Dergah Sohbetleri Serisi

420. Dergah Sohbeti — Darülharp, Dergah Disiplini, Cihat ve Müteşabih Meseleler

Miras Dağılımı ve Darülharp Meselesi

Hanefiler derler ki bir yerde İslam hukuku uygulanmıyorsa, darülharp ise orada İslam hukukunu icra etmek mümkün değildir. Darülharp hukuku geçer genel meselelerde. Her ne kadar insanlar dinlerini kendi dairelerinde yaşasalar da, genel hukuk olarak o yerin yasaları geçerlidir. Türkiye’de İslam hukuku yoktur; bu sebeple miras gibi genel meselelerde İslam hukukunu bireysel olarak uygulamak adaletsizliğe yol açar.

Miras dağılımında kadınlara bir, erkeklere iki payı İslam hukuku öngörür. Ancak bu hükmün adil olabilmesi için bütün toplumun aynı sistemi uygulaması gerekir. Bir erkek iki pay alırsa, karşılığında hanımının da bir alması lazım; bu zincir bütün toplumu kapsamalıdır. Toplumun tamamı uygulamadığında haksızlık doğar. Çözüm, mevcut anayasal hukuka tabi olmaktır.

Darülharpte Uygulanamayan Hükümler

  • Zina eden evli kişinin recmedilmesi: hukuk uygulanamadığından askıda kalır
  • İftira atana 80 sopa cezası ve ömür boyu şahitliğinin kabul edilmemesi: uygulanamıyor
  • Son Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi ve Süleyman Demirel dahil pek çok kişi Türkiye’nin darülharp olduğunu beyan etmiştir

Dergahta Disiplin, İtaat ve Sevginin Tecellisi

Tasavvuf yolunda disiplin esastır. Bir yolun, bir gidişatın disiplini vardır; bu disipline uyulmazsa işin içinden çıkılmaz hale gelir. İnsanlar her şeyi kendilerine hak görmeye başlar ve etraflarını da rahatsız ederler. Dergahın bir adabı vardır: söz dinlemek, itaat etmek ve zinciri kırmamak. Herkes kendi kafasından bir şey yaparsa dergah dergah olmaktan çıkar, yol yol olmaktan çıkar.

Sevmek, sevdiğinin yolunda olmaktır. Sevmenin tecelliyatı tabi olmak ve itaat etmektir. ‘Ben seni çok seviyorum, o yüzden sözünü dinlemiyorum’ denilemez. Bir kimse Allah’ı çok seviyorsa ona isyan edemez. Aynı şekilde mürşidini seviyorsa ona tabi olur. Yapma denileni yapmak, git denileni gitmek dervişliğin temelidir.

Dergah İçi Problem Çözümü

Dergahların içerisinde müridle mürşidin arasında problem çıkabileceğine dair bir ‘dede makamı’ ve ‘imam makamı’ oluşturulmuştur. Mürid derdini anlatamıyorsa veya tıkandıysa başındaki zakirleri aşamıyorsa dergahın imamına gider. Problem çözülemezse yukarıya taşınır. Herkes her zaman problemini iletebilir; gece gündüz fark etmez.


Sufi Kıyafetinin Sorumluluğu

Meşhur bir kıssa anlatılır: Dervişin birisi bir güvercinin kanadını kırar. Güvercin Hz. Süleyman’a (a.s.) şikayet eder. Süleyman (a.s.) dervişi çağırır ve sorar. Güvercin der ki: ‘Ben bunun derviş kıyafetine baktım, bana zarar gelmez diye kaçmadım. Meğer ki derviş kıyafetinin içerisinde avcıymış.’ Süleyman (a.s.) dervişin kolunu kırmaya hükmeder ama güvercin der ki: ‘Ben kolunun kırılmasını istemiyorum, üzerinden sufi kıyafetinin çıkarılmasını istiyorum ki diğer kardeşlerimi de aldatmasın.’

Sufi kıyafetiyle insanlar kandırılamaz, ütilemez, sert konuşulamaz, küfür edilemez, ahlaksızlık peşinde koşulamaz. Bunu yapan kimsenin sufiliğinin anlamı kalmaz. Aynı dergahtan birinin diğerine sosyal medyadan arkadaşlık teklif etmesi, arkadan dolanması kabul edilemez. Dergahtaki herkes birbirinin namusu gibidir.


Çok Eşlilik ve Aile Sorumlulukları

Ayet-i kerimede dörde kadar nikahlanma izni vardır ancak ‘sizin için hayırlı olan tek eştir’ buyurulmaktadır. Çok eşlilik herkesin kaldırabileceği bir şey değildir. Bunu yapmaya çalışanlar ağızlarına, yüzlerine bulaştırıyor ve laf bütün Müslümanlara, bütün sufilere geliyor. Arkadaşlar kendilerini çok eşliğe doğru götürmesinler.

Erkekler çocuklarına bakmakla mükeleftir, bu farzdır. Kadın ayrılsa dahi çocukların geçimi babaya aittir. Çocuğunu bırakıp giden, annesine teslim eden bir erkeğe ‘baba’ denilemez. Akıl-baliğ olana kadar çocuk annede kalabilir ama bütün bakım masrafı babaya aittir. Bir erkeğin önceliği mevcut çocuklarına ve ailesine bakmaktır.


Allah’ın Ruhu Meselesi: Müteşabih

Secde Suresi’nin 9. ayetinde Allah’ın her insana ‘ruhundan üflediği’ beyan edilmektedir. Cenab-ı Hak ‘ruhumdan üfledim’ buyurmaktadır. Bu müteşabihtir. Zahir manada ruhu vardır demek gerekir; olmamış olsa ‘ruhumdan üfledim’ demezdi. Ama ruhu nasıldır? Bunu kendisi bilir. İnsandaki ruhla aynı mıdır? ‘Ruhumdan üflediğine göre aynıdır’ de denilemez, ‘gayrıdır’ de denilemez. Bilinmediğinden, çözümlenemediğinden İslam dininin ilahi olma özelliğini üzerinde taşımaktadır.


Hallac-ı Mansur ve ‘Enel Hak’ Meselesi

Hallac-ı Mansur Hazretleri’nin ‘Enel Hak’ (Ben Hak’ım) demesi zahir ulema tarafından doğru görülmemiş ve şeriatın ayakları altında konuştuğu gerekçesiyle katledilmiştir. Bu fetvanın altında teyzesinin oğlu Cüneyd-i Bağdadi’nin imzası vardır. Doğru mu yapmışlardır? Evet, doğru yapmışlardır. Çünkü Kur’an ve sünnet ilelebet muhafaza edilmelidir; yoksa önüne gelen herkes ‘Ben Hak’ım’ der çıkar.


IŞİD, Cihat ve Müslümana Kafir Demek

La ilahe illallah Muhammeden Resulullah diyen bir kimseye hiçbir Müslüman savaş açamaz, onu öldüremez ve kafir diyemez. Hz. Peygamber (s.a.v.) Usame b. Zeyd’i kınadı: ‘Sen onun kalbini mi yardın?’ dedi. O kimse canını kurtarmak için bile la ilahe illallah dediyse öldürülemez. Hadis-i şerifte buyurulur ki din adına la ilahe illallah diyen kimseyi öldüren, kendisi kafirdir.

IŞİD, İsrail’in eğittiği, mezhepsiz ve hadisleri inkar eden bir yapıdır. Müslümanlarla savaşmakta, Müslümanları katletmektedir. Tarih boyunca dönemsel cihat olguları yaşanmıştır: Afganistan, Çeçenistan… Bir yerlerden cihat çıkarırlar, insanları toplarlar, sonra dağılırlar. Kim bir Müslüman cemaatle mücadele etmeye kalkarsa yenilmeye mahkumdur; bu tecrübeyle sabittir.

Gerçek cihat: kırk gün haramsız yaşamaktır. Haramları terk edin, kırk gün haramsız durun; Cenab-ı Hak size şehit sevabı verir. İnsanlara Kur’an ve sünneti öğretmeye, ilim, irfan ve ahlak öğretmeye çalışın. Kendi memleketine, kendi insanına hizmet edemeyen başka yerlere gidip ne yapacak?


Firavun’un Son Nefesinde İmanı Meselesi

İbn Arabi, Fusus’ta Firavun’un boğulurken ‘Musa’nın Rabbi’ne iman ettim’ demesi üzerine cennetlik olduğunu yazmıştır. Bu mesele müteşabihtir. Bir rivayette Cebrail (a.s.) Firavun’un ağzını balçıkla sıvamıştır, tam iman telaffuz edememiştir. Başka rivayette ise ‘iman ettim’ demiştir.

Müteşabih meselelerde kesin ve keskin doğru yoktur. Herkes bir anlayış ortaya koyabilir ama tartışma yapılamaz. ‘Musa’nın Rabbi’ne iman ettim’ diyen birinin imanı kabul edilir mi? Hz. Ayşe (r.a.) kızdığında ‘İbrahim’in Rabbi’ne yemin olsun’ derdi, kızmadığında ‘Muhammed’in Rabbi’ne yemin olsun’ derdi. Rabbi değişmez; bütün peygamberlerin Rabbi aynıdır.


Kaynakça

Hadis-i Şerif Referansları

  • Usame b. Zeyd hadisi (kalbini mi yardın?): Buhari, Megazi, 45 (Hadis No: 4269); Müslim, İman, 158
  • La ilahe illallah diyen kimseyi öldüren kafirdir: Buhari, Diyat, 2; Müslim, İman, 158-162
  • Rızkın genişlemesi ve ömrün uzaması: Buhari, Edeb, 12 (Hadis No: 5985); Müslim, Birr, 20
  • Cebrail’in Firavun’un ağzını balçıkla sıvaması: Tirmizi, Tefsir, Yunus Suresi; Ahmed b. Hanbel, Müsned
  • Hz. Ayşe’nin ‘İbrahim’in Rabbi’ ve ‘Muhammed’in Rabbi’ ifadesi: Buhari, Nikah, 108 (Hadis No: 5228); Müslim, Fedailü’s-Sahabe, 80

Ayet-i Kerime Referansları

  • Miras hükmü: Nisa Suresi, 4/11: ‘Erkeğe iki kadının payı kadar.’
  • Çok eşlilik: Nisa Suresi, 4/3: ‘İkişer, üçer, dörder nikah edin… Adaleti gözetemeyeceğinizden korkarsanız bir tane ile yetinin.’
  • Ruhun üflenmesi: Secde Suresi, 32/9: ‘Ona kendi ruhundan üfledi.’
  • Allah’ın zahir ve batın oluşu: Hadid Suresi, 57/3: ‘O evveldir, ahirdir, zahirdir, batındır.’
  • Her yöne dönüşte Allah’ın vechi: Bakara Suresi, 2/115: ‘Nereye dönerseniz Allah’ın yüzü oradadır.’
  • Firavun’un imanı: Yunus Suresi, 10/90: ‘İsrailoğullarının iman ettiğine iman ettim.’
  • Bir insanı öldürmek bütün insanlığı öldürmek gibidir: Maide Suresi, 5/32

Fıkhi ve Tasavvufi Kaynaklar

  • Darülharp hükmü: İmam-ı Azam Ebu Hanife — Serahsi, el-Mebsut; el-Kasani, Bedaiu’s-Sanai — darülharpte İslam hukukunun uygulanamaması
  • Son Şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi’nin darülharp fetvası — tarihsel belgelerde kayıtlıdır
  • İftira cezası (hadd-i kazf): 80 sopa ve şahitliğin ömür boyu düşmesi — Nur Suresi, 24/4; el-Kasani, Bedaiu’s-Sanai
  • Hallac-ı Mansur ve Cüneyd-i Bağdadi meselesi: Attar, Tezkiretü’l-Evliya; Kuşeyri, er-Risale — Hallac-ı Mansur bahsi
  • İbn Arabi, Fusûsu’l-Hikem — Firavun’un imanı meselesi, Musa fassı
  • Güvercin ve derviş kıssası: Mevlana, Mesnevi-i Manevi; sufi edep geleneğinde anlatılan kıssalardan
  • Müteşabih ayetlerin hükmü: Al-i İmran Suresi, 3/7 — muhkem ve müteşabih ayetlerin farkı; İbn Kesir, Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim