Cimrilik ile Tutumluluk Arasındaki Fark
Anne-Babaya İtâat, ve İhsân
Hoşgörü: Sûfîlikte Zorlamak Yok
Gönüllülük Esâsı, ve Mürşid-Mürid İlişkisi
Hizmet: Mârifetin Meyvesi
Kaynaklar
Hoşgörü: Sûfîlikte Zorlamak Yok
Gönüllülük Esâsı, ve Mürşid-Mürid İlişkisi
Hizmet: Mârifetin Meyvesi
Kaynaklar
Hizmet: Mârifetin Meyvesi
Kaynaklar
Cimrinin en tehlikeli, yanı şudur: Kendisini cimri görmez. Cömertlik yapacaksa da insan önce kendi âilesine cömert olacak; eş, ve çocuklarına — ama savurganlık değil, dengeli bir cömertlik. İnfâkın başlangıcı kendi âilendir.
İyi bir evlât anne-babaya itâat mı etmeli, yoksa ihsân mı? Cevap: Her ikisi de — ama ölçü Kur’ân, ve Sünnet dâiresindedir. Babaya itâat edilir, anneye ihsân edilir — anneye bakılır, gözetilir, şefkatle muâmele edilir.
Cenâb-ı Hak buyurmuştur: “Biz insana, anne-babasına iyilik etmesini emrettik.” Anne-baba hakkı, Allah hakkından sonra gelir. Onlara “öf” bile demek yasaklanmıştır. Ama itâat de ihsân da Kur’ân, ve Sünnet sınırları içindedir; anne-baba harâma zorlayamazlar.
Hazret-i Peygamber (sallallâhu aleyhi, ve sellem) Tâif’te taşlandığında bile “Onlar bilmiyorlar” diyerek hoşgörüyle yaklaştı. Din tebliğ edilir, dayatılmaz. Bir mürşid de sâdece öğüt vericidir; zorlayıcı, gözetleyici değildir. “Din nasîhattir, din nasîhattir, din nasîhattir.”.
Bir kadının başını zorla örttemezsin, birisine zorla sakal bıraktıramazsın, birisine herhangi bir dînî ibâdeti zorla yaptıramazsın. Zorla dînî ibâdet olmaz. İslâm dîni; insanın muhabbeti, sevgisi, inancıyla yaşanacak bir dindir. Aynı şekilde sûfîlik de zorla olacak bir şey değildir; seven, muhabbet besleyen yaşar.
Sûfîlikte topluluk gönüllülük esâsına dayalıdır. Hiç kimse hiçbir şey yapmak zorunda değildir. Ama “ben bu işin kenarından tutacağım” dediğinde, kendini disiplin edeceksin. Vazîfeyi kendine aldıysan kenarından tutacaksın; tutamayacaksan edepli bir şekilde “ben bunu yapamıyorum” diyeceksin.
Mürid-mürşid ilişkisinde zorlama söz konusu değildir. Bir kimsenin üstâdıyla yeri var ise mesele bitmiştir; diğer insanlarla zorunluluğu yoktur. Ama diğer insanları rahatsız etme hakkı da yoktur. Yıllardan beri söylüyoruz: Bu topluluk gönüllülük esâsına dayalıdır.
Dört Kapı Kırk Makam’ın mârifet kapısındaki hizmet makamı, diğer bütün makamların meyvesidir. Edepli ol, sabırlı ol, cömert ol, hoşgörülü ol — bunların hepsi hizmete dönüşmelidir. Hizmet etmeyen sûfî, ağaç dikip meyve vermeyen bahçıvana benzer.
Hizmet; dergâhta çay dağıtmak, süpürmek gibi maddî hizmet olabilir; ilim öğretmek, nasîhat etmek gibi mânevî hizmet de olabilir. Hangi hizmet olursa olsun, tevâzuyla, ihlâsla yapılmalı; “ben hizmet ediyorum” diye kibirlenmek, hizmetin sevâbını sıfırlar. Rabbim cümlemizi ihlâsla hizmet eden kullarından eylesin.
Kur’ân-ı Kerîm: İsrâ Sûresi, 17/23-24 — “Rabbin, yalnız kendisine ibâdet etmenizi, ve anne-babaya iyilik etmenizi emretmiştir. Onlara ‘öf’ bile deme.”.
Hadîs: Din nasîhattir — Müslim, Sahîh, “Îmân”, 95 — “Din nasîhattir. Kime yâ Resûlallâh? Allah’a, Kitâbına, Resûlüne, Müslümanların imamlarına, ve bütün Müslümanlara.”.
Kur’ân-ı Kerîm: Gâşiye Sûresi, 88/21-22 — “Sen öğüt ver, çünkü sen, ancak öğüt vericisin. Onlar üzerinde zorlayıcı değilsin.”.
Hadîs: Hizmet — Müslim, Sahîh, “Zikir”, 38 — “Allah, bir kulun diğer kuluna yardım ettiği müddetçe o kulun yardımcısıdır.”
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi‘nin “Dört Kapı Kırk Makam” (7. Ders — Hoşgörü ve Hizmet) sohbet kaydından yazıya aktarılmış ve düzenlenmiştir. Orijinal video kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=25DKrpBrbwE
Orijinal video kaydı: https://www.youtube.com/watch?v=25DKrpBrbwE
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet serisinden derlenmiştir.
Kaynaklar
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin “7. Hoşgörü ve hizmet 4 kapı 40 Makam” başlıklı sohbetinden derlenmiştir.
Kaynak video: YouTube
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, İhsân, Mârifet, Sünnet, Muhabbet. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı