Mustafa Özbağ Efendi bu uzun sohbette «Ramazân ayı, ve oruç ile ilgili sûfîlere nasîhatler» nükresini tafsîl eder. Ramazân ayı malum oruç ayıdır; başladı mı bittiği gibi olur. Bu Ramazân'ı inşâallâh ibâdetlerle, zikirlerle, duâlarla, tövbelerle geçirmeyi nasîb eylesin. Dilimize sâhip olup, boğazımıza sâhip olup, dilde günâhı kebâirlerden uzak durup, çok yemeden Ramazân'ı geçirmek esastır. Bayramda «af olduğunuz» hitâbına nâil olan kullarından eylesin. Eğer kişi gerçekten kendini disipline edip Ramazân'da tövbezikre niyet eder, kendini toparlarsa, son on gün Kadir gecesini ararsa, daha sağlığında o müjdeyi alan kullardan olur. Bazı mezheplerin imamları «dilin korunmadı» — yani gıybet, iftirâ, dedikodu, yalan ile orucun bozulduğunu hükmetmiştir. Her ne kadar dört mezhep imamı (Ebû Hanîfe, Şâfi'î, Mâlik, Ahmed b. Hanbel) bu hükme katılmamış olsalar da, otuza yakın mezhep imamı vardır; bazıları yalanyemingıybetiftirâ ile orucun bozulduğunu söylemiştir. Sûfîler de manen orucun bozulduğunu hükmetmiştir. Resûli Ekrem efendimiz buyurmuştur: «Yalan söylemeyi, ve onunla amel etmeyi terketmeyen kimsenin yiyip içmeyi bırakmasına Allâh'ın ihtiyâcı yoktur» (Buhârî, Savm 8). Bu Ramazân'da dilimize sâhip çıkalım. Sûfîliğin yürüyüşü kalp ayağıyla olur — zâhiri reddetmez, lâkin yürüyüşü kalbîdir; hadîsi kudsîde «Kul farzları yerine getirerek bana yaklaşır; nâfilelerle yaklaşmaya devâm eder, ben de onu severim» (Buhârî, Rikāk 38) hâdisi vardır. Dergâhta rüyâ-hâl çoksa, bu kalp ayağıyla yürünüldüğünün delîlidir; rüyâya, ve hâle göre mürîdin dersiesması değişir. «Rüyâ ile amel edilmez» diyen küfre düşer — ezân Hz. Abdullâh b. Zeyd radıyallâhu anh'ın rüyâsı ile sübût bulmuştur. Tasaddukta gizlilik esâsdır: sağ elin verdiğini sol el bilmesin (Buhârî, Ezân 36; Müslim, Zekât 91); kamyonun yanına «Filân kimsenin zekâtıdır» yazmak bid'attir, sünnete muhâliftir.
Ramazân: Oruç-Zikir-Tövbe Ayı
Mustafa Özbağ Efendi sohbete temel hakîkati ortaya koyarak başlar: Ramazân ayı malum oruç ayıdır; başladı mı bittiği gibi olur. Bu Ramazân'ı inşâallâh ibâdetlerle, zikirlerle, duâlarla, tövbelerle geçirmeyi nasîb eylesin. Dilimize sâhip olup, boğazımıza sâhip olup, dilde günâhı kebâirlerden uzak durup, çok yemeden Ramazân'ı geçirmek esastır.
Bayramda «Af Olundunuz» Hitâbı
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: bayramda «af olduğunuz» hitâbına nâil olan kullarından eylesin. Eğer kişi gerçekten kendini disipline edip Ramazân'da tövbezikre niyet eder, kendini toparlarsa, son on gün Kadir gecesini ararsa, daha sağlığında o müjdeyi alan kullardan olur. Resûli Ekrem efendimiz buyurmuştur: «Kim Ramazân'ı îmân ile, ve sevâbını umarak ihyâ ederse geçmiş günahları affedilir» (Buhârî, Îmân 28; Müslim, Müsâfirîn 174-175).
Dilin Korunması: Mezhep İmamlarının İhtilâfı
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir fıkhî kâideyi tafsîl eder: bazı mezheplerin imamları «dilin korunmadı» — yani gıybet, iftirâ, dedikodu, yalan ile orucun bozulduğunu hükmetmiştir. Her ne kadar dört mezhep imamı (Ebû Hanîfe, Şâfi'î, Mâlik, Ahmed b. Hanbel) bu hükme katılmamış olsalar da, otuza yakın mezhep imamı vardır; bazıları yalanyemingıybetiftirâ ile orucun bozulduğunu söylemiştir. Sûfîler de manen orucun bozulduğunu hükmetmiştir.
Hadîsi Kudsî: Yalan ile Amel Edenin Orucu
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir hadîsi kudsî mes'elesini tafsîl eder: Resûli Ekrem efendimiz buyurmuştur: «Yalan söylemeyi, ve onunla amel etmeyi terketmeyen kimsenin yiyip içmeyi bırakmasına Allâh'ın ihtiyâcı yoktur» (Buhârî, Savm 8). Bu hadîs orucun yalandanfısktan korunma şartını ortaya koyar.
Siyâset ve Gıybet İmtihânı
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: insânın en çok imtihân olduğu, açığa düştüğü yer üçüncüdördüncübeşinci şahıslarla, yani kendisinin dışındaki şahıslarla alâkalıdır. Bir başkasının arkasından konuşma, gıybet, kendini haklı görme — bilhassa siyâsetçiler bizi çok kötü kötülüklere sevkediyor. Tanımadığımız bilmediğimiz bir kimse hakkında yorumda bulunmak gıybettir; günâhdır. Cenâbı Hak âyeti kerîmede «Birbirinizin gıybetini etmeyin; biriniz ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi?» (Hucurât 49/12) buyurmuştur. Bu Ramazân'ı dilimizi muhâfaza ederek, çokça tövbe ederek, günahlara yanmayı, ve atalarımızın kusurlarına Allâh'tan tövbe etmeyi vesîle kılalım.
İftâra Yakın Yemek Hazırlamamak; Zikrullâh
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî tezkereyi tafsîl eder: bilhassa iftâr vaktinde — bayan kardeşler, kadınlar — iftâr vaktine yemeklerinizi geciktirmeyin. Yemek yapacağız diye uğraşmayın. İftâra 10 dakika, 15 dakika, 20 dakika kala sofranızı hazırlayın. Oturun. Siz de Allâh'ı zikredin, tövbe edin, bütün ev halkını zikrullâha dâvet edin, ve ev halkı zikrullâh yapsın. Çünki oruçlunun iftâr vakti duâsı müstecâbtır; Cenâbı Hak onu geri çevirmez (Tirmizî, Da'avât 130). Medînei Münevvere'de iftâr öncesi son yarım saat çıt çıkmaz; duâ duâ üstüne, zikrullâh zikrullâh üstüne, Kur'ânı Kerîm okuyanlar bir tarafta — sessizlik, huşû, ayrı bir maneviyât. Aynı Mekkei Mükerreme'de de aynı oluyor — son tavâflarını yapanlar pejmürde bir şekilde, hurmazemzem dağıtanlar — Kur'ân okuyanlar, zikredenler, duâ edenler — ayrı bir lezzet.
Hac-Umre Tavsiyesi: Genç Çağda Gidin
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî tezkereyi tafsîl eder: gerçekten Müslümân olduğunu idrâk ediyorsan, «Müslümân'ım, İslâm'ı yaşıyorum» diyorsan, böyle insanın içinde ayrı bir hoşluk, ayrı bir tatlılık verir. Siz bakmayın «Arapları beslemeye parayı yedirmeye gerek yok» diyenlerin lafına. Cenâbı Hak hayırlı rızık versin, hayırlı nasîb versin, hayırlı kazanç versin; her sene gidin inşâallâh. Hele bir de gençler — yaş geçtikçe gitmeye gayret edin; genç çağda gitmeye gayret edin. Yaş geçince ona mecâliniz yetmiyor, ayağınız ağrıyor, şişiyor; o kolay şeyler değil. Gençken inşâallâh hepinize Cenâbı Hak nasîb eylesin.
Ramazân Az Yemek Nasîhati
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: Ramazân'ı inşâallâh daha derinlemesine geçirmeye gayret edin. Oruç gibi olsun — az yiyin. Az yiyerek vücûdunuz düşsün, biraz orucu idrâk edin. Akşama kadar «hapur hupur» yiyip ertesi gün göbek şiş dolaşmayın inşâallâh. Açlığı hissedin, dilinizi kuruluğunu, susuzluğu hissedin; oruç böyle ihyâ olur. Tövbe ile, zikrullâh ile, duâ ile, Kur'ân ile Ramazân'ı derinlemesine geçirin.
Kur'ân Okuma Teşvîki
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî tezkereyi tafsîl eder: Kur'ânı Kerîm okumasını bilenler, Ramazân ayı Kur'ân ayıdır; muhakkak en az bir sayfa, iki sayfa, üç sayfa — okuyabilenler bir cüz. Bilmeyenlerde bu Ramazân mübârek günlerde kendisine ülke edinsin: günde bir harf öğrense 29 günün sonunda Kur'ânı Kerîm'i bitirmiş olur, okumasını öğrenir. Muhakkak Kur'ânı Kerîm'i öğrenin. Hattâ kendi aranızda kurslar oluşturun: tabîi küçük üçbeş kişilik evlerde Kur'ân'ı öğrenin; biriniz bilen oturup öbürlerine öğretsin. On günde öğrenirsiniz. Sizler zekî insânlarsınız; bir sûfî zekîdir, idrâki açıktır.
Sûfîliğin Yürüyüşü: Kalp Ayağı
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: hele bir de maneviyâtı varsa, hâl ehli ise, daha çabuk öğrenir; Cenâbı Hakk'ın kalbinde nakşeder. O yüzden sûfîliğin en önemli özelliklerinden birisi sûfînin kalbinin harekete geçmiş olmasıdır. Kalpleriniz harekete geçsin, kalbiniz ilhâm alsın, rüyâlarınız açık olsun, ve bu konuda derinleşmeye gayret edin. Bu da çokça zikirle, bağlılıkla, itâ'atla, harâmlardan uzak durmakla olur. Bakmayın siz o kendisi kör olanlara; kör olanlar bunun olamayacağını söylerler. Bu sûfîlik kalbî bir ilimdir; onun üzerinde yürür. Sûfîlik zâhiri muhâfaza eder, ama yürüyüşü kalp ayağıyla olur.
Zâhir-Bâtın Dengesi: Şerî'at Karayı Aşmaz
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: zâhir kabuk gibidir; bizim zâhirimiz olmazsa olmazımızdır, ama biz ahkâm imamlarının ictihâdına tâbi oluruz. İmamların ictihâd dışına çıkmamaya gayret ederiz; ama yürüyüşümüz kalp ayağıdır. Zâhiri reddetmeyiz; biz şerî'atı karaya önem veririz, şerî'atı garrâya önem veririz, Kur'ân, ve sünnete tâbi oluruz; ama yürüyüşümüz kalp ayağıdır. Hadîsi kudsîde Cenâbı Hak buyurur: «Kulum kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli bir amelle bana yaklaşmamıştır; kulum nâfilelerle bana yaklaşmaya devâm eder, ben de onu severim» (Buhârî, Rikāk 38). Bu sûfîliğin temel düstûrudur.
Kör Şeyh ve Körün Körü Uyarısı
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: körler bunu kabûl etmezler, çünki başlarındaki şeyh kördür. Dervişler kalp ayağıyla yürüseler dahi, başlarındaki şeyh körse, dervişler de kör olur. Hattâ bazıları «körün körü»dür. Bunlar şeyhlik iddiâsıyla ortaya çıkmış, ihtiyârlığa ulaşmış birinden icâzet altına imzamühür bastırmış, şâhid uydurmuş, böyle «icâzet» diye dolaşıyor. Asıl mes'ele kalp ayağıyla yürüyen mürşidi kâmil olmaktır.
Dergâh'ta Rüyâ ve Hâl: Kalp Ayağı Delîli
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: bazı kardeşler «Niye bu kadar hâl yazılıyor, niye bu kadar rüyâ yazılıyor?» diye şikâyet ediyor. Bu, dergâhın kalp ayağıyla yürüdüğünün delîlidir. Sûfîlik kalp ayağıyla görür. Bir adamın esmâsı rüyâ ile değişebilir, hâlle değişebilir. Derviş kendisi rüyâ görecek, ya da şeyh onun üzerinde rüyâ görecek; ama derviş görecek aslolarak. Derviş şâhidlendirme — şâhidlendirme — şâhidlendirme gidecek; şâhidlendirici icâbı hâl alacak. «Ben rüyâ görmüyorum» diyene de Cenâbı Hak ilhâm gönderir; muhakkak sana bir işâret gelir, manevî bir kapı açılır.
Yetmiş Bin Türlü Hâl: Mürşidi Kâmilin Vakfı
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir tasavvufî kâideyi tafsîl eder: yetmiş türlü değil, yetmiş bin türlü hâl vardır. Ama bunu ancak kalbî ilme vâkıf olan mürşidler bilir. Bunu herkese — bir adam birinden mühürimza alıp icâzet sahibi olmuş — bilemez. Mürşidi kâmil tevîl edilecek olanı tevîl eder, edilmeyecek olanı tevîl etmez; dervişin durumuna konumuna göre eğitim verir. Birine «Hû» esması verirken, başkasına nefse uyma korkusuyla «Hû» vermez; tevhîde devam ettirir. Bu eğitime tâbi olmak îcâb eder.
Rüyâ İle Amel Edilmez İddiâsı: Küfür
Mustafa Özbağ Efendi muazzam bir akāidî kâideyi tafsîl eder: rüyâ peygamberliğin 46 cüzünden bir cüzdür (Buhârî, Ta'bîr 4). Sâlih rüyâyı inkâr eden küfre düşer. «Rüyâ ile amel edilmez» diyenler küfre düşerler — çünki ezân Hz. Abdullâh b. Zeyd radıyallâhu anh'ın rüyâsı ile sübût bulmuştur (Ebû Dâvûd, Salât 28). Sen kalkıp da kendi kafandan ahkâm kesme; sen rüyâ veya hâl görmüyorsan «hiç kimse görmüyor» diye düşünme. Sen zikrullâhta hâlrüyâ görmüyorsan, başkalarına «Şişti» deme; bu kör olduğunu gösterir. Allâh muhâfaza eylesin.
Tasadduk Gizlilik: Sağ Elin Sol Eli Bilmesin
Mustafa Özbağ Efendi sohbetin sonunda mü'minin görevini tafsîl eder: Ramazân Kur'ân ayı, Ramazân tasadduk ayı, Ramazân cömertlik ayıdır. Zikritövbeyi-Kur'ân'ıtasadduku aslâ ihmâl etme; 50 kuruş olsun önemli değil. Birinin 5 lirası var bir lirasını verdi: beşte bir; başkasının 50 lirası var, 1 lira verdi: ellide bir. Hangisi fazla? Allâh katında nispet önemlidir. Tasadduk edin: bir fakîrin cebine yerleştirin, ihtiyâç sâhibinin cebine koyun, belli etmeyin. «Bu 5 liraya tasadduk ettim sana» deme. Son dönem Müslümânlar şatâfata düştü: kamyonun yanına «Filân kimsenin zekâtıdır» yazıyor; bu bid'attir. «Sağ elin verdiğini sol elin bilmesin» (Buhârî, Ezân 36; Müslim, Zekât 91) — bu sünnettir. İhlâs lazım: çatı yok, şatâfat yok, gösteriş yok. Hattâ kim verdi belli olmayacak ki o ihtiyâç sâhibi mahcûb olmasın. Halvetiyye-Şâbâniyye-Karabâşiyye yolunun manevî terbiyesi de mü'mîni Ramazân'ı oruçzikirtövbe-Kur'ântasadduk ile geçirmeye, dilini muhâfaza etmeye, kalp ayağıyla yürümeye, rüyâyı hâfife almamaya, ve gizli tasaddukla ihlâsa yöneltir; ve bu vasıflar onun manevî terakkîsinin temel cüzlerini teşkîl eder.
- Kur'ânı Kerîm: Bakara 2/183-187 (oruç âyetleri); Hucurât 49/12 (gıybet); Bakara 2/271 (gizli sadaka); Yûnus 10/64.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Îmân 28, Ramazân ihyâsı hadîsi.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü's-Savm 8, Yalan terketmeyen hadîsi.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü't-Ta'bîr 4, Sâlih rüyâ hadîsi.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'r-Rikāk 38, Hadîsi kudsî nâfilekurbiyet.
- Sahîhi Buhârî, Kitâbü'l-Ezân 36, Sağsol el sadaka hadîsi.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü's-Sıyâm; Müsâfirîn 174-175.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'z-Zekât 91.
- Sahîhi Müslim, Kitâbü'r-Rü'yâ 6.
- Süneni Ebû Dâvûd, Kitâbü's-Salât 28, Ezân rüyâsı hadîsi.
- Süneni Tirmizî, Kitâbü'd-Da'avât 130.
- Süneni Nesâî, Sıyâm.
- Süneni İbn Mâce.
- İmâm Mâlik, Muvatta.
- İmâm Ahmed, Müsned.
- İmâm Şâfi'î, el-Ümm; İmâm Ebû Hanîfe, el-Fıkhu'l-Ekber; İmâm Mâlik, Muvatta; İmâm Ahmed b. Hanbel, Müsned.
- İmâm Gazzâlî, İhyâ-u Ulûmi'd-Dîn, Esrâru'ssavm; Dilin afetleri; Gizli sadaka.
- İmâm Kuşeyrî, er-Risâletü'l-Kuşeyriyye, Hâl ve makām.
- İmâm Sühreverdî, Avârifü'l-Ma'ârif.
- İbn Kayyim el-Cevziyye, Medâricü's-Sâlikîn; Zâdü'l-Me'âd.
- İmâmı Rabbânî, Mektûbât, Mürşidmürîd ve hâl bahsi.
- Şeyh Muhyiddîn İbn Arabî, el-Fütûhâtü'l-Mekkiyye, Letâif bahsi.
- İbn Sîrîn, Tâ'bîrü'r-Rü'yâ.
- İmâm Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb.
- İmâm Kurtubî, el-Câmi'u li-Ahkâmi'l-Kur'ân.
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm.
- Mustafâ Özbağ Efendi, Sohbet Serileri, Oruç ve Ramazân Sohbetleri (07.04.2022).
Sohbetin Tasnîfi: Bu uzun sohbet Ramazân'ı oruçzikirtövbe ile geçirmeyi, dilin korunmasını, mezhep imamlarının ihtilâfını, hadîsi kudsî yalanorucun zarıyla, siyâset ve gıybet imtihanını, iftâra zikrullâhı, Medîne ve Mekke iftâr atmosferini, Hac-Umre tavsiyesini, az yemek nasîhatini, Kur'ân okuma teşvîkini, sûfîliğin kalp ayağı yürüyüşünü, zâhirbâtın dengesini, kör şeyh ve körün körü uyarısını, dergâh'ta rüyâ-hâl kalp ayağı delîlini, yetmiş bin türlü hâlin mürşidi kâmilin vakfı olduğunu, rüyâ ile amel edilmez iddiâsının küfür olduğunu, ve sağ elin sol eli bilmesin gizlilik tasaddukunu tafsîl etmektedir.
Kaynak: mustafaozbag.com | Video: YouTube | Seri: Oruç ve Ramazân Sohbetleri