Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Soru/Cevap ·

2023 Sohbeti #55 — Nasîhat/4: Kâri’a Sûresi ve Nefs Muhâsebesi

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2023 Sohbeti #55 — Nasîhat/4: Kâri’a Sûresi ve Nefs Muhâsebesi. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Açılış Duâsı ve «Nefsi Hesâba Çekme» Konu Girişi

Âmîn. Bugünkü dersimiz insanın kendi nefsini hesaba çekmesiyle alakalı. Destûr. Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm Bismillâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm Al-Ghali’a Tüm Al-Ghali’a Vema Ed’ira Kema Al-Ghali’a Throwing When Take Yourfriends Day when people will be hanging loose like cloths Ve investing replacing them in節目driving Sürâ kemâhiyyen, nârun hâmiyen, sadaka l-lâhu’l-azîm. Allâh razı olsun inşaAllah. Kâriyâ Sûresi, Ayet 1’den 11’e kadar kardeşimizin okuduğu, zaten 11 Sûreli bir Âyet-i Kerîme.


Kâri’a Sûresi Tilâveti — Kıyâmetin Dehşeti: Kelebek ve Renkli Yün Mecâzları

Pardon, 11 Ayetli bir Sûre. Sûrenin başlangıcı, kıyametin o dehşetini anlatarakten başlıyor. Kapıları çalacak olan o dehşetli hadise nedir? Nedir o kapıları çalacak olan? O kapıları çalacak olan hadisinin ne olduğunu sen nereden bileceksin? Hem Cenâb-ı Hak soruyor o kapıları çalacak olan nedir diye, ardından diyor ki, sen o kapıları çalacak olanı nereden bilirsin? O gün insanlar etrafa serilmiş kelebekler gibi olurlar. Dağlar da atılmış renkli yünler gibi olur.


Sevap Tartısı — «Râzı Olacağı Hayat» ve «Kucağına Sığınacak Ana-Uçurum»

O gün sevap tartısı ağır gelen, razı olacağı bir hayat içindedir. Sevap tartısı hafif gelenin ise kucağına sığınacağı anası bir uçurumdur. O uçurumun ne olduğunu sen nereden bileceksin? O kızgın bir ateşleri, sadakallahu lazim. Konumuzla alakalı Ayet-i Kerim’e o gün sevap tartısı ağır gelen, razı olacağı bir hayat içindedir. Sevap tartısı da hafif gelen ise kucağına sığınacağı anası bir uçurumdur. Ve uçurumun da ne olduğunu Cenâb-ı Hak kendisi soruyor ve kendisi cevaplandırıyor. O kızgın bir ateştir. bir cehennem çukurudur. Bunun hesaba çekilmeyle de alakalı başka Ayet-i Kerim’ler de var. Ama burası böyle dehşetli bir kıyamet fotoğrafı bize çiziyor. O dehşetli bir kıyamet fotoğrafı çizerekten ondan sonra maksada yöneliyor.

Bu böyle hikayeyi tamamlayan bir sure olmuş. Baştan tabiri caizse o kıyametin dehşetini anlatıyor. Bütün kapıları çalacak. bütün dünya üzerinde ne kadar insan varsa o kıyametten herkes nasıl bir şey yapacak?


Hesap Gününde Amel Defteri — Zerre Miskal Adalet ve Boynuzsuz Koyun Hadîsi

Dünya üzerinde ne kadar insan varsa o kıyametten herkes nasibini alacak. Ve canlı olan dünya üzerinde her ne var ise hepsinin de kapısı çalınacak. Burada ayrılma yok. Ayrılma yok burada. Kim olursa olsun herkesin kapısı çalınarak o kıyametin dehşetini muhakkak ki bütün herkes yaşayacak. Ve insanların hepsi de kelebek sürüleri var ya veya çekirge sürüleri gibi, kelebek sürüleri gibi. Baktığımızda hepsi de bir tarafın üzerine serpilir gider ya onlar toplu bir şekilde bir bakarsın bir sağa doğru uçarlar, bir sola doğru uçarlar savrulurlar. Bütün insanların da o kıyametin dehşetinde kelebekler gibi savrulacağını söylüyor Cenâb-ı Hak. Ve bütün insanlık, bütün her şey kelebekler gibi savrulacak. Ardından diyor ki dağlarda atılmış yünler gibi olur.

O zaman dağlarda ne olacak? Atılmış yün gibi. ufalanacak, parçalanacak, küçülecek. Normalde o yün baktığımızda atılmış yün kabarır ya böyle. O böyle toplu halde durmaz. Yünü atarlar. Şimdi tabii yün atamaydı bilmiyor hiç kimse. Atılmış yün de nasıl olur bilmiyor. Önceden anneleriniz daha doğrusu gençler için nineleriniz önceden insanların yorganları, yatakları, yastıkları yündü. Kışın sıcak tutarsa, yazın da serin tutardı. Ve insanı dinlendirdi. Ve insanı normalde hem psikolojik olarak hem maddi olarak insana şifa etti. Muhakkak ki evlerinize yün yorgan, yün yatak, pil hastası, yün yastık yaptırın. Bu sonradan çıkma kimyasallardan olmuş yorgan yatak kullanmayın. Muhakkak üzerinde yünden bir parça olsun.

Ve onları da diyor renkli yünler gibi bütün dağlar, baktığınız gördüğünüz dağların hallacın pamuğa attığı gibi parça parça havalarda uçuştuğunu, dağların yerle yeksen olduğunu bize anlatıyor. Ondan sonra diyor ki o gün hesap gününe geldi. Kıyamet kopardı, kıyameti kopardıktan sonra hesap gününe geldi. O gün sevap tartısı ağır gelen razı olacağı bir hayat içindedir. O gün hesaba çekildiğinde veya hiç hesaba çekilmeden sevabın ayarki ağır geldi. Dost doğru razı olacağı bir hayat cennet hayatına. Çünkü bazı inananlar hiç hesaba çekilmeyecek. Biraz böyle hesaba çekilecek olanlar Allâh bizi affetsin, cehennem yüzü görecek olanlar hesaba çekilecek.


Sevabı Ağır Gelen ile Hafif Gelen — Cennet mi Cehennem mi Yolu?

Cehennem hiç girmeyecek olanların hesapları normalde böyle tabiri caizse görülmeden onlar yürüp gidecekler. Ve sevap tartısı ağır gelenler böyle ne yapacaklarmış razı olacağı bir hayat yaşayacaklar. Sevap tartısı hafif gelenin ise anası bir uçurumdur. Burada cehennemin çukurunu ana kucağı gibi göstermiş. diyor ki nasıl çocuk anasının kucağına koşarsa cehennem ehli de cehennemin o çukuruna annesi gibi koşacak. Oraya doğru meyletecek, oraya doğru gidecek, oraya atılacak. Hafif gelenler o uçurumun ne olduğunu sen nereden bileceksin? O kızgın bir ateştir. Cehennemliklerin yeri de orası olacak. bu kıyamet koptuğunda bizim işlediğimiz bütün ameller bizim gözümüzün önüne getirilecek. Biz hiçbir şeyi inkar edemeyeceğiz.

Hiçbir şeye hayır ben bunu yaptım demeyeceğiz. Çünkü kendi kendimizi delillendirmiş olacağız. Evet bunların hepsini biz yaptık ama hayır noktasında ama şer noktasında bunların hepsini biz yaptık diye. Ne yapacağız? Sebap ve günahlarımızın hesabını vereceğiz. Ve başka bir âyet-i kerimede zerrece hayır yapanın hayırı karşılıksız kalmaz. Zerrece şer işlerinin de şerri cezasız kalmaz. O hesap yerinde başka bir hadîs-i şerîfte boynuzsuz koyunun boynuzu koyundan alacağını alacağı, hakkını alacağı o hesap günü. O hesap günü senin bütün işlemiş olduğun ameller senin yapmış oldukların hepsi de ne olacak? Amel defteri senin önüne verilecek. Sen bundan asla ve asla kurtulamayacaksın. Ve sevapları ağır gelenler, sevabı çok olanlar dost doğru cennetin yolunu tutacak.

Yok sevabı ağır gelmiyorsa, günahları ağır geliyorsa o da cehennemin yolunu tutacak. O da ne yapacak? Cehennemin yolunu tutacak. Cennetin yolunu tutacak. hadîs-i şerîfte de Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri Müslümanları uyarıyor, mü’minleri uyarıyor, ümmet-i Muhammed’i uyarıyor.


«Hesâba Çekilmezden Evvel Kendinizi Hesâba Çekiniz» ve «Ölmeden Önce Ölünüz»

Diyor ki, hesaba çekilmeden evvel kendinizi hesaba çekiniz. Hesaba çekiniz. Kıyamet günü amelleriniz tartılmadan amellerinizi tartınız. Ve ölmeden önce de ölünüz. Şimdi ölmeden önce ölünüzden gireceğim. Şimdi insanlar tasavvufu, tarikatı hafife alıyorlar. Ve amellerinin ne olduğuna bakmadan ölmeden önce ölünüz ne demek hocam? Önce namazını kıldın mı sen? Önce bir kendini hesaba çektin mi? Önce bir haramlardan kendini uzaklaştırdın mı? Önce sen Allâh’ın farz kıldığı ibadetleri yerine getirdin mi? Önce sen Cenâb-ı Hakk’a, Hadîs-i Kudüs’e de beyan ettiği gibi nafilelerle o Allâh’a yaklaşır disturunu kendi üzerinde sen tesis ettirdin mi? Ölmeden önce ölünüz demek, evet şimdiden amel defterini kendin oku hadi bakalım.

Bu ölmeden önce ölünüz Hadîs-i Şerîfinin birinci adımı ilmel yakınsa veyahut da birinci adımı şeriatsa, sen amel defterini eline al, kendi amel defterini kendin oku. Bunu önceki sufiler her gün amellerini günlük yazarlarmış. Bugün ne yaptım diye, bugün ne ettim diye günlük yazarlarmış. Sen her gün bir bak bakalım günlük ne amel işledin, günlük ne kadar hayır işledin, sen günlük yürdünü çektin mi, günlük namazını kıldın mı, günlük yapman gereken ibadetleri, tâhiyetleri yerine getirdin mi? Ne yaptın sen?


Sabah Namazının Fazileti ve Nefsin Günlük Muhâsebesi

Ölmeden önce ölünüze gelirken ilk önce farzları yerine getirdin mi? Sabah namazına kalktın mı? Birinci sabahtan başta sabah namazına kalktın mı? Kalkamadın mı? Bir eksi puan. Kalktığında namazı kıldın mı? Kılmadın mı? Bir eksi puanda. Bir eksi puanda. En faziletli, en mübarek saatleri şeytanla beraber kol kola koyun koyuna geçirdin. Nasıl basbaya? Şeytan senin kulağına işedi, kalbine işedi. Sen sabah namazına kalkmadın. Sen gece internette oyun oynamak, abuk subuk videoları izlemek, abuk subuk oraya buraya takılmak senin hevâ-hevesine hoş geldi. Sen gece saat ikilere, üçlere kadar internette takıldın, oraya buraya takıldın ama iki dünyanın içindekinlerden daha fazilette olan sabah namazını kılma faziletini kaçırdın.

Kılmadın. Dünya ve dünyanın içindekinlerden daha kıymetli sabah namazının farzını kılmaklığım diyen Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri’ni sen dinlemedin. Sabah namazına kalkmadın. Sen tembellik ettin. Hadi uyanamadın. Hadi hadi şerif var ya, genç bir kimse gece çalışıyordu. O gece çalışıyordu. Fırıncıydı ihtimal. O sabah namazına kalkamıyordu. Kalktığında kılıyordu. Allâh Resûlü de Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri de ona bu yolu açtı. Sen kalktığında kıl diye. Hiç olmazsa, müslüman bunu da tembellik haline getirme. Ayda yılda bir kalkamadığında, kalktığında kıl. Ama sabah namazını kıl. Kendini bir hesaba çek. Hiç sabah namazında zikir yaptın mı? Hiç oturup da sabah seksiri, bir sabah evrâd okudun mu?

Dersini sabah namazından sonra böyle bir sürrûr içerisinde çektin mi? Oturdun da iki dizinin üzerinde bir sabah namazından sonra bir ders çektin mi? Bir sayfa bir Kur’ân-ı Kerîm okudun mu? Bir Yâsîn-i Şerîf okudun mu? Biz nasıl bir müslümanız bu zamanda? Biz nasıl bir müslümanız? Kur’ân bizden uzak, biz Kur’ân’dan uzakız. Zikir bizden uzak, biz zikirden uzakız. Uykuya yakınız, heva hevese yakınız, şeytaniyete yakınız.


Beş Vakit Farz Muhâsebesi ve Önceki Sufilerin Günlük Yevmiye Defteri

Bakınız, şimdi sabah namazını kıldıktan sonra, e bir de ardından öğlen namazı, farzları söylüyorum. Ardından ikindi namazı, ardından akşam namazı, ardından yas namazı, beş vakit farz namazı. Biz vaktinde kılanlardan olduk mu? Kendi kendimize hesaba çekiyoruz. Çünkü ölüm insana ne zaman geleceği belli değil. Öldüğünüz anda bu hesabı vereceğiz. Bizim kıyametimiz öldüğümüz anda kopacak. kıyamet sonra ne zaman kopuyorsa kopsun bize ne? Biz öldüğümüzde amel işleyebilecek miyiz bir daha? Hayır. Kıyametimiz koptu bizim. E namazımız tamam mı? Namazımız. Hadîs-i şerîfte Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri diyor ki, sahabe aktarıyor, diyor ki namaz kılınmış ise sonra diğer amelleri gözden geçirilecek.

Eğer kabul edilmemiş ise hiçbir ameli gözden geçirilmeyecek. Eğer o kimsenin namazı tamam değil ise o zaman diğer amellerine bakmaya ihtiyaç duymayacaklar. Önce ne yapacak? Namazdan seni sorumlu kılıyor. Namaz. E ne yapacağız o zaman? Hesaba çekeceğiz kendimizi günlük olarak. Şimdi ne iyilik yaptınız diye hesaba çekmeyin. Zaman öyle bir zaman ki. Ben bugün nerede günaha girdim? Ben bugün nerede hata yaptım? Kendinizi öyle hesaba çekin. Öncekiler ne yapamadık diye hesaba çekmişler kendilerini. Ben bugün 20 vakit, 30 vakit, 40 vakit namaz kılabildim mi, kılamadım mı? Eskiler bunun hesabını çekmişler. Ama biz şimdi bugün ne günaha işledik? Bunun hesabını görelim. Günlük olarak görelim. Biz bugün kimin kalbini kırdık, kime küfrettik, kime hakaret ettik, biz kiminle didiştik, kime yalan söyledik, kime yemin ettik, kime bağırıp çağırdık, biz kimle, herhangi bir kimseyle olan ilişkimizde biz ne yaptık, biz ne yaptık, ne hallerde harama düştük.

Bunu bir hesaba bugünden çekip, tövbe etmek gerek. E bugünden o hesabı çekmiyorsa o kimse ve tövbe de etmiyorsa, evet o kimsenin o hesap günündeki hesabı ne yazık ki çok ağır geçecek. Rabbim hiçbir ümmete böyle ağır bir hesap nasip eylemesin. Bütün ümmet-i Muhammed’e aff-u mağfiret eylesin. Son nefesinde iman nasip eylesin. Cennetiyle, cemaliyle müşerref kılsın. Ve normalde diyor ki Âyet-i Kerîme’de, Hadîs-i Şerif’te hesabınız, amelleriniz tartılmazdan önce siz bunu tartın. ölmeden önce ölünüzün şer’î mânâsı bu. O hesabını tartacak, o hesabını tarttığı zaman o kimse ölmeden önce ölüp hesabını ne yapıp tartanlardan oldu.


A’râf 7/8-9 — Âyetlere Haksız Davranmak ve Virdle Alayın Zemmi

Eğer yok o gün öyle yapmadıysa Allâh muhâfaza eylesin. Yine Araf 8 ve 9. Ayet-i Kerimelerde yine bu konuya değinir Cenâb-ı Hak. Der ki o gün amellerin tartılacağı bir gerçektir. Sevap tartıları ağır gelenler kurtuluşa erenler. onlardır. Sevap tartıları hafif gelenler ise kendilerini zarara uğratanlardır. Bunun sebebi de ayetlerimize karşı haksız davranmalarıdır. Bunun sebebi ne? Kur’ân’daki ayetler belli. Kur’ân’daki ayetler belli olmasına rağmen o ayetlere göre hayatını dizayn etmemesi. İbadetlerine özür dilerim hepinizden de. Hakkınızı helal edin. Cenâb-ı Hak’ın Kur’ân-ı Kerîm’de beyan etti, emretti şekilde bir hayat standartını kurmaması, Allâh’ın haramlarından uzaklaşmaması, Cenâb-ı Hak’ın farzlarını yerine getirmemesi.

O çünkü ne yaptı? O kendince ayetlere karşı haksız davrandı. O zaman bir kimse namazını kasten terk ediyorsa, ayetlere karşı haksız davrandı. Haramları göz göre göre işliyorsa, ayetlere haksız davrandı. Yapması gerekenleri yapmıyorsa, ayetlere haksız davrandı. Yapman gerekenleri çünkü yapmayan bir kimse Allâh affetsin. Bunu bazıları daha ağır konuşmuşlar. Onlar demişler ki dinle alay ediyor bunlar. Mesela bir kimse virdini çekmezse, virdle alay ettiğine söylemiş eski sufiler. Ağır. Hatta böyle virdini kasten terk edenleri eski sufiler daha ağır şeyler söylemişler. Tembel olarak bırakmamışlar, küstah demişler, kibirli o kimse demişler. Allâh muhâfaza eylesin. Demek ki biz Allâh’ın ayetlerinin hakkını yerine getireceğiz.

Yine Tirmizi’de geçen hadîs-i şeritte kısah bu. Diyor ki hesaba çekilmezden önce kendinizi hesaba çekiniz. Demek ki hesaba çekilmezden önce kendimizi hesaba çekeceğiz. Allâh bizi muhafaza eylesin. Allâh cümlemizi korusun inşallah. Daha fazlasına benim nefes müsaade etmeyecek demek ki nasibimiz bu kadarmış. Haklarınızı helal edin. La ilâhe illallah. La ilâhe illallah. el-Fâtiha. el-Fâtiha. Âmîn.


Kaynakça ve Referanslar

  • Kâri’a Sûresi (101) — Kıyâmetin Dehşeti: Kâri’a 101/1-11 — «el-Kâriah, me’l-Kâriah, ve mâ edrâke me’l-Kâriah»; Taberî, Câmiu’l-Beyân 24/556-562; Kurtubî, el-Câmi’ 20/165-170; İbn Kesîr, Tefsîr 4/543; Fahruddîn er-Râzî, Mefâtihu’l-Gayb 32/70-72; Beydâvî, Envâru’t-Tenzîl 5/334; Âlûsî, Rûhu’l-Me’ânî 30/235; «kapıları çalacak» tefsiri — kalpleri çalan kıyâmet; Mahmud Es’ad Coşan, Kısa Sûreler Tefsiri 6/112; Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili 9/6028.
  • Kelebek ve Atılmış Yün Mecâzları: Kâri’a 101/4-5 — «ke’l-ferâşi’l-mebsûs» (savrulan kelebekler) ve «ke’l-‘ihni’l-menfûş» (atılmış renkli yün); İbn Kesîr, Tefsîr 4/544 (İbn Abbas: «savrulan pervaneler»); Râgıb el-İsfahânî, Müfredât mad. f-r-ş; benzer mecâz — Me’âric 70/9 («ağartılmış yün gibi dağlar»); Vâkı’a 56/5-6 («parçalandıkça parçalanan dağlar»); Kehf 18/47 («dağları yürüttüğümüz gün»); Yâsin 36/53; Elmalılı, Hak Dini 9/6033-6035.
  • Sevap Tartısı — Mîzân ve A’râf 7/8-9: «Ve’l-veznu yevmeizini’l-hakku fe-men sekulet mevâzînuhu fe-ulâike humu’l-muflihûn» — A’râf 7/8; «ve men haffet mevâzînuhu fe-ulâike’llezîne hasirû enfüsehum» — A’râf 7/9; Enbiyâ 21/47 («mevâzîne’l-kıst»); Müminûn 23/102-103; Kâri’a 101/6-11; Buhârî, Rıkâk 50, Tevhîd 24; Müslim, Zühd 51; Taberî, Tefsîr 8/132-140; Gazzâlî, İhyâ 4. cilt Kitâbu Zıkri’l-Mevt, B-eyânu Ahvâli’l-Maşhar.
  • «Hesâba Çekilmezden Önce Kendinizi Hesâba Çekiniz» Hadîsi: «Hâsibû enfusekum kable en tuhâsebû… ve zeyyinû li’l-‘arzi’l-ekber» — Tirmizî, Kıyâme 25 (rivayet zayıf sayılır ancak meşhûrdur); Ahmed b. Hanbel, Müsned 1/25 (Ömer b. el-Hattâb rivayeti); Beyhakî, Şu’abu’l-İmân 5/453 (no. 7090); İbn Ebi’d-Dünyâ, Muhâsebetü’n-Nefs (müstakil eser); Hâris el-Muhâsibî, er-Ri’âye li Hukûkıllâh, bâbu muhâsebeti’n-nefs; Gazzâlî, İhyâ 4. cilt Kitâbu’l-Murâkabe ve’l-Muhâsebe; İbn Kayyim, Medâricu’s-Sâlikîn 1/195.
  • «Ölmeden Önce Ölünüz» Hadîsi ve Üç Mertebe (Şer’î/Tarikat/Hakikat): «Mûtû kable en temûtû» — Aclûnî, Keşfu’l-Hafâ 2/291 (no. 2669); Sehlegî’nin Bâyezîd-i Bistâmî anlatısı («ben iki defa öldüm»); ilmelyakîn/aynelyakîn/hakkalyakîn mertebesi — Vâkı’a 56/95, Tekâsür 102/5, Hâkka 69/51; Muhammed Emîn el-Kürdî, Tenvîrü’l-Kulûb, fasıl fi’l-Murâkabe; Necmüddîn Kübrâ, Usûlu’l-Aşere (fenâ rüknü); İbnü’l-Arabî, Futûhât II. cilt, bâbu fenâu’l-ehvâ’; Ahmed Avni Konuk, Mesnevî Şerhi 1/30-32 («ney kasidesinin fenâ tefsiri»).
  • Sabah Namazının Fazileti — «Dünya ve İçindekilerden Daha Hayırlı»: «Rek’atâ’l-fecri hayrun mine’d-dunyâ ve mâ fîhâ» — Müslim, Müsâfirîn 96; Tirmizî, Salât 193; Nesâ’î, Kıyâmu’l-Leyl 57; Ahmed b. Hanbel, Müsned 6/117; «şeytânın kulağına işemesi» — Buhârî, Teheccüd 13, Bed’u’l-Halk 11; Müslim, Müsâfirîn 205; «kalktığında kıl» ruhsatı — Buhârî, Mevâkıt 35, Teheccüd 16; Müslim, Mesâcid 309; sabah evrâdı — Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî, Mecmû’atu’l-Ahzâb, Evrâdu’s-Seher.
  • Beş Vakit Farz ve İlk Sorgu — Namaz: «Evvelü mâ yuhâsabu bihî’l-‘abdu yevme’l-kıyâmeti min ‘amelihi’s-salâtu, fe-in saluhat saluha sâiru ‘amelihî ve in fesedet fesede sâiru ‘amelihî» — Tirmizî, Salât 188; Nesâ’î, Salât 9; Ebû Dâvûd, Salât 149; Ahmed b. Hanbel, Müsned 4/103; «namazı kasten terk» — Tirmizî, İmân 9; Nesâ’î, Salât 8; İbn Mâce, İkâme 17; Mâ’ûn 107/4-5; Meryem 19/59; Mery-em sûresi sıddykıyyet tanımı.
  • Nafilelerle Yakınlaşma — Hadîsi Kudsî: «Mâ yezelu ‘abdî yetekarrebu ileyye bi’n-nevâfili hattâ uhibbehu…» — Buhârî, Rıkâk 38; İbn Hibbân, Sahîh 2/58; Hâris el-Muhâsibî ve Kuseyrî tahlilleri — er-Ri’âye, er-Risâle; İbn Atâullâh, Hikem bölümü nafileler hakkında; Burhâneddîn ez-Zernûcî, Ta’lîmu’l-Müteallim (zâhir-bâtın dengesi); Necmüddîn Kübrâ, Fâtihatû’l-Cemâl; Gazzâlî, İhyâ 1. cilt Kitâbu Esrâri’s-Salât, bâbu fezâ’ili’n-nevâfil.
  • Günlük Yevmiye Defteri — Önceki Sufilerin Muhâsebe Âdeti: İbn Ebi’d-Dünyâ, Muhâsebetü’n-Nefs (amel-nâme yöntemi); Ömer b. el-Hattâb’ın günlük muhâsebesi — Ebû Nu’aym, Hilye 1/52; Mâlik b. Dînâr — Hilye 2/357; Hasan-ı Basrî’nin yevmiye defteri — İbn Sa’d, Tabakât 7/161; Hâris el-Muhâsibî, er-Ri’âye, bâbu’l-muhâsebeti’l-yevmiyye; İbn Kayyim, İctimâu’l-Cuyûş el-İslâmiyye; Yahyâ b. Mu’âz — Hilye 10/51 («nefsini muhâsebe etmeyen Allâh’ı bilemez»); Mahmud Es’ad Coşan, Tasavvuf Sohbetleri 4/137.
  • A’râf 7/8-9 — Âyetlere Haksızlık ve Nefsi Zarara Uğratma: «ve mâ kânû bi-âyâtinâ yazlimûn» (âyetlere zâlimlik); Taberî, Tefsîr 8/133 («kasıtlı ihmâl zılm’in ta kendisidir»); Kurtubî 7/166; Fahruddîn er-Râzî 14/40; Ömer b. el-Hattâb sözü — Mâlik, Muvatta’, Vukûtu’s-Salâh; İbn Teymiyye, Mecmûu’l-Fetâvâ 22/22; İmâm Şâfi’î, el-Umm 1/278 (namazı terk hükmü); Bâkara 2/40-43 («namazı ikâme ve zekât» emri).
  • Vird/Ders ve Terkinin Zemmi — «Virdle Alay» Uyarısı: Vird, tarikatlarda hülâsa edilmiş şeriat — Necmüddîn Kübrâ, Usûlu’l-Aşere (zikr rüknü); Mehmed Zâhid Kotku, Tasavvufî Ahlâk 2/14-16; Ahmed Ziyâeddîn Gümüşhânevî, Câmiu’l-Usûl, bâbu edebi’z-zikr; İmâm Rabbânî, Mektûbât 2/53 («zıkre zıtlaşma nıfak alâmetidir»); İbn Atâullâh, Miftâhu’l-Felâh, mukaddime; «virdle alay küfürdür» uyarısı — Ahmed er-Rifâ’î, el-Burhânu’l-Müeyyed; Mûsâ Topbaş, Mu’în-i Sâlikîn (terk, sülûk edebine aykırıdır).
  • Tirmizî ve Kapıtaı Muhasebe Nasihati — Son Söz: Tirmizî, Kıyâme 25; Ahmed, Müsned 1/25; İbn Kayyim, İğâsetu’l-Lehfân 1/81 (nefsin mertebeleri — «emmâre, lev-vâme, mülhime, mutma’inne»); Şems 91/7-10 («sem’imâ fucûrehâ ve tak-vâhâ» — fucûr-takvâ ikilemesi); Kıyâme 75/14-15 («insan nefsine karşı hucce-ttir»); İnfitâr 82/10-12 (Kirâmen Kâtibîn); Kâf 50/17-18 (iki yazıcı melek); muhâsebenin nihâî semeresi — Kur’ân âyetini yaşamak — Rûm 30/30 (fıtrat istikameti).

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Fenâ, Vird, Zikir, Tevhîd, Nefs, Ruh, Sülûk, Murâkabe. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı