Topik Girişi & Müddessir 74/54-56 — «Kur’an Bir Zikirdir»; Ayet Tilâveti
Geçen hafta işlememiştik konu. Bu haftada kaldığımız yerden devam edeceğiz inşâallâh. 49. Nasihat. Müddessir Sûresi 74/54-56. Allâh’ı affeylesin. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm. Kellâ innehû tezkireh, fe-men şâe zekereh. Vemâ yezkürûne illâ en yeşâa’llâh, hüve ehlü’t-takvâ ve ehlü’l-mağfireh. Sadekallâhü’l-Azîm. Âmîn. Müddessir 74/54-56. Hayır, hayır. Yüz çevirdikleri bu Kur’ân gerçekten bir zikirdir. 55. Ayet. Dileyen onu zikreder. 56. Ayet. Ancak Allâh dilerse zikreder. Allâh kendinden korkulmaya ve affetmeye daha layıktır.
Allah’ı Hakkında
Meâllerin «Zikr»i «Öğüt» Olarak Çevirme Eleştirisi; En’âm 6/138 Karşılaştırması; Mehmet Aydın’ın Âyet İptal Önerisi
Bunu meallere bakarsanız enteresan bir şekilde meallerde bu âyet-i kerîme zikir yerine öğüt olarak çevirmişler. meallere baktığınızda hayır, hayır, yüz çevirdikleri bu Kur’ân gerçekten bir öğüttür. Meal olarak böyle çevirmişler ama âyet-i kerîme’nin normalde aslında zikir olarak geçiyor, mastar olarak. E şimdi yine 55. ayette de dileyen onu bu öğüdü dinler olarak normalde çevirmişler. Ama yine âyet-i kerîme’de dileyen onu zikreder. Normalde çünkü orada da âyet-i kerimin aslı zikir olarak geçiyor. Yine 56. ayette de ancak Allâh dilerse öğüd alırlar. Bu âyet-i kerîme’nin normalde mealde öyle ama tabi Allâh ancak dilerse zikreder. o kimse Allâh onu zikrullâh etmesini dilemezse o zikredemez. Kendinden korkulmaya ve affetmeye Allâh layıktır.
Şimdi bir âyet-i kerîme daha var. Şimdi burada mesela 56. ayette ancak Allâh dilerse zikreder. Buradaki o zikir kelimesini öğüt olarak almışlar ya, en am 138’de ise aynı kelime geçiyor. Yine orada zikir olarak geçiyor. En’âm 6/138’de ise bir kısım hayvanlar da var ki onları keserken üzerlerine Allâh’ın adını zikretmezler yazıyor. La yaskurine. burada aynı bu lâ yezkürûne öbür günlerde de geçiyor aynı kelime. Ama ve lakin en am 38’de Allâh’ın adının zikredilmesi gerektiğini söylerken öbür ayetlerde aynı Kur’ân-ı Kerîm’i öğüt olarak geçiriyor. normalde zikirden uzaklaşın da nasıl uzaklaşacaksanız uzaklaşın. evet Kur’ân bir zikirdir. Öğütü de içine alır. Kur’ân zikirdir. Evet Kur’ân zikirdir. Öğütü, nasihati, ibadeti, kısasları, hukuku her şeyi içine alır.
Bu konuda normalde Kur’ân zikirdir derken biz oturup zikretmek olarak da onu da içine alır. Ama ve lakin burada zikir kelimesini neden değiştiriyorsunuz? Neden zikir kelimesini öğüt olarak değiştiriyorsunuz? Benim durduğum nokta burası. Kur’ân-ı Kerîm’deki âyet-i kerimin siz değiştirmeyin. Bırakın zikirden kim ne anlıyorsa onu anlasın. Birisi oturup ondan sonra Fâtihâ bin sefer okursa o hem Kur’ân okudu hem Allâh’ı zikretmedi mi olacak? Veya da o kimse beş bin tevhid çekerse Kur’ân’da La ilâhe illallah tabi sonuçta ayettir. O zaman onu da zikretmiş oldu. Burada normalde benim durduğum nokta şu. Kur’ân-ı Kerîm’de zikir ayeti geçen yerlerde, zikir bildiğiniz zikir ayeti geçen yerlerde öğüt. bilmem kim hatırlatma.
Yok şu, yok bu. Bununla alakalı kendilerince zikir örtelim de nasıl örtersek örtelim. Ama örtelim. Bu zikri dar bir daireye alalım, örtelim. Yok hayır. Kur’ân’ın neresinde zikir geçiyorsa o zikirdir. Öğütü de içine alır, hatırlamayı da içine alır. Ne bileyim kalbin temizlenmesini de içine alır, nefsin temizlenmesini de içine alır. Evet o zikirdir, oturup Kur’ân-ı Kerîm’i okumayı da içine alır. Evet o zikirdir, Kur’ân’ın hükümlerini de içine alır. Kısas âyetlerini de içine alır. Kaldırmaya çalıştığınız, yok etmeye çalıştığınız kısas ve cihâd âyetlerini de içine alır. cihâd öyle cihâd kalmadı. Nasıl cihâd kaldı? Nasıl cihâd kaldı? İsrail her gün cayır cayır Müslümanları katlediyor mu? Evet. Çin her gün Doğu Türkistanları Müslümanları katlediyor mu?
Evet. Dünyanın her yerinde Müslümanların canları, malları, namusları, haysiyetleri, şerefleri ayaklar altına alınıyor mu? Evet. Daha nasıl cihâd bekliyorsunuz siz? Hangi cihâd ayetini kaldıracaksınız? İslam dünyasını sömürmek, köleleştirmekse, köleleştirdiniz, sömürdünüz zaten. Hala da sömürüyorsunuz. Ne düşünceniz ne isteğiniz ne? Yok. bizim Yusuf atmış bana Mehmet Aydın’ın bir sözlerini. Nerede Yusuf? Atmış bugün okudum. Mehmet Aydın’ın eski diyanet işlerinden sorumlu Devlet Bakanı. Kur’ân’dan bazı âyet-i kerimelerin kaldırılması lazım diyor. Kur’ân’ı ne zannediyorlarsa bildiğiniz Kur’ân-ı Kerîm’den bazı ayetlerin kaldırılması lazım diyor. Dondum bugün. Onu birkaç yerde daha ben okumuştum.
Ama açıktan böyle bir yazı varsa itirazı normalde o kimsenin mahkemeye vermesi lazım. Şunu bunu yapması lazım. Öyle bir şey yok. Allâh muhâfaza eylesin. O yüzden normalde evet Allâh’ı zikir en büyük iştir. Bunun içerisinde Kur’ân-ı Kerîm’i okumak da vardır. Bunun içerisinde Kur’ân’ın hükümlerini uygulamak da vardır. kısas uygulamak da bir zikirdir. Cihâd da bir zikirdir. İslam hükmüyle hükm olunması da bir zikirdir. Ama zikirdir. Bakın zikirdir. İnşallah biz bunun savunuculuğunu yapacağız. Allâh muhâfaza eylesin. Âmîn.
Tirmizî «Sizin En Hayırlı Ameliniz Allâh’ı Zikretmektir»; Ankebût 29/45, Bakara 2/152, Ra’d 13/28
Tirmizî naklediyor. Sizin en hayırlı amellerinizi haber vereyim mi? Allâh’ı zikretmektir. En hayırlı ibadetiniz Allâh’ı zikretmektir. En hayırlı ibadetiniz. Demek ki ibadetlerin özü, ibadetlerin zirvesi, ibadetlerin bu noktada en yükseği Allâh’ı zikretmek. Çünkü Ankebût 29/45’te de Allâh’ı zikir en büyük iştir diyor. Kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle mutmain olur. Bu hem Bakara 2/152’de geçiyor hem de Ra’d 13/28’de geçiyor. Kalplerimizin mutmain olması ancak Allâh’ı zikretmekle mümkün. Bir kimse Allâh’ı zikretmiyorsa onun kalbi mutmain olması mümkün değil. Kalbin mutmain olması ne demek? Ne demek? Nefis meratipler olarak emmare levvame mülhümeyi geçip mutmain’e makamına gelmeniz. Çünkü kalpler ancak zikrullâh ile mutmain olur.
O makama zikrullâh ile gelir o kimse. Eğer o kimsede zikrullâh tam olarak oturmadıysa Allâh’ı çokça zikir. Bir âyet-i kerîme Allâh’ı çokça zikredin. O âyet-i kerîme o kimsenin üzerinde yerleşmediyse o kimsenin kalbi mutmain olmaz. Kalbi mutmain olmayan bir kimse eksiktir, noksandır. Kalbi mutmain olmayan kimse eksiktir, noksandır. O yüzden Cenâb-ı Hak bizi yeniden kendi huzuruna alırken kalbiniz mutmain olarak Rabbinize dönünüz der başka bir âyet-i kerimede. O yüzden biz Allâh’ı çokça zikretmekle mükellefiz. Kim ne derse desin, kim ne söylerse söylesin, kim neyi nasıl eleştirirse eleştirsin. Biz Allâh’ı çokça zikredenlerden olacağız. O yüzden normalde bir kimse, evet Kuran-ı Kerim’e okumak da zikirdir.
Bu konuda herhangi bir şeyim yok. Ya oturursunuz Kuran-ı Kerim okursunuz o da zikirdir. Ya da ne yaparsınız oturursunuz Allâh’ı zikredersiniz o da zikirdir. O da zikirdir. Ama normalde eğer ki siz öyle yapmaz iseniz o zaman sizde bir eksiklik, sizde bir noksanlık olur. Hatta cemaat haline geldiğinizde cemaat halinde Allâh’ı zikretmezseniz sizde bir noksanlık, bir eksiklik söz konusu olur. Üç kişi, Hanefi’ye göre üç kişi oldu mu cemaattir. O yüzden üç kişi böyle sohbet etseniz o sohbetlerinizde hatalarınız, kusurlarınız olmuş olsa eğer o sohbetten sonra Allâh’ı zikrederseniz sizin hatalarınızda kusurlarınıza o zikir ne yapar? Kefaret olur. Şimdi yine Cenâb-ı Hak Âyet-i Kerîme’de dileyen onu zikreder der.
Dileyen onu zikreder. Burada normalde baskı söz konusu değildir. Bir kimse dilersen Allâh’ı zikreder. Sen Allâh’ı zikretmek için bir adım atarsın ardından âyet-i kerîme de diyor ki Allâh ancak zikrullâh edilmesine izin verir. Sen o zaman bir adım atmak kulluğuna aittir. Sana bu nasip olur olmaz. Cenâb-ı Hak bunu sana bahşeder, bahşetmez. Bu Allâh’ın bileceği iş. Senin ne yapacaksın? Dileceksin.
«Dileyen Onu Zikreder, Allâh Dileyince Zikredebilir»; «Allâh Necâseti Zikretmez»; Necâsetin Zikre Düşmanlığı
Dileyen Allâh’ı zikreder. Dileyen onu zikreder. Dilemek sana aittir. Bunu tesis etmek, bunu yaratmak. Bunu yaratmak Allâh’a aittir. O zaman çünkü kim Allâh’ı zikrederse Allâh da onu zikretecek. bu fakir der ya Allâh necaseti zikretmez. Allâh necaseti zikretmez. O yüzden bir kimse zikrullâh’a bir adım attı ve Allâh’ı zikrediyorsa Cenâb-ı Hak onu zikretmiştir. Cenâb-ı Hak onu, onu kendisinden önce zikretmiştir. O yüzden Allâh’ı zikredenler özel yaratılmış, özel bir damara aittir. Herkese nasip olacak olan bir şey değildir bu. Bu normalde herkese tebliğ edersin, herkese söylersin. Herkes Allâh’ı zikredemez. Cenâb-ı Hak’ın ona hususi bir teveccühü olması lazım. Cenâb-ı Hak’ın ona hususi bir yaratması lazım.
Hususi. Çünkü Allâh o kapıyı herkese aralamaz. Aralanırsa da herkes o kapıda son nefesine kadar gidemez. Bu da ayrı bir meseledir. O yüzden Allâh’ı zikir en büyük iştir. En büyük işi de ancak seçilmişler yapabilir. Ancak seçilmişler yapabilir. Seçilmeyen, bunu ben böyle açık açık, bunu önceden bu kadar açık söylemiyordum. Herhalde yaşım kemali erdi artık. Açık açık Allâh bir kimse zikrullahını dilemiyorsa o Allâh’ı zikredemez. Bu direkt Cenâb-ı Hak’ın dilemesidir. Sen gider anlatırsın, söylersin, tebliğ edersin. Seninle alay ettiği veyahut da sana burun kıvırdı, kalbi mühürlendi onun. Neden? Çünkü Allâh’ın zikrini tebliğ ediyorsun ona. Allâh’ı zikre davet ediyorsun. Eğer o zikri küçük görürse, zikredeni küçük görürse, zikirle ve zikredenlerle alay ederse onun kalbi mühürlenir.
O ebediyen zikrullâh’a karşı soğuk, zikrullâh’a karşı defanslı olur. Ve öylece kafir olarak ölür. Çünkü kim zikrullâh’a düşman oldu, kim zikrullâh’a sırtını döndü, Allâh da ona sırtını döner. Siz çokça namaz kılan görürsünüz, zikrullâh’a düşman ise kafir olarak göçer gider bu dünyadan. Çokça oruç tutanı görürsünüz. Allâh’ın zikrine düşman ise, Allâh’ın zikrine sırtını döndüyse, zikirle ve zikredenlerle alay ediyorsa o kimse bu dünyadan kafir olarak göçer gider. böyle bakara makara takara tukara diyorsa, o kimse kafir olarak göçer gider bu dünyadan. Cenab-ı Hakk’ın herhangi bir âyet-i kerimesini eksik noksan gören, eksik noksan gören kafir olarak göçer gider bu dünyadan. Allâh’ın bir kısım âyetlerini ortadan kaldırmayı düşünen Müslüman tipindeki münafıklar kafirlerin, kafirlerin tövbeleri bile zor kabul olur.
Çünkü direkt onları kitabullah’a saldırıyorlar, direkt kitabullah’a saldırıyorlar. Allâh’ın dinini değiştirmeye çalışan, Allâh’ın âyetlerini değiştiren, bunlar direkt kitabullah’a saldırdıklarından dolayı bunlar kafir olarak göçerler giderler. Tevbe ederse Cenab-ı Hakk’la kendi arasındadır, beni ilgilendirmez ama bu hâlle göçer giderlerse kafir olarak göçerler giderler. Rabbim cümle ümmet-i Muhammed’i bu hâlden korusun. O yüzden özgürdür herkes. Dileyen Allâh’ı zikreder, dileyen Kur’ân-ı Kerim’e tâbi olur, dileyen Kur’ân ve Sünnet’e tâbi olur, dileyen İslam’a tâbi olur, dilemeyen bu konuda zorlama yoktur, yapmak istemeyen kimse de yapmaz. Zorla bir şey olacak bir şey değildir bu. Bir kimseyi siz zorla Kur’ân’a tâbi tutamazsınız, bir kimseyi siz zorla zikrullâh hâlakasına oturtamazsınız, bir kimseyi zorla tevhid çektiremezsiniz.
Bir küçücük bir anı zikrullâh yapıyoruz, Bayındır Fırınlı köyünde çocuğun birisi koşturdu, yetişin babam ölüyor dedi. Biz ders yerinden koşturduk, adam böyle upuzun yatıyor sanki son nefesinde gibi. şey var ya hadîs-i şerîf var böyle bir hastanın yanında hafif sesle tevhid çekin, la ilâhe illallah deyin diye ben böyle yavaş yavaş la ilâhe illallah diyorum ben. Adam gözünü açtı, siz ne benim başımda toplanıyorsunuz, ne la ilâhe illallah diyorsanız ben ölüyorum muyum dedi. Hemen kalktım, ondan sonra çekildim oradan, arkadaşlara dedim yürüyün. Adamın la ilâhe illallah diye bana dediği bir şey yok. Adam la ilâhe illallah demiyor, la ilâhe illallah diye ya, yok demiyor, herkese nasip olmaz. Bakın herkese nasip olmaz.
Sağlığın yerindeyken, aklın yerindeyken, aklın yerindeyken la ilâhe illallah devam et. Rabbim muhafaza eylesin. O yüzden normalde Allâh’ı zikreden kimse, öyle diyor ya, dileyen Allâh’ı zikretsin. Allâh dilersen o kimse zikreder. Cenâb-ı Hak birinci ayette dileyen onu Allâh’ı zikreder diyor, ikinci ayeti kerimede diyor ki ancak Allâh dilersen zikreder. Bu ne demek biliyor musun? Bu senin zikrini Cenâb-ı Hak kendi üzerine aldı. Ey Sufi kardeş, sen kendi kendine ben Allâh’ı zikrediyorum diye böbürlenme. Sen kendi kendini tepelerde, yükseklerde dolaşma. Sen kibir deryasına kendini atma. Allâh dilersen sen zikredersin. başka bir ayeti kerimede Allâh dilemeyince siz dileyemezsiniz der. O zaman Allâh dilemi sen zikrediyorsun.
Bunun normalde şükrünü, bunun hamdini eda etmenin yolunu ara. Eğer zikrullâh halakasına oturduysan, dünya değil, dünyanın ve ahiretin en önemli ibadetini yapıyorsun. Dünya ve ahiret zenginliğinin zirvesindesin. Allâh’ın zikrine oturan bir kimse, dünya ve ahiret zenginliğinin hazinesinin ortasına oturmuştur.
Hz. Peygamber’in Halaka Hâdîsesi — Üç Kişi: Halakaya Oturan, Edeple Dışında Bekleyen, Dönüp Giden
Hani mescitte Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri zikrederken üç kişi girdi. Birisi halakanın içine oturdu, birisi halakanın dışına oturdu, edep etti. Birisi de döndü gitti. Allâh Resûlü zikrullahdan kesilince dedi ki, ey ashabım bu üç kişiden size haber vereyim mi? Ver ya Resulallah. Halakanın ortasına oturanı Allâh zatında barındırdı. Edep edip de dışarıda oturanı Allâh’a mağfiret etti, rahmet etti, bereketlendirdi, affetti. Dönüp gidene de dedi, Allâh ve melekler lanet etti. Zikrullâh’tan dönme, ne olursan ol, hangi tarikata gidersen git, hangi şeyhe intisâb edersen et. Başına ne geldiyse geldi, ne gelmediyse gelmedi. Zikrullâh halakasına devam et. Allâh’ı zikretmeye devam et.
Ve asla o zikrullâh kapısını terk etme. Allâh’a vefasızlık etme. Ve sen eğer zikrullâh’a ve zikir edenlere karşı küstahlık beslersen, bil ki zikrullâh halakasından ve zikrullâh etmekten manevi olarak rızkın kesilir. Rabbim bizleri onlardan eylemesin. Rabbim normalde bizleri bu noktada sırat-ı mustakimde eylesin. Unutmayın. Rabbim kalpler Rahman’ın iki parmağının arasındadır. Onları dilediği yöne çevirir. O yüzden Cenâb-ı Hak kalplerimizi onun zikrullahında daim eylesin. Onun dininde daim eylesin. Onun Kur’ân ve Sünnet yolunda daim eylesin. Rabbim bizleri her daim Cenâb-ı Hak’ı gözeten, onu daim zikreden, onun emirlerini yerine getiren kullarından eylesin. Âmîn.
Kaynakça ve Referanslar
- Müddessir 74/54-56 — «Kellâ İnnehû Tezkireh»: «Kellâ innehû tezkireh, fe-men şâe zekereh. Vemâ yezkürûne illâ en yeşâa’llâh, hüve ehlü’t-takvâ ve ehlü’l-mağfireh» (Hayır hayır, yüz çevirdikleri bu Kur’an gerçekten bir zikirdir; dileyen onu zikreder, ancak Allâh dilerse zikrederler; Allâh kendisinden korkulmaya ve affetmeye daha lâyıktır) — Müddessir 74/54-56; Taberî, Câmiu’l-Beyân 29/180-184; İbn Kesîr, Tefsîr 8/271; Râzî, Mefâtîhu’l-Gayb 30/216; modern okuma — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe.
- «Zikr»i «Öğüt» Olarak Çevirme Tartışması: «zikr» kelimesinin Kur’an’da çoklu kullanımı (zikir, hatırlatma, öğüt, kitap) — Süleyman Uludağ, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü; Râgıb el-Isfahânî, el-Müfredât fî Garîbi’l-Kur’ân «z-k-r» mad.; «zikrullâh ve hatırlatma» tâbiri — modern tefsîr okuma — Hayrettin Karaman, Kur’an’a Dair Yazılar; «meâlcilerin zikri öğüt diye çevirmesi» eleştirisi — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu; sufî tartışma — Mahmud Erol Kılıç, Sûfî ve Şiir.
- En’âm 6/138 — «Lâ Yezkürûne İsme’llâh»: «ve hâzâ ahyâü ve enâmü’n-nesâikü, lâ yezkürûne’sme’llâhi aleyhâ iftirâ’en aleyh» (Bir kısım hayvanlar da var ki onları keserken üzerlerine Allâh’ın adını zikretmezler) — En’âm 6/138; «Allâh’ın adıyla hayvan kesme» — En’âm 6/121 (lâ te’külû mimmâ lem yüzkeri’sme’llâhi aleyh); modern fıkıh — Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri; Vehbe Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî.
- «Kur’an’dan Âyet İptali» Tartışması — Mehmet Aydın Eleştirisi: Mehmet Aydın (eski Diyânet’ten Sorumlu Devlet Bakanı, 2002-2007) — Mehmet Aydın, Din Felsefesi; «bazı âyetlerin kaldırılması/uygulanmaması» tartışması — modern Türk teoloji eleştirisi — Recep Şentürk, Modern Düşüncede Kur’an; «Kur’an’a karşı çıkanın küfrü» — Bakara 2/85, 91; Nisâ 4/150-151; modern hukukî reddiye — Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri; «cihâd âyetlerini ortadan kaldırma çabası» eleştirisi — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.
- Tirmizî Hadîsi — «En Hayırlı Ameliniz Allâh’ı Zikretmek»: «elâ ünebbiüküm bi-hayri a’mâliküm, ve ezkâhâ inde melîkiküm, ve erfaıhâ fî derecâtiküm… zikrullâhi te’âlâ» (Size en hayırlı, en temiz, en yüksek dereceli ameli haber vereyim mi? Allâh’ı zikretmektir) — Tirmizî, Daavât 6 (3377); İbn Mâce, Edeb 53 (3790); Ahmed b. Hanbel, Müsned 5/195; Hâkim, el-Müstedrek 1/496; Mâlik, Muvatta, Kelâm 7 (1796); modern uygulamalar — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.
- Ankebût 29/45, Bakara 2/152, Ra’d 13/28 — Zikrullâhın Faziletleri: «ve le-zikrullâhi ekber» (Allâh’ı zikretmek en büyük iştir) — Ankebût 29/45; «fâzkürûnî ezkürküm» (Beni zikredin ben de sizi zikredeyim) — Bakara 2/152; «elâ bi-zikri’llâhi tatmainnu’l-kulûb» (Bilin ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle mutmain olur) — Ra’d 13/28; modern okuma — Bediuzzamân, Sözler 23. Söz; Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu; «kalbi mutmain olarak Rabbine dön» — Fecr 89/27-30.
- «Allâh Dileyince Zikredebilirsin» — Hadîs-i Kudsî: «vemâ yezkürûne illâ en yeşâa’llâh» (Ancak Allâh dilerse zikrederler) — Müddessir 74/56; «zikrullâh için kulun istediği, Allâh’ın takdîri» — Mâturîdî, Kitâbü’t-Tevhîd; «Allâh necâseti zikretmez» — sufî tâbiri — İbn Atâullah, el-Hikem; «zikrullâha karşı düşmanlık eden kâfir göçer» — sufî hâtırâtı — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu; «kalpler Rahmân’ın iki parmağının arasında» hadîsi — Tirmizî, Daavât 89 (3522); İbn Mâce, Mukaddime 13 (199); Ahmed b. Hanbel, Müsned 6/302.
- Hz. Peygamber’in «Üç Kişi-Halaka» Hâdîsesi: «mer be selâsetü neferin… fe-emme’llezî evâ fe-âvâhu’llâh, ve emme’llezî istahyâ fe-istahyâ’llâhu minhu, ve emme’llezî e’rada fe-e’rada’llâhu anhu» (Üç kişi geldi: biri halakaya sığındı, Allâh onu zâtında barındırdı; biri edep edip oturdu, Allâh’tan utandı, Allâh da ondan utandı; biri yüz çevirdi gitti, Allâh da ondan yüz çevirdi) — Buhârî, İlim 8 (66); Müslim, Selâm 26 (2176); Tirmizî, İlim 19 (2723); modern uygulamalar — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe; «zikrullâh halakasına devâm» tedrîsi.
- Karabaş Silsilesi ve Zikrullâh Tedrîsi: Mustafa Özbağ Efendi silsilesi — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; Çorumlu Hacı Mustafâ Anvarî → Nevşehirli Abdullâh Gürbüz → Hacı Haydar → Hacı Bekir Baba → Mustafâ Özbağ Efendi silsilesi — İrşâd Dergisi hâtırâtı; «Bayındır Fırınlı Köyü hâtırâsı» — modern Karabaş hâtırâtı — Mustafâ Özbağ Efendi sohbetleri; modern Karabaş zikrullâh tedrîsi — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Tevhîd, Kalb, Sünnet, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı