Perşembe, 14 Mayıs 2026
YOLUMUZ NÜBÜVVET YOLUDUR

Mustafa Özbağ

İrşad & Tasavvuf · Resmî Site
Dergah Sohbetleri Serisi ·

137. Dergah Sohbeti — Sufi Ahlakı, Ebu Zer el-Gifari, Nefsin Sağdan Girmesi ve Yalancı Peygamberler

Mustafa Özbağ Efendi'nin dergah sohbeti: 137. Dergah Sohbeti — Sufi Ahlakı, Ebu Zer el-Gifari,…. Tasavvuf, ahlâk ve mânevî yol üzerine kapsamlı açıklamalar.

Yalancı: Karşılıklı Değer Verme ve Sufi Ahlakı

Bir hadis-i şerifte: “Kendisini değer verdiğin gibi sana değer vermeyen kimseyle arkadaşlık etme” buyurulmuştur. Bu işin şeriat kısmıdır: kısasa kısas vardır, karşılıklı alışveriş vardır, akıl vardır, hukuk vardır. Bir kimseye çok kıymet veriyorsun, o sana kıymet vermiyorsa sen de ona kıymet vermezsin. Bu karşılıklı mübadele hukukun gereğidir.

Başka hadislerde ise “gelmeyene gitmek fazilettir, kemalattır, ihsandır” diye methedilmiştir. Selam vermeyene selam vermek, gelmeyene gitmek, büyük-küçük dinlemeden ziyarete gitmek övülmüştür. Bu iki hadis birbirine tenakuz gibi gösterilir ama birbirinin zıttı değildir. Birincisi ehli şeriat için uygun olandır; ikincisi ise sufi dairesinin, muhabbet dairesinin gereğidir.

Sufi: Bataklıktan Çıkaracak

Cenab-ı Hak: “Bana kim bir adım gelirse ben ona on adım gelirim” buyurmuştur. Bir adım gelmek işin hukukudur, şeriat dairesidir. Ama tarikat dairesi, sufi dairesi, muhabbet dairesi bir adım gelene yüz adım gitmektir. Sufi, bataklığın içerisinden bir kimseyi çıkaracaksa elini geri çekemez. Birisinin gayri islami yaşamasından dolayı ilişkiyi kesme hakkı var; bu fıkhi açıdan doğrudur. Ama siz ona bir dava götürecekseniz, bir koku götürecekseniz, bir yol götürecekseniz, elinizi uzatmak zorundasınız — bir sefer değil, on sefer değil, gücünüzün yettiğince.


Dövene Dövmeyin, Sövene Sövmeyin

Size zarar vereni bağrınıza basın. Hani sevenin gözü kör derler; öylesine sevin ki onun elindeki hançeri görmeyin. Kanı kanla temizlemeyin. Hakkınız mıdır? Evet hakkınızdır. Ciğeriniz yanar, kalbiniz delinir. Ama sufi onları Hak’tan görür, göğsünü siper eder, onlarla uğraşmaz. Bir çıt üstüne çıkın: gelmeyene gidin, affetmeyene affedin, hançerleyene affedin. Ciğeriniz yansa da bu dünya gelip geçecek.

“Dövene dilsiz gerek, sövene dilsiz gerek, derviş gönülsüz gerek.” Vurana vurmak ehli şeriatın işidir. Vurana vurmamak, sövene sövmemek, lafa laf yetiştirmemek hak için yaşayanların işidir. Böyle davrananlar toplumda isim, onur, gurur, saygı beklemesinler. Hakikat noktasında davranan insanlar çok azdır ve kıymetleri bilinmez.

Hak İçin Yaşamak Gariptir

Hak için yaşamak vermeyene vermektir, sevmeyeni sevmektir, sana laf söyleyene laf söylememektir, sana en ağır darbeyi vurana affetmektir. Hak için yaşamak insanın elbisesinden soyunması, üzerine hiçbir elbise giymemesidir. Yaptığınız bir şeyi unutun; kime yaptıysanız, nasıl yaptıysanız unutun. Tohumu saçın, gömün, unutun. Bir gün gelir o tohum ağaç olur, ondan birisi meyve yer.


Hz. Ebu Zer el-Gifari: Garip Yaşadın, Garip Ölürsün

Garip yaşamak denince akla Ebu Zer el-Gifari hazretleri gelir. Gifar kabilesinin eşkıyası iken İslam olduktan sonra Mekke-i Mükerreme’de tevhidi bangır bangır haykıracak kadar aşık bir kimsedir. Aşkını izhar eden, kınanmaktan, dövülmekten, sövülmekten, yere yatırılıp ölümüne dövülmekten korkmayan bir aşık. Öylesine aşık ki oradaki dengeleri alt üst edecek kadar aşkı var ve öylesine aşık ki hiç aklı yok. Hz. Resulullah dahi onun aşkından dolayı: “Sen kabileye gitsen daha iyi olur” demiş; o bundan alınmaz, gocunmaz, bir hikmet çıkarır.

Medine’ye hicret ettiğinde bütün Gifar kabilesini İslam etmiştir. Şehirden şehire sürülmüş; Hz. Osman efendimiz onu Şam’a göndermiş, Muaviye de Şam’dan geri göndermiş. Hz. Resulullah’ın vefatından sonra hiçbir şehre sığamamış, hiçbir yerde barındırılamamış. Ve sevgilisi Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuş: “Sen garip yaşadın, garip ölürsün. Senin cenazeni de çok iyi insanlar kılarlar.”

Medine’nin dışında bir çardağın altında tek başına vefat etmiş. Birkaç hurma dalının altında, bir su testisi, bir yemek kabı, hurma ipinden bir sedir — eşyası bu kadardı. Vefat edeceğini kölesine söylemiş: “Beni yıka, kefenle, beni oraya yola koy” demiş. “Bir karı öldü diyeler, cesedini üç gün sonra bulalar, soğuk su ile yıkalar” diyen Yunus Emre misali, Allah için yaşamak: bir kenarda, bir köşede, hiç kimsenin haberi olmadan, çatafatsız, tantanasız gömülü vermek.


Nefsin İnsana Sağdan Vurması

Nefis sağdan vurur insana: namazını güzel gösterir, kıyafetini güzel gösterir, orucunu güzel gösterir, dervişliğini güzel gösterir, sohbetini güzel gösterir. “Senden güzel namaz kılan yoktur, senden güzel sema eden yoktur, senden güzel ilahi söyleyen yoktur” der. Bu nefsin insana sağdan vurmasıdır.

Hep kendini acziyet noktasında gör, fakriyet noktasında gör, kusurlu noktasında gör. Olamadığını itiraf et, yapamadığını itiraf et, eksik olduğunu itiraf et. “Hakkıyla sana kulluk edemedim ya Mahmud” diyen bir Peygamber’in ümmetisin. Asla kendini hiçbir şeyde tam yetkili ve etkili görme. Acziyeti bırakma, fakriyeti bırakma, dervişliği bırakma.

Boynunu bük, kalbini bük, ayağını bük, belini bük. Bükemezsen bir gün gelir büktürürler. İbadetine güvenme: “oruç tuttum, zikir yaptım, namaz kıldım” deme. Yapan Allah’tır, gösteren Allah’tır, tutan Allah’tır, söyleten Allah’tır, hissettiren Allah’tır. Firavunların saraylarını bir karıncanın heba ettiğini, Nemrud’un burnundan giren bir sineğin Nemrud’u helak ettiğini unutma.

Allah Unutursan Seni de Unutur

Allah buyuruyor: “Unutursanız Allah da unutur sizi o gün.” (Taha Suresi, 20:126) Allah kinaye ediyor: “Sana rızıkları vermedim mi? Akıl vermedim mi? Şuur vermedim mi?” diye gözünün içine bakarak soracak. Sen her şeye evet diyeceksin. “Ben seni unuttum” diyeceksin kendi kendine. O da “ben de bugün seni unuttum” diyecek. Her namazda çıkışta, bir daha huzurullaha alınmayacağını tahayyül et, titre. Belki de nefesin yetmeyecek öbür namaza.


Devrin İmamı Meselesi ve Yalancı Peygamberler

“Televizyonlardaki dini programlarda devrin imamından bahsediliyor, ona tabi olunmasını söylüyorlar” sorusuna: Zamanın kutbu’l-aktabına devrin imamı denir — manevi olarak. Bir kimse bir üstada bağlandığında o üstad onun için devrin imamıdır. Ama bir kimsenin kendi kendisine devrin imamı olduğunu söylemesi, onun hayal aleminde olduğunu gösterir.

Nasıl Müseylemetü’l-Kezzab yalancı peygamber idi ve Hz. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem onun yalancı peygamber olduğunu ilan ettiyse; eğer söylememiş olsaydı başkalarının yalancı peygamberliğine sus kalmak zorunda kalınacaktı. Hz. Ebu Bekir efendimiz de Müseyleme’ye savaş açtı ve Vahşi onu öldürdü. Bir kimse peygamberliğini ilan ediyorsa, onun yalancı olduğunu söylemek gıybet değildir.

Son Peygamber Hz. Muhammed Mustafa

Son Peygamber Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem hazretleridir. Ondan sonra ne bir nebi geldi ne bir resul geldi, gelmeyecek de. Kelimelerin arkasına sığınıp “peygamber değilmiş de resulmuş, resul değilmiş de nebiymiş” gibi aldatmacalara kanmayın. Kim bu zamanda peygamberliğini, nebilik veya mehdilik ilan ediyorsa, ya delidir ya kafirdir — ikisinin ortası yoktur.

“Size iki şey bıraktım: Kur’an ve sünnettir. Ona sıkı yapışırsanız dalalete düşmezsiniz.” (Muvatta, Kitabu’l-Kader) “Sünnetlerimin terk edildiği bir zamanda kim benim sünnetime sımsıkı yapışırsa yüz şehit sevabı verilir.” (Taberani, Mu’cemu’l-Kebir) Sünnete sımsıkı yapışın, uyduruk şeylere kanmayın, etrafınızdaki insanları uyarın ve tebliğ edin.


Kaynakça

  • Sünen-i Tirmizi, Kitabu’l-Birr ve’s-Sıla — “Kendisine değer verdiğin gibi sana değer vermeyen kimseyle arkadaşlık etme” hadisi
  • Sahih-i Buhari, Kitabu’l-Edeb; Sahih-i Müslim, Kitabu’l-Birr — “Gelmeyene gitmek, vermeyene vermek, affetmeyene affetmek” hadisleri
  • Hadis-i Kutsi — “Bana kim bir adım gelirse ben ona on adım gelirim” (Sahih-i Müslim, Kitabu’z-Zikr)
  • Sahih-i Müslim, Kitabu Fedaili’s-Sahabe; İbn Sa’d, Tabakatu’l-Kübra — Ebu Zer el-Gifari hazretlerinin hayatı, garipliği ve vefatı
  • Taha Suresi (20:126) — “Onlar bizi unuttular, biz de bugün onları unutuyoruz” — Allah’ın kulunu unutması kinayesi
  • Muvatta (İmam Malik), Kitabu’l-Kader — “Size iki şey bıraktım: Kur’an ve Sünnet”
  • Taberani, Mu’cemu’l-Kebir — “Sünnetlerimin terk edildiği zamanda sünnetime yapışana yüz şehit sevabı” hadisi
  • Sahih-i Buhari, Kitabu’l-Menakıb — Müseylemetü’l-Kezzab’ın yalancı peygamberliği ve Hz. Ebu Bekir’in Ridde Savaşları
  • Yunus Emre Divanı — “Bir karı öldü diyeler, cesedini üç gün sonra bulalar” — garip yaşamanın edebiyattaki yansıması
  • Ehl-i Tasavvuf Geleneği — “Dövene dilsiz gerek, sövene dilsiz gerek, derviş gönülsüz gerek” — dervişlikte sabır ve gönülsüzlük

Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri

Kaynak: TDV İslâm Ansiklopedisi

İlgili Sözlük Terimleri: Zikir, Sünnet, Muhabbet, Aşk, Sabır, Dervîş, Dergâh. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı