Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Soru/Cevap ·

2023 Sohbeti #71 — Bakara 110: «Namazı Dosdoğru Kılın ve Zekâtı Verin» — Namazı Önemsizleştirme Reddiyesi (Alevî-Bektaşî, Reformist Sufî), Hanefî-Şâfi Mezhep Farkı, Müddessir 43-44 Cehennem Soruşturması, Bâtıla Dalanla Bâtıla Dalmak, Sebatâist-Dönme Ekonomi Tahakkümü, Hesap’ta İlk Bakılan Amel Namaz, İslâm’ın Üç Esâsı, Zekâtın Bereketi, Kel Yılan Hadîsi ve Âl-i İmrân 180

Mustafa Özbağ Efendi'ye sorulan soru ve cevabı: 2023 Sohbeti #71 — Bakara 110: «Namazı Dosdoğru Kılın ve…. Tasavvuf, ahlâk ve günlük hayata dair açıklama.


Table of Contents

Açılış — Geçen Haftaki Acil Zekât Sohbetinin Üzerine; Bu Hafta Bakara 110 Üzerinden Namaz ve Zekâtın Bitişikliği; Eûzu-Besmele ve Âyetin Tilâveti

Selamünaleyküm! Aleykümselâm! Geçen hafta sorulan sorular vardı. Acil olarak zekat konusuyla alakalı sohbet etmiştik. Aslında başlangıç olarak bir önceden zekatın ehemmiyetini anlatmamız gerekiyordu. Ama acil o sorular olunca bu sefer böyle bir sonraki sohbet, takdim tehir oldu. Değişti yerleri. Şimdi inşallah bu akşam zekat ve namaz bitişik olduğundan dolayı Bakara’nın 110. ayetiyle alakalı sohbet edeceğiz inşallah. Destûr! اَعُذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْضَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَانِ الرَّحِيمِ وَأَقِيمُ الصَّلَاةَ وَاتُ الزَّكَانِ وَمَا تُقَدِّمُوا لِيَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللَّهِ اِنَّ اللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيّرٍ صَدَقَ اللَّهُ الْعَظِيمِ Allâh razı olsun.


Bakara 110 — «Namazı Dosdoğru Kılın ve Zekâtı Verin; Kendiniz İçin Önceden Her Ne İyilik Yaparsanız Mükâfâtını Allah’ın Yanında Bulacaksınız»; Zâhiren ve Bâtınen «Dosdoğru» Kılmanın Anlamı; «Namaz Sizi Kötülüklerden Alıkor» (Ankebût 45)

Bakara âyet 110. Namazı dost doğru kılın ve zekatı verin. Kendiniz için önceden her ne iyilik yaparsanız, mükâfatını Allâh’ın yanında bulacaksınız. Çünkü Allâh bütün yaptıklarınızı görmektedir. Namazı dost doğru kılın. namazı dost doğru kılın dendiğinde, namazın bütün şartlarını, bütün içindeki dışındaki farzlar, namazla beraber abdest, çaylarınızı da için hem namazın içindeki dışındaki farzı, vacibi, sünneti, bunları dost doğru kılın. Namazı dost doğru kılabilmek için muhakkak namazla alâkalı herkesin ilmihâl bilgisine sahip olması gerekiyor ki namazı dost doğru kılsın. Bu işin zâhir tarafı. Bir de işin bâtın tarafı var. O kimse, çünkü Ayet-i Kerîme’de namaz sizi kötülüklerden alıkor diyor.

Demek ki namazı dost doğru kılarsan işin bâtın tarafı var, mânevî tarafı var, o seni kötülüklerden alıkoyacak. Ve namazdan vazgeçmek, namazı terk etmek, namazı es geçmek mümkün değil. O yüzden normalde bir kimsenin namazı İslam dininde önemli ve namazı önemsizleştirmek, namazı kıymetsizleştirmek mümkün değil.


Namazı Önemsizleştirmenin Reddiyesi — Alevî-Bektaşî «Salât-Niyâz-Gönül Namazı» Tahrîfi; «Bizim Namazımız Kılındı» Diyen Sufî Sapmaları; Namaz Dinin Direği, Dinde Yıkılacak Son Kale

Bir kısım Müslümanım diyen kimseler namazı önemsizleştirme, namazı kıymetsizleştirme noktasındalar. Bunların içerisinde bir takım kendilerini sufi olarak, derviş olarak veya tasavvuf topluluğu adları altında nitelendiren kimseler de var ki bu işin daha acısı. bir kısım Türkiye’de de mesela kendilerini Alevi Bektaş’ı görenler, namaz demezler mesela onlar salat derler, niyaz derler. Onlar namazı, biz böyle gönül namazı kılıyoruz noktasında tutarlar. Bu doğru değil. Veyahut da bir kısım sufiler vardır, bizim namazımız kılındı, bu doğru değil. Veyahut da namazla alakalı bir gevşeklik, namazla alakalı bir öteleme, namazla alakalı herhangi bir namazı küçük görme, küçültme bu mümkün değil. Çünkü normalde namaz dinin direği, hadîs-i şerîf mûcibince, namaz dinin direği, namaz dinde yıkılacak son kale. bir kimsenin normalde o namazı yıkılırsa, namazı yoksa dini de yok hükmünde.

Çünkü son kale diyor. Dinin son kalesi, bir kimsenin dininde son kale. Ve ne yazık ki böyle yavaş, ahir zaman yaklaştığının işareti o, insanlara namaz zor gelmekte ve namazı ötelemekteler. Namazı gevşetmedeler.


Hanefî-Şâfi Mezhep Farkı — İmâm-ı A‘zam ve Mâtürîdî: Namazı Kasten Terk Eden Küfre Düşmez Ama Hapsedilir, Namaz Kılana Kadar Dövülür; Tuzlu Su İçirilir; Şâfi’de Doğrudan Küfür Hükmü; Tâdîl-i Erkân ve İlmihâl

Yani bir de hânefiler, İmâm-ı Hanefî, İmâm-ı Muatûrîdî çizgisine göre bir kimse namazı kastan terk etse küfür olmuyor ya, şâfirlerde normalde veyahut da bir kısım mezheplerde namazı kastan terk etmek küfürdür. Mesela İmâm-ı Azâm’da küfür değildir ama o kimse hapsedilir, namaz kılıncaya kadar dövülür bildiğin. Namazı kılmazsa bir kimse diyor, kastan terk ederse biz onun küfrüne fetvâ vermeyiz, hapsederiz. O diyor, namaz kılıncaya kadar dövülür diyor. Bazı hanefiler tuzlu su içilerekten katledilir. Ya namazı kılacak ya da tuzlu su içecek. Ama onu mü’min gibi defnederiz diyor. onun küfrüne fetvâ vermeyiz ama Müslüman gibi defnederiz diyor. Namaz bu mânâda dinin direği namaz olmazsa olmaz ve namazı dost doğru kılacağız.

Dost doğru kılmak, zâhiren tâdil-i erkânâ riayet etmek. Bunu bütün kardeşlerimiz evlerinde muhakkak ilmi halleri vardır. Küçük bir ilmâli, Kudrî’nin tekçilik ilmâli gibi ve hatta Ömer Nasû bilmenin Büyük İslâm ilmâli gibi. Oradan namazı muhakkak iyice öğrenecek bütün herkes. Namazı dost doğru kılacak. Bakın namazı dost doğru kılacak.


İlmihâl Eğitimi Mecbûriyeti — Kadrî’nin Tek Çiltlik İlmihâli, Ömer Nasûhî Bilmen’in Büyük İslâm İlmihâli; Annelerin Kız-Erkek Çocuklarına, Babaların Erkek Çocuklarına Gusül-Abdest-Namaz Öğretmesi; Ev Derslerinde Boş Muhabbet Yerine İlmihâl

Bunun için kusrün gerektiği şeyler şimdi gençler bunları bilmiyor. Çocuklarınız bunu bilmiyor. Kadınlar, genç kızlar bunları bilmiyor. Anneler bunu öğretecek çocuklarına. Hem erkek çocuğuna hem kız çocuğuna. Annelerin öğretmesi lazım. Babaların öğretmesi lazım. Erkek çocuklarına babalar öğretmesi lazım. Bak gusül bu hallerde lazım olur. Bu hallerde olması lazım gibi. Bunları normalde veya mahalle derslerinde, ev derslerinde, ilmi hâl okuyun. İlmi hâllerini insanların bu mânâda tamamlayın. Ev derslerinde böyle boş muhabbet yapmayın. Açın, ilmi hâl okuyun. Orada ders yaptıran kimse muhakkak orada ilmi hâl okusun. Orada gençler, bütün oraya gelenler namazını, abdestini, orucunu, kusrünü, ilmi hâl bilgilerini alsınlar.

Ve namaz o yüzden bu konuda ehemmiyetli ve namaza ehemmiyet göstermeyenler mahşerde acıklı bir azap bekliyor. Bakın cehennemlikleri daha bahsediyor. Cenâb-ı Hak.


Müddessir 43-44 — Cehennem’de Soruşturma: «Sizi Bu Yakıcı Azaba Sürükleyen Nedir? Onlar: Namaz Kılanlardan Değildik»; Mahşerde Müslümanlık İddiâsıyla Cevap Verenlerin Hesabı

Mûdessir âyet 43-44. Sizi bu yakıcı azaba sürükleyen nedir diye sorarlar. Onlar derler ki, namaz kılanlardan değildik. cehenneme gittin, sürüklendin. Bu seni cehenneme sürükleyen neydi amelin? Soruyorlar onlara. Çünkü bunlar Müslüman. Onlar cevap veriyorlar, namaz kılanlardan değildik. Devam ediyor.


«Düşkün Kimseyi Doyurmuyorduk» — Zenginin Ayıbı; Zekâtın Hâricinde Sadakadan Kendini Uzak Tutmak, Fakir-Fukarayı Gözetmemek; Mahşerde Ayrı Bir Hesap

Düşkün kimseyi doyurmuyorduk. ihtiyaç sahibi bir kimsenin ihtiyaç sahibi olmasına rağmen biz onu doyurmuyorduk. Onu doyurmaya muktedirdik. Onun cebine iki kuruş, beş kuruş, on kuruş harçlık vermeye muktedirdik. O kimse açtı, ihtiyacı vardı. Biz onu doyurmuyorduk. Bu da zenginlerin ayıbı. Onlar da bu konuda ahirette hesap verecek. Zekatını vermeyen, zekatının haricinde zengin olduğu halde sadakadan kendini uzaklaştıran, fakir fukarayı gözetmeyen, bunların da o malları mülkleri ne olacak? Onlara cehennem azabı olacak. Düşkün kimseyi doyurmuyorduk.


«Bâtıla Dalanlarla Biz de Dalardık» — Hevâ-Heves’e Uymak; Akraba (Teyze, Hala, Amca, Dayı, Eniştе, Gelin) Kırılmasın Diye Gıybet, Dedikodu, İftira, Namus İhlâline Eşlik; Hacı-Ağabey-Cemaat Lideri-Parti Reisi Bâtılına Sessiz Kalmak; Câhilîyet ve Hizmî Tutum İki Sebep

Batıla dalanlarla biz de dalardık. Batıla dalmak. hevâ-hevesine uymuş. Kur’ân ve sünnetin dışında düşünce fikriyat olarak, yaşantı olarak Kur’ân ve sünnetin dışında yaşıyor. Arkadaşı ya, kardeşi ya, akrabası ya, teyzesi, hallası, amcası, dayısı ya, eniştesi ya, gelini ya veya yakın akrabası ya, aman kırılmasın ya, aman üzülmesin ya, batıla dalıyor. Batıla dalarken o da ona eşlik ediyor. Birisi gıybet ediyor, o da gıybete eşlik ediyor. Birisi dedikodu yapıyor, dedikodiye eşlik ediyor. Birisi iftira ediyor, iftiraya eşlik ediyor. Birisi namussu insanın namusuna dil uzatıyor, o da ona eşlik ediyor, batıla dalıyor. Birisi Kur’ân ve sünnetin dışında absürt bir şey söylüyor, o da onu alkışlıyor. Batıla dalıyor. batıla dalanlarla beraber biz de batıla dalardık.

Ümmeti Muhammed’in en sıkıntılı hali bunlar. Ahir zaman alametleri. Batıla dalanla batıla dalıyor. bu iş Kur’ân ve sünnete uygun mu değil mi? Hak ve hakikat noktasında bu söz nerede? Bakmıyor ona. Ya o kendi partisinden, ya o kendi cemaatinden, ya o kendi şeyhi, ya onun kendi âlimi, hocası, hacısı, emmisi, dayısı, parti lideri, cemaat lideri batıla dalıyor. Batıla dalanla o da dalıyor. O ağabeyi, ablası var ya böyle şimdi çok ya. o hacı ağabeyi, hacı amcası, hacı annesi dolu böyle ortalıkta. Batıla dalanlarla ne yapıyor? O da batıla dalıyor. Batıla dalmak bir cehaletinden, bilmedinden, iki bildiği halde ama kendi kavminden olduğundan dolayı, ama kendi hizminden, partisinden olduğundan dolayı ama kendisinden gördüğü için ona ses çıkarmıyor.

Onunla beraber yürüyor. Allâh muhâfaza eylesin. O zaman bunlar ne olmuş oluyor? Bunlar cehennemlik oluyor.


Namazın Şeklini Değiştirmenin Küfrü — «Ben Allah’ı Anlıyorum» Diye Hadis-i Şerîfi («İbâdetlerinizi Benden Gördüğünüz Gibi Yapın») Kenara Atıp Kafadan Namaz Türetenler; Ramazan’ı Kışa Erteleyen, Zekâtı Aslî Mevkû’undan Saptıran Çıplak Küfür

Müslüman, biz hanefiler mağduridi ekolüne sahip olanlar namazı kasten terk eden bir kimsenin küfrüne fetva vermeyiz. Yok. Namazı inkar ederse, kılınış şeklini inkar ederse, değiştirirse o zaman küfrüne fetva verilir onun. Çünkü bir kimse âyet-i kerimedeki namazı, bakın burada gizli oynuyorlar. Ayet-i kerimedeki namazı inkar etmiyor. Namaz farz diyor. Salat farz. Ama kılınmayla alakalı kendince ben Allâh’ı anlıyorum deyip namazın şekil olarak Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri ibadetlerinizi benden gördüğünüz gibi yapın. Hadîs-i şerîfini kenara atıp kendi kafasından bir namaz uyduruyor. o da küfre düşmüş oldu. Bakın kendi kafasından bir namaz uyduran, kendi kafasından bir oruç uyduran, kafasından oruç uyduruyor.

Ramazan ayında size oruç farz kılındı. Ramazanda tutmuyor, kışın tutacakmış o arkadaş. Orucu değiştirmeye çalışıyor. O zaman o kimse küfür ehli veyahut da zekatı değiştiriyor. zekat Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri uzun hadislerle koyundan ne zekat verilecek, büyük baştan ne zekat verilecek, deveden ne zekat verilecek, altından gümüşten ne zekat verilecek, ticaret mallarından ne zekat verilecek hep bunu gelip sormuşlar. Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri de nelerden zekat ne kadar verilecek mütevatir hadislerle sabit demiş bunu. Sen onu kalkıyor, bir tane var ya adam çıkıyor ya ortaya adam demeyin ben onu da ondan sonra, diyor ya sana ne kadar verelim diye sorduklarında de ki ihtiyacından fazlası.

Müslümanlara diyor ki siz ihtiyacınızdan fazlasını dağıtın. Evet. Bunu git koça söyle, git sabancıya söyle, git bunu herkese söyle, söylemiyor. Kime söylüyor? Müslümanlara söylüyor.


Zekâtı «İhtiyaçtan Fazlası» Diye Saptıranlar — Müslümanları Ekonomik Olarak Sıfırlayıp Sebatâistlere, Dönmelere, Bozmalara Fabrika-Sanayi-İthalat-İhracat Tahakkümü Bırakma Plânı; Müslümanın Güçlenince Akîdesinin Bozulması Ayrı Bir Tehlike

Zavallı fakir fukara Müslümanlara söylüyor. iyice Müslümanları bu manada fakirleştirecek, yatırım yapmayacak Müslümanlar, ekonomiyi elde tutmayacaklar, ekonomik olarak sıfırlayacaklar kendilerini. Fabrikaları Yahudiler kuracak, Sebateistler kuracak, dönmeler bozmalar fabrikaları kuracak, dönmeler bozmalar sanayiyi kuracak, dönmeler bozmalar ticareti ellerinde tutacaklar, ithalatı, ihracatı, dönmeler bozmalar onumunun çocukları ellerinde tutacaklar. Müslümanlar güçlenmeyecek ekonomik olarak. Zaten en büyük handikap bu. Müslümanların kendi içinde de handikap bu. Güçleniyorlar, dinden uzaklaşıyorlar. Bir de işin bu tarafı var. Müslüman makama sahip oluyor, dini akideleri bozuluyor, paraya sahip oluyor, dini akideleri bozuluyor, şana şöhrete sahip oluyor, akideleri bozuluyor.

Bozulanların bozuluyor. Allâh muhâfaza eylesin. Âmin. Ama bu konuda namazın şeklini, şemâlini de değiştirmeyecek o kimse. Hazret-i Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin kıldığı gibi namaz kılacak. Eğer o namazı Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem hazretlerinin kıldığı gibi kılmazsa, şekil itibari olarak, evet yeni bir namaz türettiyse o kendi kafasından, o da o zaman küfre düştü. Allâh muhâfaza eylesin. Âmin. Hadîs-i şerîf İmâm-ı Mâlik’ten.


İmâm Mâlik’ten Hadîs-i Şerîf: «Doğruluktan Ayrılmayın, Sevâbını Sayamazsınız»; «Amellerinizin En Hayırlısı Namazdır» — Sufî Edebi: Abdestsiz Yere Basmamaya Riayet

Doğruluktan ayrılmayın. Bakın doğruluktan ayrılmayın. Ne olursanız olun. Ne yaşarsanız yaşayın. Doğruluktan ayrılmayın. Bunun sevabını siz sayamazsınız. Doğruluktan ayrılmamanın sevabını siz sayamazsınız. Hadîs-i şerîf devam ediyor. Şunu iyi bilin ki, amellerinizin en hayırlısı namazdır. sufi ahlakı ve adabıdır. Abdestsiz yere basmamaya çalışır ya sufiler. Bunun Hadîs-i şerîfteki delili bu. Mü’min abdestli olmaya riayet eder. Ve amellerinizin en hayırlısıdır namaz. Bakın şerîflerinizin en hayırlısı namazdır. Allâh bizi o hayırlı ameli işleyenlerden eylesin. Yine İmâm-ı Mâlik. Ebu Yahya bin Said naklediyor.


Hesap’ta İlk Bakılan Amel = Namaz — Hadis-i Kudsî: Namaz Tamamsa Diğer Amelleri Gözden Geçirilir, Tamam Değilse Hiçbir Ameli Kabul Edilmez; Ebû Zer’in Naklettiği Hadîs: «Allah Rızâsı İçin Kalkıp Namaz Kılan Kimsenin Günahları Ağaç Yapraklarının Döküldüğü Gibi Dökülür»; Kabir Azâbını İnkâr Edenler

Bana ulaşan bilgi ökerek kişinin hesabı sırasında bakılacak olan ilk ameli namazdır. Eğer namaz kılmış ise sonra diğer amelleri gözden geçirilirse, bir şey yapar mısın? Bu namazın bir şey. Eğer namaz kılmış ise sonra diğer amelleri gözden geçirilecek, eğer kabul edilmemiş ise hiçbir ameli gözden geçirilmeyecek. bakın kulumun namazına Hadîs-i şerîfi var ya, Hadîs-i kudsi’si, bakın kulumun namazına. Namazı tamam, iyi. Kıyamete kadar cennetteki kendi makamını seyrederekten beklesin. Namazı tamam değil. Kabre sık emri veriliyor. O kabir azabı çekerekten kıyameti bekliyor. Bunu da inkâr ediyorlar şimdi kabir azabında. Allâh muhâfaza eylesin. Kabir azabı diye bir şey yoktur diyorlar. Hadîs-i şerîfleri inkâr ediyorlar.

Allâh muhâfaza eylesin. Yine Ebû Zerr, uzun bir Hadîs-i şerîf, o naklediyor. Allâh Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem haddettir şöyle buyurdu. Müslüman bir kul, Allâh rızasını tahsil etmek için kalkıp namaz kılarsa, günahları bu ağacın yaprakları gibi dökülür. Bunu İmam-ı Ahmet nakletmiş. Demek ki bir kimse Allâh rızası için namazını kılarsa, ağacın yapraklarını döktüğü gibi o kimsedinde günahları ne yapılıyor? Dökülüyor. Namazı kâsten terk edenler için ağır bir Hadîs-i şerîf var. Müslüm Ebu Davud Tirmiz’i nakletmiş.


Namazı Kasten Terk = Şirk ile Küfür Arası — Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî Hadîsi; İslâm’ın Üç Esâsı (Şehâdet-Namaz-Ramazan Orucu) Hadîsi: «Bunlardan Birini Terk Eden Küfre Düşer, Kanı Helâldir»; Hanefî Tahkîki ve İmâm Şâfi Çoğunluğu

Kişi ile Allâh’a ortak koşmak ve kâfirlik arasındaki şey, namazı terk etmektir. Bir kimse namazı kâsten terk ederse, Hadîs-i şerîfte diyor ki, o Allâh’a ortak koşmak ve kâfirlikle eşdeerli bir iş yaptı. Allâh muhâfaza eylesin. Rabbim cümlemizi korusun ve kollasın. Bu konuyla alakalı son Hadîs-i şerîf. İslam’ın dayanığı ve dinin kaideleri üçtür. İslamiyet bu üç esas üzerine kurulmuştur. Bunlardan birini terk eden kimse kâfirdir ve kanı helaldir. Bunlar Allâh’tan başka ilah olmadığına şehadet etmek, beş vakit namaz ve Ramazan orucudur. Demek ki bu üçünden birini bir kimse terk ederse, inkâr değil, terk ederse o kimse kâfirdir, kanı helaldir. Parantez açıyorum. Hanefiler küfrüne fetva vermemişler.

Ama bu Hadîs-i şerîflere binaen İmam-ı Şâfi olsun diğer imamlardan bazıları namazı kasten terk eden, herhangi bir mağzara olmadan orucu terk eden kimselerin küfrüne fetva vermişler. Allâh muhâfaza eylesin. Âmîn.


«Mükâfâtı Allah’ın Yanında Bulacaksınız» — Bakara 110’un İkinci Kısmı; Zekât Lügat: «Mâlın Artması ve Temizlenmesi»; Cenâb-ı Hakk Zekât Vereni Bereketlendirir, Mâlını Çoğaltır, İşini Genişletir

Hayat-ı Keriminin ikinci faslı ise enteresan namazla bitişik. Ardından diyor ki zekatınızı verin. Ve ne iyilik yaparsanız önceden, burası çok önemli, mükafatını Allâh’ın yanında bulacaksınız. Asıl sır burası. Mükafatı Allâh’ın yanında bulacaksınız. Bunun karşılığı cennetle nitelendirilmez. Şimdi zekattan bahsedelim. Evet, zekat, Lügat maalası malın artması, temizlenmesi demek. Ve zekata bu adım verilmesinin sahibi de zekat veren bir kimsenin zekat verdikten sonra malının artmasıyla alakalı. zekat veren bir kimseye zekatını verdikten sonra malı artıyor. Cenâb-ı Hak onun malını, parasını neyse neyden zekat verdiyse onu bereketlendiriyor. Onu arttırıyor Cenâb-ı Hak. Ve ben buna böyle şahidim. Bazı arkadaşların kardeşlerin böyle çok olmasa da zekatlarını hesaplıyorum.

Böyle yıldan yıla bakıyorum Cenâb-ı Hak öyle bereketlendiriyor ki Allâh’a daha da bereketlendirsin. O zekatını tam verenleri Cenâb-ı Hak gerçekten bereketlendiriyor. Böyle ticaretleri artıyor, işleri artıyor. Onlar da kendi kendilerine hayret ediyorlar. Diyorlar ki işte artıyor diye.


Şâhid Tanıklıklar — Zekâtını Tam Veren Kardeşlerin Ticareti-İşi Yıldan Yıla Artıyor; Mustafa Efendi’nin Hesaplama Tanıklığı; Nisâp Altındaki Bir Kardeşin Bin Lira Zekât Vermesi → Sonraki Sene Nisâba Ulaşması; «Allah’ın Vâdı Hak»

Kimisi de kerameti benden geliyor. Diyor, benimle alakalı değil. Bu diyorum ben hesaplamasını yapıyorum sadece diyorum. Benimle alakalı değil. Allâh beni muhafaza eylesin. Ama gerçekten zekat veren bir kimsenin Cenâb-ı Hak malını arttırıyor. Eksiltmiyor onu. Yeter ki o kimse zekatını bir tamam versin. Bu böyle Allâh’ın vâdi haktır. Var ya bu böyle tecelli ediyor. O kimse zekatını hesaplıyor veriyor. Cenâb-ı Hak onun malını arttırıyor. Hatta kimisi zekata şey değil. Böyle bende örnekler var böyle. nisap miktarı zekata sahip değil. şimdi nisap miktarı yüz bin liraya buldu çünkü. yüz bin liraya sahip değil. otuz bin lirası var, kırk bin lirası var. Ben vermek istiyorum. Verebilir misin? Verebilirsin diyorum ben. kırk bin lirasa bin lira zekat verecek.

Zekat veriyor bin lira. Seneye telefon açıyor bana tekrar. Benim normal şeyim oldu. zekat verilecek hale geldim. Elhamdülillah içimden. Zekatını bir tamam veren bir kimseye Allâh gerçekten ona malını arttırıyor. Ona bir genişlik veriyor. Onun kalbine bir sekine veriyor. Çünkü o mal sevgisinden kurtulmak, para sevgisinden kurtulmak kolay bir şey değil. O kimse zekat vererekten diyor ki Allâh bunu verdi. Bu malı, parayı, mülkü bana neyse. Ben Allâh adına da zekat veriyorum. Bu kalbe insanın iç dünyasına zor gelen bir şeydir. kimisi diyor ya benimle beraber mi kazandı? Ben nereden vereceğim? İçimden diyorum ki sen öyle bil. Ondan sonra ne kadar vermedin sen zekat? elli bin lira yüz bin lira. Geliyor birisi çarpıyor onu.

Geliyor birisi ütüyor onu. Geliyor ütüyor. Hadis-i şerif var çünkü. O diyor zekatını vermezse Allâh onun malını eksiltir. Hadis-i şefta. O zekatını vermezse Allâh onun malını eksiltir. Zekatını verecek. Rabbim muhafaza eylesin.


Zekâta Hıyânet — Hadîs: «Zekâtını Vermeyenin Mâlını Allah Eksiltir»; «Para Sendeki Fakirin Hakkıdır, Sen Emanetin Gardiyanısın»; Bir İmtihanla Para Gidince «Bu Velîliktir, Peygamberlik İmtihanıdır» Demeyin — Boş Evliyâlık Yapma, Kendini Peygamberlerle-Velîlerle Eş Değer Tutma

O yüzden zekat senin paranın içindeki fakirin hakkı. Allâh böyle diyor. Buna iman et. Parayı kendinin görme. O fakirin sende emanetin duran parası. Onu hesapla. Dosdoğru ver. Böyle gaydirgubbalık yapmayanınız. Dosdoğru zekatını hesapla. Dosdoğru ver. Bir fukarayı sevindir. Kimisi böyle bölmüş parçalamış çok yere vermiş. Kimisi bakmış borçlu adam. Ona verilse ticaretten ayaklanacak. Gitmiş komplesini ona vermiş. Bu da hak. Ama muhakkak o zekatını verecek. Çünkü sebep o zekat. Zekat, Cenab-ı Hakk’ın sana emanet olarak verdiği bir şey. Sen emanete hıyanet etme. Emanete hıyanet edersen Allâh’ın tokadı keskin ve sert olur. Başkasına kabahat bulma sonra. Kendini de evliyadan, veliden, peygamberlerden sayma.

Bir böyle senden bir para pul gidince imtihanınmış bu. İmtihanınmış bu. biz bu imtihan değil. Onu kendinde ara. Boş evliyalık yapma. Boş evliyalık yapma. Kendini peygamberlerle, velilerle eş derdi tutup hata, kusurum yok benim ama Allâh beni imtihan etti. Öyle deme. Sizin önünüzde ne geliyorsa başınıza sizin yaptıklarınız vardır. Sen kendini ne velilerden sayıyorsun? Sen kendini ne peygamberlerden sayıyorsun? Sen kendini peygamberlerden, velilerden sayma. O peygamberlere, velilere has bir imtihan şeklidir. Başına bir şey gelir muhakkak. Onun bir şey yapıp yapmamasına bakmaz. O yol onun için sıkıntılı bir yoldur. Müşkilatlı bir yoldur. O yolda yürüyen bir kimse o sıkıntıyı, o müşkilatı ne yapacak?

Katlanacak. Allâh muhâfaza eylesin. Ve yirmi yıldır bu yolda bir insan. Katlanacak. Allâh muhâfaza eylesin. Ve yine zekatı vermeyenler hakkında hadîs-i şerîf. Allâh kime mal verir de, o da malın zekatını vermeyecek olursa, o kişinin malı kıyamet gününde gözlerinin üzerinde iki siyah nokta bulunan bir kel yılan şekline dönüşerek sahibinin boynuna dolanacak.


Kel Yılan Hadîsi — Zekâtını Vermeyenin Mâlı Kıyâmet Günü Gözleri Üzerinde İki Siyâh Nokta Olan Kel Yılan Olur, Sahibinin Boynuna Dolanır, Avurtlarından Yakalar; Âl-i İmrân 180; Onlar Ki Zekâtlarını Vermez Âhireti İnkâr Ederler — Çift Küfür; Tebarani: «Zekât Vermeyenin Namazı da Yoktur» — Hitâm

Sonra onun avurtlarından, bu yanaklarından yakalayıp, senin malın benim, senin hazinem benim diyecektir. Ve Allâh Rasûlü’nün sallallâhu aleyhi ve sellem Hazretleri bu hadîs-i şerîfi söyledikten sonra, Âl-i İmrân âyet 180’deki ayeti söylüyor. Ayet mealen şu, Allâh’ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlere karşı cimrilik yapanlar. Bunun kendileri için hayırlı olduğunu sakın zannetmesinler. Bilsinler ki bu onlar için bir şerdir. Cimrilik yaptıkları şey kıyamet gününde boynlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allâh’a aittir. Allâh yaptıklarınızdan haberdardır. Demek ki o zekatını vermeyenler de muhakkak ve muhakkak mahşerde yaşadıkları yetmiyormuş gibi cehennem azabıyla da azablandıracak.

Geldik en şiddetli kısma. Evet, en şiddetli kısım. Onlar ki zekatlarını vermezler, ahireti de inkar ederler. Bakın onlar ki zekatlarını vermezler, ahireti de inkar ederler. Bunlar küfür ehlidir. Bir kimse zekatı vermezse onlar Allâh’a itaat etmiyor. O zaman o kimse buradaki bu âyet-i kerimin çıplak. Anladığımız bu. O yüzden onlar Allâh’ın farz kıldığı zekatı vermezler ve onlar bu zekatı inkar ederler. Onlar ahireti de inkar ederler. Çünkü ahireti inkar etmemiş olsa zekatı inkar etmeyecek. İki inkar birden. Allâh muhâfaza eylesin inşallah. Yine Buhari’de, Müslüm’de yine uzun bir hadîs. Ben saat buçuk oldu. Bir hadise sohbeti bitireyim. Tebarani’den hadîs-i şeref. Namazı dost doğru kılmak ve zekatı vermekle emrolunduk.

Zekat vermeyenin namazı da yoktur. Bunlar ağır hadîs-i şerîfler. Tekrar bunu bir parantez açayım. hanefiler bir kimse zekat vermedi diye küfrüne fetva vermezler. Ama hadîs-i şerîfler ağır. O yüzden özellikle de böyle namazı, zekatla alakalı ağır hadîs-i şerifleri seçtim. Özellikle seçtim. Kardeşler, arkadaşlar bu konuda gevşeklikte bulunmasınlar. Bu konuda böyle bir meseleyi ötelemesinler. Tuttuğumuz oruçlar, yaptığımız ibadetler, yaptığımız ettiğiniz dualar, zikirler bizim kendi gevşekliğimizde heba olmasın. Allâh muhâfaza eylesin. Zekat verebilecek olanlar, muhakkak ki zekatlarını hesaplasınlar. Geçen hafta kimlere verilip kimlere verileceği, kimlere verilmeyeceği ile alakalı sohbet etmiştik.

Veya bunu ilmahal kitaplarından bakaraktan verilmesi gereken yerlere zekatlarını versinler. İnşallah. Rabb’im cümlemizi Kur’ân ve Sünnet’e uyanlardan eylesin inşallah. Haklarınızı helal edin. Bizden yana da helal olsun. Eftar zikir, fa’lamennehu. Fatiha. Âmîn.


KAYNAKÇA

  • Bakara 2/110 — «Ve ekîmu’s-salâte ve âtu’z-zekâte ve mâ tukaddimû li-enfusikum min hayrin tecidûhu indallâh, innallâhe bimâ ta’melûne basîr» — «Namazı dosdoğru kılın ve zekâtı verin». Tefsîrler: Taberî Câmi’u’l-Beyân; Râzî Mefâtîhu’l-Gayb; Kurtubî el-Câmi’; Beyzâvî Envâru’t-Tenzîl. Namazla zekâtın âyette bitişik geçmesinin müfessirlerce vurgusu.
  • «Namaz Kötülüklerden Alıkor» — Ankebût 29/45: «İnne’s-salâte tenhâ ‘ani’l-fahşâ’i ve’l-munkar». Râzî Mefâtîh XXV; Âlûsî Rûhu’l-Me‘ânî. Namazın bâtınî/manevî tarafının âyetî dayanağı.
  • «Namaz Dinin Direğidir» Hadîsi — Beyhakî Şu‘abu’l-Îmân III/39; Tirmizî Îmân 8 (zayıf isnâd ile): «Re’su’l-emri’l-İslâm ve umûduhu’s-salât». Mâna olarak sahîh, lafzı tartışmalı; cumhûr ulemâ kabul etmiştir.
  • Hanefî Hükmü: Namazı Kasten Terk — İmâm Serahsî el-Mebsût I (Salât bâbı); Kâsânî Bedâi‘u’s-Sanâ‘i; İbn Âbidîn Reddu’l-Muhtâr: «Namazı kasten terk edenin küfrüne fetvâ verilmez, hapsedilir, namaz kılana kadar dövülür; ölürse mü’min gibi defnedilir». Bazı Hanefî müelliflerinde tuzlu su içirme zikri (Cessâs Ahkâmu’l-Kur’ân).
  • Şâfi’î-Mâlikî-Hanbelî Hükmü — İmâm Şâfi’î el-Ümm I; İmâm Ahmed b. Hanbel el-Müsned; İbn Hazm el-Muhallâ II/15: «Namazı kasten terk eden küfre düşer, mürted hükmündedir». Müslim Îmân 35: «Kişi ile küfür arasındaki sınır namazın terkidir» hadisi temel delil.
  • Müddessir 43-44 — «Mâ selekekum fî sekar / Kâlû lem neku mine’l-musallîn / Ve lem neku nut’imu’l-miskîn». Kurtubî Câmi’ XIX; İbn Kesîr Tefsîr IV; Âlûsî Rûhu’l-Me‘ânî. Cehennemliklerin kendi ağızlarıyla itirâfının iki sebebi: namaz terki ve düşkünü doyurmamak.
  • İlk Hesap Namaz Hadisi — Tirmizî Mevâkît 188; Nesâî Salât 9; Ebû Dâvûd Salât 145: «Kıyâmet günü kulun ilk hesâba çekileceği şey namazdır; o tamam ise diğer amelleri tamam, o eksik ise hiçbir ameli kabul edilmez». Tasavvuf tarihçi-fıkıhçısı Yûsuf el-Hakkakî Edebu’s-Sûfiyye‘de bu hadîsin tekrar tekrar zikri.
  • «Kişi ile Şirk-Küfür Arası» Hadisi — Müslim Îmân 134; Ebû Dâvûd Sünne 15; Tirmizî Îmân 9: «Beyne’l-‘abdi ve beyne’ş-şirki ve’l-küfri terku’s-salâti». Câbir b. Abdullâh rivâyeti; Şâfi’î ve Hanbelî hukuk ekollerinin temel delili.
  • İslâm’ın Üç Esâsı Hadisi — Buhârî Îmân 2; Müslim Îmân 19-22; Tirmizî Îmân 3; Nesâî Îmân 13: «Buniye’l-İslâmu ‘alâ hamsin: şehâde, salât, zekât, savm, hacc». Sohbet bağlamında üçü ön plana çıkarılan: şehâdet-namaz-oruç (zekât-hacc malî güçle bağlı).
  • Zekâtın Lügat ve Şer’î Mânâsı — Râgıb el-İsfehânî el-Müfredât: «Zekât: namâ ve tâhare» (artma ve temizlenme); Cürcânî et-Ta’rîfât; İbn Manzûr Lisânu’l-Arab. Şer’an: nisâb miktarına ulaşan malın belirli oranının (1/40 = %2.5) belirli sınıflara verilmesi (Tevbe 9/60).
  • Zekâtın Bereketlendirmesi — Bakara 2/261-262 (Allah yolunda infâk eden tohumun yedi başak, her başakta yüz tane verişi); Bakara 2/276: «Allah faizi mahveder, sadakaları artırır»; Sebe’ 34/39: «Allah yolunda harcadığınız neyse Allah onu size geri öder». İmâm Gazâlî İhyâ I (Zekât bâbı); İmâm Nevevî el-Mecmû‘.
  • Zekâtın Şartları ve Veriliş Yerleri — Tevbe 9/60: «Sadakalar fakirler, miskinler, sadakalar üzerinde çalışan görevliler, kalpleri ısındırılacak olanlar, kölelikten kurtarılmak istenenler, borçlular, Allah yolunda olanlar ve yolcular içindir». Hanefî nisâpları: Altından 20 miskâl, gümüşten 200 dirhem, ticâret malından bunların kıymeti kadar, hayvanlardan koyun-keçi 40 baş, sığır 30 baş, deve 5 baş.
  • Kel Yılan Hadîsi — Buhârî Zekât 3, Tefsîr Âl-i ‘İmrân 14; Nesâî Zekât 11; Müsned Ahmed II/355: «Kıyâmet günü mâlı (zekâtı verilmemişi) gözleri üzerinde iki siyâh nokta bulunan kel ve zehirli bir yılan olur, sahibinin boynuna dolanır, iki avurdundan yakalar: ‘Ben senin malınım, ben senin hazinenim’ der». Akabinde Allah Resûlü Âl-i ‘İmrân 180’i okur.
  • Âl-i ‘İmrân 3/180 — «Ve lâ yahsebenne’llezîne yebhalûne bimâ âtâhumu’llâhu min fadlihî huve hayran lehum, bel huve şerrun lehum, seyutavvekûne mâ behilû bihî yevme’l-kıyâmeh». Mâl üzerinde cimrilik yapanların kıyâmet gününde mâlın boyunlarına geçirilmesi.
  • «Onlar Ki Zekâtı Vermezler, Âhireti de İnkâr Ederler» — Fussilet 41/6-7: «Ve veylun li’l-müşrikîn / Ellezîne lâ yu’tûne’z-zekâte ve hum bi’l-âhirati hum kâfirûn». Çift küfür: zekât terki ve âhireti yalanlama. Tefsîr-i İbn Kesîr; Âlûsî Rûhu’l-Me‘ânî.
  • Tebarânî Hadîsi: «Zekât Vermeyenin Namazı da Yoktur» — Tabarânî el-Mu‘cemu’l-Kebîr; Beyhakî Sünenu’l-Kübrâ IV; Münzirî et-Terğîb ve’t-Terhîb: «Umirnâ bi-iqâmi’s-salâti ve îtâ’i’z-zekâti, ve men lem yu’ti’z-zekâte felâ salâte leh». Mâlik Muvatta: Hz. Ebû Bekir’in Mürted-i Zekât Savaşları’nın temel akîdî dayanağı.
  • İmâm Mâlik Hadisleri — İmâm Mâlik Muvatta; Buhârî Edeb 69; Müslim Birr 105: «Aleykum bi’s-sıdk… ve i’lemû enne hayra a’mâlikumu’s-salât» (Doğruluktan ayrılmayın… ve bilin ki amellerin hayırlısı namazdır). Sufiyye’nin abdestsiz yere basmamak edebinin temeli (Kuşayrî er-Risâle Bâbu’t-Tâhâra).

Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.

İlgili Sözlük Terimleri: Hâl, Zikir, Ruh, Sünnet, Şeyh, Muhabbet, Hayret, Dervîş. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı