Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

338. Dergâh Sohbeti — Zakirlik Hatırası, İhya ve Müceddit Meselesi

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 338. Dergâh Sohbeti — Zakirlik Hatırası, İhya ve Müceddit…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.

Müceddit: Giriş ve Dua

Selamün aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşallah. Cenab-ı Hak gönlünüzü hayırlı eylesin. Hayırlısı yıllarınızı, ömrünüzü hayırlı eylesin.


Ölüm Korkusu ve Ecel Meselesi

‘Sizin bu dünyadan ayrılmanız düşüncesi canımızı çok yakıyor. Bu düşünce ümitsizliğe ve karamsarlığa düşmeme sebep oluyor.’ Benim çok kullanılan meşhur bir sözüm vardır: ‘Mezarlıklar vazgeçilmez insanlarla dolu.’ Bu dünya bir imtihan yeridir. Herkes bu dünyaya gelir, doğar, yaşar, ölür. Dünya bu noktada handır. Nasıl insan hana sahip olamıyorsa, gelip konaklayıp işi bitince göçüp gidiyorsa, hepimiz için aynı şeydir. Ecel ne zaman gelir bilinmez. İnsanın eceli gelmeden de hastalıktan ölmez. Yapılacak bir şey, yenilecek ekmeği, rızkı biter, bu dünyadan göçüp gidecek sonuçta. Bu hepimiz için kaçınılmaz sonuçtur.


Üstad Vefat Edince Ne Yapılmalı?

İstihare ve Üstad Arama

Tavsiyemiz şudur: kardeşler, benden sonra istihare yapacaklar. Rüya aleminde kimi gördürlerse, üstad olarak gidip ona bağlanacaklar. Yolun adabı, erkanı bu; usulü, kaidesi budur. İstihare yaparlar arkadaşlar. İstiharenin neticesinde bir şeyhe intisap ederler. Bir topluluk, ümmetin yanlışta ittifak etmez, toplanmaz. Rüya noktasında da topluluk ittifak eder, yanlışlığa düşmez. O yüzden arkadaşlar, kardeşler istihare yaparlar, istihare ederler.

Kabir Ehline Müracaat

Kabir ehline vakıf kardeşlerimiz var içimizde. Siz sıkıştığınızda kabir ehlinden bu noktada vesile yapınız. Kabir ehline müracaat edecek olan kardeşlerimiz var, elhamdülillah. Onlar müracaat ederler. Emir Sultan Hazretleri’ne müracaat edilir, üstad hazretlerine edilir, İsmail Akıbursu Hazretleri’ne edilir. Bu noktada kardeşler istihare yaparlar, istişare yaparlar. Cenab-ı Hak bir yol çizer. Allah hiçbir şeyi boş bırakmaz, hiçbir şeyi yarım bırakmaz, hiçbir şeyi eksik bırakmaz.


Zakirlik Hatırası: Allah Bir Gecede İhya Eder

Tire’de Zakirlik Verilmesi

Şeyh Efendi hazretleri bana zakirlik veriyor. Tire’de, Tire’nin zakirlik sünnetinde. Daha yeni dervişim. Bayındır’da hiçbir tane derviş arkadaş yok. Tek başıma girip gidiyorum. Şeyh Efendi salona çıkılmasını söyledi. ‘Bayındırlı Mustafa Efendi’ dedi, girdim ben içeri. Yanında Sivaslı Hacer abi var. Koltuğun ucuna geldi ve dedi ki: ‘Mustafa Efendi, sen bundan sonra Bayındır’ın zakirsin.’

Bir kimse üstadının yanında muhafaza edecek kendini. ‘Bayındır’ın zakirsin’ dedi. ‘Al oğlum bunlar da ders kağıtları’ dedi. O esnada birisi ‘Efendim biraz daha gelip gitseydi’ dedi. Ona öyle bir baktı. Bana baktı. Ben dedim ki ‘Efendim ben bir şey bilmiyorum ki.’ ‘Biz mülazim okumadık’ sert bir şekilde. Ardından yine birisi müdahale etti. Sonra dedi: ‘Oğlum sen rüyaları da yorarsın.’ ‘Peki efendim’ dedim. Ders kağıtlarını verdik. İstihare kağıtlarını verdik. ‘Oğlum sen istediğine ders verirsin, istediğin yerde zikir yaptırırsın.’ Bizim bildiğimiz yok, halifelikmiş o.

İlk Gece ve İhya

Şeyh Efendi hazretleri o gün Nevşehir’e dönüyor. İzmir’e kadar uğurladım. Gece oldu. Yatsı namazını kıldım, gece namazı kıldık. Yattık. Sabaha kadar rüyadan rüyaya, değişik alemler, değişik haller, renkler… Anlatılmaz. Sabaha kadar. Yoruluyorum, kalkıyorum, bir abdest alıyorum, bir daha yatıyorum, devam ediyor.

Sabah oldu. Orman işletmesinde çalışıyorum. Şefim İrfan Bey, eski solcu bir arkadaş. Günaydın diyerek girdi, ‘Mustafa, dün akşam ben seni rüyamda gördüm ya. Rüyamda dediler ki sen sabahleyin git Mustafa’nın yanına, doğru rüya yorumu var’ dedi. O rüyayı anlatırken rüyası gözümün önünde, havada. Tehevirliği de kalbinde. ‘İrfan Bey, rüyan şuna işaret ediyor’ dedim. ‘Ya sen nereden biliyorsun?’ dedi. ‘Sana söylemişler ya’ dedi.

Allah isterse bir gecede adamı ihya eder. Bir gece uzun. Bir anda o kimsenin kalbini hikmet pınarlarıyla doldurur. Bir anda. Beğenmediğiniz kimseden hikmet fışkırır. Beğenmezsiniz, ama hikmet fışkırır. Şeyh Efendi, Allah rahmet eylesin, arkadaşlara demiş ki: ‘Zikrullah halakasında kim ne kadar hal görüyorsa, hepsinin gördüğü halleri görüyor o.’ Allah hiçbir şeyi boş bırakmaz.


Avamlaşma Tehlikesi ve Gizli Şeyhlik

Avam olmak ne demek biliyor musunuz? Bir adamın şeyhi ölür, dervişlidir. O avam olsun. Şeyhi öldü diye avamlaşmaz. Biz daha Şeyh Efendi’deyiz, mübarek bize himmet ediyor. Zülkadir-i Geylani Hazretleri’nin himmeti mi bittiydi? Ahmed-i Rufai Hazretleri’nin himmeti mi bittiydi? Hazreti Mevlana’nın himmeti mi bittiydi? Hazreti Ali Efendimiz’in himmeti mi bittiydi? Allah muhafaza eylesin.

Avamlaşan insanlar kendilerine bir çöplük üretmeye çalışırlar. Bunu da genelde zakir, çavuş, nakip kısmı yapar. Aslında gizli şeyhlik yapar onlar. Onlar şunu derler: ‘Kardeşler toplanın bakalım. Biz Şeyh Efendi’nin bıraktığı yerdeyiz.’ Ama o zakir asla bir şeyhi de beğenmez. Bir şeyhe gidecek olsalar ‘Nerede Şeyh Efendi?’ derler. ‘Mübarek öyle miydi ya?’ derler. Bunları böyle söylüyorum. Benim dinlediğim sözler bunlar.


Müceddit Meselesi: Her Dönemde Birden Fazla Veli Vardır

Her 100 senede bir müceddit gelir denildiği şey, müceddit eksik değildir. Müceddit her daim vardır demektir. Her daim bir müceddit vardır İslam aleminde. Bir tane de değildir hatta. Bir tane müceddit yoktur. O ihtiyaca binaen belki de müceddit seviyesinde müceddit vazifesini yapan otuz, kırk, elli, yüz, bin, on bin, yüz bin tane müceddit vardır.

Mesela bizde meşhur bir tartışma vardır: ‘İşte son devrin müceddidi Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretleri.’ Onun döneminde yaşayan Hasan el-Benna’yı ne yapacağız? Ramazan el-Buti’yi ne yapacağız? Mısırlı Seyyid Kutub’u ne yapacağız? Aynı dönemde yaşayan Süleyman Hilmi Tunahan’ı ne yapacağız? Avvarlı Mehmet Efendi’yi, Ali Haydar Efendi Hazretleri’ni, Çorum’un Hacı Mustafa Efendi Hazretleri’ni nereye koyacağız? Onlar aynı dönemde yaşamışlar, aynı sıkıntıları yaşamışlar. O yüzden bugün de ‘bir tek bizim şeyhimiz mürşid-i kamil’ demek boş laftır. Senin için, senin mürşidin odur. Senin velin odur. Ama herkesin şeyhi kendisine mürşid-i kamildir.


Besmele’nin Hikmeti ve İmtihan Dünyası

Besmele ile Başlamak

‘Besmele’nin hikmeti nedir? Neden her işe besmele ile başlamalıyız?’ Cenab-ı Peygamber her işe besmele ile başlayın demiş. Mümin insan her işe besmele ile başlar, Allah’ın emri budur. Televizyonu da kökten kötü göstermek hoş bir şey değildir. Televizyonda Kur’an-ı Kerim kanalları var, dini kanallar var. Haber kanalları var. Bunları da izleyebilir. İllaki televizyonda dizi izleyecek, illaki erotik bir şeyler izleyecek diye bir kayıt yoktur.

İmtihan Dünyası

‘İnsanlar sandı mı ki iman ettik demeleriyle bırakılacaklar, daha imtihana çekilmeyecekler?’ (Ankebut 29/2). İmtihansız bir dünya söz konusu değildir. Cenab-ı Hak ayet-i kerimede: ‘Allah sizleri anne babalarınızla, eşlerinizle, çocuklarınızla, mallarınızla, canlarınızla imtihan eder.’ Müslüman için, mümin için bu dünya imtihan yeridir. Mümin her daim hüsrana uğramamak için uyanık olmaya gayret eder. Cenab-ı Hak kulun farzları yerine getirmesi ile en sevimli ameli işlemiş olur. Müslüman imtihanı kazanmak için birinci derecede haramlardan uzak duracak ve aynı zamanda farz olan ibadetlerini yerine getirecektir.


Bizi Bilen Bilir, Bilmeyen Kendisi Gibi Bilir

‘Şems-i olmayan Mevlana’yı anlamaz. Bizi bilen bilir, bilmeyen kendisi gibi bilir.’ Bu söz Şemseddin-i Tebrizi Hazretleri’ne aittir. Ehli sufi bilen bilir, ehli sufi bildiği kadar o da bildiği kadar bilir. Bu manada herkes amadır.

Muhyiddin-i Arabi Hazretleri güzel bir örnek verir: Beş tane kör veya ama kimseyi getirseniz, fili de değişik uzuvlarından tutsalar; bacağından tutan ‘fil sütun gibi’ der, göğsünden tutan ‘fil tepsi gibi’ der, kulağından tutan ‘fil kepçe gibi’ der, hortumundan tutan ‘fil hortum gibi’ der. Herkes birbirini bildiği kadar bilir. O kimsenin bilgisi ne kadarsa o kimseyi o kadar bilir.


Rüyada Birini Görmek ve Evlilik Adabı

Rüyayı Zahire Dökmemek

Rüyada birini görmek meselesi: insanların gönülleri birisini çeker, gönlü bu noktada ona mail eder. Mail ettiği için onu rüyasında görebilir. Kendi kendine sürekli platonikleşir o kimse. Hüccetli rüya farklı bir şeydir. Hüccetli rüya: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri rüyasında nikahını kıyar, sahabeden birisi nikahını kıyar, evliyadan birisi nikahını kıyar. Bunlar hüccetlidir.

Bu yine zahire dökecek diye bir kayıt yoktur. Böyle şeyleri insanların arasında konuşmamakta fayda vardır. Böyle şeyi ancak o kimse üstadına anlatır. Üstadı ona bir yorum yapar, bir şey söylerse ona göre devam eder. Bana öyle şeyler söylüyorlar, kadınlardan da erkeklerden de. Ben diyorum ki: ‘Unut bu rüyayı.’ Ama bir bakıyorum ki o rüyayı başka yerlere de anlatmış. Hatta o görülen kimseye kadar gidiyor. Bu dervişlik adabı değildir.

Kendi Evlilik Hatırası

Bir kıza dedim evleneyim ya, herkes evlen diyor. Baktım orada çocuk bahçesinde bir kız çocuk oynatıyor, arkadaşın kayınvalidesiyle beraber. Telefon açtım, sordum. Şeyh Efendi’mden müsaade aldım. Gittik görüşmeye. Kızcağız rüyasında görmüş zaten.

Görüşmek için bir odaya geçtik. Dedim: ‘Ben Bayındır’dan Mustafa Özbağ. Orman işletmesinde işçi statüsünde memurluk yapıyorum. Evde bir tane çay damlam var, yirmi tane çay bardağım var. Bir tane piknik tüpü var annemin. Dededen kalma bir tane çaput divanın üzerinde, tek kişilik yatak var. Üç tahtadan toplama divan var. Ben tahtanın üzerinde bir tane kilimin üzerinde yaşıyorum. Kitaplığım var boydan boya, yaklaşık yüz cilte yakın eserim var. Haftanın beş gecesi zikir yapıyoruz, ders yapıyoruz. Ben geri kalan zamanlarımda kitap okuyorum. Hayatım budur. Benden çanak çömlek, mal mülk, para pul mürüvvet isteyeceksen, bu görüşme burada kalsın. Selamün aleyküm. Tahtanın üzerine evleneceksen buyur.’

Kızcağız kabul etti. Annesi yatak odası meselesini sordu. ‘Tahtanın üzerine geleceğim’ dedi. Sonra babasıyla tanıştık. Karayollarında şoför adam. Dedim: ‘Biz Kadiri-Rufai Dergâhı’nın mensubuyuz. Benim şeyhim Şeyh Abdullah Efendi. Benim pirim Hazreti Ali Efendimiz. Benim pirim kendi göbeğini kendisi kesmiş, gitmiş kendisi istemiş. Ben de o pirime uyuyorum. Kendi göbeğimi kendim keseceğim. Şeyhim müsaade ederse, Allah’ın emri, imam-ı azamın ictihadıyla senin kızına talip olacağım. Ama şeyhim müsaade etmezse, çay içtik çorba içtik, selamün aleyküm herkes yoluna.’ Babası ‘Maşallah, şeyhine selam söyle, gerçekten harika bir derviş yetiştirmiş’ dedi.


Çeşitli Sorular

‘Yeni doğan bebekler ve anneler için kırk çıkarmak diye bir şey var mı?’ Dini bir noktada böyle bir hüküm yoktur. Ama sağlık açısından faydalıdır. Anne doğum yapmış, kendini toplasın; çocuk kendini toplasın diye kırk gün dinlenme dönemi konulmuştur.


Kaynakça

  • Hadis-i Şerif: ‘Mezarlıklar vazgeçilmez insanlarla dolu.’ — Meşhur hikmet sözü
  • Hadis-i Şerif: ‘Her yüz senede bir müceddit gelir.’ — Ebû Dâvûd, Melâhim, 1 (Hadis No: 4291)
  • Âyet-i Kerîme: ‘İnsanlar sandı mı ki iman ettik demeleriyle bırakılacaklar?’ — el-Ankebût 29/2
  • Âyet-i Kerîme: ‘Allah sizleri mallarınızla ve canlarınızla imtihan eder.’ — Âl-i İmrân 3/186; et-Tegâbün 64/15
  • Hadis-i Şerif: ‘Her işe besmele ile başlayın.’ — İbn Mâce, Edeb, 41; Ebû Dâvûd, Et’ime, 15
  • Muhyiddin-i Arabî: Fil ve körler hikayesi — el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye
  • Şemseddin-i Tebrizî: ‘Bizi bilen bilir, bilmeyen kendisi gibi bilir.’ — Makâlât-ı Şems-i Tebrîzî
  • Tasavvuf Adabı: Rüyayı zahire dökmeme — Kuşeyrî, er-Risâle, Rüya Adabı Bâbı
  • Hadis-i Şerif: İstihare namazı ve duası — Buhârî, Teheccüd, 25 (Hadis No: 1162); Da’avât, 48
  • Bediüzzaman Said Nursî, Hasan el-Bennâ, Süleyman Hilmi Tunahan, Ali Haydar Efendi — 20. yüzyıl mücedditleri hakkında karşılaştırmalı değerlendirme

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi

İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Zikir, Kalb, Şeyh, Dervîş, Dergâh, Kutub. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı