Gıybet Hükmü ve Helalleşme
Bir sohbetinizde gıybetin zinadan daha büyük bir günah olduğunu söylemiştiniz. Gıybeti yapılan bir kişi, söylenilenler iyi veya kötü, doğru veya yanlış olsun, hakkında gıybet yapıldığını duyduğunda anlatana da dinleyene de hakkını helâl etmezse, o kişilerin o kimseden helâllik almaları gerekir.
Normal bir kimsenin arkasından onun iyiliğine konuşmak gıybet değildir. Gıybet, bir kimsenin arkasından hoşuna gitmeyecek bir şeyin söylenmesidir; velev ki bu doğru olmuş olsa dahi. Ama Müslümanları kandıran, aldatan, yolunu bozukluğa uğratan bir kimse varsa, o kimsenin öyle tanınması gıybet sayılmaz.
Zinâ edenlerin tövbe ederek affolunabileceğini, ama gıybet edenlerin gıybetini ettikleri kimseyle helâlleşmeden affolmayacağına dair hadîs-i şerîf vardır. Bir kimse gıybet etti ve o gıybet ettiği kimseyle helâlleşmezse, onun affolması mümkün değildir.
Tarîkatta Ders Alınması — İhraç Usûlü
Eski dergâhlarda, tarîkatlarda bir kimsenin dersi alınırdı. Dersi alındıktan sonra eskiden dergâhların kendine göre kıyafetleri, işaretleri ve alâmetleri vardı. O kimsenin dersi alınırsa üzerindeki o tarîkata ait işaretler ve alâmetler alınır, o kimse gönderilirdi.
Hatta bazı zamanlarda bununla alakalı bir hüküm ferman edilir, yazılır, zamanın kadısına mühürletilir, imzalatılır ve zamanın kadısının emriyle o kimsenin boynuna asılırdı. Böylece o kimse başka hiçbir dergâha, hiçbir tekkeye giremez, kabul olunmazdı.
İslâm’ın kendi hukukunun içerisinde sürgün cezaları vardır. İnsanlar edep ve ahlâk sınırını aşarlarsa, şer’î cezanın haricinde şehrin içerisinde ikâmet edememe cezası verilirdi. Bir hastalık, bir ahlâksızlık, bir edepsizlik bulaşmasın diye bu tedbirler alınırdı.
Süt Kardeşliği Hükümleri
Süt emzirme, belli miktarda ve muayyen müddet içinde vâki olduğu takdirde mahremlik meydana getirir. Ebû Hanîfe’ye göre süt emme müddeti doğumdan itibaren otuz aydır. İmâm Muhammed’e göre iki yıldır. Bu müddet geçtikten sonra süt emmek mahremlik meydana getirmez.
Bir kimse süt emdiyse o kimse süt kardeşi olmuş olur; süt kardeşi olunca da onun nikâhını alamaz. Hanefî mezhebine göre bir çay kaşığından biraz daha fazla miktarda süt emmek bile mahremlik oluşturur.
İnsanın Tanımı — Ruh ve Madde
Âyet-i kerîmeler veçhesiyle bakarsak insan bir tarafı akıllı bir varlıktır. Aynı akıllı varlık unutkandır. Bir taraftan sabırlı bir varlıktır akıllı olduğu için; bir taraftan da sabırsızdır. Bir tarafta Allah’ın halîfesi yeryüzünde ve bütün kâinatta; bir taraftan da şeytana tâbi olursa şeytanın velîsi hükmündedir.
İnsan, Cenâb-ı Hakk’ın kendi ruhundan üflediği bir ruh ile mânâ bulan bir varlıktır. Eğer biz insanı sadece akıl düzleminde ele alırsak materyalistler gibi ruhun tecelliyâtını kabul etmemiş oluruz. Ama sadece ruhtan ibaret görürsek metafizikçilerin sınıfına gireriz ki bu da bizi doğru yerde oturtmaz.
O yüzden insan bir veçhesiyle metafizik, bir veçhesiyle maddî bir varlıktır. Bir veçhesiyle mânâ, bir veçhesiyle madde. Bir veçhesiyle Allah’ın halîfesi, bir veçhesiyle hayvandan daha aşağı bir mahlûk. Bu meseleyi madde ve mânâyı birleştirerek anlayabiliriz.
İyilik Ezeli ve Ebedîdir
İyiyi Seçmek, Yaşamak ve Tebliğ Etmek
İnsana düşen üç vazife vardır: Birincisi, iyiyi, doğruyu ve güzeli seçmek. İkincisi, iyiyi, doğruyu ve güzeli yaşamak. Üçüncüsü, iyiyi, doğruyu ve güzeli tebliğ etmek — insanlara anlatmak, götürmek, hikmetini ve hakikatini paylaşmak.
Sadece seçmekle sorumluluk bitmez. İyi bir seçim yapmış olabilirsiniz; bu yeterli değildir. O iyi seçimi hayata geçirmekle mükellefsiniz. Hayata geçirseniz yetmez; bir başkasına da tavsiye etmekle, anlatmakla mükellefsiniz. Bu şuna benziyor: karnınız aç ve çok insan da aç. Harika bir yemek buldunuz; bunu sadece kendiniz yerseniz bencil bir insansınız.
İyiliğin Arkasında Durmak
İyiliğin arkasında durulmasına iyiliğin ihtiyacı yoktur; iyiliğin arkasında durmak insanların ihtiyacıdır. İyilikler Rabbinizdendir; madem ki iyilikler Rabbimizdendir, bir kimse iyi ve iyilik doğrultusunda duruyorsa onun arkasında duran Rabbidir.
İyilik bu mânâda Allah’ın sıfatıdır. İyiliğin arkasında durmakla iyiliği kuvvetlendiremezsiniz; iyilik orada durur. Sen onun rengine boyanırsın. Âyet-i kerîmede Allah’ın rengine boyanmak vardır. İyi olmakla, iyiliğin arkasında durmakla Allah’ın renklerinden bir rengi üzerimizde taşımış oluruz.
Hadîs-i şerîfte buyurulmuştur: İnsan sevdiğiyle beraberdir. Siz iyiyi seversiniz, o iyi kadar amel işlememiş olabilirsiniz; ama onun iyiliklerine ortak olursunuz. Kötüyü severseniz, kötüyü işlemediğiniz halde onun kötülüklerine ortak olursunuz.
Kötülüğe Karşı Mücadele
Kötülüğün daha kötüsü iyiliği engellemektir. Doğruyu engellemek eğrinin daha eğrisidir. Güzelliği çirkinleştirmek çirkinin daha çirkinidir. Bir kimse kendisi çirkinlik yapıyorsa, bir de güzeli çirkinleştirmeye çalışıyorsa bu çirkinin de çirkinidir.
Ulemâ demiştir: Kötülüğü mümkünse elinizle değiştirin — bu devlet adamlarının işidir. Mümkün değilse dilinizle — bu âlimlerin, velîlerin, mürşidlerin işidir. O da mümkün değilse kalben buğz edin — bu da avamın işidir.
Sakın, iyilik başka bir inanç sahibinden çıktı diye iyiliği reddetmeyin. İyilik Allah’ın sıfatıdır; nerede bir iyi, nerede bir iyilik, nerede bir doğru, nerede bir güzellik varsa — birisi onu örtmeye çalışırsa, aslında küfre düşmüş olur. Çünkü küfür örtmektir.
Eğitim Sistemi Eleştirisi ve Çalışma Ahlâkı
Türkiye’deki eğitim sistemi iki yüz yıldır bir türlü istenilen düzeye getirilemedi. Bakanlar değişiyor, müdürler değişiyor, hükümetler değişiyor; eğitim sistemi bir türlü düzelmedi. Harika yollar yapıyoruz, fabrikalar kuruyoruz, havaalanları kuruyoruz; ama eğitim sistemini düzeltemiyoruz.
Eğitim sisteminin bozukluğundan faydalanan insanlar çıktı; dershane kültürü oluştu. Neredeyse dershaneye gitmeyen bir kimse üniversiteyi kazanamaz hâle getirildi. ‘Üniversiteye girme namazı’ gibi uydurma namazlar türetildi. Hazreti Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem hazretleri böyle bir namaz kılmadı; böyle bir namaz yoktur.
Farz ve nâfile namazlar fıkıh kitaplarında bellidir. Ömer Nasuhî Bilmen hocanın veya diğer fıkıh kitaplarına bakılsın; içinde üniversiteye kazanma namazı yoktur. Böyle bir namaz kılan, namazı uydurmuş olur.
Çalışmak Birinci Vazifedir
Bize düşen vazife çalışmaktır, gayret etmektir. Nerede ne yapıyorsanız yapın, hangi iş üzerinde olursanız olun — gücünüzün yettiğince çalışmak, gayret etmek ve dua etmekle mükellefsiniz.
Ticaret yapıyorsan malını doldur, çeşidine bak, her gün rafına bak. Memursan iyi çalış, sınavına gir, yükselmeye bak. Memur olarak gir, genel müdür olarak çık. İçinde bulunduğun ne fiiliyat varsa o fiiliyatın hakkını ver.
Mimar Sinan Kıssası
Mimar Sinan cami yapıyormuş. Çocuğun birisi ‘minare yamuk’ demiş. Mimar Sinan kalfayı çağırmış, minareye halatları bağlatmış. Çocuğa demiş: ‘Ben şimdi halatlarla çektireceğim bu minareyi, düzeldiğinde sen tamam de.’ Çektiriyormuş, çocuk ‘biraz daha, biraz daha’ demiş. Sonunda ‘tamam, yerine geldi’ demiş.
Kalfa sormuş: ‘Efendim bu hikmet ne?’ Demiş ki: ‘Eğer çocuğun burayı eğri dediğini düzeltmezsem, çocuk bütün şehre yayar bunu. Koca Mimar Sinan minareyi eğri yapar diye. Ve herkes buna inanır; hiç kimse doğru olduğuna inanmaz.’ Bir kişinin söylemesi yeter; bir kişi dükkandan çıksın desin ki aradığımı bulamadım — o yüz on sekiz kişiyi etkiler.
Kaynakça
Hadîs-i Şerîf Kaynakları
- Gıybetin zinadan daha ağır olması — Ebû Dâvûd, Sünen, Kitâbü’l-Edeb, Hadis No: 4875; İmâm Gazzâlî, İhyâu Ulûmi’d-Dîn, Kitâbü Âfâti’l-Lisân
- Gıybetin tarifi: hoşuna gitmeyecek şeyin söylenmesi — Sahîh-i Müslim, Kitâbü’l-Birr ve’s-Sıla, Hadis No: 2589
- Kişi sevdiğiyle beraberdir — Sahîh-i Buhârî, Kitâbü’l-Edeb, Hadis No: 6168; Sahîh-i Müslim, Kitâbü’l-Birr, Hadis No: 2640
- Kötülüğü el, dil ve kalp ile değiştirmek — Sahîh-i Müslim, Kitâbü’l-Îmân, Hadis No: 49
- Hayâ îmandan bir şubedir — Sahîh-i Buhârî, Kitâbü’l-Îmân, Hadis No: 24
- Namaz insanı kötülüklerden alıkoyar — Ankebût Sûresi 29/45 tefsiri bağlamında; Sahîh-i Müslim rivâyetleri
Âyet-i Kerîme Kaynakları
- Nisâ Sûresi 4/79 — ‘Sana gelen iyilik Allah’tandır, başına gelen kötülük ise nefsindendir’
- Bakara Sûresi 2/138 — ‘Allah’ın boyasıyla boyanın. Allah’ın boyasından daha güzel boyası olan kim?’
- Bakara Sûresi 2/30 — ‘Ben yeryüzünde bir halîfe yaratacağım’
- A’râf Sûresi 7/179 — ‘Onlar hayvanlar gibidir, hatta daha da aşağıdırlar’
- Tîn Sûresi 95/4-5 — ‘Biz insanı en güzel biçimde yarattık, sonra onu aşağıların aşağısına indirdik’
- Ankebût Sûresi 29/45 — ‘Muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar’
- Hucurât Sûresi 49/12 — ‘Birbirinizin gıybetini yapmayın’
Fıkıh Kaynakları
- Süt kardeşliği hükümleri — İmâm Merginânî, el-Hidâye, Kitâbü’r-Radâ; İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr, c. 3, Kitâbü’r-Radâ
- Ebû Hanîfe’ye göre emzirme müddeti (30 ay) — el-Mebsût, İmâm Serahsî, Kitâbü’r-Radâ
- Sürgün cezası (tağrîb) — İmâm Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâi, Kitâbü’l-Hudûd
- Tarîkattan ihraç usûlü — Sühreverdî, Avârifü’l-Maârif, Bâbü Âdâbi’l-Mürîd
- Namaz çeşitleri ve fıkıh hükümleri — Ömer Nasuhî Bilmen, Büyük İslâm İlmihâli, Namaz Bahsi
Tarihî Kaynaklar
- Mimar Sinan kıssası — Sâî Mustafa Çelebi, Tezkiretü’l-Ebniye (Sinan’ın eserleri kataloğu); sözlü rivâyet geleneği