İpek Elbise ve Hediye Adabı
Hazreti Ömer mescitte satılık bir ipek elbise gördü ve “Ya Resulallah, bunu satın al, cuma günü ve heyetler geldiğinde giyersin” dedi. Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) “Bunu olsa olsa ahirette nasibi olmayan kimseler giyer” buyurdu. Daha sonra Resulullah, onun gibi ipek elbiseler getirdi ve Hazreti Ömer’e birini gönderdi. Ömer “Ben bunu nasıl giyerim?” deyince Resulullah “Ben sana giyersin diye vermedim; onu satarsın veya gayr-i müslimlere giydirirsin diye verdim” buyurdu.
Buradan imamlar fetva çıkarırlar: Bir kimse evladına veya anne babasına haram bir şey hediye etmemeye gayret edecek. Ama böyle bir şey hediye edilirse onu satıp parasını tasadduk etmek veya kullanmak caiz olmuştur. Erkeklere saf ipek giymek haramdır; ancak savaşta düşmana gösteriş için caizdir. Komple kırmızı giymek de caiz değildir.
Anne Babaya Sövmek: Büyük Günah
Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu: “Bir adamın anne ve babasına sövmesi büyük günahlardandır.” “Ya Resulallah, bir kimse anne ve babasını nasıl söver?” dediler. “Bir adam diğerine söver, sövülen de onun anasına ve babasına söver. Böylece kendi anne ve babasına sövmüş gibi olur.”
Birisinin annesine sövmek bütün Müslümanların annelerine sövmek gibidir. Küfürle iştigal eden ağızlar günah-ı kebair işlemiş olurlar. Hiç kimseye hakaret etmeyin. Birisine hakaret ediyorsanız bilin ki küçük insansınız, zayıf insansınız.
Sadece küfr eden değil, küfre sebep teşkil eden de büyük günaha girer. Kendine kötü söylenecek sözleri cezbettirecek fiil ve hareketlerden uzak dur. Birisini hakaret edecek noktaya getirme; sen de büyük günah işliyorsun.
Güzel Ahlak: Sufiliğin Özü
Ders almak yetmez. Derdimiz ahlâkımızı güzelleştirmek, insan olmak. Beni en fazla üzen şey derviş kardeşlerimizin ahlaklarının seviyesini yükseltmemesi. Eğer hala bu cemaata gelip gidip de eşine hakaret eden varsa, hala dersli olup kocasını dinlemeyen kadın varsa problem var demektir.
Sufi küfürbaz olmaz. Sufinin ağzından küfür çıkmaz. İnce ahlak, tatlı ahlak. Varsın siz aldatılın, varsın hakkınız yensin, eşleriniz güzel ahlâkınızı istismar etsin — siz asla güzel ahlaktan dışarı bir hayat düşünmeyeceksiniz.
Sufilik tatlı şerbet değildir. Bizim şerbetimiz acı, nefse acı geliyor. Burada “ne kadar güzel sufi” — bir de eşinden dinle, bir de annesinden dinle, bir de çocuklarından dinle.
Zulmün Cezası: Dünyada da Ahirette de
Hazreti Ebu Bekir’den rivayet edildiğine göre Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu: “İşleyene dünyada cezası çabuk gelmeye en layık günah zulüm ve akrabalık bağlarını koparmaktır. Bu cezanın dünyada verilmesi ahiretteki cezaya kefaret değildir.”
Siz birisine zulmederseniz bu zulmün cezasını dünyadayken görürsünüz. Ama ahiret cezası kalkmaz, ahirette yeniden göreceksiniz. Kimseye zulmetmeyin. Kimsenin hakkına, hukukuna tecavüz etmeyin. Fitne çıkarmayın.
Köz eken ateş biçecek. O közü yutacaksın. Birisinin namusuna göz dikmişsin, yan bakmışsın — senin de namusuna yan bakacak birisi çıkacak. Zulmettiklerinizle helallaşın.
Akraba ve Derviş Kardeşlerle İlişkiyi Kesmemek
Sufiler akraba olarak derviş kardeşlerini görürler. Zahiri akrabamız var: annemizin, babamızın akrabaları. Bir de manevi akrabamız var: derviş kardeşlerimiz. Selaın sabahı kesmeyin. “Bu eksik yaptı, bu helak oldu, bu çamura battı” diye bakma; sen selamın sabahı kesme.
Herkes hata yapabilir. Yanlışlık yapana bir tek umursuzluk bizim işimiz değildir. Nasihat edeceksek nasihat ederiz. Çok samimiysek gerekirse sert de konuşuruz ama selamı kesmeyiz.
Büyük Günahların En Büyüğü
Resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurdu: “Haberdar olun, size büyük günahların en büyüğünü haber vereyim mi? Allah’a şirk koşmak, ana babaya asi olmak.” O esnada yaslanmış durumdaydı, hemen doğrulup buyurdu: “Bir de yalan söz.”
Mümin mümine asla yalan söylemez. Yalanın söyleneceği yerler bellidir: Düşmana karşı (“harp hutadır”) ve iki kişiyi barıştırmak için.
İtaat: Allah’a, Resulüne ve Emir Sahiplerine
“İtaat edin Allah’a, itaat edin Resulüne, itaat edin sizden olan emir sahiplerine.” (Nisa, 59). Bir derviş Allah’a, Resulüne ve üstadına itaat eder. Bu itaat Kur’an ve sünnet dairesindedir. Bir kadının kocasına, bir çocuğun anne babasına, bir dervişin çavuş kardeşine itaati de Kur’an ve sünnet dairesindedir.
Bizim dergahımız başıboş dergah değildir. Her şeyin bir hiyerarşisi, bir adabı, bir erkanı vardır. Derdim benden sonra Kur’an ve sünnete tabi olmuş, maddi menfaatlerin olmadığı, paranın dolaşmadığı, şeyhin minderinin altına para konulmayan bir dergah bırakmak.
Hadis-i Şeriflere Karşı Çıkanlara Uzak Durun
Birisi hadis-i şeriflere söz söylüyorsa selamı kesin onunla. Allah adına kesin. O fitneci, yeryzünün lanetli adamıdır. Sakın evinizde televizyondan dahi dinlemeyin. Lanetli bir kimseyi evinizde dinlerseniz eviniz lanete döner.
Bizim dergahımızda hadis-i şerifleri hafife almak yok. Sünnet-i Resulullah’ı hafife almak yok. Biz O’nun hem zahirine hem batınına, hem haline hem kaline itaat ederiz. Birileri sünnete karşı mı çıkıyor? Allah’ın ve meleklerin laneti onun üzerine. Uzak durun, protest edin.
Üç Talak ve Nikah Tazeleme
Nikah tazelemenin sebebi imanın gitmesiyle alakalıdır. Bir kimseye tecdid-i iman gerekiyorsa tecdid-i nikah da gerekli olur. Ama “üç talakla boşadım, sonra nikahı tazele devam et” — öyle bir şey yok.
Bir erkek bir kadını üç talakla boşadıysa geri dönüşü yok. Kadının tekrar onunla evlenebilmesi için başka biriyle nikâhlanıp o evliliğin gerçekleşmesi ve boşanması gerekir. Böyle “kenarda iki şahit bul, nikah tazele” yok. Bu Hanefi’de yok, Şafi’de yok, Maliki’de yok, Hanbeli’de yok.
Velayet ve Meleklerin İlhamı
Her müminin kalbinde bir melek vardır. O melek o kimsenin kalbine hep doğruyu, iyiyi, güzeli ilham eder. Büyük çoğunlukta bu cılız bir ses çıkarır çünkü üstünü şeytan örtmüştür.
Sufilerde şeytan fazla engellemez. O melek durur orada. Ayrıyeten yapmış olduğu zikrullahtan belli bir noktaya gelirse Cenab-ı Hak onun kalbine bir melek daha verir. O meleğin vasfı herkese verilmiş olan meleğin vasfından fazladır. O melek o kimseye şeyhinin sesinden konuşur, bir müddet sonra Muhammed Mustafa’nın sesinden konuşur.
Mecaz ve Hakikat: Hz. Peygamber’in Nuraniyetine Yaslanmak
Muhammed Mustafa’nın (sallallahu aleyhi ve sellem) ruhaniyetine ve nuraniyetine yaslanmadan Allah’ın nuraniyetine dayanmak mümkün değildir. O kimse o ruhaniyetin ve nuraniyetin içerisine girmedikçe Allah’ın nurundan hitap alamaz.
“Allah’ım, senin sevgini, seni sevenin sevgisini, seni sevdirecek olanın sevgisini bize bahşeyle.” Üç sevgi: Allah sevgisi, O’nu gerçek manada seven Muhammed Mustafa’nın sevgisi ve O’nu sevdirecek olan üstadın sevgisi.
Hazreti Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) Hazretleri’nin velilerinin Beni İsrail peygamberlerine denk olmasının sebebi budur: Muhammed Mustafa’nın nuraniyeti o velinin içini komple kapladığında Cenab-ı Hakk’ın nuraniyetine dayanma gücü verir. Yoksa Allah’ın nuraniyetine dayanacak hal o kimsenin kalmaz.
Fatiha’daki “İnam Ettiklerin”
Fatiha-i Şerife’de “bizi inam ettiğin, ihsan ettiğin kullarınla beraber eyle” duası — gerçek manada inam ve ihsan edilen yer, Muhammed Mustafa’nın nuraniyetinin içerisinde bütün peygamberlerin, velilerin, pirlerin ruhaniyetlerinin ve nuraniyetlerinin görüldüğü yerdir.
Üstadın Önemi: Savrulmamaya Gayret Edin
Üstadım bana dedi ki: “Evladım, sakın oldum diye meydana çıkma. Erken öten horozun kafasını keserler.” Sakın “oldum, bittim, yandım, ulaştım” demeyin. Aldanırsınız.
Hazreti Mevlana diyor: “Bir veliyi bulmak, bir mürşide ulaşmak okyanusta inci aramaya benzer.” Cenab-ı Hakk’a hamd olsun ki bir üstadımız var. Savrulduğumuzda gidip yaslanacak, ayağımızı kırdığımızda tamir ettirecek. Üstadım olmasaydı kendimi haklı görüp şeytan çalıp ben oynayacaktım.
Kaynakça
- Buhari, Kitabu’l-Libas, 5841; Müslim, Kitabu’l-Libas, 2068: Hz. Ömer’in ipek elbise hadisi. Resulullah’ın “ahirette nasibi olmayan giyer” buyurması ve ipeğin satılıp veya gayr-i müslimlere verilmesi hükmü.
- Buhari, Kitabu’l-Edeb, 5973; Müslim, Kitabu’l-İman, 90: “Bir adamın anne ve babasına sövülmesine sebep olması büyük günahlardandır.”
- Buhari, Kitabu’ş-Şehadat, 2654; Müslim, Kitabu’l-İman, 87: “Büyük günahların en büyüğü: Allah’a şirk koşmak, ana babaya asi olmak ve yalan söz.”
- Ebu Davud, Kitabu’l-Edeb, 4902; Tirmizi, Kiyame, 57: “Cezası dünyada en çabuk gelen günah: zulüm ve akrabalık bağlarını koparmak.” Hz. Ebu Bekir rivayeti.
- Nisa Suresi, 59: “Allah’a itaat edin, Peygamber’e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine itaat edin.” — İtaat hiyerarşisi.
- Yunus Suresi, 62: “Bilesiniz ki Allah’ın velilerine korku yoktur, onlar hüzülenmezler de.” — Velayet ve dünyevi korkudan müstağnilik.
- Al-i İmran Suresi, 31: “De ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin.” — Hz. Peygamber’in nuraniyetine yaslanma meselesi.
- Fatiha Suresi, 6-7: “Bizi doğru yola, nimet verdiklerinin yoluna ilet.” — İnam edilen kulların hakikati.
- Buhari, Kudsi Hadisler: “Kim benim velime düşman olursa ben ona harp ilan ederim.”
- Mesnevi-i Şerif, Mevlana Celaleddin Rumi: “Bir veliyi bulmak okyanusta inci aramaya benzer” ve mecaz-hakikat ilişkisi.
- Muhyiddin İbn Arabi: Gelecekteki velilerin ve mürşid-i kamillerin isimlerini yazabilme hali — Hz. Peygamber’in nuraniyeti içerisinde rühani tecelli.