Q&A: Haciz Malı Tarla Almanın Helâl Olma Şartı — İslâm Hukûkunda Mülkiyet Hakkı
Âmîn. Bankadan aldığım tarla haciz malı olduğu için eski sahibi hâlâ tarlayı bize sormadan kullanıyor. Sahibi mafya ya da aşiretten diye duyduk. Ne tavsiye edersiniz? Satarken işgal edildiğini belirtmeli miyiz? Gidin siz kendi tarlanıza sahip çıkın, kendi malınıza sahip çıkın. Ne ekiliyor? Buğday ekiliyor. Ondan önce kim ekiyorsa gidin ona, deyin ki tarla bizim, bu sene biz kendimiz ekceğiz. Gidin ekin kendinizi. Veya hatta bizim bir arkadaşın yeri vardı. Biz bu sene gittik, yerini öğrettik ilk önce, almış yeri görmeden. Zeytinleri bu sene biz topladık herkesten önce. Devlet liderleri Mete Yarar ve sizlerin bahsettiği gibi, yakın tarihte savaşın çıkması hâlinde. Savaş devam ediyor, savaş çıkması diye bir şey yok. savaş hiç bitmez yeryüzünde. bu Hâbil ve Kâbil’den itibaren yeryüzünde Hak’la bâtılın savaşı devam eder.
Çocuk Hakkında
Savaş hiç bitmez. Yeryüzünde savaş bitti zannedilir, savaş bitmez. İnananlarla inanmayanların Hak’la bâtılın arasında savaş devam eder. Bunu bizim gözümüz görmez, gözümüz görmediği için biz savaş yok zannederiz. Savaş devam eder. Ekonomik olarak devam eder, siyasi olarak devam eder, askeri olarak devam eder, kültürel olarak devam eder. Biz bitti zannediyoruz, taviz verdiğimiz için bitti zannediyoruz. Biz kendi dinimizden, âdetimizden, örfümüzden, geleneğimizden, kültürümüzden taviz verdiğimiz için bize savaş yokmuş gibi geliyor. Savaş devam ediyor. bu ülkede savaşın bittiğini mi düşünüyorsunuz? İşgal devam ediyor. Bakın siz işgalin bittiğini size öyle gösteriyorlar. Siz gösterilene inanıyorsunuz.
Gösterilene inandığınız için siz savaş yok zannediyorsunuz. Bu topraklarda 100 yıl önce deselerdi ki atalarımıza 100 yıl sonra bunlar yaşanacaktı inanmazdı hiç kimse. Bakın inanmazdı hiçbirisi de. Ama 100 yıl sonra normalde savaş öylesine işgalin boyutları artmış ki artık evlerimiz işgal edilmiş vaziyette. Evlerimiz işgal edilmiş vaziyette, sokaklarımız işgal edilmiş vaziyette. Siz yabancı düşman askeri bekliyorsunuz. Zaten öyle olsa topyökün atarlar dışarı. Bu ülke kendine gelir, öyle değil. NATO’suyla, İman Vesir, İman Fesil, Dünya Bankası ile, askeri, sivil bir sürü teşkilatı ile biz bu noktada şey değiliz. Rahat değiliz. Siz ekonomik olarak normalde işgal edilmediniz mi siz düşünüyorsunuz?
Bir ülke düşünün, faiz %50. Bangır bangır bağırıyorum. %50 faiz olan bir ülke var mı dünya üzerinde? Bitti. Bugün Merkez Bankası açıklama yaptı. %50. Al işgal. Siz sokaklara çıkıyorsunuz. Sokaklarda çıktığınızda sokaklar İslami mi? Bir kadın örtülü, feraceli, normalde herkes istediği lafı söylüyor, örtülülere de söylüyor. Hoş bazı örtülülerden örtü bile şikayet edecek de o da ayrı bir mesele. Ama siz bir tane açık kadına yan göze bakamazsınız. Zaten bakamazsınız erkekler olarak. Haram. Bir laftı diyemezsiniz, söyleyemezsiniz de. Ne ederler? Özgürlüğe müdahale etti. Kişilik haklarına müdahale etti. Bunu diyecekler. Perperişan ederler sizi. İşgal altındasınız. Bakın İslâm’ın ne âdeti, ne geleneği, ne göreneği, ne hukuku, ne edebi, ne âdabı, ne ahlâkı hiçbir şey kalmamış.
Daha ne savaşı bekliyorsunuz? Özgürlüğünüz yok. Daha ne savaşı bekliyorsunuz? Gazete adamı her gün, her gün Müslümanların kanına, namusuna, şerefine, haysiyetine tecavüz ediliyor mu? Ediliyor. bir buçuk milyar söz müslüman var. Nerede bunlar? Yok. İşgal altında. Bir iki yürüyüş, bir iki propaganda. nerede yürüyüşler? Onlar da bitti bak. Alıştırdılar. Çin’de her gün katliam var. Gazete her gün katliam var. Irak, Suriye, Lübnan, Yemen her gün katliam var.
Modern Dünyâ Çatışmalarında Mü’minin Tutumu — Filistin, Doğu Türkistan ve Mücâdele
Her gün kargaşa var. Siz savaş nereye? Savaş devam ediyor. Savaş devam ediyor. Savaş devam ediyor. O yüzden normalde daha fiili işgal. Onlar bitti. Bundan sonra fiili işgal olmaz. Adam tankıyla, tüfeyle, topla gelmez size. Gelince top yıkın, savaşır, uyanırsınız. Sonra daha tehlikeli. Onlar için boyut olur. Siz cihadı öğrenirsiniz. Şimdi Gazze bir taraftan insanları cihâda öğretiyor. Müslümanlara da aynı oluyor. Bak oraya kendini tanımla. Devlet olarak da, millet olarak da, Müslümanlar olarak da Gazze’ye bak kendini tanımla. Aynı. Bunlar bu normal değil. Müslümanın kanı, canı, malı her zaman için tehlikede. Aha Sıbranisca, Temmuz’da yıl dönümü düzenlenecek. Bilinen o kadar şehit var. Aha bak ardından Gazze devam ediyor.
Ne var? Irak geldi, bombaladı. Suriye’yi bombaladı adam. Afganistan’ı bombaladı. Libya’yı bombaladı. Kim ne diyebildi? Yemen’i istediği anda bombalıyor. Bir şey diyebiliyor mu insanlar? Daha ne savaşı bekliyor bu insanlar? Üçüncü dünya savaşı çıkacak. Ya üçüncü dünya savaşı var zaten. Afganistan’da yıllarca savaş oldu. Habire bombaladılar, habire bombaladılar. Şimdi ara sıra da gözdava veriyorlar. Yine Afganistan’da Taliban sınırları zorluyor gibisinden açıklama yapıyorlar. Allâh bizi affetsin. Savaş öncesi neler yapmalıyız? Hiçbir şey yapamazsın. Hiçbir şey. Ne yapacaksınız? Evinize bulgur pirinç mi alacaksınız? Evinize bulgur pirinci aldınız, yanınızdaki açken stok mu yapacaksınız? Savaş esnasında ne yapmalıyız?
Şimdi ne yapıyorsunuz ki savaş esnasında bir şey yapacaksınız? Ne yaptınız? Ülkedeki genel evlerini mi kapattınız? Meyhaneleri mi kapattınız? Barları mı kapattınız? Pavyonları mı kapattınız? Ne yaptınız? Kur’ân ve sünneti mi savundunuz? Onun ahlâkını mı savundunuz? Kur’ân ve sünnetin hukukunu mu savundunuz? Ne yaptınız ki bugüne kadar savaş esnasında ne yapacağız diyorsunuz? Hiçbir şey yapamazsınız. Yiyecek, içecek, su, tavsiye eder misiniz? Hayır, kurtlandırırsınız, israf olur. Şu anda almış olduğunuz yiyecek, içeceklerin o DNA’ları bozulduğundan dayanma gücü yok. Adam ona ona göre ayarlıyor. Siz pirinç alıyorsunuz, pirincin genetiği bozuk buğday alıyorsunuz, buğdayın genetiği bozuk bir şey oluyorsunuz.
Fasulye alıyorsunuz, fasulyenin genetiği bozuk. Hepsinin genetiği bozuk. fasulyeye iki o, fasulye bu kadar oluyor, üzerinde yarım bir şey veriyor. Ne o? Ürün veriyor, kuruyor. Veya hatta düzgün değil, genetiği bozuk fasulyenin. Genetiği bozuk ürünler yiyoruz, bizim de genetiğimiz bozuk. Genetiği bozuk ürünler yiyoruz, bizim de genetiğimiz bozuluyor. Şehirlerde nasıl ateş yakacağız, yakacak nasıl bulacağız? Tabii ya, doğalgazsız olursa üşürsünüz, perişan olursunuz. Allâh bizi affetsin. Elimizdeki mali kaynakları altın olarak mı, toprak arısı olarak mı, başka şekilde mi kullanmamızı tavsiye edersiniz? Ya altın ya toprak ikisinden biri. Bak DGS sınavına girecek, Allâh yardımcınız olsun. Bitmiyor mu sınav hiç?
Alfabeteki harfler bitti. Bir sufinin başka birine sufilik yolunu anlatması, İslam’ı tebliğ etmesi ve sorulan sorulara doğru cevap verebilmesi için nasıl bir donanıma sahip olmalı, kendini nasıl yetiştirmeli? Evlerinize muhakkak Kudûrî alın, muhakkak riyav-i salihin alın, muhakkak bir fıkh kitabı, bir hadîs kitabı, bir de sufilikle alakalı, onların âlemi gibi eski sufilerin kitaplarından edinin okuyun. Peygamber Efendimiz’i rüyamızda rahmetli dedemin suhiyetinde görmem sahih rüyamıdır. Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri her şekilde görünür, onun görüldüğü rüya sahihdir. Kaza namazı olan arkadaşlar için vakit namazlarında sünnetler yerine kaza namazı kılmamızla alakalı, sizin herhangi bir sözünüz var mı?
Evet, kaza namazı olanlar sünnet namazlar yerine kazalara niyet etmeli. Yaklaşık 6 ay önce sizden ders aldım, o günden beri düzenli olarak dersimi çekiyorum. Zaman zaman içime yaşamış olduğum olaylardan dolayı kötü bir şey olacak hissi geliyor ve bu uzun süre gitmiyor. Halk arasına buna vesvese de denile biliniyor. Bu gibi durumlarda dersimizi haricinde çekmemiz gereken zikir var mıdır? Evet, kelime-i tevhide devam. Kuşkusuz ana baba hakkı ödenemez, benim merak ettim evlat hakkı sürekli evladı başkalarıyla kıyaslamak, eleştirmek, hakkımı helal etmem demek doğru mudur, ana babanın evladına karşı nasıl davranması gerektiğinden bahsedermişsiniz? En büyük handikaplardan birisi bu, anne babalarının çocuklarını başka çocuklarla kıyaslaması. bak filancanın oğlu böyle, filancanın kızı böyle, bak filanca böyle yapmış, fişmanca böyle yapmış, kıyaslıyor.
Çocuk Eğitimi ve Aile Karşılaştırması — «Komşunun Çocuğu Şöyle Yaptı» Hâli
Kıyasladığı zaman da çocuklar kendi kendilerine öz güvenlerini yitiriyor. Anne babalar çocuklarını başka çocuklarla kıyaslamaktansa normalde çocukların kendi özelliklerini, kendi özelliklerini öne çıkarıp, çocukların da kendi özelliklerini öne çıkarmalarına müsaade etmeli. Mesela bizde şöyle bir şey var, başarı, lise birincisi olduğu başarı veya üniversiteye gittiği başarı veya ne bileyim şunu yaptığı başarı, illa ki herkes okuyarak başarılı olacak diye bir kaide yok. Bir kimse okumadan da başarılı olabilir. Kız erkek hiç önemli değil. Veyahut da belli okula gidenler başarılı, belli okula gitmeyenler başarısı, bu da doğru değil. Herkesin kendi özellikleri var, herkesin kendince bir, kendince fıtratı var, kendince bir disipline edip etmediği yerler var.
Birisi okumakta kendini disipline edebilir, birisi çalışmakta kendini disipline edebilir. Bu konuda çocukların kendi özelliklerini orta yere koyup, meydana çıkarıp o özelliklerini parlatmaları, o özellikleriyle yürümeler lazım. Dervişler de aynıdır. Her derviş aynı olmaz. Her dervişi kalem gibi yapamazsınız, bir kalıpta da yapamazsınız. Herkesin kendine ait bir özelliği vardır. O yüzden çocukların da kendilerine ait özellikleri vardır. İllaki herkes örneğin ne o eşit ağırlık mı olacak, o örneğin herkes ne o matematikçi olanlar sayısal olacak. başka ne var, sosyal var, sözel var. İllaki bu çocuk böyle olacak diye bir kaydı yok. Mesela erkek çocuklar için illaki okuyacak şöyle olacak diye bir kaydı yok.
Okumaya meraklı değil, ya ticarete gidecek ya sanata gidecek. Ama şimdi az önce kapıda az bir şey istişare ettik birkaç arkadaşla. Öyle bir şey ki şimdi herkes çocuğumu okutacağım diye uğraşıyor. Herkes çocuğunu okutacağım diye uğraşırken böyle uydur kaydır bir üniversite okuyorlar. Bir işe yaramaz bir üniversitede okuyorlar. Veya iki yıllık işe yaramaz bir üniversitede okuyorlar. Ondan sonra ben üniversitede okudum deyip kendini hiç beğenmiyorlar. Çalışmıyorlar, iş beğenmiyorlar. Bana gelen sorular var. işte oğlum 25 yaşında evden dışarı çıkmıyor, önünde bilgisayar, devamlı bilgisayarda takılıyor. Çalışmıyor, bir iş yapmıyor. Veya kız 25 yaşında hiçbir iş yapmıyor, evlenmiyor da. Evlenmiyor, bir iş de yapmıyor, evin içerisinde bir işin ucundan da tutmuyor.
Anne çıldırıyor. Diyor mu bu hâle siz getirdiniz. Aman evladım sen oku bulaşıyı elleme, sen oku çamaşırı elleme, sen oku şunu yapma, sen oku bunu yapma. Kız çocuğa gelmiş 25 yaşında okumuş ama hiçbir şey yapmak istemiyor öyle. Okumak artık çocukların önünde bir engel oldu. Şu anda sanatkarların elinde çırak yok dostu. Sanatkarların elinde çırak yok. Çok fazla değil. Ben ve benden 10 yaş küçük olan nesil gidince tornevi de tutacak hiç kimse kalmayacak. Bakın tornevi de tutacak bir kimse kalmayacak. Şu anda 20-25 yaşındaki nesil bir şey tamir etmeyi bilmiyor. Bilmiyor. Bir şey bir yerden alıp öbür tarafı götürmeyi bilmiyor. Ya bildiğin bir şey. Bakın deneyin çocuklarınızı. Çocuklarınızı deneyin.
Çocuklarınızı deneyin. Yetişmiş çocuklarınızı. Bunu al öbür tarafa götür de 10 tane değil 10 tane teslim edemez öbür tarafa. 1-2 tanesini yolda düşürür veya unutur. Kafa bir yerde değil. Bu normal değil. Bu ne? Elinde telefon önünde bilgisayar. Herkesin kafası gidik. Beyinlerdeki neronlar gidik. Tembel beyinlerdeki neronlar. Beyin zorlanınca açılır hücreleri. Zorlanmazsa açılmaz. Onu dört göre 8-32 hesaplayamıyor şimdi yeni nesil. Alacak onu normalde hesap makinesinde hesaplayacak. Bak 4-8-32’yi beyin hesaplamaktan uzak. 8×8-64 bunu beyin hesaplamaktan uzak. Ezberlemekten de uzak. Sebep çocuklar tembel alışıyor. İstedikleri bu zaten. üniversite bitiren bir kimse Türkçe edebiyat mezunu bir kimse hiç şiir yazdın mı diyor mu bakıyor benim yüzüme.
Ya sen Türkçe edebiyat mezunusun. Ya otur bir senin mesleğin bu. Sen öğretmenlik yapacaksın. Çocuklarına kendi yazdığın bir şiiri okumayacak mısın? Sen nasıl edebiyat mezunusun? Yok kendisinin bir şiir yazacak kapasitesi yok. Ama edebiyat mezunu. Üçüncü sınıfa gelmiş edebiyat okuyan bir kıza diyorum ki beni candan usandırdı cefadan yazdı. Açık net. Hiç unutmuyorum bunu. Böyle baktı hocam daha onu görmedik biz dedi. Dedim divan edebiyatı görmediniz mi? Biliyorum gördüklerini. Demiyor ki ben bedava okuyorum. Nesil bu halde öyle olunca çocuklarınızı başkalarıyla kıyaslayarak daha da geriye gitmeyin. Çok rahat örneğin bir erkek veya kız çocuğu kendince eli bir şey yatkındır kafası bir şey yatkındır.
Çocuk Karakterinin Saygı Gösterilmesi — «Yatkındır, Bir Şey Ellemeyin Orada Yürüsün»
Yatkındır bir şey ellemeyin orada yürüsün. üniversite okuması manasında değil bu. Okusun ama mesleği o değil üniversite okuyup yatıyor aşağı aşağı. Hiçbir iş yapmıyor. Hiç de elinden gelmiyor. Şimdi önceden yaz tatillerinde normalde milletin tarlası vardı, takkası vardı ne bileyim hayvanı vardı bir şey vardı. Çocuklar orada çalışırlardı. Şimdi normalde yaz tatillerinde hiç kimsenin çalışacak şeyi yok. bakın kafelere bakın. Kafelerde 50 yaşında hiç kimse yok. Varsa da zırtaboz insanlar. Öbür türlü kaç? 10’la 25 yaş arası 30 yaş arası dolu kafeler. Herkes yayılmış rahat rahat. Oradan cumartesi günleri buradan bayan sohbetinden geçiyorum. Aşağı doğru inerken sağ tarafı yeni bir kafe açıldı. Oranın birinci katını görüyorum ben.
Yazık o gençlere yazık anne babalarına yazık. Öyle rahat oturuyorlar ki. Öyle rahat oturuyorlar ki. En çok üzüldüm de örtülü bayanların kızların öyle rahat oturması. Ona daha çok üzülüyorum. Şimdi gençler böyle öyle bir hale geldi ki anne babalarının yanında çok rahat bacak bacak üstüne atıyorlar, çok rahat konuşuyorlar. Rahat davranıyorlar. Edepte saygıda böyle bir şey yok. Yok birbirlerinden kopuk herkes. Hiç unutamadığım şeylerden birkaç sefer anlattım ya hayatımda. Ne diyorlar? Büsnüs mü diyorlar o özel şeye. Evet ben Cevdet Ömer ben üçümüz Büsnüs’te şeye gideceğiz. Ne o Bosnia’ya gideceğiz. Bildiğimiz yok ettiğimiz yok bilet bulamadık. Hacamede dedik bize bilet bul şu zamana. O da Büsnüs’ten almış bize.
İyi gidiyoruz Büsnüs’e uçacağız tamam. Girdik o onların yerleri özel ya oraya girdik. Bir aile geldi yan tarafı oturdu. İki kız anne baba. Herkes geldi oturdu koltuklara bir yayıldılar. Açtılar tabletleri. Hiç kimse birbiriyle görüşmüyor bile. Anne babalarına da bir şey dedi. Anne gitti kocaman bir tabak aldı meyvedir, tatlıdır, odur budur. Vallahi bakmıyorlar bile. Atıyor elini böyle tablet elinde kızın. Oradan yiyeceğim diye uğraşıyor. Bizimkinlere dedim ki yan gözle yan tarafa bakın dedi. Bundan baya baya on yıldan fazla olmuştur. Geldi mi Hacı Ömer? Gelmedi mi daha? Cevdet geldi mi? Cevdet on yılı geçmiş midir? On yılı geçti değil mi? On yılı geçti. Böyle baktım onlara dedim ki aha bu halimiz bu.
Durumumuz bu başka bir şey değil. Dedim bakın seyredin. Bu hale geldik o yüzden çocukları başkalarıyla kıyaslamaktan da kıyaslamaktansa Çocukların normalde kendi özelliklerini orta yere çıkarıp onları kendi özellikleri üzerinde yetiştirmek. Ama ahlak birinci sırada. Ahlaka olmadığı müddetçe neye yetiştiriyorsanız yetiştirin beyhude. Bir çocuğun edebi, adabı, ahlak yoksa ne olursa olsun beyhude. Ona siz miras olarak ne bırakırsanız bırakın o da beyhude. O da beyhude. Miras olarak ne bırakırsanız bırakın. O beyhude hatta daha ilerisini söyleyeyim size. Sizin paranızı namaz kılanlar yesin diyor ya hadîs-i şerîfte. Kime bıraktın? Namazdan, abdestten, oruçtan haberi olmayan çocuklarına bıraktın. Daha ileri, inkâr eden çocuklarına bıraktın.
Kime bıraktın mirası? Parayı kime bıraktın? Kime yaptın daireyi? Çocuğunu yaptın. Peki, çocuğun beş yok namazında mı? Değil. Orucunda mı? Değil. Kur’ân Sünnet’i kendisine distir edilmiş mi? Hayır. Daha ileri, inanıyor mu? Hayır. Bana gelen sorular var. Dese ki anne bebe, kâfir bir kimseye bir daire verir misin? Hayır der. Oğlun önünde? Ne dedi. Nuh’a? O senin ehlin değildir, o senin evladın değildir dedi. Arkana dönüp bakma dedi. Arkana dönüp dayı bakma dedi. Kâfir bir kimseye bir daire verir misin? Hayır der. O kızın önünde? Ne dedi. Nuh’a? O senin ehlin değildir, o senin evladın değildir dedi. Biz çocuklarımıza Kur’ân Sünnet dairesini yetiştirmeye gayret edelim. Bunun mücadelesini verelim.
Çocukları bir başka çocukla yarıştırmaktansa, çocuklarımızı Kur’ân Sünnet’e öğretelim. Çocuklarımıza güzel ahlakı öğretelim. Çocuklarımıza anne babaya nasıl davranılacak onu öğretelim. Büyüklere nasıl davranılacak öyle öğretelim. Çocuk şimdi annesinin arkadaşlarını saymıyor, babasının arkadaşlarını saymıyor. Şeyh Efendi ile birisinin evine git dedik. Allâh rahmet eylesin. Oradan örtü vereyim de insanlar üzerine alınmasın diye söylüyorum. Evin oğlu da var kızı da var. Oğlu da kızı da çıkıp hoş geldiniz demiyor bize. Biz oturduk, sohbet ettik, yemek yedik, oradan sohbete gittik, geldik, yemek yedik, çay içtik, gece oldu, yattık, sabah oldu, kahvaltı yaptık, sohbet ettik. Oğlu da kızı da yok meydanda.
Öğleye doğru müsaade istedik, kalktık, son giderken Şeyh Efendi dedi ki, nerede senin çocuklar dedi, adamın rengi mengi gitti. Rengi mengi gitti. Hiçbir şey diyemedi.
Çocukların Yaptığı Eylemler ve Anne-Babanın Mes’ûliyeti — Edebî Eğitim
Efendim dedi, çocuklar yaptı. Oğlum böyle yetiştirme çocuklarını dedi. Çocuklar, bir misafir geldiğinde dedi, çıksınlar misafire hoş geldin desinler, büyüğü küçüğü tanısınlar, hizmet etsinler dedi. Böyle bakın, bunu yaşadığımızda yıl 1998-99’du. Şimdi çocuklar evlerine misafir geliyor, çıkmıyor o dışarı. Evlerine kim gelirse gelsin, kızını erkeğe, kızını evine, kızı erkeğe, misafire karşı soğuklar, erkeğin veya kadının akrabalarına karşı soğuklar. Herkes bir, ne o, şey buluyor, herhangi bir bahane buluyor. Dayısı şöyle, amcası böyle, teyzesi böyle, halası böyle, evden birileri de dolduruyor onları zaten, ya annesi ya babası, birileri çocukları da aşırıyor böyle. Teyzeniz böyle, halanız böyle, amcanız böyle, dayınız böyle.
Hiç anne babalarının yaptığı en büyük hatalar. Çocuk oturduğu yerde teyzeye, halaya, anneye, dedeye, neneye, neyse düşman oluyor. Var mı senin alışveriş ettiğin? Yok. Var mı senin çocuk olarak bir problemi? Yok. Ya sen halasıyla problem yaşadıysan, yaşadın. Sen yaşadın. Çocuğa ne amma aktarıyorsun? Aktarıyoruz biz. Hep beraber aktarıyoruz. Şeyimiz hazır bizim. Bak konuşursan hakkımı helal etmem. Yaşıyorsunuz değil mi? Evet. Ne yazık ki böyle. Allâh bizi affetsin. Evet. Sonuçta çocuklarımızı inşâallâh, bir de ne? Gelecek, onların geleceğine göre onları yetiştireceğiz. Kendi zamanımıza göre değil. Çünkü bir kısım anne babalar kendilerini yenileyemiyorlar. Bir anne baba kendisini yenileyemiyor.
Yirmi yıl öncesinde kalmış. Senin babaannen var ya bana böyle yaptıydı. Senin anneannen var ya bana böyle yaptıydı. Yirmi yıl öncesinde, otuz yıl öncesinde kalmış. Hâlâ daha bir şey yok. Yirmi yıl öncesinde kalmış. Hâlâ daha kin nefret gidiyor çocuklara karşı kinini nefretine akıtıyor. Bana şöyle yaptılar, bana böyle yaptılar. Bana şunu ettiler, bana bunu ettiler. Ya çocuk anneannesini tanımamış, babaannesini tanımamış. Tanımadan düşman oldu çocuk. Dayısını, amcasını, halasını, teyzesini tanımamış. Tanımadan düşman oldu çocuk. Biz ne yazık ki. Ondan sonra zaman geçiyor, yıllar geçiyor. O çocuk ne amca tanıyor, ne hala tanıyor, ne dayı tanıyor, ne teyze tanıyor, ne anneanne, ne babaanne tanıyor.
Ne miras bıraktık, kötülük bıraktık. Ne miras bıraktık, iyilik mi bıraktık, kötülük bıraktık. Aynı şey dergahlarda geçerli. Adam bir normalde kötülüyor. Dergahları, tarikatları kötülüyor. Kendi bir yanlışlık yaşamıştır. Çocuklarına kötülük bırakıyor. Onlar için bütün şehler kötü, bütün dergahlar kötü, bütün cemaatler kötü. Bir kısım ehli tarikat da, ehli cemaat de kendisinden çıkan kötülüğü bu bizden deyip savunacağım diye uğraşıyor. Aptallığın dik alası. Ya bırak savunma. Senin cemaatinden birisi bir sıkıntı olmuş, senin tarikatından bir sıkıntı yaşanmış. Olabilir de ya. Burada bir yanlışlık olabilir, bir eksiklik olabilir de. Kabulen bunu. diyor ya Bediüzzaman Sayyid-i Nur Hazretleri, bir sepet elmadan diyor, bir tane sütçürük olabilir.
Ama diyor bütün bir sepet çürük denilemez diyor. içinden bir tane elma çıktı çürük, bir sepet elma yatacak mısın? Hayır. Bu da onun gibi. Bu topluluktan bir tane çürük bir şey çıkabilir. Bu toplulukun komple çürük olduğunu göstermiyor. Ama biz o çürüğü savunmayacağız. Biz o çürüklüğü de savunmayacağız. Ya bu bizim dergahtan şimdi böyle bir şey. Konuşmayalım arkadaşlar. Ya konuşmayalım da onu da savunmayalım ya. Yanlışlık yanlışlıktır. Veya hatta bir cemaat veya bir tarikat veya bir siyasi parti. İçinden çürük elma çıkacak mı çıkacak? Biz o çürük elmayı savunmayalım. Bu sülaleye baktığımızda bir sülalenin içerisinden bir çürük elma çıkacak. Çırıkçak dayıdır, amcadır, haladır, teyzedir. Onun çürüklüğünü savunmayalım.
Demeyelim bizim sülale çok temiz. Yok içimiz, biz de insanız, biz de bir sülaleyiz, biz de bir topluluğuz. Oğlum bak amcandan, dayından, tezende, halanda bu tip şeyler olabilir. Bunlar onların komple kötü olduğunu göstermez. Ama varsa bir yanlışlıkları, yanlışlığını da reddedelim. Burada yanlış yaptılar diyelim.
«Mutsuzluğumuzu Çocuklara Mîras Bırakmıyalım» — Mü’minin Pozitif Aile Bilinci
Ama biz onu otomatikman komple silip atınca, o da doğru değil. Allâh bizi affetsin. Ve ilhası çocuklarımızı gelecek nesillere göre yetiştirelim. Akraba bağlarını, akraba bağlarını güçlendirecek konuşmalar yapalım. Sebep, o çocuk sen ölüp gideceksin, o çocuk tek başına kalacak. Sen ölüp gideceksin. O çocuk hâlâ akrabalarına düşman olarak duracak. Sen ölüp gideceksin, o çocuk tarikata düşman olarak kalacak. O çocuk, sen ölüp gideceksin, o çocuk şehlere düşman olarak kalacak. Sen ölüp gideceksin, o çocuk cemaatlere düşman olarak kalacak. Biz arkaya ne miras bıraktığımızı bilmiyoruz. Veyahut çocuğunu yargıladın, yargıladın, bir başkasıyla kıyasladın. Bak filancanın oğlu, filancanın kızı böyle dedin.
Sonra o filancanın oğlu veya kızı yanlış yaptı. Çocuk dönecek senden intikam alacak. Diyecek ki bak filancanın kızı böyle yaptı, ben de yapayım mı? Diyecek ki filancanın oğlu böyle yaptı, ben de yapayım mı şimdi diyecek. Senden intikam alacak. O yüzden çocuklarınızı başkalarıyla yarıştırmayın. Cemaatinizi başka cemaatlerle yarıştırmayın. Tarikatınızı başka tarikatlarla yarıştırmayın. Şeyhinizi başka şeyhlerle yarıştırmayın. Anne babalarınızı başka anne babalarla yarıştırmayın. Çocuklarının hatası da bu. Baba senden daha fazla çalışmadın. Bak bunu böyle yapmışsın, şunu şöyle yapmışsın. O yüzden çocuklar da anne babalarını başka anne babalarla kıyaslayıp yarıştırmasın. Böylece mutluluğun ucunu yakalayın ailelerinizde.
Biz ne yazık ki mutlu bir ülke değiliz. Mutlu ailelerimiz yok bizim. Mutlu çocuklar da yetiştirmesini bilmiyoruz.
Kaynakça ve Referanslar
- Haciz Malının Helâliyeti ve İslâm Hukûku: Mülkiyet hakkı — Bakara 2/188; Nisâ 4/29; «el-müslimu yühilluhu mâ ehallallâhu lehû ve yuharrimuhu mâ harramellâhu aleyhi» — Buhârî, Buyû’ 100; Müslim, Müsâkât 1; Haciz hukûku ve mülkiyet aktarımı — Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâi 5/130-160; Mergînânî, el-Hidâye 3/45; modern Türk Borçlar Kanûnu ve İslâm hukûku karşılaştırması — Hayrettin Karaman, Mukâyeseli İslâm Hukûku; Ahmed Akgündüz, İslâm Hukûku ve Osmanlı Tatbîkâtı; «hak sahibi yine eski sâhibinden mi alacak?» — Vahbe ez-Zuhaylî, el-Fıkhu’l-İslâmî.
- Modern Dünyâ Çatışmalarında Mü’minin Tutumu: «cihâd-ı ekber» (büyük cihâd) — Beyhakî, Şu’abu’l-Îmân 11/372; Filistin meselesi (1948-2024) — Edward Said, The Question of Palestine; Norman Finkelstein, Image and Reality of the Israel-Palestine Conflict; Doğu Türkistan zulmü — Adrian Zenz, The Karakax List; James Millward, Eurasian Crossroads; modern müslüman tutumu — Sezai Karakoç, İslâm’ın Dirilişi; Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları.
- Çocuk Eğitimi ve Karşılaştırma Yapma Tehlikesi: Çocuk eğitiminde karşılaştırma sakıncaları — Hadîs «adâlet ediniz çocuklarınız arasında» — Buhârî, Hibe 12 (2587); Müslim, Hibât 12-15 (1623); modern pedagoji — Ali Erkan Kavaklı, Çocuk Eğitimi; Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri; Bediuzzaman, Mektûbât 17. Mektûb (çocuk eğitimi); «her çocuk farklıdır» — Said Nursî, Lemalar 17. Lema; modern çocuk psikolojisi — Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe.
- Çocuk Karakterine Saygı: Hadîs «kullü mevlûdin yûladu ale’l-fitra» (Her çocuk fıtrat üzerine doğar) — Buhârî, Cenâiz 92 (1359); Müslim, Kader 22-25 (2658); «her çocuğa kendi yatkınlığına göre yetiştirmek» — modern pedagoji; «yatkındır, bırakın yürüsün» — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu; Mustafa İslâmoğlu, Eğitim Üzerine; Ali Erkan Kavaklı, Çocuk Eğitimi ve Aile.
- Çocukların Eylemleri ve Aile Mes’ûliyeti: «külleküm râ’in ve külleküm mes’ûlün an raiyyetihî» — Buhârî, Cum’a 11 (893); Müslim, İmâra 20 (1829); ebeveynin sorumluluğu — Tahrîm 66/6; Lokman 31/12-19; «evlatlarınızı namaz ile emredip ona alıştırın» Hadîs — Ebû Dâvûd, Salât 26 (494); Tirmizî, Salât 122 (407); Ahmed, Müsned 2/187; modern aile psikolojisi — Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri.
- «Mutsuzluğumuzu Çocuklara Mîras Bırakmamak»: Pozitif duygu mîrası — Hadîs «innallâhe yuhibbu’l-mütefe’ilîn» (Allâh tefe’ülcüleri sever) — Buhârî, Tıbb 19; Müslim, Selâm 3 (2224); Tirmizî, Şemâil 32; aile içi pozitif çevre — Bediuzzaman, Mektûbât 23. Mektûb; modern aile psikolojisi (parent-child intergenerational trauma) — Mark Wolynn, It Didn’t Start with You; Bessel van der Kolk, The Body Keeps the Score; «mutluluk ve şükür» — Bakara 2/152; İbrâhim 14/7; Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu; «mü’min mütefe’illiği» — Said Nursî, Lemalar 17. Lema.
- Karabaş İrşâd Geleneğinde Q&A ve Aile Eğitimi: Mustafa Özbağ Efendi silsilesi — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; Çorumlu Hacı Mustafâ Anvarî → Nevşehirli Abdullâh Gürbüz → Hacı Haydar → Hacı Bekir Baba → Mustafâ Özbağ Efendi silsile zinciri — İrşâd Dergisi hâtırâtı; modern aile eğitimi — Mahmûd Es’ad Coşan, Tasavvuf Yolu; Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Zikir, Sünnet, Şeyh, Silsile, Şükür, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı