Mustafa Özbağ Efendi bu sohbette seyrullâhın bütün mahlûkâta aşînâ olmak demek olduğunu, dağı taşı seyretmek değil, semâvâtın yedi kat perdelerinde yaşayan mahlûkâtın hepsine aşînâ olmak olduğunu tafsîl eder. Cenâbı Hak Kadr gecesinde varlık âleminin bir nev'î «resmî geçidini» tertîb eder; ve bu resmî geçit Beytullâh'ı tavâf etmek seviyesinde değil, yedi kat semâya yükselip oradaki mahlûkâta aşînâ olmak seviyesindedir. Hz. Mevlânâ Celâleddîni Rûmî hazretlerinin «Bu âleme gözünü kapatırsan, öbür tarafa açılır» sözü bu manevî yükselişin temel düstûrudur. Sûfînin nasîbi sınırsızdır; lâkin bu nasîb manevî terbiyenin ve mürşidi kâmilin rehberliğinin neticesidir.
Seyrullâhın Manâsı: Bütün Mahlûkâta Aşînâ Olmak
Mustafa Özbağ Efendi sohbete seyrullâhın temel manâsını ortaya koyarak başlar: seyrullâh dağı taşı seyretmek değildir; bütün mahlûkâta aşînâ olmaktır. Cenâbı Hakk'ın yarattığı bütün varlıklar tâbîri câizse askerî sistem gibidir. Cumhûriyet bayramlarında veyâ büyük millî bayramlarda devlet bütün gücünü gösteren resmî bir geçit yaptırır; askerleri, atlı birlikleri, sancakları sıralanır. Cenâbı Hak da Kadr gecesinde böylece bir manevî resmî geçit tertîb eder: bütün mahlûkâtı sıraya dizer; her bir tabakanın temsîlcileri orada hâzır bulunur. Bu manevî hâdiseyi görmek isteyen mü'mîn için seyrullâh'a girilir. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Yedi gök, yer, ve onlardakiler O'nu tesbîh ederler. Hiçbir şey yoktur ki O'nu hamd ile tesbîh etmesin; lâkin siz onların tesbîhini anlamazsınız» (İsrâ 17/44) buyurmuştur.
Beytullâh'ı Tavâf Etmek Çocukların Oyun Yeridir
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tâbîr ile yüksek manevî mertebeyi tarîf eder: dağı taşı seyretmek seyrullâh değildir; onlar daha çocukların, dervişlerin çocuklarının oynayacağı yerlerdir. «İşte Mekke'yi gördüm, Beytullâh'ı tavâf edenleri gördüm» — bunlar çocukların oynayacağı yerlerdir. Yedi kat semâya yürü; birinci kat semâ, ikinci kat semâ, üçüncü kat, dördüncü kat, beşinci kat, altıncı kat, yedinci kat — yürü ve oradaki mahlûkâtı tanı. Seyrullâh yapacağın yerler ayrıdır. Bu üslûp seyrullâhın derinliğine işâret eder; ve sûfînin manevî yolculuğunun ne kadar yüksek bir mertebede olduğunu ortaya koyar. Resûli Ekrem efendimizin Mi'râc gecesinde yedi kat semâya yükselişi, ve oradaki mahlûkât ile karşılaşması, sûfînin manevî yolculuğunun en yüksek örneğidir.
Hz. Mevlânâ'nın Düstûru: Gözünü Kapatmak
Mustafa Özbağ Efendi sohbette muazzam bir teemmül cümlesini Hz. Mevlânâ Celâleddîni Rûmî hazretlerinden nakleder: «Bu âleme gözünü kapatırsan, öbür tarafa açılır.» Bu söz seyrullâhın manevî düstûrudur. Mü'mîn dünyâya olan teveccühü ne kadar azaltırsa, manevî teveccühü o kadar artar. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Allâh'ı zikretmekten, namâzı kılmaktan, zekâtı vermekten kendilerini ne ticâret ne de alışveriş alıkoyamayan adamlar» (Nûr 24/37) buyurmuştur. Bu âyeti kerîmedeki «adamlar» mahza Cenâbı Hakk'a yönelmiş, dünyâya gözünü kapatmış, ve manevî âleme gönlünü açmış sûfîlerdir. Onların gözleri zâhirde dünyâya bakmıyor; gönülleri ise her ân Cenâbı Hakk'ı zikrediyor. Hz. Mevlânâ'nın muazzam beyti bu hâlin manevî reçetesidir.
Yedi Kat Semâda Mahlûkâtın Çeşitliliği
Mustafa Özbağ Efendi seyrullâhda görülen mahlûkâtın muazzam çeşitliliğini tafsîl eder: birinci kat, ikinci kat, üçüncü kat, dördüncü kat, beşinci kat — ve içindeki mahlûkâtlar, yaşayanlar — onları böyle bir seyrullâh esnâsında seyredin. İnsana benzer bir tâne mahlûkât göremeyeceksiniz; bütün mahlûkâtları göreceksiniz. Her türlü mahlûkât var; her türlü yaratılmış olan var. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Göklerin ve yerin orduları O'nundur» (Fetih 48/4) buyurmuştur. Bu ordular yedi kat semâda ve yerin altında dahi yayılmış vaziyettedir; ve bu mahlûkâtların hepsi de Cenâbı Hakk'ın emrindedir. Tanımlamakta güçlük çekersiniz; ve o zaman size mihmandârlık eden bir Resûl, bir peygamber var ise, o size tanıtacaktır; veyâhud üstâdınız gerçekten büyük bir mürşidi kâmil ise o tanıtacaktır.
Mihmandârı Manevî: Mürşidi Kâmil ve Peygamber
Mustafa Özbağ Efendi sûfînin manevî yolculuğundaki rehberin ehemmiyetini ortaya koyar: yedi kat semâda görülen mahlûkâtı tanımlamak için mihmandâra ihtiyâç vardır. Bu mihmandârlığı Resûli Ekrem efendimiz, peygamberler, veyâ mürşidi kâmiller yapar. Resûli Ekrem efendimiz Mi'râc gecesinde Cebrâil aleyhisselâm tarafından her kat semâda mihmandârlık almış, oradaki peygamberlere takdîm edilmiştir; ve oradaki manevî varlıklarla karşılaştırılmıştır. Bu üslûp seyrullâhın bir başına yapılamayacağını, mutlaka bir manevî rehberin gerekli olduğunu ortaya koyar. Mustafa Özbağ Efendi Şerhi Virdi Settâr'da bu mihmandârlığın Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunda mürşidi kâmilin temel vazîfesi olduğunu tafsîl etmiştir. Mü'mîn üstâdına teslîm olmadan bu manevî yolculuğa çıkamaz.
Hz. Îsâ Aleyhisselâm Misâli: Göğe Çıkarılma
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda Hz. Îsâ aleyhisselâm hazretlerinin göğe çıkarılması misâlini de zikreder: göğe çıkarılan Hz. Îsâ aleyhisselâm hazretleri yedi kat semâda Cenâbı Hakk'ın husûsî bir lütfu ile bulunan zâtlardandır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Lâkin Allâh onu kendi katına yükseltti. Allâh güçlüdür, hikmet sâhibidir» (Nisâ 4/158) buyurmuştur. Hz. Îsâ aleyhisselâm hazretlerinin göğe çıkarılışı sûfînin manevî yükselişinin bir misâlidir; lâkin sûfînin yükselişi cisimle değil, manâ ile, kalp ile, ve sırrullâh ile olur. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi mü'mîni bu yükselişe hazırlar; ve bu hazırlık nefsin terbiyesi, kalbin tasfiyesi, ve sırrullâhın temkîni ile tahsîl edilir.
- Kur'ânı Kerîm: İsrâ 17/1; İsrâ 17/44; Necm 53/1-18; Nûr 24/37; Fetih 48/4.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Bed'i'l-Halk.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'l-Îmân, mi'râc bâbı.
- Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü's-Sünne.
- Süneni Tirmizî, Kitâbü't-Tefsîr.
- Süneni Nesâî, Kitâbü's-Salât.
- Süneni İbn Mâce, Kitâbü'l-İkāmet.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, mahabbet ve şevk bahsi.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn.
- İmâm Kuşeyrî, Risâle.
- İbn Acîbe el-Hasenî, Mi'râcü't-Teşevvüf.
- Mustafa Özbağ Efendi, Şerhi Virdi Settâr.
- Mevlânâ Celâleddîni Rûmî, Mesnevî-i Ma'nevî.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Seyri Sülûk Sohbetleri.
Sohbetin Tasnîfi: Bu sohbet seyrullâhın bütün mahlûkâta aşînâ olmak demek olduğunu, Beytullâh'ı tavâf etmenin çocukların oyun yeri tâbîriyle nitelendirilmesini, Hz. Mevlânâ'nın gözünü kapatmak düstûrunu, yedi kat semâda mahlûkâtın çeşitliliğini, mihmandârı manevînin (mürşidi kâmil ve peygamber) ehemmiyetini, ve Hz. Îsâ aleyhisselâmın göğe çıkarılma misâlini tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Seri: Seyri Sülûk Sohbetleri