Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
karabasi-sohbetler-2024 ·

2024 Sohbeti #42 — Tövbe ve Hükmü, Behren Beghova Medresesi Müdürünün Ziyâreti

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2024 Sohbeti #42 — Tövbe ve Hükmü, Behren Beghova Medresesi…. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Q&A: Tövbe Nedir, Hükmü Nedir? — Zâhirî ve Bâtinî Değişimler

Âmîn. Tevbe nedir, hükmü nedir? Tevbe edince, zahiri ve bâtini neler olur? İnsanın yaşantısında veya mânâ noktasında değişiklikler olur mu? Hiçbir kimse yoktur ki, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ve peygamberleri ayırt ederekten bu hadîs-i şerîfi naklediyorum. Hiçbir kimse yoktur ki, bir günah onun perçeminden tutmamış olsun. Hadîs-i şerîf. Öyle deyince sahâbe soruyor, diyor, ”Ya Resûlullâh ümmetin hâli nice olur.” Ondan sonra diyor ki, ”Tevbe’den hiç günah işlememiş gibidir hadîs-i şerîfte.” Tevbe nedir? Bir kimse bir hata, bir kusur işlediğinde, bizim gibi zayıf Müslümanlar içinde, Bir kimse bir hata, bir kusur işlediğinde, bizim gibi zayıf Müslümanlar içinde, oradan dönmesidir, geri dönmesidir.

Tövbe Hakkında

Bir dille tövbe vardır. bir kimsenin en azından, en kısasından, ”Estağfurullah El Azim” demesi, veyahut da biraz daha uzunluğundan ”Subhanallahî ve bi hamdihi, Subhanallahî El Azim ve bi hamdihi, estağfurullah El Azim” demesi gibi. Bu o kimsenin diliyle olan tövbesidir. Bu da tövbe midir? Tövbedir. Hazret-i Peygamber Sallallâhu Aleyhi ve Sellem Hazretleri, ”Ben günde en az yüz kez Rabbime tövbe ederim.” der. O zaman tövbenin dille olanı var. Bu nedir? En azı ”Estağfurullah El Azim”dir. Bir de hal olanı, bu normalde dille tövbe, bir de hal ile tövbe var. Bu hal ile tövbe ne? O kimsenin o günaha bir daha geri dönmemesi. Bu da fiili tövbedir. o kimse fiilen tövbe etti, o günaha bir daha dönmedi.

Bir de kalbî tövbe vardır. Kalbî tövbe de o kimsenin o günahı bir daha kalbinden dahi geçirmemesidir. O zaman ”İlmel yakîn, aynel yakîn, hakkel yakîn” söz konusu olduğu, ”İlmel yakîn” ne demek? Dille tövbe etti. ”Hakkel yakînne, aynel yakînne” o kimse normalde fiili tövbe etti. Bunun en ileri noktası kalben tövbe etti. Artık o kimse bir daha o günaha dönüş kapısı, onu da kapandı, kalbinden dahi geçirmedi. Ve normalde böyle tövbe ederse bir kimse, kalbinde tövbe etmiş olursa, o kimsenin kalbindeki karanlık, kalbindeki perde, kalbindeki o tabiri caizse Allâh ile o kimseyi perdeliyen günahlardan kurtulmuş oldu. Onun perdesi açıldı, bir Müslümanın gönlünde 70 bin zulmet perdesi vardır dediği o perdeler ne oldu?

Yavaş yavaş açılmaya başladı ve batini, zahiri ne olur? Zahiri o kimse artık o günahtan kurtulmuş olur. O günaha girmez, o günahla haşır neşir olmaz. Bunun batini nedir? adım adım o kimsenin o günahı aklından kalbinden dahi geçirmemesidir. Onu hiç düşünmemesidir ki onun kalbi artık onun o günahla alakalı temizlenmeye, o günahla alakalı pak olmaya başladı. İnsanın yaşantısında veya mana noktasında değişiklikler olur mu? Her halde, her halde ama iyiliğe doğru ama kötülüğe doğru insanda değişiklikler olur. Yeter ki o kimse o hali kendi üzerinde tecelli ettirsin. bilhassa servis ürük noktasında sufiler bir şeyden geri dönerlerse ondan bir daha geri dönmemeleri gerekir. tövbe etti, geri döndü bir daha artık o hale geri dönmemesi lazım ama insanız, hepimiz hata yaparız, kusur işleriz, yanlışlık yaparız, hepimiz günaha gireriz, hepimiz için geçerli bu.

Oradan tövbe eder, ruca eder, hem dille tövbe eder, hem hal ile tövbe eder, hem de kalp ile tövbe edip geri dönmeye gayret ederiz. İstiğfar nedir? Tevbe ve istiğfar farklı şeyler midir? Değildir. Hemen hemen aynı şeylerdir. O yüzden tövbe de, istiğfar da farklı şeyler değildir. Allâh bizi hakkıyla tövbe edenlerden eylesin. Âmîn. Tevbe bir de ayrıyetten zikir şemsiyesinin altındadır. Tevbe aynı zamanda da zikrullaktır. Allâh’ı zikretmektir. O yüzden Allâh’ı zikretmektir derken şimdi birazdan bir zikrullâh yapacağız. Bu bir ayrı bir zikir. Tevbe etmek de ahiretten zikirdir. Kısas nedir? Bakara Sûresi 179. Ayet. Kısassa sizin için hayat vardır. Ayet-i kerimesinin de belirtildiği gibi kısas yapılabilir mi?

Günümüzde kısas yapılabilir mi? Yapılıyorsa şartları nedir? Kısas, bu mânâda tabiri câhisse, göze köz cana candır. Veyahut da kola koldur, ayağa ayaktır.


«Hiçbir Kimse Yoktur ki Bir Günâh Onun Perçeminden Tutmamış Olsun» Hadîs-i Şerîf — Tövbe Hiç Günâh İşlememiş Gibi Eyler

Yani bir kimse bir suç işledi, bu suçun karşılığı İslâmî hükümlerce neyse odur. Ama genelde kısas, haksız yere birisinin öldürülmesiyle alakalıdır. oraya devrulur. Bir kimse bir kimseyi haksız yere veya haklı yere, önemli değil, öldürdü. Öldürdüyse ona kısas uygulanır. Haklı ise haklılığının durumuna göre değişir bu. Ama normalde kısas odur. E kısas bizim için hayat vardır. Evet sen öldürüleceğini bilsen, karşıdaki ma’sum bir insanı öldürmezsin. Veyahut da senin de kolunun kesileceğini bilsen, veyahut bileğinin kesileceğini bilsen bir daha dikkat edersin birisinin canını yakmaya. Örneğin. Ama kısas olmadığı için herkes herkesin canını istediği gibi yakıyor. Günümüzde kısas yapılabilir mi? Yapılabilir ama İslâm’ın şeriatinin hukuk olarak uygulanmış olması gerekir.

İslâm’ın şeriatı hukuku uygulanıyorsa o uygulanan belde de bölgede ülkede kısas olur. Uygulanmıyorsa orası zaten Darül Harp hükmündedir. O zaman İslâm’ın hukuku olmadığından dolayı Darül Harp’tir. Darül Harp’te de kısaslar uygulanmaz diye hadîs-i şerîf nettir. O yüzden bir yer Darül Harp ise mesela Almanya Darül Harp’tir kısas uygulayamazsınız. Örneğin. İslâm hukukunu kendisine hukuk olarak kabul etmeyen bir ülkede kısas uygulaması yoktur. Orada da kendi başınıza da kısas uygulayamazsınız. Bazen böyle cemaatler veya bir topluluk veya bir grup böyle kendince İslâm’ın hukuku uyguluyormuş gibi davranıyorlar. Bu doğru değildir. O yüzden kısasın uygulanması için bir İslâm devletinin veya hatta oradaki o topluluğunun her şeyiyle İslâm hukukuna uygun davranılması gerekir.

Beliniz ziyai gibi eğilinceye kadar namaz kılsanız ve ok gibi zayıflayıncaya kadar oruç tutsanız sizin için iki birden daha sevimliyse istikamete erişmiş olmazsanız. İstikamet nedir? İstikamet bir kimsenin Kuran ve Sünnet yolunda hem düşünmesi hem yürümesidir. Neden bunu düşünmesi olarak da koydum? Şimdi insanlar var mesela Kuran Sünnet tedrîsinde düşünmüyorlar. Fikirleri bozuk, akayitleri bozuk, amelleri düzgün örneğin ama akayiti bozuk. Böyle olunca o kimsenin normalde istikamet ehli değil. İstikamet ehli olabilmesi için o kimsenin hem fikri yapısı hem de ameli yapısı normalde o kimsenin istikamet üzerine olacak. Kuran ve Sünnet üzerine olacak. Eğer Kuran ve Sünnet üzerine değilse o istikamet üzerine değildir.

Şimdi hem istikamet olacak hem de o kimsede aynı zamanda istikameti destekleyen istikrar olacak. İstikrar nedir? Bir kimsede düzgün bir şekilde o hali yürütümesidir. İstikrar da odur. Bir gün namaz kılıyor ertesi gün kılmıyor. O istikrarı bozuk. Orucu bir gün tutuyor. Ramazan orucunu ertesi gün Ramazan orucunda gevşeklik yapıyor. İstikrarı bozuk. O kimse bir gün dersi çekiyor ertesi gün çekmiyor. İstikrarı bozuk. O kimse istikrallı bir şekilde yürümüyor. Bakın dini meselelerde istikrarı olmayanın ikili ilişkilerde veya toplumsal ilişkilerinde, aile ilişkilerinde istikrarı olmaz. İstikrar o kimsenin kişiliği kimliği açısından size çok büyük bir ölçü verir. etrafınızdaki insanların istikrarı ile değerlendirin.

İstikrarı. bir kimse var mesela derviş Allâh razı olsun ders almış. Bir hafta derse geliyor bir hafta derse gelmiyor. Veyahut da dersi başka bir şeyle değiştiriyor. dayımlar geldi de yok halamlar geldi. Yok halamın dünürünün bilmem nesi geldi filan. O kimse istikrarını değiştirdi. yok canım kardeşim benim perşembe günleri dersim var. Bu perşembe günleri dersim benim hiç kimse engelleyemez. Ben o perşembe dersine gideceğim veya benim istikrarım bu. Benim mahallemde dersler ben oraya haftanın bir güne gideceğim. bir günü de perşembe gün derse gideceğim. Bu istikrarı o kimse koruması gerekir. İstikrar budur. Beş vakit namaz farz istikrarı budur. O kimse beş vakit namaz farzı kılacak. İstikrarlı.

Bakın dini konularda bu büyük bir ölçüdür. Dini konularda bir kimsenin istikrarı bozuksa o kimsenin ikili üçlü beşli ilişkilerinde de istikrarı bozuktur. Bunu tecrübeyle ben çok sefer bunu tecrübe etmişimdir. Bak çok sefer tecrübe etmişimdir. O istikrarlı insan böyle tabiri caizse askeri disiplinlik bir şekilde yürür. İstikrarlı insan. İstikrarı yoksa o kimsenin bir rüzgar eser dağılır, bir ayağı çukura basar dağılır, bir çamura girer dağılır. İstikrarı sıkıntılı onun. O kimseye o kimseyle yol yürürken dikkat et. Duygusal olarak zigzaglar çiziyor. O kimseye dikkat et. O istikrar noktasında sıkıntı. Şimdi istikamet doğru evet. Bir kimsenin şu anda mesela fikri yapıda istikamet çok önemli. o kimse düşünürken düşünce yapısında akahit noktasında Kur’ân Sünnet tedrîsinde düşünecek.


Tövbenin İç Düzeni: Namazın Dâimliği ve Şer’î Tedrîs — Mü’minin İslâmî Hayât Tatbîki

Yapısı bu olacak. Şimdi bakıyorsunuz namazın dapdesinde orucunda entellektel gibi duruyor. Ve hatta profesör ve hatta büyük bir din alimi fakat fikri yapısı bozuk. akahidi bozuk. O kimsenin Kur’ân’daki ayetleri çarpıtıyor, hadîs-i şerifleri reddediyor, hadîs-i şeriflerle alakalı şüpheli şeyler konuşuyor. O kimsede istikamet bozukluğu var. O kimsede istikamet bozukluğu varsa o normalde Allâh beni affetsin tehlikeli bir nokta. Şimdi insanlar normalde istikamette bunu aramıyor. İstikamette aradığı şey onun namaz abdest, namaz abdest, onda istikrar muhakkak lazım. Ama bugünün insanında Allâh affetsin. Fikri yapıda istikrar yok, istikamet yok. Fikri yapıda. İstikamete bozuk fikri yapıda. Konuşuyorsunuz biraz konuşmaya başlayınca bakıyorsunuz kader inkarcısı.

Biraz konuşmaya bakıyorsunuz kabir azabı yok diyor. Biraz konuşmaya başlıyorsunuz hadîs-i şerifleri inkar ediyor. Ve hatta diyor ki 9 tane hadîs-i şerîf vardır sahi olan. Geri kalan sahi değildir. Hadisler üzerinde tartışma açıyor. Ve hatta biraz konuşuyorsunuz mezhepler üzerinde tartışma yapıyor. Bir bakıyorsunuz mezhepsiz bir kimse çıkıyor ortaya. Ne imam-ı azam ne imam-ı şafi ne imam-ı malikine ne imam-ı hambel. Bütün imamları aldı çok affedersiniz çöpe attı. Bu adam o imamlardan daha fazla bir imam. O çok biliyor. Onda istikamet de bozuk istikrar da bozuk. Bakın istikamet de bozuk istikrar da bozuk. Ve hatta bir müteşâbih bir ayetin üzerinde tartışacak insan arıyor. Bırak kardeşim müteşâbih insan nasıl anlıyorsan anla.

Bu normal değil. İllaki o anlayışını bana dikte etmeye de çalışma. Burada ne oldu? O kimsenin istikameti de bozuldu. İstikrarı da bozuldu. Şimdi böyle olunca o kimse ne tarafa gideceği belli olmayan. Ne tarafa gideceği belli olmayan. İstikameti ve istikrarı bozuk bir kimse çıktı ortaya. En tehlikelisi. Sebep bizdenmiş gibi görünüyor çünkü. Sebep bir bakmışsın derviş gibi görünüyor burada. Ders almış sıkıntı değil. Laf dinlemiyor, söz dinlemiyor. İstikametini bozuyor, istikrarını bozuyor. Ama derviş aramızda. Bunu böyle yapma diyorsun. Yapıyor. Yapma dediğimiz halde yapıyor. Veya da arkadan dolaşıyor. Sanki görmeyecekmişiz, duymayacakmışız gibi davranıyor. Yapıyor o yapacağını. Onda istikamet de bozuk, istikrar da bozuk.

Allâh muhâfaza eylesin. İkinin birden daha sevimli olmasını açıklar mısınız? Allâh ona her şeyden sevimli ve sevgili gelecek. Mü’minin kemale ermesi, Allâh’ın ona her şeyden sevgili olması, her şeyden sevgili gelmesi, seveceğin en yüksekteki, en yüksek konumda senin duygu olarak, kalp olarak, ruh olarak, beden olarak, için dışın olarak, en yüksekte Allâh olacak. Allâh gözünün gördüğü görmediği, her şeyden sevgili gelmedikçe kemale eremezsin. Hazret-i Peygamber’in, sallâllâhu aleyhi ve sellem hazretleri, gözünün gördüğü görmediği, yaratılmışlardan en sevgili gelmedikçe kemale eremezsin. Bak yaratılmışlardan diyorum. Allâh yaratan, her şeyden sevgili gelmedikçe kemale eremezsin. Allâh yaratan, her şeyden en fazla sevgili ve sevimli gelen Allâh Celle Celaluhu.

Ondan sonra her şeyden fazla sevgili ve sevgili gelen Hazret-i Muhammed Mustafa, sallâllâhu aleyhi ve sellem. Eğer sende bu böyle tecelli etmezse o zaman kemale ermez. Cumaatesi sohbetinde bahsettiğiniz huzur ehliyle istikametin bağı var mıdır? Zaten o istikamet yolunda yürürse huzur ehli olur. İstikamet yolunda yürümezse o kimse huzur ehli olamaz. Rabbim bizleri istikamet ehli eylesin. Bir de istikrarlı eylesin. Eğer istikamet ehli ve istikrarlı olursak o zaman inşâallâh biz o huzura erenlerden oluruz. İnşallah o huzur ehlinden oluruz. Aramızda Bosno’dan misafirlerimiz var. Allâh razı olsun her ikisinden de. Bir mikrofon verin ondan sonra bir inşâallâh selamlama yapsınlar. Mustafa abiye de bir tane şey verin, mikrofon verin.

Ne söylerlerse söylesinler kafasına göre tercüme diyor geçiyor. bir paragraf söylüyor söyleyen ondan sonra o bir paragrafı keyfi yerinde ise bir cümle keyfi yerinde değilse iki kelimeyle hallediyor. Bunu da söyle. Allâhumme salli ala Seyyidinâ Muhammedin fil mele’i ila yevmi din. Poşetavani Şeyh Efendiye, Ceynep abracı, Selamun aleyküm ve rahmetullah ve bereketuhu. Şeyh Mustafa, Şeyh Mustafa, ve Sayyid-i Alim’e ve Şeyh’e teşekkürler. Bu güzel bir atmosferde, bu halde, bu her şeyin bir arasındaki bir ilişki, bu bir tevhid, bu bizim dinimiz İslâm’ın, selam ve salavatı, sevdiğim Peygamber Muhammedin aleyhi ve sellem’in, ve bu güzel bir cemaatimiz.


Behrem-Begova Medresesi Müdürünün Ziyâreti — Bosna’dan Gelen Müslüman Cemaat

Ve Behrem-Begova Medresesi’nin direktörü, müdürü aynı zamanda, hepinize teşekkür bir borç. Böyle bir atmosferde, böyle bir ortamda bulunduğumuz için, Allâh’ın adına, Allâh’ın zikirlerini yapacağımız için, fazlasıyla mutluyuz, memnunuz. Üstadımıza da sevg ve saygılarını iletiyorum. Allâh’ın evi, büyük bir güç, İman, İslam ve Ihsan’ın güçleri, sizin için, kardeşliğiniz bir güç, bu insanın güçleri, burada, bizim ümmetimizde, ve bu, herkesin güçleri. Hep birlikte görüyoruz, bu bizim İslam birliği için de, önemli bir artıverdan birisi. En önemli şey, herkesin için, ne yaşadığımız, ne yaşadığımız, ve bu dünyada yaşayan insanlarının sonu ne. En önemli şey, herkesin için, İbadet’e, ne kadar da daha da, ne kadar da daha da, Allâh’ın zikirlerini yapacağımız için, hepimiz doğduk, hepimiz yaşıyoruz, hepimiz ebediyete intikal edeceğiz, ama hepimizin en fazla olması gereken, ibadeti gerektiği gibi yapmamız ve Allâh yolunda hep birlikte olmamız.

Uzvişeni Allâh, Storitelik Gospodar Svi Svet-i Anas’ı, stworiyo, ve hüküm ve sevgilim, ve de, Hukuklar, ve de, ve de, ve de, ve de, ve de, ve de, ve de, ve de, ve de, ve de, ve de, bunlardan en önemlisi. siz tekke insanlarsınız, ibadeti ne olduğunu biliyorsunuz. Allâh yolunda ibadet yapabilmek için yapılması gerekenleri en iyi şekilde yapabildiğimizin daha üstüne yapabilmek görevlerimizden birisi. Ne ise? odrediyor da, ufak o zaman, yaşadığı zaman, uçan ve pabocu insanlar, pabocu insanlar, Muhammed aleyhisselatü vesselam’ın nâsılıkçısı, bütün Allâh’ın nâsılıkçısı, bu ülke, bu millet, bu ülke, büyük otorite ve hikmeti var, bugün de var. Hepimizin Allâh yolunda, Peygamber Efendimiz’in söylediklerini yapmak, bu topraklarda yapabildiğimiz en iyisini yapmak, onun yolundan gitmek, ana hedeftenizden, ana amaçlarımızdan biri olması lazım.

Od’raniye znamo, vaşe poşetvanog Şeyh Efendi’yu, susetalismos’e raniye, nosimo od prvoga suseta, vluloznaçanye duboke doymove, zahvalnismo lüdima, kaoshte vaş uvajeni Şeyh’i na hizmetu, hizmeti, burada, en önce, yani, kendi ortada, ama sonra, üniversal, yani, her yerde, yani, sizin Şeyh’inizi daha önceden tanıyoruz, biliyoruz, onun yaptığı hizmetleri de biliyoruz, hem bu kendi topraklarında hem de ülke dışındaki yerlerde yaptığı hizmetleri biliyoruz ve devamını diliyoruz. Buradaki Müslümanların çektiği zulmü, şu andaki Filistin’deki gazeteki problemleri biliyoruz, onun için de daha fazla İslam’a birliğe sarılmamız lazım. Sizi uluyorum, bratski selam, samimle, ve benim braten Ahmet Defendia Hatunic, Direktör Behran Begova’ya medrese, Tuzla’ya.

Doğaliz, Bostan Hercelik Regiyede, binalarda birçok Müslüman yaşıyor,Bro’ya ve çoğu Müslümanların yaşamında, bir büyük centrede, en önemli centrede, Bosna ve Herzegovina, Sarajevo’ya var. ve burası centre, Müslümanların, Müslümanların, Bosna ve Herzegovina’da genozidin yapılan bir yerden birisi var, Müslümanların, Srebrenica’da. Bosna’da ayrı bir özelliği var. Yüzde 95’i Müslüman olan bir yerdir. Biz orada zulmü, genesite, soykırımı gördük.


Srebrenica Soykırımı (Temmuz 1995) ve Tuzla’nın Hâli — Bosna Acısı; Karabaş Selâmlama

Nasıl olarak Srebrenica, Tuzla içerisinde kalan bir bölgedir. Muslimani Bosna’yı, Allâh’a, Djele-Shan’a, Vol’e’ye imalim, çok kuşnaya ulaştılar. İstikamet ve Yunanistan’a, ve O tome, bu gece Şeyh Efendi’ye bahsettiğiniz gibi, bu yolu, Allâh’a ve Edeb’e gizli bir hizmet ile, Allâh’a ve Edeb’e gizli bir hizmet ile, Allâh yolunda yapılması gerekenler, hepsini yapmak için buradayız, ve yapmakla devam edeceğiz. Bu yolun, korktuğumuzu, ve üzülmüş olduğumuzu, Allâh’a ve Edeb’e gizli bir hizmet ile, اِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُونَ اللّٰهُ ثُمَّ اِسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلَٓائِكَةُ اَدْلَى تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُ وَأَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتِي كُنْتُمْ تُعَادُونَ صدق الله عز وَلَذِينَ Biz bu yolda, hiçbir şeyden korkmadan, İslam yolunda, az önce okuduğu ayetteki gibi, her şeyi yapmaya devam edeceğiz, ve öğrenmeye de devam edeceğiz.

Privilegiyle, bu gece birlikteyiz. Privilegiyle, bugün Şeyh Efendi’ye şükür, birkaç kez söylemek istiyoruz. Esselâmü aleyküm ve rahmetullâh ve berekâtuhû. Sizle birlikte olmaktan çok mutluyum. Üstadımın dediği gibi söz verdi. Ve hepinize, Allâh yolunda olmayı nasip eylesin inşâallâh. Tamam. Üç yılda Sûreyi/Fâtihâ-i Şerîfe. Âmîn.


Kaynakça ve Referanslar

  • Tövbe (Tövbe-i Nasûh) Hükümleri: «yâ Eyyühe’llezîne âmenû tûbû ile’llâhi tevbeten nasûhâ» (Tahrîm 66/8); Bakara 2/222 («inne’llâhe yuhibbu’t-tevvâbîn»); Hûd 11/52, 90; Zümer 39/53-54; Tirmizî, Daavât 88; Buhârî, Daavât 4 (6307); Müslim, Tevbe 1-12 (2702-2769); İbn Mâce, Zühd 30 (4250); Nevevî, Riyâzu’s-Sâlihîn, bâbu’t-tevbe; İbn Atâullah, el-Hikem, hikem-i tevbe; İbn Kayyım, Medâricü’s-Sâlikîn 1/178-220; tövbe-i nasûh şartları (pişmanlık, terk, tekrarlamamak, kul hakkı varsa ödemek) — İmâm Şâfiî, el-Ümm; Hayrettin Karaman, İslâm’ın Işığında Günün Mes’eleleri.
  • «Hiçbir Kimse Yoktur ki Bir Günâh Onun Perçeminden Tutmamış Olsun» Hadîs-i Şerîfi: «mâ minkum ehadün illâ ve fî ra’sihî zulmetün» tâbir-i hadîsî — sûfî tatbîki; Tirmizî, Sıfâtü’l-Kıyâme 53 (2499); Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ; «Tövbe eden hiç günâh işlememiş gibidir» — İbn Mâce, Zühd 30 (4250); Tirmizî, Sıfâtü’l-Kıyâme (2499); Beyhakî, Şu’abu’l-Îmân 5/393; Hâkim, Müstedrek 4/243.
  • Tövbenin Zâhirî ve Bâtinî Değişimleri: Tövbenin etkileri — Hûd 11/3 («yumti’küm metâan hasenan ilâ ecelin müsemmâ»); Nûh 71/10-12 («istağfirû Rabbeküm innehû kâne ğaffârâ»); Bediuzzaman, Mektûbât 21. Mektûb (gıybet ve helâlleşme); İmâm Rabbânî, Mektûbât 1. cilt 78. mektûb (tövbe-i mu’kıbe); Hârith el-Muhâsibî, er-Riâye, bâbu’t-tevbe; Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, bâbu’t-tevbe; modern tövbe ve psikolojik karşılığı — Mahmud Sâmî Ramazânoğlu, Musâhabe.
  • Bosna-Hersek ve Behrem-Begova Medresesi (Sarayevo): Behrem-Begova Medresesi (Sarajevo, 1537 yılında Gazi Husrev Beg tarafından kurulmuş) — Madeline Davies, The Bosnian Book Massacre; Şehâbettin Akalın, Bosna-Hersek’te İslâm Eğitimi; Selim Sırrı Tarcan, Bosna-Hersek; Bosnian Müslüman eğitiminin tarîhî kökenleri — Noel Malcolm, Bosnia: A Short History; Karabaş silsilesinin Bosna ile irtibatı — İrşâd Dergisi hâtırâtı.
  • Srebrenica Soykırımı ve Tuzla’nın Hâli (1993-1995): Srebrenica katliamı (11 Temmuz 1995, ~8.000 Müslüman erkek katledildi) — UN International Tribunal for the Former Yugoslavia (ICTY) yargılamaları; Roy Gutman, A Witness to Genocide; Tom Gjelten, Sarajevo Daily; David Rohde, Endgame: The Betrayal and Fall of Srebrenica; Tuzla’nın Bosna Savaşı’nda direnişi (1992-1995) — Noel Malcolm, Bosnia: A Short History; «Sebrenitsa, Tuzla’nın içerisinde kalmıştır» — Ekrem Buğra Ekinci, Hâtıralar.
  • Karabaş Silsilesi ve Bosna Müslümanlarıyla İrtibât: Mustafa Özbağ Efendi silsilesi — Mustafa Kara, Türk Tasavvuf Tarihi Araştırmaları; Çorumlu Hacı Mustafâ Anvarî → Nevşehirli Abdullâh Gürbüz → Hacı Haydar → Hacı Bekir Baba → Mustafâ Özbağ Efendi silsile zinciri — İrşâd Dergisi hâtırâtı; Bosnalı Müslümanların Karabaş silsilesiyle irtibâtı — modern Tasavvufî diaspora — Hayrettin Karaman, Mukâyeseli İslâm Hukûku.

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Zikir, Tevhîd, İhsân, Kalb, Sünnet, Şeyh, Silsile. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı