe illâllâh, Allâh, Hû, Hak, Hayy, Kayyûm, Kahhâr) — Halvetiyye usûlünün yedi makâmı; klasik kaynaklar — Mustafa Özbağ Efendi, Mîzânü’l-İrfân; Şabân-ı Velî, Risâle-i Şabâniyye; Niyâzî-i Mısrî, Risâle-i Esmâ; «esmâ verilmediği hâlde hâl müşahedesi» — fıtrî istidâd ve nûr-i Muhammedî tedrîsi — Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif; modern okuma — H. Kâmil Yılmaz, Anahatlarıyla Tasavvuf ve Tarîkatlar.
  • Fahşâ ve Münker Âyeti (Ankebût 29/45 ve En’âm 6/151): «İnne’s-salâte tenhâ ani’l-fahşâ’i ve’l-münker» (Şüphesiz namaz fahşâdan ve münkerden alıkoyar) — Ankebût 29/45; «Kul te’âlev etlü mâ harrame Rabbüküm aleyküm… ve lâ takrebû’l-fevâhişe mâ zahere minhâ ve mâ batan» (Fahşâ’nın açığına da gizlisine de yaklaşmayın) — En’âm 6/151; tefsîr — Taberî 8/65; Râzî 14/13; İbn Kesîr 3/365; «fahşâ»nın geniş kapsamı (sadece cinsel değil, her türlü kötülük) — Beyzâvî, Envâru’t-Tenzîl; modern okuma — Mevdûdî, Tefhîmu’l-Kur’ân; Said Havvâ, el-Esâs fi’t-Tefsîr.
  • Mi’râc ve Berzâh Âlemi — Cennetlik/Cehennemlik Hâli ve Hesap Günü: Hz. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’in mi’racta ümmetlerin hâlini görmesi — İsrâ 17/1; Necm 53/1-18; Buhârî, “Salât” 1; Müslim, “İmân” 259-264; berzâh hâli — Mü’minûn 23/100 «ve min verâ’ihim berzâhun ilâ yevmi yüb’asûn»; cennetlik/cehennemliklerin nimet/azap müşahedesi — Buhârî, “Cenâ’iz” 87 («Münker-Nekîr ve kabir nimeti/azabı»); klasik kaynaklar — İbn Kayyım, Kitâbü’r-Rûh; Suyûtî, Şerhu’s-Sudûr; modern tedrîs — Hayreddin Karaman, İmân ve İbâdetler.
  • Kalpten Geçen Düşüncenin Sorumluluğu — Hadîs «İnne’llâhe Tecâvez li-Ümmetî»: «İnne’llâhe tecâvez li-ümmetî mâ haddessat bihî enfüsehâ, mâ lem ta’mel ev tetekellem» (Şüphesiz Allâh ümmetimden, içlerinden geçen şeyleri amelleştirmedikçe ve telaffuz etmedikçe affetmiştir) — Buhârî, “Ezâd” 11; Müslim, “İmân” 201-202; Ebû Dâvûd, “Talâk” 15; Tirmizî, “Talâk” 8; klasik tedrîs — Nevevî, Şerhu Müslim; İbn Kayyım, el-Cevâbü’l-Kâfî; modern okuma — Mahmûd Es’ad Coşan, Râmûzu’l-Ehâdîs Şerhi.
  • Dilin Âfetleri ve Edebin Sûfîlikteki Yeri: «Men kâne yu’minu bi’llâhi ve’l-yevmi’l-âhiri fe’l-yekul hayran ev liyasmut» (Allâh’a ve âhiret gününe iman eden ya hayır söylesin ya sussun) — Buhârî, “Edeb” 31; Müslim, “İmân” 74-77; «el-edebü zînetü’t-tarîk» (Edeb yolun ziynetidir) — sûfî düstûru; klasik tedrîs — Sülemî, Âdâbü’s-Sohbet; Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, “Edebü’l-Mürîd” bâbı; Gazzâlî, İhyâ 3. Cilt (“Âfâtü’l-Lisân”); modern okuma — Mahmûd Sâmî Ramazânoğlu, Mü’min’in Vasıfları; Ali Yardım, Edebler ve Erkânlar.
  • Aile İçinde Hakk-ı Edeb — Anne Babaya «Öf» Bile Dememek: «Ve kadâ Rabbüke ellâ ta’budû illâ iyyâhu ve bi’l-vâlideyni ihsânâ; immâ yebluğanne indeke’l-kibera ehadühümâ ev kilâhümâ fe-lâ tekul lehümâ uffin ve lâ tenherhümâ ve kul lehümâ kavlen kerîmâ» (Rabbin yalnız kendisine kulluk etmenizi ve anne babanıza ihsân etmenizi emretti; onlardan biri yahut ikisi senin yanında ihtiyârlık çağına ulaşırsa onlara «öf» bile deme, onları azarlama, onlara güzel söz söyle) — İsrâ 17/23; tefsîr — Taberî 15/63; Râzî 20/166; İbn Kesîr 5/55; «kişinin annesi-babası ve eşi/çocuğuyla münâsebeti dervîşliğin asıl ölçüsüdür» — Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif; modern tedrîs — H. Kâmil Yılmaz, Anne Babaya Saygı.
  • Karabaş Silsilesi ve 2024 Soru-Cevap Tedrîsi: Halvetî-Şa’bânî kolu — Şeyh Şabân-ı Velî (Kastamonu, ö. 976/1568); Mustafa Özbağ Efendi Hazretleri (1611-1685, Üsküdar — Karabaş Tekkesi); Çorumlu Hâcı Mustafâ Anvarî → Nevşehirli Abdullâh Gürbüz Efendi → Hâcı Haydar Baba ve Hâcı Bekir Baba → Mustafâ Özbağ Efendi silsilesi; bu sohbet — soru-cevap formatında esmâ-hâl, fahşâ tahlîli, cennetlik-cehennemlik ve berzâh, kul hakkı, dervîşin edebi, aile içinde hakk-ı edeb tedrîsi; Karabaş tasavvuf usûlü — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; modern Karabaş tedrîsi — İrşâd Dergisi (irsaddergisi.com).

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Makâm, Mürîd, Zikir, İhsân, Ruh, Kalb, Sünnet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı