Ölüm hakikati, hayatın aynasí olarak gerçek ile yalanı, hak ile bâtílí, mü’min ile münafíkí mey’dana çıkaran müstesna bir mecradır; nitekim Allah Te’âlâ Kur’ân-í Kerîm’de “Her nefis ölüm tatdíkídír ve ancak kíyâmet günü ücretleriniz size tam olarak verilecektir” (Âli Ímrân 3/185) buyurmuştur. Bu sohbette üstâd, ölüm hakikatinin manevî sıhhati nasíl tahkik ettişini, ölüm anının nasíl bir hakikat aynasí olduşunu ve mü’minin ölümü nasíl idrâk etmesi gerektişini izah etmektedir.
Ölüm Hakikati: Hayatın Aynasí
Ölüm, dünya hayatínín nihâyeti ve âhiret hayatínín başlangıcıdír. Allah Te’âlâ Kur’ân-í Kerîm’de “Her nefis ölüm tatdíkídír” (Âli Ímrân 3/185) buyurarak, ölümün her canlínín üzerine vacîb olduşunu ifade etmiştir. Ölüm, hayatın aynasídír; çünkü bir kişinin nasíl yaşadíşí, ölümünde ortaya çıkar. Mü’minler, ölümlerinde Allah’a kavuşma sevincini tadarken; gafiller, ölümlerinde âhiret azabíní tatmaya başlar. Resullahâ sallallahü aleyhi vesellem “Ölümü çokça hatırlayíníz” (Tirmizî, Zühd 4) buyurmuştur. Bu, mü’minin hayatín her safhasínda ölümü hatırlamasínín manevî bir tahsil olduşunu ifade eder. Salik, ölümü her vakit hatırlayarak hayatína yaşadíşínda, hayatının her adímíní tashih eder, âhireti için hazírlík yapar. Karabaş Velî hazretleri “Mü’min, her gün ölümü hatírlamayan, hâlînî tâyîn eden bir manevî aynayí bírakmíşttır” buyurmuştur.
Ölümde Gerçek ile Yalanın Ortaya Çíkmasí
Ölüm, gerçek ile yalanı meydana çıkaran bir anídír. Bir kişinin hayatí boyunca söyledişi sözler, yaptíşí davranışlar, savunduşu inançlar, ölüm anínda hakikat aynasína yansír. Mü’min, hayatí boyunca Allah’a iman ettişini söyleyip de hakikatte bunu hayatína yansítmayan bir kişi, ölümünde bu durumu farkína varır. Hadisi şerîfde “Hiç biriniz Allah’a güzel zanní olmadan ölmesin” (Müslim, Cennet 81) buyrulmuştur. Bu, mü’minin ölümüne kadar imanını korumasínín gereşini ifade eder. Bazıları hayatí boyunca ahlâkí davranışlar sergiler, ölümünde de aynı şekilde gider; bazıları ise hayatí boyunca yalancílík yapar, ölümünde de gerçek yüzü ortaya çıkar. Bu, ölümün gerçek ile yalanı meydana çıkarmasí demektir. Salik, hayatín her safhasínda hakikate sımsıkı sarılarak ölümü dile getirir; çünkü ölüm geldişinde, gerçek yüzü ortaya çíkacaktır.
Mü’min ile Münafíkín Ayírdí
Mü’min ile münafíkín ayírdí, ölümlerinde ortaya çıkar. Mü’min, ölümünde Allah’a kavuşma sevincini tadar; çünkü hayatí boyunca Allah’a yönelmiştir. Münafík ise ölümünde dehşet ve azab tadar; çünkü hayatí boyunca münafíklík yapmíştır. Allah Te’âlâ Kur’ân-í Kerîm’de “Münafíklar, cehennemin en alt tabakasíndadír” (Nisâ 4/145) buyurmuştur. Münafíkík, mü’min görünüp aslínda kâfir olmaktír; bu hâl, manevî bir hastalíktír. Hadisi şerîfde “Münafíkín üç alâmeti vardír: söyledişinde yalan söyler, va’d verdiğinde dönderir, kendisine emanet edildişinde hıyânet eder” (Buhârî, Ímân 24) buyrulmuştur. Salik, bu üç alâmetten korunmak için imanını tahkim eder ve hayatín her safhasínda hakikate sımsıkı sarılarak yola devam eder.
Ölümle Yargínín Başlanmasí
Ölümle birlikte âhiret yargísí başlar. Kabir âleminde Münker ve Nekîr melekleri her kişiye sual sorar; “Rabbin kim?”, “Dinin ne?”, “Peygamberin kim?” diye. Salikin hayatí boyunca tahkik ettişi iman, kabir suâ’lînde ortaya çıkar. Mü’min, bu sualleri kolayca cevaplar; çünkü hayatí boyunca imanını tahkim etmiştir. Münafík ise bu suallere cevab veremez ve azab tatmaya başlar. Hadisi şerîfde “Kabir, ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurdur” (Tirmizî, Âhiret 26) buyrulmuştur. Bu, kabrin manevî bir mertebede olduşunu ifade eder. Salik, kabir suâ’lînden korunmak için hayatí boyunca imanını tahkim eder, âmeli sâlihî tahsil eder, sünneti hayatína tatbik eder. Mürşidi kâmil, dervişe kabir hayatí ile ilgili olarak nice bilgi verir ve onu manevî hazírlíşa yöneltir.
Ölümün Manevî Tahsi’lî Olarak Ídrâki
Tasavvuf, ölümü bir manevî tahsil olarak idrâk eder. Sufiler, “Ölmeden önce ölünüz” hadisi şerîfîne sımsıkı sarílır; bu hadis, salikin nefsinin hírsíní öldürüp kalbinin diri olmasíní emreder. Salikin asıl ölümü bedenî ölüm deşil, nefsî ölümdür; nefsin hírsíní, kibríní, hasedîní, riyâsíní öldürüp yerine güzel ahlâkı yerleştirmek bir manevî ölümdür. Salik, böyle bir manevî ölümü yaşadíşínda, Ílâhî hayatí tatma˙ya başlar. Ímâm Gazzâlî “Íhyâü Ulûmi’d-Dîn”de bu manevî ölümün adâbíní tahkik etmiştir. Karabaş Velî hazretleri “Salikin asıl ölümü, nefsinîn ölümüdür; bu ölümü yaşamayan, hakikatte hayat tatmasí mümkün deşildir” buyurmuştur. Salik, bu manevî ölümü mürşidin tevçihiyle yaşar.
Ölüm Bilincinin Hayatí Tashihi
Ölüm bilinci, mü’minin hayatín her adímíní tashih eden bir manevî aynadír. Salik, “ben her an ölebilirim” şuüru ile yaşadíşínda, hayatín her saniyesini Allah rízasí için tashih eder. Boş sözleri bírakír, faydasíz meşgalelerden užak durur, kalbini hep Allah’a yöneltir. Hz. Ömer (r.a.) “Hesab edilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz” buyurmuştur. Bu, mü’minin nefs muhâsebesi yapmasínín manevî gereşidir. Salik, gece yatma˙dan önce ve sabah uyandığında nefsini hesaba çekerek hayatíní tashih eder. Hadisi şerîfde “Akıllı kişi, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrasí için hazírlík yapandír” (Tirmizî, Kíyâmet 25) buyrulmuştur. Salik, ölüm bilincini bir manevî tahsil olarak yaşadíşínda, hayatínín her adímí bereketle dolar.
Bibliyografya
- Âli Ímrân sûresi, 185. âyet (her nefsin ölümü tatması).
- Ankebût sûresi, 57. âyet (her nefsin ölümü tatması).
- Nisâ sûresi, 78. âyet (ölümün takip etmesi).
- Nisâ sûresi, 145. âyet (münafíklarín cehennemin en alt tabakasí).
- Tirmizî, Sünen, Kitâbü’z-Zühd 4, ölümü hatırlama.
- Müslim, Sahîh, Kitâbü’l-Cennet 81, Allah’a hüsni zann.
- Buhârî, Sahîh, Kitâbü’l-İmân 24, münafíkín üç alâmeti.
- Tirmizî, Sünen, Kitâbü’l-Âhiret 26, kabir hayatí.
- Tirmizî, Sünen, Kitâbü’l-Kıyâme 25, akıllı kişi tanímı.
- Buhârî, Sahîh, Kitâbü’l-Cenâiz, kabir suâli.
- Müslim, Sahîh, Kitâbü’l-Cenâiz, kabir suâli.
- Gazzâlî, İhyâü Ulûmi’d-Dîn, Kitâbü Zikri’l-Mevt.
- İmâm Nevevî, Şerhu Sahîhi Müslim, ölüm bahsi.
- İbn Kayyim, er-Rûh, ölüm sonrasí bahsi.
- İbn Arabî, Fütûhât-í Mekkiyye, ölüm bahsi.
- İmâm Rabbânî, Mektûbât, manevî ölüm bahsi.
- Mevlânâ, Mesnevî, III. Defter, “Ölüm” beyitleri.
- Karabaş Velî, Mîzân Şerhi, manevî ölüm bahsi.
- Niyâzî-i Mısrî, Dîvân, “Ölmeden önce ölmek” beyitleri.
- İsmâil Hakkı Bursevî, Rûhu’l-Beyân, Âli Ímrân 185 tefsîri.
Sohbetin Tasnîfi
Bu sohbet, ölüm hakikatinin hayatın aynasí oluşu, ölümde gerçek ile yalanın ortaya çíkması, mü’min ile münafíkín ayírdí, ölümle yargínín başlanmasí, ölümün manevî tahsi’lî olarak idrâki ve ölüm bilincinin hayatí tashihi gibi mevzuları ihtiva etmektedir. Halvetî-Şabânî-Karabaşî tarikatínín ölüm hakikati üzerindeki tahkimini ifade eden bu sohbet, mü’minin hayatíní âhireti için hazírlíklamasí mevzuínda önemli bir kaynak nitelişindedir.
Kaynak: Mustafa Özbaş Hocaefendi Sohbetleri | Video | Seri: Ölüm ve Âhiret