Cenâb-ı Hakk Ahzâb Suresi’nin başında “Rahman, ve Rahim olan Allah’ın adıyla.” Ayet 1: Ey Peygamber, ey Nebi Allah’tan kork, ve kafirlere, münafıklara uyma; muhakkak ki Allah alim, hâkim olandır. 2. Ayeti-i kerime: Rabbinden sana vahyolunana uy. Muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberdar olandır. 3. Ayeti-i kerime: Ve Allah’a tevekkül et vekil olarak Allah yeter. Sadakallahul Azim.Cenâb-ı Hakk cümlemizi Kur’an’a, ve sünnete uyanlardan eylesin.
Ahzâb Suresi Tefsiri -12 Ocak 2023 Hakkında
Bazı ayeti-i kerimeler vardır, bunların üzerinde çok durulmaz, hele bizim ülkemizde daha az durulur, o yüzden bu ayeti-i kerimeler bizi üzerinde durulmayan konulara sevk ediyor. Cenâb-ı Hakk Hazreti Peygamberine sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretlerine “ey Nebi” diye hitab ediyor. Allah genelde peygamberlerine ey İbrahim, ey Yusuf, ey Yakub, ey Musa, ey İsa… Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretlerine de ey Muhammed diye hitab etmiştir, ama bu ayeti-i kerimede Cenâb-ı Allah Cenâb-ı Resûlullah’a sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretlerine diyor ki “ey Nebi.” Böyle demekle Onu daha da yüceltiyor, Onu daha fazla övüyor, daha fazla methediyor, Onun diğer peygamberlerin üstünde olduğunu gösteriyor.
Bu öyle bir methedişten geçiyor ki öyle bir peygamberini yüceltiyor ki o yüceltmenin sonunda o yüceltmenin arkasından enteresan bir şekilde diyor ki: “Allah’tan kork!” Aslında bütün ümmet-i Muhammed’e bir işaret veriyor, diyor ki: Ben bu peygamberi kendim seçtim, bu peygamberin bütün peygamberlik vasıflarını, ve insanlık vasıflarını en üst merhaleye getirdim. Onu hiçbir varlığın ulaşamayacağı miracta bir perdeye ulaştırdım, hiçbir varlığı ulaştırmadığım bir perdeye ulaştırdım, ve hiçbir peygamberin üzerinde söylemediğim bir söz, bir makam, bir perde, bir şeref nişanı verdim. Dedim ki: O, heva, ve hevesinden hiç konuşmaz. Hiçbir peygambere vermediğimi o Nebi diye nitelendirdiğim peygamberime verdim, ve öyle bir peygambere Cenâb-ı Hakk diyor ki: “Allah’tan kork.”.
Burada -tabiri caizse- sen peygamberliğin, ve insanlığın, ve varlığın en yücesindesin, ama Allah’tan kork, yani sen takvanı daha da yükselt. Allah’a olan saygını, Allah’a olan sevgini, Allah’a olan bağlılığını daha da yükselt. O kadar yükselt ki o sana verdiğim o nebilik payesinin, sana verdiğim o sevgili payesinin karşılığı olarak sen öylesine Allah’tan kork.
Bu korku bizim vasat kulların korkusu gibi değil, bu korku bir an bile olsa Allah’ı gözünden ayırırım korkusu. Bu korkunun en yücesi, ve Cenâb-ı Hakk o nebisine diyor ki: “Allah’tan kork.” Ve devam ediyor; burası çok önemli, burası çok önemli. “Allah’tan kork, kafirlere, ve münafıklara uyma.” Bu böyle tabiri caizse o yücelttiği peygamberine öyle bir şey söylüyor ki ardı ardına. Ancak Allah söyleyebilir zaten bunu. Allah’tan kork, sakın kafirlere, ve münafıklara uyma.
Münafık kimdir? Ayeti-i kerimede diyor ki: “Onlar Allah’a inandık derler senin yanında, sonra senin yanından ayrıldıktan sonra bizim tanrılarımız iyidir.” derler. Münafık akaitte, inançta münafık; amelde değil. Bu inançta münafıklar İslâm’ın kuvvetli olduğu zamanlarda veya İslami partiymiş gibi görünen bir kısım siyasi oluşumlar hükümet idare etmeye başladığında mantar gibi biterler. Bunların aslında İslâm’la hiç alakaları yoktur. Kur’an’la, sünnetle hiç alakaları yoktur; imanla hiç alakaları yoktur. Bunlar Müslümanların yanına geldiğinde selam verirler, Müslümanmış gibi davranırlar, sonra örneğin bakara makara bir ayet sallayıp gidiyorum, der.
İşte Allah peygamberine diyor ki ey Peygamber, ey nebi, ey sevilim, ey alemleri senin yüzüsuyu hürmetine yarattığım, dikkat etmen gereken bir şey var. Sakın bu konuda taviz verme; sakın bu konuda senin rahmetin, senin insanlığın, senin merhametin, senin hoşgörün, senin toleransın, senin o insan sevgin öne çıkıp kafirlere, ve münafıklara uyma noktasına seni götürmesin. Çünkü Allah Resulü sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretleri sevgide mahlukatın en yücesidir, merhamette mahlukatın en yücesidir, afta mahlukatın en yücesidir, ademiyette, yani insaniyette en zirvededir, en zirvede.
Biz bu ayeti-i kerimelere bakarken Allah Resulü sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretleri kafirler saçlarını uzatırdı, O uzatırdı, kafirler saçlarını kısaltınca O uzatırdı. Kafirlerle bizi ayırt eden sarık, dedi. Bedir’de sarığı sardı, kafirlerle Müslümanları ayırt eden bir işaret oldu veyahut da kafirlere benzeyen, kafirlerin kıyafetlerine benzeyen kıyafetler giymedi. Örneğin Rumlarda örülen kumaşları aldı Yemen’de örülen kumaşları aldı, ama onların kıyafetleri gibi bir kıyafete bürünmedi. Allah Resulü sallallâhu aleyhi, ve sellem hazretleri kıyafet olarak da yeme içme adabı olarak da ev adabı olarak da hiç kafirlere uymadı.
En yüksek seviyeden söyledi. Bu, şu demek: Ey iman edenler! Ben o Nebimi bile bu konuda uyardım. Ona dedim ki: Ey Nebi, kafirlere uyma; münafıklara da uyma. Bu, şu demek: Ey ümmet-i Muhammed! Anneleriniz, babalarınız, eşleriniz, çocuklarınız, mallarınız, rahat yataklarınız, lüks evleriniz, lüks arabalarınız, kazandığınız yüksek debili paralarınız sizin ilahınız olmasın. Sizin önünüze perde olmasın, sizin önünüzde engel olmasın. Geldiğiniz makamlar, dünyevi makamlar, geldiğiniz, oturduğunuz koltuklar… Sana şeyh diyecekler, sana mürşid diyecekler, sana hoca diyecekler, sana zakir diyecekler, seni sevecekler, seni el üstünde tutacaklar, sen yeter ki onların suyundan git, onların yolundan git.
Bakın, değişmiyor. İki yüz yıldır değişmiyor; iki yüzyıldır o lağım deresi, o lağım ırmağı akıyor, ve yutuyor Müslümanları. Korkarım, 50 yıl sonra daha da bizi din üzerine daha kötü günler bekliyor. Korkarım öyle. Bu topraklarda, bu topraklarda -söylerken öyle söylüyoruz ya- ecdadın kanla imanla yoğurduğu bu topraklarda fuhuşun, kumarın, içkinin, zulmün hukuk dairesinde olacağına kim inanırdı? Kimse inanmazdı. Değişmiyor canım kardeşlerim. Bu, böyle devam ediyor. Ben de kendi nefsim için söylüyorum bunu.
2. Ayeti-i kerimede Cenâb-ı Hakk peygamberine diyor ki: Rabbinden sana vahyolunana uy. Kafirlere uyma, münafıklara uyma, vahye uy, diyor peygamberine. Bu, şu demek: Ey ümmet-i Muhammed! Ben o peygamberime dahi benden gelecek olan vahye uy dediysem hepiniz de vahye tabi olacaksınız, hepiniz de vahye uyacaksınız. Vahyin içerisinde hem Kur’an var, hem sünnet-i seniyye var. Çünkü O, heva, ve hevesinden hiç konuşmadı. O yüzden de ne yapacağız? Vahye uyacağız hepimiz de.
Muhakkak ki Allah yaptıklarınızdan haberdar olandır. Muhakkak ki Allah ne yaparsak yapalım, el-Hâbir ism-i şerifiyle her şeyimizden haberdardır. Biz karanlıkta da bir şey yapsak perde arkasında da bir şey yapsak o esnada etrafımızdaki insanları kandırsak da Allah haberdardır, hâbirdir, onun intikamını alır. Allah onun intikamını alır. Ve Allah’a tevekkül et. Biz Allah’a tevekkül edenlerdeniz. Biz gayret gösteririz, çalışırız, çabalarız, Allah için sever, Allah için iman eder, Allah için zikreder, Allah için koştururuz, Allah için birbirlerimizin ellerini tutarız, Allah için toplanır, zikrederiz, Allah için birbirimizi doyururuz, Allah için birbirimizi gözetiriz, Allah için birbirimizle beraber olmaya çalışırız.
12 Ocak 2023
Kaynaklar
Kaynak: Mustafa Özbağ Efendi — Sohbet Kaydı
Bu metin, Mustafa Özbağ Efendi’nin sohbet serisinden derlenmiştir.
Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi için tıklayınız.
İlgili Sözlük Terimleri: Mürşid, Sünnet, Şeyh, Tevekkül. → Tasavvuf Sözlüğü’nün tamamı