Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

105. Dergah Sohbeti — Zikrullahın Delilleri, Nefis Engeli ve Kadere Rızâ

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 105. Dergah Sohbeti — Zikrullahın Delilleri, Nefis Engeli…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.

Nefis: Giriş

Bu sohbette Mustafa Özbağ Efendi, zikrullahın neden sallanarak ve sesli yapıldığını âyet ve hadislerle açıklamakta, nefsin Allah yolundaki tek engel olduğunu vurgulamakta, borç parasının zekâtı, fidye meselesi, Peygamber Efendimiz’i rüyada görme âdâbı ve kadere rızâ konularını ele almaktadır.


Zikrullah Neden Sallanarak ve Sesli Yapılır

Âyetlerden Deliller

Cenâb-ı Hak âyet-i kerimede “Allah’ı zikretmek en büyük iştir” buyurmuştur. “Siz namazlarınızı kıldıktan sonra ayakta iken, oturarak ve yanlarınıza yatarak da Allah’ı zikredin” âyet-i kerimesi zikrin çeşitli hâllerde yapılabileceğini göstermektedir. “Siz hac farîzasını yerine getirdikten sonra geçmiş atalarınızı andığınız gibi, hatta daha şiddetli bir şekilde Allah’ı anın” âyeti ise sesli zikrin delillerindendir.

Araplar önceden Beytullâh’ı tavaf ettikten sonra geçmiş atalarını yüksek sesle, herkese ilan ederek anarlardı. Cenâb-ı Hak bu âyetle “Atalarınızı andığınızdan daha şiddetli bir şekilde Allah’ı anın” buyurmaktadır. Bu, sesli zikrin en önemli işaretlerindendir.

Hadisten Delil — Sallanmanın Hikmeti

Hadis-i kudsîde buyrulmuştur: “Siz Allah’ı öyle zikredin ki rüzgârın olgunlaşmış buğday başaklarını salladığı gibi sallanarak zikredin.” Olgunlaşmış buğday başağı boynunu büker; ağırlığından aşağı doğru eğer. Aynı şekilde olgunlaşmış bir meyve dalı da ağırlığından dolayı boynunu büker.

Allah’ı zikreden kimse de olgunlaşmış meyveye benzetilmiştir: Boynunu büker, kibirsizdir. “Bende hikmet var, bende ilim var, bende aşk var, bende muhabbet var — gelin alın” der. Rüzgâr hangi tarafa eserse o tarafa sallanır. Allah’ı zikreden kimse de Allah’ın takdirine tâbidir; “Sen beni ne tarafa döndürürsen ben o tarafa dönerim” der.


Nefis — Allah Yolundaki Tek Engel

Hiç kimsenin önünde nefsinden başka bir engel yoktur. İnsanların işi, aşı, eşi, çoluğu çocuğu, mal varlığı, yokluğu, zenginliği, fakirliği, âmirliği, memurluğu — hiçbirisi Allah yolunda Allah adamı olmaya engel şeyler değildir. Ama nefis öbürüne çıkar, engelmişi gibi görünen şeyleri büyütür.

Namaz kılmamaya nefis oyun çıkarır, bir sürü sebebi vardır. Oruç tutmayanın bir sürü sebebi vardır. Hacca gitmeyenin bir sürü sebebi vardır. Haram işleyecek kişinin de sebebi çoktur — nefis üretir, onun işi odur. Allah yolunda koşturmanın, zikretmenin, farz ibadetleri yerine getirmenin önünde bir tek engel vardır: nefis. Başka hiçbir şey değil.


Ramazan Orucu ve Fetva Arayışı

Ramazan’dan önce sıcak havada oruç tutulup tutulamayacağı konusunda bir curcuna koparılmakta, kendilerini üstad veya ilâhiyatçı gibi gören kimseler fetva aramaya kalkmaktadır. Hâlbuki Allah Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurmuştur ki “Her kim Ramazan ayında oruç tutan elemanına, yanında çalışanına müsamahalı davranırsa Allah da ona müsamahakâr davranır, ona rahmet verir, bereket verir.” Ramazan orucunun vakti bellidir; bunu yılın 12 ayına yaymaya çalışmak nefsin oyunundan başka bir şey değildir.


Borç Verilen Paranın Zekâtı

Bir kimse birisine borç para vermiş olsa, o borç para kendisine geri gelmedikçe zekâtı verilmez. Para kendisine geldikten sonra üzerinden bir gün geçmesini bekler, ondan sonra zekâtını verir. Para borçludayken her sene eksilmez. Çünkü sen zaten bir başkasına borç vermekle çok büyük bir sevap işlemişsindir; o yüzden o paraya zekât gerekmez.


Hastalık Sebebiyle Oruç Tutamama ve Fidye

Geçici rahatsızlığı olan kimse iyileştikten sonra fidyesini verir. Ama sürekli rahatsızlığı olan — şeker hastası, tansiyon hastası, kalp hastası, devamlı ilaç kullananlar — bunlar geçici hastalıklar değildir. Bu kimseler Ramazan’ın başında, ortasında veya ne zaman verebilme imkânı buldularsa o zaman fidyelerini verirler.


Peygamber Efendimiz’i Rüyada Görmek — Tuz Yalama Kıssası

Bir derviş üstadına gelip “Peygamber Efendimiz’i rüyamda görmek istiyorum ama göremiyorum” demiştir. Üstadı ona “Evlâdım, tuz yala biraz” demiştir. Derviş hiç itiraz etmeden, “Ben koyun muyum tuz yalayacağım?” demeden, “Emredersiniz efendim” diyerek tuz yalamaya başlamıştır.

O gece derya derya koştu, susamaktan deryadan deryaya gitti. Sabah olunca üstadı sordu: “Evlâdım, rüyanda ne gördün?” Derviş: “Sabaha kadar sudan suya koştum, deryadan deryaya koştum” dedi. Üstadı: “İşte evlâdım, insanın sevdiğini görmesi, sevdiğine ulaşması için ona âşık olması lâzım” dedi.

Buradaki incelik şudur: Derviş üstadının emrine hiç sorgulamadan, akla mantığa vurmadan teslim olmuştur. Bu teslimiyettir ki onu sevdiğine ulaştırmıştır. Sevdiğini görmek isteyen onun izinden gidecek, onun kokusuyla kokulanacak, onun yörüngesinde yürüyecek, onun istediğini kendine istek yapacaktır.


Kadere Rızâ ve İmtihan

Müslümanların bugün için en büyük problemlerinden biri kadere iman ettik demek ama kendi kaderine razı olmamaktır. Başına bir şey geldiğinde “Neden benim başıma geldi?” demek kadere iman etmemek demektir. Hastalık gelecek, yokluk gelecek, darlık gelecek, imtihan gelecek. Bunlar kaçınılmaz gerçeklerdir.

Bazı şeyhler “Gel bizden ders al, bütün işlerin düzelir, iflâstan kurtulursun, eşin olur, çocuğun olur” diye insanları kandırmaktadır. Oysa Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretleri buyurmuştur: “Belânın, musibetin, sıkıntının en ağırı peygamberlere gelir. Ondan sonra velîlere, ondan sonra velîlerin etrafındakilere.” Eğer bir kimse Allah’a dost ise onda sıkıntı eksik olmaz, dert eksik olmaz, problem eksik olmaz. Eksilse hesapta yanlışlık var demektir.


Zikrullahı Küçük Görenin Hâli

Allah’ı zikreden bir kimseyi küçük gören, hor gören günahkârdır. Bu kim olursa olsun, Allah’ı zikreden kimseyi hafife almak kalpte günahkârlık alâmeti taşımak demektir. O kimsenin ciddi bir şekilde tövbe edip Allah’a yalvarması gerekmektedir. Zira o cemaat, beğenilmeyen, hor görülen, küçük görülen kimseler, Allah’ın “en büyük iştir” dediği ibadeti yerine getirmektedirler.


Kadının Zikir Esnasındaki Sesi

Kadınların zikir esnasındaki sesi erkeklere göre daha pes olması uygun görülmüştür. Ancak kadınların zikir sesinin duyulması haram değildir. Kadının haram olan sesi nâmeli, işveli sestir ve bu muhatap erkeğe karşıdır. Zikrullah esnasındaki ses ise farklı bir kategoridedir; herhangi bir sıkıntısı yoktur.


Kaynakça

Hadis-i Şerifler

  • Buğday başağı hadisi (hadis-i kudsî): “Allah’ı öyle zikredin ki rüzgârın olgunlaşmış buğday başaklarını salladığı gibi sallanarak zikredin.” — Deylemî, Müsnedü’l-Firdevs; Süyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr
  • Belânın en ağırı hadisi: “İnsanların en şiddetli imtihana çekilenleri peygamberlerdir, sonra derecelerine göre velîlerdir.” — Tirmizî, Zühd, 56; İbn Mâce, Fiten, 23
  • Seher vakti nüzûl hadisi: “Yok mu dua eden, yok mu isteyen?” — Buhârî, Teheccüd, 14; Müslim, Müsâfirîn, 168
  • Ramazan’da işçi hakları hadisi: “Her kim Ramazan’da yanında çalışana müsamaha gösterirse…” — Beyhakî, Şuabü’l-Îmân, III/305
  • Hz. Mûsâ kıssası (hadis-i kudsî): “Benim dostumla dost oldun mu? Benim düşmanıma düşman oldun mu?” — Ebû Nuaym, Hilyetü’l-Evliyâ, I/8

Âyet-i Kerimeler

  • Zikrullah en büyük iştir: Ankebût Sûresi, 29/45 — “…Allah’ın zikri elbette en büyük ibadettir.”
  • Her hâlde zikir: Nisâ Sûresi, 4/103 — “…Ayakta, oturarak ve yanlarınız üzerine yatarak Allah’ı zikredin.”
  • Hacdan sonra zikir: Bakara Sûresi, 2/200 — “Hac ibadetlerinizi bitirdiğinizde atalarınızı andığınız gibi, hatta daha coşkulu bir şekilde Allah’ı anın.”
  • Beni zikredin: Bakara Sûresi, 2/152 — “Beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim.”

Tasavvufî Kaynaklar

  • Tuz yalama kıssası: Tasavvuf literatüründe yaygın olarak nakledilen teslimiyet kıssası — Ankaravî, Mesnevî Şerhi
  • Sesli zikir delilleri: İmâm Süyûtî, Netîcetü’l-Fiker fi’l-Cehri bi’z-Zikir (sesli zikir hakkında müstakil risâle)
  • Zikir âdâbı: İmâm Nevevî, el-Ezkâr, Zikir Bâbı
  • Nefis engeli: İmâm Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, III. Cilt, Riyâzetü’n-Nefs

Fıkhî Kaynaklar

  • Borç parasının zekâtı: İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, II/305 — Borç verilen para iade edilmedikçe zekât gerekmez
  • Hastalık fidyesi: Mergînânî, el-Hidâye, I/125 — Sürekli hastalar fidyeyi diledikleri zaman verebilirler
  • Kadının sesi meselesi: Kâsânî, Bedâiü’s-Sanâi, V/124 — Kadının nâmeli sesi haramdır, normal sesi değil

Sonuç

Bu sohbette zikrullahın âyet ve hadislerle sâbit olduğu, sallanmanın ve sesli zikretmenin delillerle meşrû olduğu açıklanmıştır. Nefsin Allah yolundaki yegâne engel olduğu vurgulanmış, kadere rızâ ve Peygamber Efendimiz’e kavuşmanın yolunun teslimiyet ve aşk olduğu ifade edilmiştir. Zekât, fidye ve kadının zikir esnasındaki sesi gibi fıkhî meseleler de ele alınmıştır.

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Zikir, Nefs, Muhabbet, Aşk, Rızâ, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı