İslam: Dergâh Âdâbı: Yolda Kimseyi Bırakmamak
Bir derviş bayanı gecenin üçünde sokakta bırakıp gitmek asla edebe uygun değildir. Tanımadığınız bir kimse bile olsa, eğer kendini sokakta bulmuşsa onu alırsınız, götürürsünüz, içeri alırsınız, gideceği yere götürmeye gayret edersiniz. Bir yere gidilirken birisi kendi isteğiyle ayrılmak istiyorsa ona karışılmaz. Ama dönüş noktasında sıkıntı yaşayan kimseyi muhakkak sahiplenirsiniz.
Bir yere otuz kişi yazılmış gidilmişse, otuz kişi geri dönecektir. Herkes bu hesabı yapacak, birisi yolda bırakılmayacaktır. Allah muhafaza eylesin. Burada iftihar edenlere, hizmet edenlere ağzınız dolusuyla teşekkür ederiz. Hem kendim adına hem arkadaşlarım adına Allah razı olsun.
Fıkhi Meseleler: Namaz, Gece Namazı, Mezar ve Yemin
İma ile Namaz Kılma
Herhangi bir belinde, beyninde, omuriliğinde, ayaklarında sıkıntısı olan kimse, namazın bir hükmünü yerine getiremiyorsa ima ile yerine getirebilir. Secdede sıkıntı varsa kıyamı yapar, bir koltuk veya sandalye bulup kıyam yapar, ondan sonra oturup rükusunu ve secdelerini ima ile yapar. Veya oturduğu yerden kılar, ikisi de olur.
Gece Namazı ve Vitir
Gece namazı ikişer ikişer kılınır. Sabah namazının vaktinin girmesinden endişe edildiğinde tek rekat vitir kılarak bitirilir. İmam Ahmed ve İmam Ebu Yusuf’a göre vitir namazı nafile bir namazdır. O halde nafileyi sabah namazının farzından ayıracak olan, tek rekatlık bir namaz olmuş olur. Normalde Hanefilere göre vitir vaciptir, vacip olan bir namazla nafile arasında fark vardır.
Mezar Yapımı
Mezarların yer seviyesinde olması esastır. Üzerine mermer taşlar ve büyük yapılar inşa etmek İslami kaidelere uygun değildir. Ancak Türklerde büyüklere ait mezarlar yüksek yapılır, tamir edilir. Bu adet geçmiş peygamberlerin mezarlarından gelen bir gelenektir. Mezarların çok şatafatlı, masraflı ve gösterişli olması İslami kaidelere ilmî açıdan uygun değildir. Mezar başına bir iki dikili taş koymak yeterlidir.
Yemin Hükmü
Allah’ın dışındaki şeylere yemin etmek yasaklanmıştır. Bazı kimseler anne babalarının üzerine yemin ederler veya ‘anne babamın ölüsünü göreyim’ derler. Anne babasının üzerine yemin edilmez. ‘Anne babamın ölüsünü göreyim’ diyen aslında kendisinin uzun ömürlü olmasını ister; yani anne babam benden önce ölsün, ben onlardan sonra yaşayayım demektir. Yemin etmekten uzak durmaya gayret edin.
Filistin Davası ve İslam Dünyasının Durumu
Bir kimse birisini katlediyorsa ve o katledilen bir ceza almıyorsa, o katletmeye devam edecektir. Bu kaçınılmaz sondur. Her yerde aynıdır. Bir hukuksuzluğa ses çıkarmazsanız o hukuksuzluk devam eder. Bir eksikliğe, yanlışlığa karşı durmazsanız o devam eder.
Kur’an-ı Kerim buyurur: ‘Siz müminlere karşı şefkatli, kafirlere karşı şiddetli olun.’ Allah’ın emri budur. Kişinin kendi şahsi hukuku vardır, bir de kamunun hukuku vardır. Kendi nefsimiz için affedici olabiliriz ama ümmetin kanı söz konusu olduğunda mesele farklıdır.
Şu anda İslam dünyası haberleşmenin çağ atladığı zamanda, canlı yayında Müslümanların katledilmesini seyrediyor. 1950’de, 1960’ta, 1980’de bunu seyredemiyorduk. 2000’e geldiğinde bu mesele iyice yerleşti. Batı bu vahşetini medya yayınlarıyla gösterirken Müslümanları sindirmek, aşağılamak, pasifize etmek istiyordu ama geri tepti. Anti-semitizm yasaları çıkardılar, Yahudi düşmanlığını uluslararası hukuka bağladılar. Ama basın yayında kontrolsüz güç kullanan batının bu umarsızlığı geri tepiyor.
İslam dünyasında Müslümanların hakkını savunacak bir mekanizma kurulsun, bir düzenli ordu kurulsun diyen bir fikir adamı yok, bir siyasetçi yok, bir bürokrat yok. Korkuyorlar. Uluslararası hukuka aykırı, denge politikalarına aykırı diyorlar. Oysa bir kimse bir kimseyi katlediyorsa acımasızca ve siz ona cevap vermiyorsanız, o katletmeye devam edecektir.
İslam Barış Gücü Fikri
Müslümanlar muhakkak ve muhakkak cihad edecektir. Müslümanların kanı akıtıldığında onun önünü alacak, intikamını alacak düzenli bir ordu kurmak zorundadır. Terörist örgüt değil, uluslararası hukuku uygulayacak düzenli bir ordu. Ve Türkiye’nin bunu kurması lazım.
Hamas’a terörist diyen devlet başkanlarına diyeceksiniz ki: ‘Doğru söylüyorsun, Hamas terörist kabul edilebilir. Öyleyse gelin hep beraber ortak bir ordu kurun, Filistin davasında savaşsın.’ Bütün İslam ümmetine açık, gönüllülük esasına dayalı bir İslam barış gücü. İş adamları gönüllülük hesabına silah alsın: ‘On tane tank aldım, İslam barış gücüne’, ‘On tane atak helikopter aldım, İslam barış gücüne.’ Bunu dillendirecekler, bunu dillendirdikleri anda hizaya girecek her şey.
Şu anda Müslümanlar Mekke dönemindeki gibiler. Savaşamıyorlar çünkü ellerinde silah yok. Ama şunu açıkça söylüyorum: Hanefi mezhebine göre, ehl-i sünnete göre bireysel olarak örgüt kurup savaşamazsınız. Bu anarşiye girer, İslam’da yeri yoktur. Ancak darülharp imamı bunun fetvasını verir. Darülharp imamı da yok Müslümanların başında, halifesi yok. Bu durumda Müslümanın kendi başına silahlı bir örgüt kurması mümkün değildir. Bu korkaklıktan değil, dinin hukukundan söyleniyor.
Gazze’dekiler ise farklıdır. Memleketlerini koruyorlar, vatanlarını koruyorlar, namuslarını koruyacak, imanlarını koruyacak, çocuklarını koruyacak. Onlar elinden geldiğince cihad edecek. Türkiye’de ise bu caiz değildir.
Nesep Temizliği Kavramı
Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Hazretlerinin nesebinin temiz olması demek, o soyda gayrimeşru bir ilişkiden doğmuş çocuk yoktur demektir. Nesep temizliği, o kadının ve erkeğin namuslarının tam olmasıdır. Evli bir kadın başında bir kocası varken gözü başka bir adama hiç bakmayacak; işte nesep temizliği budur.
Din bu meseleyi peygamberlerde soyun başına kadar sürdürür, normal insanlarda ise evlendikten sonraki hayattan itibaren sorumlu tutar. Evli bir kadının başka bir erkeği hayal etmesi dahi haram sayılır. Evlenmiş, bitti; o andan itibaren sorumluluk başlar.
Sevgi ve Aşkın Hakikati: Hz. Ali Efendimizin Sözü
Hazreti Ali Efendimizin muhteşem sözlerinden birisi şudur: ‘Bir kimse seni seviyorsa senin onu sevmemek gibi bir lüksün yoktur.’ Ben bir başkasının sevgi dilencisi değilim, bir başkasının beni sevip sevmediğine bakmıyorum. Ben seni seviyorsam senin beni sevmemen gibi bir lüksün yoktur.
Birisi gelip ‘seni çok seviyorum’ diyorsa ve bu gerçekse, karşısındakinin kalbini yaratırdı, içini sızlatırdı, onu kendine doğru çekerdi. Gerçekten sevseydi, karşısındaki kayıtsız kalamazdı. Bu, sevgiyi yücelleştirmek, kıymetlileştirmek ve önemsemektir.
Aşık olan beklemez, koşar. Aşık sabırsızdır, işgüzardır, huzursuzdur, zirvedir. Beklemek tembellerin, gücü olmayanların, aciziyetin içine düşmüş zamanların işidir. Aşık an ve an hep uyanıktır, an ve an hep koşar, gözü hep ileridedir. Duraklamak yoldan çıkmaktır.
Nasıl Yaşarsanız Öyle Ölürsünüz
Bazı insanlar ‘namazını kılıp orucunu tutar ama son nefeste imanını kaybeder’ derler. Kim namazını kılar, dosdoğru olursa neden imansız gitsin? Böyle bir dini anlayış yoktur. İslam’da havf ve reca yan yana gider. Bir kimse varlığında korkuyu asla kaybetmez, son nefes korkusu her daim vardır. Ama bir tarafta reca vardır; yani o kimse kendi yaptıklarından dolayı Allah’a ümit besler.
Hadis-i şerifte buyurulmuştur: ‘Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.’ Bir kimse namazını kılıp, orucunu tutup, dosdoğru Allah yolunda gidiyorsa niçin imansız ölsün? Bu tür sözler insanları korkutmaya yöneliktir ve dinin özüyle bağdaşmaz.
Taklidden Ustalığa Geçiş
Taklitsiz hiçbir şey öğrenilmez. Cenab-ı Hak insana ustasını taklit ettirir. Sonra usta olur. Usta olunca zaten kendisi olur, muhakkak kendi tarzı ortaya çıkar. Bu söz Hazreti Ali Efendimizin çok kıymetli sözlerinden birisidir. Her sanat, her ilim, her yol önce taklitle başlar, sonra tahkike dönüşür.
Kaynakça
Hadis-i Şerif Kaynakları
- ‘Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.’ — Münavi, Feyzü’l-Kadir, Hadis No: 5765; Deylemi, Müsnedü’l-Firdevs
- ‘Kişi sevdiğiyle beraberdir.’ — Sahih-i Buhari, Kitabü’l-Edeb, Hadis No: 6168; Sahih-i Müslim, Kitabü’l-Birr, Hadis No: 2640
- Amel defteri kapanmayan kimseler hadisi: ‘İnsan öldüğünde üç şey hariç ameli kesilir: sadaka-i cariye, faydalanılan ilim, kendisine dua eden salih evlat.’ — Sahih-i Müslim, Kitabü’l-Vasiyye, Hadis No: 1631
- Dünya hayatının kısalığı hadisi: ‘Dünya hayatı çölde yürüyen bir kimsenin bir ağacın altında gölgelenmesi kadardır.’ — Sünen-i Tirmizi, Kitabü’z-Zühd, Hadis No: 2377; İbn Mace, Kitabü’z-Zühd, Hadis No: 4109
- Allah’tan başkasına yemin etme yasağı: ‘Kim yemin edecekse Allah’a yemin etsin veya sussun.’ — Sahih-i Buhari, Kitabü’l-Eyman, Hadis No: 6646; Sahih-i Müslim, Kitabü’l-Eyman, Hadis No: 1646
Ayet-i Kerime Kaynakları
- ‘Müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı izzetli bir topluluk getirir.’ — Maide Suresi, 5:54
- ‘Size savaş açanlara karşı Allah yolunda savaşın, haddi aşmayın.’ — Bakara Suresi, 2:190
- Kısas hükmü: ‘Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı.’ — Bakara Suresi, 2:178
- ‘Kim bir cana kıymamış veya yeryüzünde fesat çıkarmamış birisini öldürürse bütün insanları öldürmüş gibidir.’ — Maide Suresi, 5:32
Fıkıh Kaynakları
- İma ile namaz kılma hükümleri — Merginani, el-Hidaye, Kitabü’s-Salat, Bab-ı Salatü’l-Mariz
- Vitir namazının hükmü (vacip/nafile tartışması) — İbn Abidin, Reddü’l-Muhtar, Kitabü’s-Salat, Bab-ı Vitir; Kasani, Bedaiü’s-Sanai, Cilt 1
- Mezar yapımı hükümleri — İbn Abidin, Reddü’l-Muhtar, Kitabü’l-Cenaiz, Bab-ı Defn; Nevevi, el-Mecmu, Kitabü’l-Cenaiz
- Cihad ve darülharp imamının yetkisi — Serahsi, el-Mebsut, Kitabü’s-Siyer; Kasani, Bedaiü’s-Sanai, Kitabü’s-Siyer
- Nesep temizliği ve nikah hükümleri — İbn Abidin, Reddü’l-Muhtar, Kitabü’n-Nikah, Bab-ı Kefaet
Kaynak: YouTube — 399. Dergâh Sohbeti
Diğer sohbetler: Dergah Sohbetleri