Fıkıh: Allah ile Kandırılma Tehlikesi
Cenab-ı Hak buyuruyor ki: ‘Sizi Allah ile kandırmasınlar.’ Bir kimse Allah’ın yerine kendini koyarsa veya Allah’ın hükmetmediği bir şeyi hükmetmiş gibi gösterirse Allah ile kandırmış olur. Hadis-i şerifte buyurulmuştur: ‘Ahir zamanda öyle insanlar olacak ki toplumların önünde sizin dilinizden konuşacaklar ama onların varacakları yer cehennemdir.’ Bizim dilimizden konuşmaları demek Kur’an ve Sünnetten konuşmalarıdır; ama yirmi yıl sonra dönüp ‘O 1400 yıl öncesinin hukukuydu, biz çağdaş hukuku getirdik’ derler.
Meydanlara bir elinde Kur’an bir göğsünde iman sloganıyla çıkıp sonra Kur’an’ın kapanmasını isteyen, memleketi darbeden darbeye sürükleyen kimseler olmuştur. Birilerine evliya dediler, mehdi dediler; sonra baktılar ki bazı halleri buna uymuyor. İçki içen bir kimse mehdi olabilir mi? Allah ile kandırılmamak için dikkat edilmesi gereken temel ölçü şudur: Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem haricinde hiç kimse hatasız değildir. Bir tek o İsmet sıfatıyla sıfatlanmış, Allah tarafından korunmuştur.
Söylenen her şeyin Kur’an ve Sünnete uygun olması lazımdır. ‘Mürşid-i kâmiller günah işlemezler’ denmesi Allah ile kandırmaktır. Bu konuda herhangi bir ayet-i kerime, hadis-i şerif veya imamların ictihadı yoktur. Bir kimse Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin sünnetini inkâr etse, küçük görse, hafife alsa; bir kimse Kur’an’ın hükümlerini küçük görse, hafife alsa; bunların hepsi insanı dinden çıkartır.
Seyyidlik Meselesi ve Ölçümüz
Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme sormuşlar: ‘Ya Resulallah, ehli beytin seyyidlerini, senin soyundan gelenleri nasıl tanıyacağız?’ Peygamberimiz çok açık ve net cevap vermiştir: ‘Kim benim Kur’an ve Sünnet sancağıma sımsıkı yapıştıysa o benim sülbümdendir.’
Her taraf seyyid kaynıyor. Namazdan haberi olmayan, oruçtan haberi olmayan kimselere seyyid sülalesi diye hürmet ediliyor. Seyyid sülalesinden olabilir, Allah mübarek etsin; ama ölçü Kur’an ve Sünnettir. Kur’an ve Sünnete uymuyorsa, o seyyidliğin bizim için bir anlamı yoktur. Aynı şekilde adam şeyhmiş, alimmiş; Kur’an ve Sünnete uymadığı müddetçe bizim için muteber değildir. İsterse havada uçsun, deniz üzerinde yürüsün, gayıptan haber versin.
İhlasın Ölçüsü Var mıdır?
İhlas insanın içindedir; dışarıdan ölçülebilecek kesin bir alameti yoktur. Gözyaşı da ölçü değildir; Yusuf Aleyhisselam’ın kardeşleri onu kuyuya attıktan sonra gelip Yakup Aleyhisselam’ın önünde ağladılar. Adam beş vakit namaz kılabilir ama ihlasına ölçü olmaz.
Belki devamiyetten bir şeyler ölçülebilir ama on beş yıl sonra bozulan insanlar var. On sekiz yaşındaki bir hatun evlenme teklif edince on beş yıllık derviş uçuyor. Birileri halifelik teklif edince gönülden geçen meydana çıkıyor, ihlas bozuluyor. İhlasın gerçek ölçüsü ancak Allah’ın bilgisindedir. Bize düşen istikamete duadır: Allah hepimize son nefese kadar Kur’an ve Sünnet istikameti versin.
Sabah Namazına Kalkmak İçin Zahiri Sebepler
Bir kimse sabah namazına kalkmak için bütün zahiri şartları yerine getirirse ve yine de kalkamazsa o kimse sorumlu değildir. Makul bir saatte yatacak, saat kuracak, telefonunu kuracak, hanımına ve arkadaşlarına söyleyecek. Ama gece ikiye üçe kadar televizyon seyredip sonra ‘Uykudan sorumlu değiliz’ demek kabul edilemez.
Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ve sahabe yatsı namazından sonra dini bir istişare veya devlet işi yoksa hemen yatarlardı. Bir fasıl uyur, gece kalkıp ibadet eder, bir fasıl daha uyur, seher vakti kalkarlardı. Acı olan şudur ki sabah namazında ayakta derviş sayısı çok azdır. Allah bizi affetsin. Sabah namazına kalkmak için gayret göstermek farzdır.
Namazı Vaktinde Kılamama Durumu
Bugünkü zamanda İslam devleti ve sistemi olmadığından insanlar çalışma hayatında namaz meselesinde problem yaşayabiliyor. Toplantı devam ederken namaz vakti giriyor, patron habersiz. Bu zorunluluk durumlarında Hendek Savaşı’ndaki gibi hareket edilir: Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Hendek kazarken öğleyi, ikindiyi, akşamı kılamadı. Gece olunca sırasıyla hepsini kaza etti.
Seyahatteyken ise Hz. Abdullah b. Ömer anlatıyor: ‘Hz. Resulullah ile yirmi üç sefer seyahat ettim. O öğle ile ikindiyi cem ederdi; öğleyi geciktirir, ikindinin vaktine yakın ikisini birden kılardı. Akşam ile yatsıyı da aynı şekilde cem ederdi.’ Bu seyahatteki zorunluluk hali için Hanefilerce de caizdir. Doktor ameliyatta, hemşire acil hastanın başında ise onlara özel fetva vardır; işleri bittikten sonra namazlarını kaza ederler.
Fıkıh Bilgisinin Önemi ve Bilgisizlik Tehlikesi
İnsan fıkıhıyla ayakta durur, sünnet bilgisiyle ayakta durur, Kur’an bilgisiyle ayakta durur. Etrafını bununla tartar, bununla biçer, bununla hükmeder. Eğer bu bilgi yoksa esen rüzgâra doğru gider. Toplumları Allah ile kandırmak isteyen insanlar karşılarında bilgili bir cemaat istemezler; çünkü bilgili cemaat adamı sorgular.
Bazı cemaatlerde soru sormak yasaktır. Neden? Adamın bilgisi yok. Bilgi olmayınca yasaklar. ‘Şeyhe soru sorulmaz, küstahlık olur’ derler. Resulullah’a sahabe soru sorduysa, biz neden sormayacağız? Bilgisizliğin olduğu yerde şeytan cirit atar.
Çok hızlı bilgilenmemiz lazım. Evlerinizde en az üç ciltlik hadis kitabı, bir fıkıh kitabı ve bir Kur’an meali olsun. Okuyun, beraber okuyun, istişare edin, sorun. Ders yaptıran arkadaşlar Hidaye’yi okuyacak, hadisleri okuyacak, meali okuyacak. Herkes okuyacak. Yoksa birisi iki rüya anlatır, beş hal anlatır, herkes peşine takılır.
Fıkıhta Kişisel Yorum Yapılamaz
Fıkıhla ilgili bir mesele konuşulurken ‘bana göre’ deme hakkımız yoktur. Bu söz İmam Yusuf, İmam Muhammed, İmam Azam gibi müctehidlere aittir. Bize düşen imamların ictihatları arasından birini tercih etmektir. Mesela İmam Azam altın dişe cevaz vermemiştir; İmam Muhammed ve İmam Yusuf vermiştir. Birisinin ‘Ben İmam Azam’a tabi oluyorum, dişimi doldurmuyorum’ demesi hakkıdır. Diğerinin ‘Ben İmam Muhammed’e uyuyorum’ demesi de hakkıdır.
Darülharp meselesinde İmam Azam üç şart aramıştır; İmam Muhammed tek şart yeterlidir demiştir: İslam hukuku yoksa orada Darülharp’tir. Ben İmam Muhammed’e uyuyorum, bu benim dini hakkımdır. ‘Bana göre’ denildiğinde iş cıvıklaşır. Din ‘bana göre’ üzerinde oturulmaz.
Ramazan Orucuyla İlgili Uyarılar
Nafile oruç tutanlar Şaban ayı ile Ramazan’ı birleştirmesinler. Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Şabandan Ramazana geçerken muhakkak iki üç gün ara vermiştir. Halk arasında ‘Ramazan’ı karşılama orucu’ diye bir uygulama var; cuma veya cumartesi günü Ramazan’dan bir gün önce oruç tutuyorlar. Bu Sünnette Resulullah’ta yoktur.
Ramazan ayında bütün ibadetlerin sevapları katlandığından İslam dünyası zekatını Ramazan ayında vermeyi tercih eder. Oruçluyken gıybetten kendinizi muhafaza edin, hanımlarınızla etrafınızla didişmeyin. Ramazan ayını didişmeden geçiren kullarından olalım.
Kaynakça
Hadis-i Şerif Kaynakları
- “Sizi Allah ile kandırmasınlar” ifadesinin kaynağı — Lokmân Suresi, 31:33; Fâtır Suresi, 35:5 (ayet); tefsiri için İbn Kesîr, Tefsîru’l-Kur’âni’l-Azîm, c.3
- “Ahir zamanda sizin dilinizden konuşan insanlar olacak” — Sahîh-i Müslim, Mukaddime, Hadis No: 7; İmam Ahmed b. Hanbel, Müsned, c.2
- “Kim benim Kur’an ve Sünnet sancağıma yapıştıysa o benim sülbümdendir” — Hâkim, el-Müstedrek, Kitâbu Ma’rifeti’s-Sahâbe; Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr
- Hendek Savaşı’nda namazların kazası — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’l-Megâzî, Hendek Bahsi; Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Mesâcid, Hadis No: 631
- Hz. Abdullah b. Ömer’in cem-i namazlar rivayeti — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu Taksîri’s-Salât, Hadis No: 1107; Sahîh-i Müslim, Kitâbu Salâti’l-Müsâfirîn, Hadis No: 703
- “Şeytan damarlarınızda dolaşır” — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’l-İ’tikâf, Hadis No: 2035; Sahîh-i Müslim, Kitâbu’s-Selâm, Hadis No: 2174
- “Bir kötülük gören eliyle düzeltsin” — Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Îmân, Hadis No: 49
- Şaban ile Ramazan arasında ara verme — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’s-Savm, Hadis No: 1914; Sünen-i Tirmizî, Kitâbu’s-Savm, Hadis No: 738
- Oruçlu kimsenin unutarak yemesi — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’s-Savm, Hadis No: 1933; Sahîh-i Müslim, Kitâbu’s-Sıyâm, Hadis No: 1155
Kur’an-ı Kerim Referansları
- Allah ile kandırılma uyarısı — Lokmân Suresi, 31:33; Fâtır Suresi, 35:5
- İnsanın aceleci yaratılması — İsrâ Suresi, 17:11; Enbiyâ Suresi, 21:37
- Peygamberin korunması — Duhâ Suresi, 93:6-8: “Seni yetim bulup barındırmadı mı? Seni şaşırmış bulup yola iletmedi mi?”
- Yusuf kıssası ve kardeşlerin ağlaması — Yûsuf Suresi, 12:16-18
Fıkıh Kaynakları
- Namazların cem edilmesi (Hanefi görüş) — İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, Salât Bahsi; İmam Merginânî, el-Hidâye, Seferi Namaz Bölümü
- Darülharp hükmü — İmam Serahsî, el-Mebsût, Kitâbu’s-Siyer, c.10; İmam Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâi’, Darülharp Bahsi
- Altın dişe cevaz meselesi — İmam Merginânî, el-Hidâye, Kerâhiye Bölümü; İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, Libas Bahsi
- Seyyidlerin tanınması ve hürmeti — İbn Hacer el-Askalânî, Fethu’l-Bârî, Fedâilü’s-Sahâbe; İmam Nevevî, Şerhu Müslim, Fedâilü’l-Ashâb
- İhlas ve niyet — İmam Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Kitâbu’n-Niyye ve’l-İhlâs; İmam Kuşeyrî, er-Risâle, İhlas Bölümü
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri
Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Sünnet, Dervîş, Dergâh, Ashâb-ı Kirâm. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı