Mescide Gitmenin Fazîleti ve Sabah Namazı
Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) Hz. Peygamber’den şöyle rivâyet eder: “Her kim sabah ya da akşam mescide giderse, Allâh her gidişi için onun cennette bir yer hazırlar.” Yani bir kimse bir vakit namazı da olsa mescidde kılarsa, Allâh onun her gidişi için cennette bir yer hazırlar. Eğer beş vakit de câmide kılarsan, o zaman Allâh ona her gün cennette beş tane yer hazırlar.
Sabah namazı mü’min bir kimse için çok önemlidir. Farz namazların içerisinde denilebilir ki namazların efendisi sabah namazıdır. Nâfile namazların efendisi ise teheccüd namazı, gece namazıdır. Farz namazlardan önce veya sonra kılınan sünnet namazlarının içerisinde en fazîletlisi sabah namazının sünnetidir.
Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) buyurmuştur: “Bana dünyâda ve dünyâda bulunanlardan daha kıymetli olan, sabah namazının iki rekât sünnetini kılmaklıktır.” Sabah namazını kaçırmadan hayatına devam eden bir kimse, kemâle ermeye, olgunlaşmaya adaydır. O kimsede velîlik kokusu gibidir; o kimseye velîlik merhemleri sürülür.
Sabah Namazına Kalkamayanlar
Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) sabah namazına kalkamayanlar hakkında buyurmuştur ki: “Bu kimse şeytânın kulaklarına bevlettiği kimsedir.” Uyku hâlinden Allâh hesap sormaz; ama bu hadîsi tembelliğe kalkan olarak kullanmak doğru değildir. Bir kimse sabah namazına kalkmak için bütün sebepleri yerine getirir de yine kalkamazsa Allâh ona hesap sormaz, ama yine de tövbe etmesi gerekir. Saat kurun, arkadaşlarınızla haberleşin, sabah namazına kalkmaya gayret edin.
Tasavvuf Disiplin Yeridir
Bir kimse tarîkata girme sebebi kendisini disiplin etme isteğidir. “Ben disiplinli bir şekilde dînimi yaşayacağım” deyecek ve o disiplin üzerine gidecek. O disiplini bozucu etkenlerden, düşüncelerden, hâllerden uzak duracak.
Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in en önemli özelliklerinden birisi disipliniydi. Hz. Âişe vâlidemiz: “O’nun ameli güzeldi ve sürekliydi” diye karşılık verdi. Peygamber bir ibâdet yapıyorsa onu gücünün yettiğince sürekli yapardı. Başka bir hadîs-i şerîfte: “Az ama devamlı ibâdet Allâh’ın hoşuna gider.”
Meselâ gece namazında on rekât kılıyorsa, her gece on rekât kılardı. Eğer o gece altı rekât kıldıysa, dört rekâtı ertesi gün kazâ ederdi. Hz. Âişe vâlidemiz rivâyet eder: Gece kılamadığı nâfileyi ertesi gün gündüz tamamlardı. Az ama devamlı — ama muhakkak devamlı olacak.
Disiplin altına alamadığınız her şey sizi yönetir. Egonuz, nefsiniz, düşünceleriniz, huylarınız, tabiatınız, ahlâkınız — disiplin altına alamadığınız ne varsa o sizi yönlendirmeye başlar. Kendi hayatınızı disiplin altına alın; yemek yeme disiplini, ibâdet disiplini, ders disiplini — hepsi birbirine bağlıdır.
Secde, Tövbe ve Unutulan Sünnet
Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) diyor ki: Resûlullâh (sallallâhu aleyhi ve sellem) sık sık “Allâhümme inne eûzu bi-rıdâke min sehatik” diye duâ ederdi. Bunu yaparken Kur’ân’ın “Rabbini hamd ile tesbîh et, O’ndan bağışlanma dile; şüphesiz ki O, tövbeleri çok kabul edendir” âyetini te’vîl ederdi.
Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in en önemli ibâdetlerinden birisi, her an duâ etmesi, çok tövbe etmesi, secdelerde saatlerce yalvarıp yakarmasıydı. Hz. Âişe vâlidemiz bir seferinde ayağını dokundurmuş — “acaba öldü mü?” diye — öylesine uzun secdede kalırdı Allâh’ın Resûlü.
Bugünün Müslümanları namazların hâricinde secdeyi bilmiyorlar. Özel günlerin hâricinde duâyı bilmiyorlar. Biz bu sünneti terk ettik, unuttuk. Evde secdeyi uzatsanız, evin halkı: “İşten kaçıyor, çay getirmekten kaçıyor” diye düşünecekler. Bu sünnetin farkında değiliz.
Peygamber’in Ev İçi Ahlâkı
Hz. Âişe (radıyallâhu anhâ) Resûlullâh’ın ahlâkını şöyle tavsîf etmiştir: “O insanların içerisinde ahlâk bakımından en güzel olandı. Çirkin ve kaba ifâdeler kullanmazdı. Çarşı ve pazarlarda münâkaşaya girip bağırıp çağırmazdı. Kötülüğe kötülükle mukābelede bulunmaz, af ve hoşgörüyü tercîh ederdi.”
Resûlullâh hiç kimseye kötü ve çirkin lakap takmazdı. Hiçbir yemeği, içeceği kınamazdı; canı isterse yer, istemezse geri çekilirdi. Hiçbir elbiseyi, eşyayı, hediyeyi kınamazdı. Hz. Âişe vâlidemiz: “Resûlullâh hanımlarına bir fiske vurmamıştır” diye rivâyet eder.
Ev İşlerine Yardım
Hz. Âişe’ye “Resûlullâh ev içerisinde nelerle meşgul olurdu?” diye sorulduğunda: “Elbise yamak, ayakkabı tâmir etmek ve buna benzer işlerle meşgul olurdu” diye cevap vermiştir. “Namaz vakti geldiğinde mescidine çıkar ve namaz kılardı.”
Sünnet olarak; gömleğinizin düğmesini kendiniz dikin, söküğünüzü kendiniz yapın. Bir erkek evinde kendi kendine yetebilmelidir. Çantanızda iğne iplik taşıyın, seyâhatte ütünüzü yanınıza alın. Bunlar küçük şeyler gibi görünür ama sünnettir. Kopuk düğmeyle, sökük herhangi bir şeyle dolaşmak olmaz.
Peygamber’in İnfâkı ve Cömertliği
Resûlullâh (sallallâhu aleyhi ve sellem) asla ertesi güne evinde yiyecek ve para bırakmazdı. O gece yarısına kadar gelen ne varsa ihtiyâç sâhiplerine dağıtırdı; o dağıtılmadan asla uyumazdı, başında nezâret ederdi.
Bir gece her şeyi dağıttıktan sonra birisi geldi: “Yâ Resûlallâh, bana bir şey ver.” Elinde hiçbir şey kalmamıştı. Sırtını aldı, bir esnaftan borçlanarak o adama yiyecek verdi. Hz. Ömer canı sıkıldı: “Yâ Resûlallâh, Allâh seni bununla mı emretti? Olmayan şeyi de veriyorsun!” Resûlullâh buyurdu: “Benden bir şey istendiğinde, onu vermekle emrolundum.”
İbn Abbâs diyor ki: Resûlullâh vefât ettiğinde geriye ne para, ne pul, ne de köle bıraktı. Yalnız üç ölçek yiyecek karşılığında bir Yahûdîye rehin olarak verdiği zırhı kalmıştı. Borçlanırken Müslüman ve Yahûdî olarak ayırt etmedi; gitti Yahûdîye de borçlandı.
Çocuklarla İlişki ve Terbiye
Çocuklarınızı küçükken namaza alıştırın. Tatlı tatlı, kabalık yapmadan, sert davranmadan: “Hadi kalk, namazı beraber kılalım. Hadi alın abdestinizi, hep beraber namaz kılalım.” Böyle böyle çocuklar alışırlar. On sekiz yaşına geldiğinde “namaz kıldıramıyorum” diye ağlamayın; küçükken alıştırmamışsanız bu normaldir.
Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem) torunları Hasan ve Hüseyin ile oynardı, severdi, öperdi. Birisi gelip de “Ben on çocuğumun hiçbirisini öpmedim” dediğinde: “Allâh senden rahmeti almış; merhametsiz bir insansın” buyurdu. Çocuklarınızla eğlenin, oynayın, ilgilenin. Çocuk sert, katı bir baba görmemeli; şefkatli, merhametli ama yanlışa yanlış diyen, gerekirse cezâ veren bir baba görmeli.
Oruç Tutamayanlar
Hamile olanlar, süt emzirenler, kronik rahatsızlığı olanlar (şeker hastası, tansiyon hastası, kalp hastası, migren hastası), yaşlı ve güç yetiremeyenler oruç tutmak zorunda değillerdir. Bunlar bedel (fidye) ödeyeceklerdir; varsa kazâ ederler. Yoksa Allâh affedecektir. Tövbe edecekler, “Yâ Rabbi bizi affet” diyeceklerdir.
Kaynakça
- Hadîs-i Şerîf: “Her kim sabah ya da akşam mescide giderse, Allâh cennette bir yer hazırlar.” — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’l-Ezân, Hadîs No: 662; Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Mesâcid, Hadîs No: 669
- Hadîs-i Şerîf: “Sabah namazına kalkamayanın kulaklarına şeytân bevleder.” — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’t-Teheccüd, Hadîs No: 1144; Sahîh-i Müslim, Kitâbu’l-Müsâfirîn, Hadîs No: 774
- Hadîs-i Şerîf: “Sabah namazının iki rekât sünneti, dünyâ ve dünyâda bulunanlardan daha hayırlıdır.” — Sahîh-i Müslim, Kitâbu Salâti’l-Müsâfirîn, Hadîs No: 725
- Hadîs-i Şerîf: “Az ama devamlı amel Allâh’ın hoşuna gider.” — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’r-Rikāk, Hadîs No: 6464; Sahîh-i Müslim, Kitâbu Salâti’l-Müsâfirîn, Hadîs No: 782
- Hadîs-i Şerîf: Resûlullâh gece kılamadığı nâfileyi gündüz kazâ ederdi — Sahîh-i Müslim, Kitâbu Salâti’l-Müsâfirîn, Hadîs No: 746
- Hadîs-i Şerîf: Resûlullâh ev işleriyle meşgul olurdu — Sünen-i Tirmizî, Şemâil, Hadîs No: 337; Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’l-Edeb
- Hadîs-i Şerîf: Resûlullâh’ın zırhını Yahûdîye rehin bırakması — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’l-Büyû’, Hadîs No: 2068; Sünen-i Nesâî, Büyû’, Hadîs No: 4650
- Hadîs-i Şerîf: “Çocuklarını öpmeyen” kişiye: “Allâh senden rahmeti almış.” — Sahîh-i Buhârî, Kitâbu’l-Edeb, Hadîs No: 5998; Sahîh-i Müslim, Fedâil, Hadîs No: 2318
- Hadîs-i Şerîf: “Benden istendiğinde vermekle emrolundum.” — Sahîh-i Müslim, Kitâbu’z-Zekât, Hadîs No: 1056
- Âyet-i Kerîme: “Rabbini hamd ile tesbîh et ve O’ndan bağışlanma dile.” — en-Nasr Sûresi (110), Âyet: 3
- Fıkıh: Kronik hastalar ve oruç fidyesi — İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, Oruç Bahsi, Cilt 2; Kâsânî, Bedâiü’s-Sanâi’, Oruç Bâbı
Sohbetin Özeti
Bu sohbette mescide gitmenin fazîleti, sabah namazının farz namazların efendisi oluşu, sabah namazı sünnetinin dünyâ ve içindekilerden kıymetli olduğu hadîslerle açıklanmıştır. Tasavvufun disiplin yeri olduğu, Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem)’in az ama devamlı amel prensibinin önemi vurgulanmıştır. Secde ve tövbenin unutulan sünnet olduğu, Resûlullâh’ın ev içi ahlâkı — ev işlerine yardım etmesi, hanımlarına vurmamamsı, çocuklarıyla oynaması — detaylı hadîslerle anlatılmıştır. İnfâk konusunda Resûlullâh’ın ertesi güne para ve yiyecek bırakmaması, borçlanarak dahi veren cömertliği ele alınmış; oruç tutamayan kronik hastaların fidye ödemeleri gerektiği hatırlatılmıştır.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Velâyet, Sünnet, Hamd, Tesbîh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı