Giriş Duası
Selamun aleyküm. Allah gecenizi hayır etsin inşaAllah. Cenab-ı Hak gündüzünüzü hayırla hayır etsin inşaAllah. Ayınızı, yılınızı, ömrünüzü hayırla hayır etsin inşaAllah.
Bugünü Yaşamak ve Geleceğe Dair Ön Görü
Gelecekle alakalı herhangi bir ön görüm yok. Biz bulunduğumuz anda, günümüzde, saatimizde, dakikamızda Kur’an ve Sünnet’in emrettiği şekilde yaşamaya çalışıyoruz. İnsanların geleceğe ait gaybî bilimler ışığında kendilerini dizayn etmeleri aldatıcı geliyor bana. Mehdi beklemek gibi veya sübyan ordusunun çıkmasını beklemek gibi.
Benden bugün beklenen ne? Beni bugün yaptığım ne? Ben ona bakıyorum. Bugün kaç kişiye tebliğ ettik? Bugün eşimizi kırdık mı? Bugün çocuğumuzu sevdik mi? Bugün bir arkadaşımızı ziyaret ettik mi? Bugün bir açı doyurduk mu? Bugün dersimizi yaptık mı? Bugün bir yetimin başını okşadık mı? Bence bunlar daha önemli şeylerdir.
Yarın için geleceğe bırakın. Cenab-ı Hak elini dünyadan çekmez hiç. Önemli olan bizim nerede durduğumuzdur, ne yaptığımızdır. Biz önce kendi nefsimizden sorguya çekileceğiz.
Tekkeye Gelme-Gelmeme Meselesi ve Edep Ölçüsü
Herkese Kapı Açıktır Ama Edep Şarttır
Herkese kapımız açıktır. Herkes tekkeye gelir, herkese caminin kapısı açıktır. Ama camiye bikiniyle giremezsiniz. Camide içki içemezsiniz. Bedevi caminin ortasına abdest bozdu, bilmediği için. Hazreti Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri bilmediğini biliyordu, ona tebliğ etti: ibadethanelere pislik yapılmaz.
Oranın âdâbını, erkânını öğrendiğin hâlde âdâbına riayet etmiyorsan o zaman sen kibirli ve küstahsın. Hz. Mevlâna’nın ‘edepsizler dünyayı ateşe verir’ dedikleri edepsizlerdensin. Buna da hakkın yok. Sana gelme denildiğinde bunu bil.
Uhud Dersi: Serkeşlik Cemaati Bağlar
Uhud’da mevzilerini terk eden okçular serkeşlik ettiler. Emri dinlemediler. Müslümanlar galip iken neredeyse mağlup durumuna düşeceklerdi. Bir askerin, bir dervişin hareketi kendisini bağlamaz diye düşünülemez. Bal gibi bağlar. İnsanların bazı davranışları vardır cemaatini, tarikatını, tekkesini bağlar.
Dergâhta Disiplin ve Ceza
Bir sistem cezasız ayakta duramaz. Cezaî yöntemler yoksa disiplini yok edersiniz. Cihada katılmaktan gevşeklik gösteren sahabeye selâmın kesilmesi cezası verildi. Hiç kimse selam vermiyor.
Dergâhlarda önceden sakalını tıraş edip sarığını, cübbesini çıkartmak ceza olarak vardı. O kimsenin dervişlik alametlerinin hepsi alınır, orta yere bırakılırdı. Asıl üryanlık buydu.
Emanet ve Dergâhın Güvenilirliği
Bu dört yüz elli yıllık tekke bize emanettir. Bu emaneti nefesimiz var olduğu müddetçe bizden sonrakilere temiz olarak bırakacağız. Geriye kötü bir şey bırakmak istemeyiz.
Hizmet edenler gözlerini, kaşlarını, ellerine dikkat edecekler. Semazenliklerini bu yolda kullanmayacaklar, dervişliklerini bu yolda kullanmayacaklar. Erkekler de bayanlar da. Buraya gelen herkes emanettir. Emanete hıyanet etmeyeceklerine dair biz kefiliz.
Eşinizi buraya bırakabilirsiniz. Kız çocuklarınızı buraya bırakabilirsiniz. Buradaki kardeşler emin insanlardır. Buradaki insanların emanetlerine hıyanet etmeyecekler.
Tövbe Kapısı Asla Kapanmaz
Hadis-i kudsîde buyurulur: Kul günah işler, ardından tövbe eder. Allah der ki: ‘Kulum, kendisini affedecek olan ilahını hatırladı.’ Allah onu affeder. Kul bir daha günah işler, yine tövbe eder. Allah yine affeder. Bu yol, kimsenin ümit kapısını kapatma haddimize değildir.
Nefis o kimseyi geri çekmeye çalışır: ‘Bu kaçıncı tövbe, bu kaçıncı düşüş.’ Ama tövbe edip geri dönmekte fayda vardır. Bir daha düşmemek için tövbe edip yeniden sarılmakta fayda vardır.
Hanzala Kıssası: Hâl ve Gaflet
Hanzala Hazretleri ‘ben münafık oldum’ dedi. Hz. Peygamber’in yanındayken bir hâldeydi, dışarı çıkınca gaflet basıyordu. Bu sabır ile gaflet arasındaki gidip gelmedir. Haftanın bir günü zikrullah var, altı günü dünya işleri. O bir günü cennet günü kılabilirsen ne güzel.
Zikrullahın olmadığı günleri oruçlu geçirebilirsin ama yine de halka-i zikrullaha denk olmaz. Gönül arzu eder ki insanlar her gününü zikrullahta geçirsin ama bu mümkün olmuyor. Sahabe bunu hissettiyse artık biz ne yapalım bilmiyorum.
Varlık Dereceleri, Makamlar ve Nefis Mertebeleri
Makam, Hâl ve Mekan Ayrımı
Makamda sabitlik vardır, makam sabittir. Ama hâl sabit değildir. Hâl geçicidir, makam kalıcıdır. Ama makamın içerisindeki hâl de sabit değildir. O yüzden makam ehli olmadan o kimsenin sükûn bulması mümkün değildir.
Her makam bir âlemdir. Her derece bir âlemdir. Her hâl bir âlemdir. Biz aynı mekânı paylaşırken aynı âlemde, aynı derecede, aynı makamda, aynı hâlde değiliz.
Yedi Nefis Mertebesi ve Yedi Varlık Derecesi
Benim için nefis yedi mertebedir. Yedi varlık makamı ve yedi varlık derecesi vardır. Yedi varlık makamıyla yedi nefis mertebesi birbirine örtüşen şeylerdir. Varlığın en aşağı kısmı, nefis mertebesinin de en aşağı kısmıdır: hayvandan daha aşağıdır dediği nokta.
İbn Arabî ile Fark
İbn Arabî’ye göre varlığın beş derecesi vardır. Ama nefis mertebeleri olarak yedi makam vardır. Bana göre nefis mertebelerinin de karşılığı olan bir varlık derecesinin bulunması gerekir ki varlıkta en aşağı duran bir kimse, varlık boyutunda da en aşağı noktada yaşıyor olsun.
İbn Arabî’yi yok görmek, hiçe saymak gibi değildir bu. Ben Arabî değilim. Arabî bunu beşte yapmış, ben yedide yapıyorum. Hata yapabiliriz. Bu noktada kesinlik iddiasında değilim.
Derviş İçin Ayna Üstadıdır
Derviş her gördüğünde önce kendi eksikliğini görür. Dervişin kendini tamamlamaya çalışırken ayna edinmesi gereken kişi üstadıdır. Üstadını ayna noktasına koyarsa her gördüğü şey kendisine aittir. Kendi eksikliklerini tamamlarsa üstadının üzerinden seyri sülûku başlar. Üstadını ayna görmeyen kimsenin seyri sülûku mümkün değildir.
Zikrullahta Herkes Aynı Hâlde Değildir
Zikrullah esnasında herkes aynı mekândadır ama aynı makam ve hâlde değildir. Birisi Hz. Peygamber ile konuşur, birisi alacağım satacağım diye uğraşır, birisi hastalığına dua eder, birisi ‘bitse de gitsek’ der. Hepsi de zikrullahın içindedir ama makam ve hâl olarak aynı değillerdir.
Bilmediğiniz hâller yaşanabilir. Yaşadığınız bu boyutta, bu noktada çok boyut yaşayabilirsiniz. Bu eşiniz olabilir, çocuğunuz olabilir, arkadaşınız olabilir. Ola ki o, o esnada başka bir makamda, başka bir hâlde olabilir.
Hz. Peygamber’in ‘Dünyadan Sevdirildi’ Hadisi
Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Hazretleri buyurdu: ‘Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi: güzel kadın, güzel koku ve gözümün nuru da namazdır.’
Güzel koku kokudur, koklarsınız, vardır ama yoktur. Kokunun sizi çektiği yer vardır. ‘Bana Rahman’ın kokusu geliyor Yemen’den’ derken, kokunun üzerine ne bindirmemiz lazım? Biz neyi koklamamız lazım?
Gözümün nuru namazdır deyince: hangi makamda, hangi derecede bir namaz kılınır ki o kimsenin gözünün nuru olur? Gözünün nuru oluşmayan bir kimse, nuru nasıl görecek? Nur nurlanmazsa, nurun sahibini görmek nasıl tezahür edecek?
Dünyayı Yok Görmemek, Yokluktan Geldiğini Bilmek
Bu dünya bizim yaşadığımız mekândır. Ben reddedecilerden değilim. Reddetmek elimden gelen bir şey değildir. Size diyeceğim ki ‘dünya hayalden ibarettir’ ama onu yaşamadıktan sonra sizin için hayal değil, boş bir edebiyat olacak.
Cenab-ı Hak ‘kün’ demiş, ‘ol’ demiş, olmuş, yaratmış. Allah’ın yaratmış olduğu bir şeyi yok görmek ayrı bir şeydir. O şeyin yokluktan geldiğini görmek ayrı bir şeydir. Belki geçmiş sufiler bütün varlığın yokluktan geldiğinin bilincine vardılar, onu anlatmaya çalıştılar.
Sevda Yolculuğu
Her sevgiliye yaklaştığınızda hayalinizdeki sevgilinin o olmadığını görürsünüz. Her öpüş yeni bir öpüşü getirir, her adım yeni bir adımı getirir. Durmak bilmeyen, tükenmek bilmeyen bir enerjiyle yürürsünüz. İşte bu sizi yürüten, koşturduğunuz şey sevdanızdır.
Ama işin en hüzün dolu yanı vardır: siz akşam olduğunda yine geri dönmek zorundasınızdır. Dünyanın akşamı ötelerin sabahıdır. Sabah olduğunda senin için gece başlıyordur. ‘Akşam oldu, hüzünlendim ben yine.’ Bu türkü ebediyen devam eder.
Kaynakça ve Referanslar
Kur’an-ı Kerim Referansları
- Âl-i İmrân Suresi 3/152 — Uhud Savaşı’nda okçuların mevzilerini terk etmesi
- Nisâ Suresi 4/97 — Nefse zulmetmenin karşılığı
- Bakara Suresi 2/106 — Nesh (ayetlerin hükmünün kaldırılması) meselesi
- Necm Suresi 53/9 — İki yay mesafesi (Kâbe Kavseyn) — Miraç’taki yakınlık makamı
- Tîn Suresi 95/4-5 — İnsanın ahsen-i takvîm ve esfel-i sâfilîn arasındaki konumu
- Yâsîn Suresi 36/82 — ‘Allah bir şeyi dilediğinde ona ol der, o da olur (kün fe yekûn).’
Hadis-i Şerif Referansları
- Nesâî, İşretü’n-Nisâ, No: 3939 — ‘Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi: kadın, güzel koku ve gözümün nuru da namazdır.’
- Müslim, Tövbe, No: 2758 — Kudsî hadis: Kul günah işler, tövbe eder, Allah affeder, tekrar günah işler, tekrar tövbe eder, Allah yine affeder
- Müslim, Zühd, No: 2965 — Hanzala Hazretlerinin ‘münafık oldum’ demesi ve gaflet hâli
- Buhârî, Meğâzî, No: 4418 — Tebük Gazvesi’ne katılmayan Ka’b bin Mâlik’e selâmın kesilmesi cezası (elli gün)
- Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr — ‘Bana Rahman’ın kokusu Yemen’den geliyor’ hadisi (Üveys el-Karanî hakkında)
- Buhârî, Salât, No: 220 — Bedevinin camiye abdest bozması ve Hz. Peygamber’in tutumu
Tasavvuf Kaynakları
- Muhyiddîn İbn Arabî (ö. 638/1240) — Varlığın beş derecesi (merâtibü’l-vücûd): Hâhût, Lâhût, Ceberût, Melekût, Nâsût
- Nefis mertebeleri (yedi makam) — Emmâre, Levvâme, Mülhime, Mutmainne, Râziye, Marziyye, Kâmile
- Seyri sülûk — Seyr ilallah, seyr fillah, seyr anillah, seyr billah merhaleleri
- Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî — ‘Edepsizler dünyayı ateşe verir’ sözü
- Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî — ‘Her gün bir yere konmak ne güzel’ (Mesnevî)
- Süleyman Aleyhisselam ve güvercin kıssası — Emanete hıyanet ve dervişlik kıyafetinin çıkarılması cezası
- Şah-ı Nakşibend Hazretleri (ö. 791/1389) — ‘Ne olursan ol yine gel’ davet anlayışı